onedio
Aysu Melis Bağlan Yazio: Clubhouse'da Bir Hafta Sonu
'Android'e ne zaman gelecek?' 'Fazla davetiyesi olan var mı?' mesajlarının çoğaldığı bir haftadan merhaba. Tam da cuma günü Clubhouse'a giriş yaptım. 'aysumelis' hesabı oluşturuldu. Elbette beni de biri davet etmişti.
Muhteşem Sesiyle Zamanı Keyifli Geçirmemizi Sağlayan Merve Özbey’in YouTube Kanalını Mutlaka Keşfetmelisiniz!
Konserlere gidip deliler gibi eğlenmeyi, çok sevdiğimiz şarkıcıların güzel seslerine bağırarak eşlik etmeyi çok özledik. Bizim kadar onların da bizi özlediğini çok iyi biliyoruz, çünkü müzik dünyası da YouTube'dan ya da sosyal medyadan dinleyicilerine ulaşmaya çalışıyor ve canlı performanslar paylaşıyorlar. Bu şekilde bir nebze özlem giderebiliyor, kendimizi daha iyi hissedebiliyoruz. Merve Özbey de Türkçe müziğin en iyi, en sevdiğimiz isimlerinden biri. YouTube kanalında sevenleriyle canlı performanslar paylaşarak günlük dertlerimizden biraz uzaklaşmamızı sağlıyor.
Unkapanı Plakçılar Çarşısı Koltuğunu Dijitalleşmeye Kaptırdı
İSTANBUL (AA) - HİKMET FARUK BAŞER - Geçmişte müzik endüstrisinin en önemli merkezi ve kalbi olan Unkapanı Plakçılar Çarşısı, koltuğunu dijitalleşmeye kaptırdı.Unkapanı Plakçılar Çarşısı, bir zamanlar Türkiye'de müziğin buluşma noktasıydı. Anadolu'nun çeşitli yerlerinden şarkıcı olma hayaliyle tutuşanlar evini, toprağını sattıktan sonra sazıyla birlikte İstanbul'a gelip çarşının yolunu tutuyordu. Öyle ki Türk müziğinde akıllara gelen ilk sanatçıların ilk durağı ve meşhur olduğu yer, Unkapanı Plakçılar Çarşısı'ydı. Müslüm Gürses, Orhan Gencebay, İbrahim Tatlıses, Ferdi Tayfur, Gülden Karaböcek, Müzeyyen Senar, Ajda Pekkan gibi birçok sanatçının yolu Unkapanı Plakçılar Çarşısı'ndan geçti. Hepsi müzik kariyerlerine bu çarşının basamaklarında adım attı. Sanatçılar için aynı zamanda 'okul' görevi gören Unkapanı Plakçılar Çarşısı'nda eskiden boş dükkan bulmak da zordu. Teknolojinin gelişmesiyle Unkapanı Plakçılar Çarşısı da görkemli günlerini yitirmeye başladı. Son günlerde çarşının gürültülü kalabalığı da azaldı. Çarşı esnafı eskiden olduğu gibi her sabah dükkanlarını açıyor ancak artık daha ziyade günübirlik ve anında satılacak ürünleri satmaya çalışıyor. Geçmişte kaset, plak kuyruklarının oluştuğu çarşıya artık ünlü olmak isteyenler sazıyla gelmiyor. Sanatçı adayları, çarşıya gelmek yerine sosyal medya gibi dijital platformların üzerinden ünlü olmanın peşine düşüyor. Unkapanı esnafı, sanatçı adaylarının bu durumundan oldukça rahatsız. Esnaf, dijital platformlardan ünlü olan kişilerin eserlerinin ancak kısa süre dillerde kaldığını belirterek, bu durumun müzikteki kaliteyi azaltmasından şikayetçi.Buna rağmen çarşıda hala Türk müziğine kalıcı ve kaliteli eserler hazırlanıp, beğeniye sunuluyor. Unkapanı esnafı, eskiden olduğu gibi hala güzel eserleri gelecek nesillerin dillerinde bırakabilmek için mücadele ediyor. Dijitalleşmeye rağmen hala Unkapanı Plakçılar Çarşısı'nda şansını denemeyi düşünen sanatçı adayları da yok değil. Öyle ki bazı sanatçı adayları eserlerini çarşıda çıkarmak istiyor. Umutlarını çarşıya bağlayan sanatçı adayları, geçmişten bugüne kalan stüdyolarda hocalarının eşliğinde türkü ve şarkılarını heyecanla dillendiriyor. 