1128 Alman Akademisyenden Türk 1128 Akademisyene Destek

18PAYLAŞIM

Güneydoğu'da yaşanan çatışma ortamı ve sokağa çıkma yasaklarından doğan hak ihlalleriyle ilgili çağrıda bulunan "Barış İçin Akademisyenler" grubuna bir destek de Alman meslektaşlarından geldi. Türkiye'de 1128 imza ile yayınlanan bildiriye sembolik olarak vurgu yapmak amacıyla 'Alman üniversitelerinden 1128 imza' adıyla başlatılan kampanyaya şimdiden bin beş yüze yakın kişiden destek geldi.

Güneydoğu'da yaşanan çatışma ortamına ilişkin çağrıda bulunmalarının ardından haklarında soruşturma ve gözaltı kararları çıkan "Barış İçin Akademisyenler" insiyatifine, Türkiye'deki çeşitli kesimlerin ardından bir destek de Almanya'dan geldi.

"Alman üniversitelerinden 1128" imza vurgusuyla başlatılan kampanyaya katılım giderek arttı ve şimdiden bin beş yüz kişiye ulaştı. Türkiye'de yaşanan çatışma ortamının barışçıl yollarla çözülmesi gerektiği belirtilen bildiride Türkiye'deki meslektaşlarına yönelik sürdürülen baskılarında durdurulması çağrısında bulunuldu.

Yapılan açıklamada şunlar kaydedildi;

İmzacılar adına Prof. Dr. Christine Huth-Hildebrandt ve Prof. Dr. Gazi Çağlar, çağrı ve imzaların salt Türkiye hükümetine değil, aynı zamanda Almanya ve AB hükümetlerine, milletvekillerine ve medyaya da ulaştırılacağını duyurdu.

" Kürt meselesinin barışçıl yollardan çözümünü ve Türkiye'de barış çağrısında bulunan akademisyenlere baskıların durdurulmasını istiyoruz!

Almanya üniversiteleri ve yüksek okullarından akademisyenler olarak daha şimdiden çok sayıda sivilin hayatına mal olan ve Kürt şehirlerini Suriye'dekine benzer şekilde harabeye çeviren Türkiye'deki gelişmelerden tedirginiz ve korkuyoruz.

Türk hükümetini görüşme masasına geri dönmeye davet eden ve çatışmanın barışçıl çözümünü isteyen "Barış İçin Akademisyenler"in çağrısını destekliyoruz.

Prof. Dr. Gazi Çağlar

Aynı zamanda Judit Butler ve Noam Chomsky gibi dünyaca tanınan bilim insanlarının da desteklediği 1128 "Barış Akademisyen"iyle dayanışma içinde olduğumuzu vurguluyoruz. Çağrıyı imzalayanları cumhurbaşkanı Erdoğan "hain" ilan etti, YÖK baskılara başladı. Savcılar soruşturma açtı, gözaltılar yaşandı ve kimi meslektaşlarımız işinden uzaklaştırıldı.

Geniş bir milliyetçi kriminal ağa sahip ve organize suç örgütü oluşturmaktan ve çeşitli suçlardan sabıkalı Sedat Peker bugün yeniden prezentabl. Sonuçlarından korkmadan ve kovuşturulmaksızın akdemisyenleri, "oluk oluk kanlarını akıtıp kanlarında düş almakla" tehdit ediyor. Türk makamlarının bilim insanlarına karşı bu tür korkutma ve tehditlere karşı hareket etmemesi, anlaşılabilir ve kavranılabilir değildir.

Araştırma ve öğretimin özgürlüğüne bağlı bizler açısından insanların barış içinde bir arada yaşamasına çabalamak ve barış için çözüm yolları göstermek, bilimin görevidir. Bilim halkların barışçıl yaşamına da hizmet eder. Kürt halkına karşı savaş devam ettiği, muhalefet suskun hale getirildiği, medya korkutulduğu ve akademisyenlere baskı yapıldığı sürece, bizim için Türkiye'deki üniversitelerle ortak çalışmak ve işbirliği yapmak imkansız hale getirilmektedir.

Özellikle İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine bağlı olduklarını söyleyen Federal Almanya Hükümeti ve Avrupa Birliği'nden yetkililere sesleniyoruz: Her fırsatta Kürt meselesinin barışçıl yollardan çözümü için çalışınız, baskılara karşı açık pozisyon alınız, bilimsel düşüncenin ve siyasi muhalefetin özgürlüğü için uğraşınız, akademisyenlere baskılara sessiz kalmayınız, kınayınız.

Türkiye'deki meslektaşlarımızı destekleyiniz! İmzanızla omuz veriniz, çağrıyı yayınız."

DİHA

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ
Görüş Bildir