'Eski günlerin kalabalık ve neşesini görmüyor olmak üzüyor' Sektörde 50 yıldır hizmet veren Uzelli Kaset Sanayi ve Ticaret AŞ Yöneticisi Metin Uzelli, AA muhabirine yaptığı açıklamada, geçmiş yıllarda müziğe bir şekilde bulaşan kişilerin kitlelere ulaşmak ve ünlü olmak için birtakım safhalardan geçmesi gerektiğini anlattı.Bunun içinde de eserin profesyonel bir kayda alınması, bunun da üretilip kaset, plak gibi formlara basılıp dağıtılması gerektiğini belirten Uzelli, 'Geçmişte o insanların bunu yapması mümkün olmadığı için bu alanda uzmanlaşmış Unkapanı Plakçılar Çarşısı'na gelir ve burada o insanları kendilerince kabul ettirmeye çalışırlardı.' diye konuştu.Uzelli, ünlü olmak isteyen kişilerin mektuplar, fotoğraflar, ses kayıtları göndererek şirketlerin dikkatini çekmeye çalıştığını anlatarak, şöyle devam etti:'Bunu yıllar boyunca denediler. Günümüzde ise insanların geçmişte kitlelere ulaşmak için yol aldığı süreçler, bugün daha farklı bir noktada. Artık bu insanların eskisi gibi büyük yatırımlara ihtiyacı yok. Bunu kendileri de evlerinde yapmayı deniyorlar. Artık ünlü olmak isteyenler profesyonel destek almak yerine YouTube gibi sosyal mecralardan kitlelere ulaşmaya çalışıyor. Ama burada ne kadar başarılı oldukları şüpheli. Sonuçta profesyonel bir iş, profesyonelce yapılmadıkça sonuçları iyi olmuyor. Bu kişilerin çok azının başarılı olduğunu görüyoruz. Bu piyasada uzman kişilerle hareket edilmesi önemli.'Teknolojinin ardından dijitalleşmeyle birlikte Unkapanı Plakçılar Çarşısı'na ilginin azaldığını aktaran Uzelli, her şeye rağmen firmaların gelişmelere ayak uydurduğunu söyledi. Metin Uzelli, Unkapanı Plakçılar Çarşısı'nda eski kalabalığı özlediğini dile getirerek, 'Eskiden çarşıda fiziken ürün vardı. Burada koli taşırdık. Ürünler buraya kamyonlarla gelirdi ve buradan her yere yollanırdı. Çarşıdaki insan hareketliği bütün sektörün bir arada olması neşeliydi. Burada acıyla tatlıyı paylaşırdık. O eski günlerin kalabalık ve neşesini görmüyor olmak üzüyor beni.' ifadelerini kullandı. 'Ünlü olmak isteyenler artık Unkapanı Plakçılar Çarşısı'nı solumuyor'Mega Müzik'in sahibi Ethem Zeytinkaya da ikinci kuşak olarak mesleğini çarşıda sürdürdüğünü söyledi. Geçmişte Anadolu'dan Unkapanı Plakçılar Çarşısı'na bir göçün yaşandığını hatırlatan Zeytinkaya, 'Bu gelen kişilerden bazıları sanatçı oldu. Burada 80'li yıllarda çocuk sanatçılar furyası oldu. Çarşıya bir akın vardı. Şimdi dijital çağdayız ve o günden bugüne pek çok şey değişti.' diye konuştu.Zeytinkaya, son yıllarda ünlü olmak isteyen kişilerin sosyal platformlara yöneldiğini vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:'Önceden insanlar sanatçı olmak için plakçılar çarşısına geliyordu. Ama zamanla bu durum YouTube'a kaydı. Sosyal medyada, YouTube'da meşhur olmak çok sağlıklı bir şey değil. İnsanlar internete bir şarkı atıp bir anda ünlü oluyor. Ama bu ünlü olma durumu kısa sürüyor. Bir müddet sonra bu ünlü olanlar unutuluyor. 1970 yılında yapılan bir şarkı, türkü hala dillerde ve severek dinleniyor. 50 yıl daha geçse yine dinlenecek. YouTube'da patlayan şarkılar eski şarkıların tadını vermiyor. 20 yıl önceki şarkılar hala akıllarda, dillerde. Eskiler, insanın kalbine dokunan şarkılar. Ünlü olmak isteyenler artık Unkapanı Plakçılar Çarşısı'nı solumuyor. Buranın havasının solumak çok farklı.' 'Sosyal platformlardaki işler bir Müslüm Gürses etkisi bırakmıyor'Bamy Müzik'in sahibi Bülent Ateş ise 40 yıldır çarşıda bulunduğunu ve müzik işinin mutfağında olduğunu vurguladı. Eski yıllarda köyünden sazını alanın çarşıya ünlü olmaya geldiğini belirten Ateş, 'Saz çalamayan da sesiyle buraya gelirdi. Buraya gelen insanların sesine bakılır, iyi olanlara albüm yapılırdı firmalar tarafından.' dedi.Ateş, Unkapanı Plakçılar Çarşısı'nda eskiden bir hareketlilik yaşandığını dile getirerek, 'Eskiden çarşı cıvıl cıvıldı. Kaset çıktığında firmaların kapısında kuyruklar oluşurdu. Şimdi burası biraz boş. Bunun nedeni günümüzde şöhret olmak isteyenlerin YouTube gibi platformlara yönelmesi. Orada da bir seviyeye geliyorlar ama bu şöhret ömürleri uzun sürmüyor. Sosyal platformlardaki işler bir Müslüm Gürses etkisi bırakmıyor. Müslüm Gürses'in etkisi halen sürüyor. YouTube'daki eserler geçici, birkaç aylık. Ama Unkapanı Plakçılar Çarşısı'nda yapılan plak ve kasetler hala dillerde.'MP3 sitelerinin sektöre büyük zarar verdiğini anlatan Ateş, yakında bu sitelerle ilgili yasanın çıkacağını ve bu durumun kendilerine büyük fayda sağlayacağını kaydetti. 'Dijital sistem gelince buradaki yoğunluk azaldı'Kadir Şeker Recording'in sahibi Kadir Şeker, 1976'da Unkapanı Plakçılar Çarşısı'na geldiğini belirtti.Eskiden bağını, bahçesini satan insanların ünlü olmak için çarşıya geldiğini vurgulayan Şeker, 'Unkapanı Plakçılar Çarşısı eskiden çok hareketliydi. Bütün firmalar buradaydı. Burada hareketlilik olurdu. Satışlarda büyük rakamlara ulaşılıyordu.' dedi. Şeker, dijitalleşmeyle birlikte çarşıdaki hareketliliğin azaldığını aktararak, şunları kaydetti:'Dijital sistem gelince buradaki yoğunluk azaldı. Artık herkes bir türkü yapıp, klip çekiyor ve YouTube'a atıyor. Çarşının yerini YouTube aldı. Bizde artık bu yönde işler yapıyoruz. Bize yurt içi ve yurt dışından kayıt atıyorlar ve biz onların işlerini yapıyoruz.'
Reklam
Michelin Yıldızlı Restoranın Sahibi Dede'den, Nusret Tepkisi: 'Et Tokatlayarak Türk Mutfağını Tanıtamazsın'
etiket
2018 yılında ilk Michelin yıldızını alan başarılı Türk şef Ahmet Dede, İrlanda’daki Restoranı, Dede’de yaptığı yemeklerle ikinci Michelin yıldızını aldı. Ünlü Şef Ahmet Dede, Nusret hakkında 'Saygı duyulması gereken bir yemek kültürümüz var. Öyle sadece et tokatlayarak, ünlülerin ağızlarına bıçakla et gezdirerek olmaz' ifadelerini kullandı. 
Usta Oyuncu Atilla Pekdemir Hayatını Kaybetti! Atilla Pekdemir Kimdir?
2 senedir akciğer kanseri tedavisi gören Türk tiyatrosunun usta isimlerinden olan Atilla Pekdemir hayatını kaybetti. Ekranlardan tanıdığımız usta oyuncu Pekdemir akciğer tedavisi görürken kısa süre önce de korana virüse yakalanmıştı. İzmir'de hayatını kaybeden oyuncu sevenlerini yasa boğdu. Peki Atilla Pekdemir kimdir? Detayları haberimizde sizler için derledik...
Reklam
"Gelenekten Geleceğe Köprü Kuran Sanatçı: Barış Manço"
İSTANBUL (AA) - Anadolu rock ve pop müziğin önde gelen isimlerinden şarkıcı, besteci, söz yazarı ve TV programcısı Mehmet Barış Manço, vefatının 22'nci yılında anılıyor. Usta sanatçı, İsmail Hakkı Manço ile Türk müziği sanatçılarından Rikkat Uyanık çiftinin çocukları olarak 2 Ocak 1943'te, Üsküdar'da dünyaya geldi. Manço ailesi ilk çocuklarına 'Savaş' ismini verirken, İkinci Dünya Savaşı'nın son günlerinde doğan ikinci çocuklarına ise 'Mehmet Barış' ismini vermeyi uygun buldu. Manço'nun daha sonra Oktay ve İnci ismini taşıyan iki kardeşi daha oldu. Anne ve babası 3 yaşındayken ayrılan Barış Manço, çocukluğunu babasının yanında geçirdi. Kadıköy Gazi Mustafa Kemal Paşa İlkokulu'nda başladığı eğitimine Galatasaray Lisesi'nde devam eden usta sanatçı, babasının vefatının ardından Galatasaray'dan ayrıldı ve eğitimini Şişli Terakki Lisesi'nde tamamladı.'Ben düşüncelerimi bu dünyaya aktarmak için geldiğime inanıyorum'Manço, ilk grubunu 1958'de Galatasaray Lisesinde okurken, 'Barış Manço ve Kafadarlar' adıyla kurdu ve ilk bestesini 'Dream Girl' adıyla çıkardı. Ünlü sanatçı, müzik hayatındaki ilk konserini de yine Galatasaray Lisesi'nin konferans salonunda verdi.'Harmoniler' grubuyla 1962'de ilk 45'lik plağını çıkaran Manço, henüz 19 yaşındayken yayımladığı bu albümde, İngilizce sözlü 'Twist in USA' ve 'The Jet' isimli iki parçaya imza attı.Usta sanatçı, bu albümün ardından bir yıl sonra Belçika'da bulunan ağabeyi Savaş Manço'nun yanına giderek, Belçika Güzel Sanatlar Akademisine kaydoldu. Bu okulda resim, grafik, desen ve iç mimari okuyan Manço, bir taraftan da gece bekçiliği ve garsonluk gibi işlerde çalıştı.Müzikle bağını koparmayan Barış Manço, bir röportajında kendisini şöyle tanımlıyordu:'Barış Manço şarkı söyler, ikincisi çocuk programı yapar, üçüncüsü dünyayı gezer. Bu toplum beni şarkı söylerken tanıdı ve çocuklarla ilgilenirken bir daha tanıdı ve bu arada dünyayı dolaşıp başka insanları anlatan kişi olarak tanıdı. Ben bu dünyaya şarkıcı olarak gelmedim. Benim birinci işim bu değil. Ben düşüncelerimi bu dünyaya aktarmak için geldiğime inanıyorum. Bu düşünceler bazen müzik eşliğinde daha güzel, daha şirin, daha hoş algılanıyor. Onun için bana verilen bu nimeti kullandım.' Yabancı müzisyenlerden oluşan 'Vahşi Kediler' grubuyla da bir süre çalışan Manço, 1964'te doldurduğu biri İngilizce, ikisi Fransızca üç şarkılık 45'liği Fransa'da yayımlandı. 12 Ocak 1965'te Paris Olympia Konseri'ni veren sanatçı, Mazhar Alanson ve Fuat Güner'in öncülüğündeki 'Kaygısızlar' grubuyla 1967'de 'Kol Düğmeleri'ni çıkardı. 'Dağlar Dağlar' plağı kariyerinde dönüm noktası olduDönemin aranjman modasına tepki gösteren Barış Manço, 'Kızılcıklar Oldu mu?', 'Derule', 'Kirpiklerin Ok Ok Eyle' gibi türküleri rock'n roll ve twist tarzlarında seslendirdi. 'Sychedelic' müzik akımından da etkilenen grup, 'Ağlama Değmez Hayat' şarkısıyla başarı yakaladı.'Altın Plak' ödülü kazanan bu albümün ardından Barış Manço ve Kaygısızlar, Fransa'ya gitti. Burada plak çalışması yapılsa da albüm uzun süre piyasaya sürülmedi ve Kaygısızlar ile yollarını ayıran Barış Manço, 1970'te yurda döndü. Sanatçının 1970'de bestelediği 'Dağlar Dağlar' plağı kariyerinde adeta dönüm noktası oldu ve Manço'ya kariyerindeki tek Platin Plak Ödülü'nü kazandırdı. Dönemin ünlü müzisyenlerinden Cüneyd Orhon'un da eşlik ettiği plak, kısa sürede 700 bin sattı. Dönemin ünlü müzik gruplarından 'Moğollar' ile de bir süre çalışan Barış Manço'nun, Anadolu turnesi sırasında otobüsü dinamitli saldırıya uğradı. Manço'nun saçlarının uzun olması dolayısıyla gerçekleştirildiği öne sürülen saldırıda sanatçılar yara almadı. Antalya'da ise müzisyenlerden birinin yabancı uyruklu olması nedeniyle gözaltına alınan Barış Manço, ilk duruşmada serbest kaldı.1976'da 'Baris Mancho' adlı ilk İngilizce sözlü albümünü yayımladıBarış Manço daha sonra Moğollar'la yolları ayırıp 'Kurtalan Ekspres'i kurdu. İsmini İstanbul'dan Güneydoğu'ya giden trenden alan Kurtalan Ekspres'in o yıllardaki kadrosunda Murat Ses, Nur Moray, Celal Güven, Özkan Uğur ve Engin Yörükoğlu gibi müzisyenler vardı. Grupta ayrılıklar yaşanırken Kurtalan Ekspres'e Manço'nun uzun yıllar birlikte çalışacağı Ahmet Güvenç ve Bahadır Akkuzu dahil oldu.Askerliğini yedek subay olarak Polatlı ve Amasya'da yapan Barış Manço, daha sonra Kurtalan Ekspres'le Anadolu turnelerine çıktı.İlk yıllarında kısa saçlı olarak sahneye çıkan usta sanatçının Türkiye'de herkesin hafızasına kazınan uzun saçları, otantik kıyafetleri, bilezik, yüzük ve kemerle tasarladığı imajı ile tiyatral yetenekleri oldukça ilgi çekti.Barış Manço, ilk uzunçaları (LP) '2023'ü, 1975'te çıkardı. 'Progresif rock' esintileri taşıyan albümde Cumhuriyet'in 100. yılı anısına bestelediği enstrümantal şarkısı '2023'ün yanı sıra 'Yine Yol Göründü Gurbete' ve 'Yol Verin Ağalar Beyler' gibi şarkılar beğeni topladı.Yurt dışında da başarılı olmayı hedefleyen Manço, Belçika'ya gitti ve 1976'da 'Baris Mancho' adlı ilk İngilizce sözlü albümünü yayımladı. 'Yeni Bir Gün' albümünü ise 1979'da müzikseverlerin beğenisine sunan sanatçı 'Hey' dergisinin, 'Yılın Erkek Sanatçısı' ve 'Yılın Albümü' ödüllerini aldı. Aynı yıl çıktığı Anadolu turnesinin tüm gelirlerini sağır ve dilsiz çocukların eğitimi ve tedavisi için bağışlayan Manço, daha sonra Hollanda, Belçika, İngiltere, Almanya ve Kıbrıs'ta konserler verdi.'Sözüm Meclisten Dışarı' albümüyle büyük beğeni topladıBelçika'daki konserden dönerken 24 Ağustos 1979'da Edirne'de bir trafik kazası geçiren Manço, bir süre sahnelerden uzak kaldı ve 1981 yılının sonlarına doğru 'Sözüm Meclisten Dışarı' albümüyle büyük beğeni topladı. 'Gül Pembe', 'Ali Yazar Veli Bozar', 'Alla Beni Pulla Beni' gibi hit şarkıların yanı sıra en iyi Türkçe sözlü rock şarkılarından 'Dönence'yi de barındıran albümün pek çok şarkısı, bir süre TRT'nin denetleme kuruluna takılarak, televizyon ve radyoda çalınamadı. Halkla kurduğu bağı 1983'te 'Estağfurullah Ne Haddimize', 1985'te '24 ayar', 1986'da 'Sahibinden İhtiyaçtan' albümleriyle güçlendiren Manço, 1989'da 'Darısı Başınıza', 1992'de 'Mega Manço', 1995'te 'Müsaadenizle Çocuklar', 1996'da 'Live in Japan' albümlerini sevenleriyle buluşturdu. Müzikte açtığı yolun yanı sıra şarkı sözleriyle de kültür hayatına önemli katkılarda bulunan Manço, birçok şarkısının son kıtasında, tıpkı halk şiiri geleneğinde olduğu gibi kendi ismine yer verdi. 'Modern Çağ Ozanı' olarak adlandırılan ve eserlerinde unutulan değerleri hatırlatan Manço, şarkılarında toplumsal konulara ve ailenin önemine de dikkati çekti. Daha önce kısa bir evlilik yapan Barış Manço, 1979'da Lale Çağlar'la dünya evine girdi ve çiftin 'Doğukan Hazar' ve 'Batıkan Zorbey' ismini verdikleri iki oğulları oldu. 'Baba Bizi Eversene' filminin başrolünde yer aldıİçindeki çocuğu hiçbir zaman kaybetmediğini ifade eden usta sanatçı, sinema filmi olarak sadece yönetmen Oksal Pekmezoğlu'nun 1975'te çektiği 'Baba Bizi Eversene' filminin başrolünde yer aldı.Barış Manço, yaklaşık 15 yıl boyunca planladığı '7'den 77'ye' programı projesini, 1988'de TRT yönetimine kabul ettirmeyi başardı ve çocuklara öğütler verdiği 'Adam Olacak Çocuk', yaşlılara saygının önemine dikkati çektiği 'İkinci Kahvaltı', dünyayı dolaştığı 'Dönence' ve Türkiye'yi dolaştığı 'Dere Tepe Türkiye' gibi bölümleri olan programı, TRT 1, TGRT ve ATV'de 1988-1998 yılları arasında 10 yıl boyunca her pazar öğleden önce yayımlanarak, güç bir rekora imza attı.'Türk televizyonlarının ilk gezgini' olarak da gösterilen Barış Manço, 5 kıtada 140 değişik yörede 800 bin kilometreye yakın yol katetti ve 1990'da Ertuğrul Fırkateyni'nin Japonya'ya gelişinin 100. yılı dolayısıyla düzenlenen 'Türk-Japon dostluğu' etkinlikleri kapsamında gittiği Japonya'da büyük bir coşkuyla karşılandı. Verdiği konserlerde şarkılarında Japonca sözlere de yer veren Barış Manço'ya 'Min-On Vakfı Yüksek Şeref Madalyası' verildi. Manço, buradaki konser kaydını da 'Live in Japan' adıyla yayımladı. Türk dünyası ile de çok iyi ilişkiler geliştiren usta sanatçıya, Türkmenistan Devlet Başkanı Saparmurat Niyazov tarafından 'Türkmen vatandaşlığı' verildi. Belçika ve Fransa da sanatçıyı birçok kez ödüllendirdi.40 yıllık sanat hayatında 200 besteye imza attıİlk albümüne Cumhuriyet'in 100. yılının kutlanacağı '2023' ismini veren Barış Manço, bir röportajında, 'Benim birkaç hayalim var, 80 yaşındayken elimde bastonum, belki kolumda Doğukan, onun yardımıyla çıkarım sahneye ve senfoni orkestrasına 2023'ü çaldırmak en büyük ideallerimden birisi.' demişti. Müzik hayatını anlattığı '40. Yıl' şarkısını besteleyen Barış Manço, bir döneme damgasını vuran şarkılarını yeniden düzenleyerek seslendirdi. Daha önce de tansiyon sıkıntıları yaşayan sanatçı, 31 Ocak'ı 1 Şubat 1999'a bağlayan gece, saat 23.30 sıralarında ani tansiyon düşmesi sonucu fenalaştı. Ambulansla Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Merkezi'ne kaldırılan 56 yaşındaki Barış Manço, müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Sanatçının cenazesi, Atatürk Kültür Merkezi'nde yapılan törenin ardından Levent Camisi'nden kaldırılarak, Kanlıca Mezarlığı'na defnedildi. Yaklaşık 40 yıllık sanat hayatında 200 besteye imza atan, ulusal ve uluslararası alanda pek çok ödüle layık görülen sanatçının ödüllerinin tamamı ise şöyle:1980'de 'Altın Orfe' Ödülü, 1987'de 'Belçika Kültür Elçisi', 1991'de 'Türkiye Cumhuriyeti Devlet Sanatçısı', 'Hacettepe Üniversitesi Onursal Doktora ve Japonya Soka Üniversitesi Kültür ve Barış Ödülü', 1992'de 'Belçika Krallığı Leopold II Şövalyesi Nişanı' ve 'Fransız Kültür Bakanlığı Edebiyat ve Sanat Şövalyesi Nişanı', 1994'te Kocaeli Üniversitesi BarışDiploması, 1995'te Türkmenistan Cumhurbaşkanlığı Türkmen vatandaşlığı, 1995'te Pamukkale Üniversitesinden onursal doktora, 1995'te 'Japonya Min-On Vakfı Yüksek Şeref Madalyası', 1997'de 'Belçika Liege Prensliği Onursal Hemşerilik Beratı'
Reklam
Brezilya'da 2014 Fıfa Dünya Kupası Maçlarının Oynandığı Stadyumda Yangın Çıktı
BUENOS AIRES (AA) - Brezilya'nın Ceara eyaletine bağlı Fortaleza kentinde 2014 FIFA Dünya Kupası maçlarının oynandığı Castelao Stadyumu'nda çıkan yangın hasara yol açtı.Brezilya basınındaki habere göre, öğle saatlerinde maçların sunulması için kullanılan radyo kabininde başlayan yangın akşama doğru kontrol altına alındı.Yangının çıkış sebebi henüz belirlenemezken dumandan etkilenen 2 kişiye acil yardım ekipleri olay yerinde müdahale etti.Castelao Stadyumu'nda çıkan yangın hasara neden oldu.Stadyum çalışanı Julio Lima, Brezilya'da yayın yapan G1'e yaptığı açıklamada, 'Yangını çabucak gördük ve hızlıca yukarıda servis alanında bulunanlara yardım etmek için oraya çıktık. Çok çok hızlıydı. Bir kısa devre oldu, aniden yangın çıktı ve camlar düşmeye başladı. Bizimle çalışan bazı kişiler dumana maruz kaldı.' ifadelerini kullandı.Stadyum, 2014 FIFA Dünya Kupası maçlarında kullanılması için yenilenmiştiCaera eyaletindeki sportif ve kültürel etkinliklerin başlıca kullanım alanı olan ve inşası 1973'te tamamlanan Castelao Stadyumu, 2013'te yaklaşık 240 milyon dolar maliyetle 2014 FIFA Dünya Kupası maçlarında kullanılmak üzere yenilenmişti.Stadyum, aralarında Brezilya-Kolombiya çeyrek final mücadelesi olmak üzere 2014 FIFA Dünya Kupası maçlarına, 2013'te Konfederasyonlar Kupası maçlarına, Beyonce, Paul McCartney ve Elton John gibi ünlü isimlerin katıldığı birçok uluslararası gösteriye ev sahipliği yapılmıştı.
Türkü Olduğundan Haberdar Olmadığımız, Popüler Şarkıcıların Seslendirdiği 15 Türkü
etiket
Türküler, bu milletin acısını, neşesini ve yaşanmışlıklarını ortaya koyan en iyi araçlardan biridir. İşte o yüzden, türküler asla eskimez. Bestelenmesinin üzerinden nesiller de geçse yeni nesillerin de kalbine dokunabilir. Öyle türküler var ki, günümüz sanatçılarının çağdaş yorumlarıyla yeniden hayat buluyor fakat yeni nesil eğer araştırmazsa onun bir türkünün yeniden yorumu olduğunu bile bilmiyor. Biz de bu içerikte günümüzde popüler şarkıcıların seslendirdiği türküleri derledik.
Reklam
Reklam
Karayip Korsanları: Dünyanın Sonu Konusu Nedir? Karayip Korsanları Oyuncuları Kimlerdir?
Herkes tarafından sevilen ve bilinen Karayip Korsanları film serisinin 3. filmi olan Karayip Korsanları: Dünyanın Sonu oyuncu kadrosunda dünyaca ünlü yıldızlar yer almaktadır. Başrolde Johnny Depp, Orlando Bloom ve Keira Knightley gibi değerli oyuncuların olduğu Karayip Korsanları: Dünyanın sonu filmi en yüksek bütçeli filmdir. Peki Karayip Korsanları: Dünyanın Sonu konusu nedir? Oyuncuları kimlerdir? Detayları haberimizde sizler için derledik...
Cildinin Güzelliğine Hayran Olduğumuz Influencer ve Ünlüler Neler Kullanıyor?
etiket
'Şu ünlülerin ciltleri nasıl böyle parlıyor yahu?' dediğinizi duyar gibiyim. Ben de sizler gibi merak ettim ve araştırdım. Meğer neler neler kullanıyorlarmış da haberimiz yokmuş! Buyurun siz de öğrenin...Önerdiğimiz ürünleri seveceğinizi umuyoruz! Bu içerikten alışveriş yapmaya karar verirseniz, Onedio sayfadaki bağlantılardan gelir elde edebilir.
Reklam