Tarkan'ın İlk Medyatik Sevgilisi Jülyet Berlen'den Yıllar Sonra Gelen Paylaşım!
90’lı yılların magazin dünyası bugünle kıyaslandığında çok daha sınırlı ama bir o kadar da çarpıcıydı.

“Top model” kavramı yeni yeni hayatımıza giriyor, müzik dünyası ise kendi yıldızlarını yaratmaya başlıyordu. İşte o dönemde adını duyuran isimlerden biri de eski model Jülyet Berlen oldu.
Berlen, modellik kariyeriyle adım attığı 90’lar dünyasında asıl çıkışını 1993 yılında Megastar Tarkan ile yaşadığı ilişkiyle yaptı. O yıllarda Tarkan’ın şarkıları listelerin zirvesine tırmanmaya başlamış, genç yıldız kısa sürede geniş bir hayran kitlesine ulaşmıştı. Yanındaki isim ise tarzı ve güzelliğiyle dikkat çeken Jülyet Berlen'di.
Ancak bu ilişki uzun soluklu olmadı. Ayrılığın ardından Jülyet Berlen gözlerden uzak bir hayatı tercih etti.
Uzun yıllardır Amerika’da yaşamını sürdüren, zaman zaman yaptığı paylaşımlarla geçmişe dair anılarını dile getiren Berlen’in son açıklamaları ise dikkat çekti.

Jülyet Berlen, genç yaşta kamuoyunun odağında bir ilişki yaşamanın kendisinde bıraktığı izlere dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
'Bu Onunla İlgili Değil. Bu Benimle İlgili.
Bir şey söylemek istiyorum. Drama yaratmak için değil, kimseye saldırmak için değil, eski defterleri açmak için hiç değil… Sadece kendi gerçeğimi onurlandırmak için.
Çok gençken aşık oldum. Çocuktuk. Saf. Masum. Hayatı ilk kez öğreniyorduk. Hiçbirimizin hazır olmadığı şey ise genç bir aşkın kamuya mal olması ve gerçeğin yerini insanların kurduğu hayallerin almasıydı.
İnsanların idol haline getirdiği birinin sevgilisi olduğunuzda, artık bir insan olarak görülmezsiniz. “Onu elinden alan kız” olursunuz. İnsanların hayallerini, kıskançlıklarını ve hayal kırıklıklarını yansıttığı bir yüz haline gelirsiniz.
19 yaşında, bu yükü taşıyacak duygusal araçlara sahip değildim.
Kötü olduğum için saldırıya uğramadım.
Yanlış bir şey yaptığım için eleştirilmedim.
Sadece insanların hayallerinde kalmasını istediği birinin karşısında duran gerçek kadındım.
Ve bu acıtıyor.
Her şey bittiğinde sadece kalp kırıklığı yaşamadım. Aşağılanma da yaşadım. Bir unvana indirgenmekti bu. Oysa ben o hikâye başlamadan çok önce bir sanatçıydım, bir dansçıydım, hayalleri olan biriydim. Ama kimliğim “birinin eski sevgilisi”ne dönüştü.
İçimde bir yerde genç bir kız, bunu hak etmiş olabileceğine inanmaya başladı.
Bu yüzden gittim.
Zayıf olduğum için değil.
Kaçtığım için değil.
Kendi başıma var olabileceğim bir hayat kurmam gerektiği için.
Başka bir ülkeye taşındım. Başka bir dil öğrendim. Bir kariyer inşa ettim. Anne oldum. Kendimi sıfırdan yeniden kurdum.
Ve yıllar içinde güçlü bir şeyi fark ettim:
Ben asla kırık değildim.
Değersiz değildim.
Eksik değildim.
Sadece gençtim ve sinir sistemimin kaldırabileceğinden daha büyük bir durumun içindeydim.
Bu konu bazen hâlâ kalbime dokunuyorsa, drama istediğim için değil. O genç kızın korunmayı hak ettiğini bildiğim için.
Bugün ben birinin eski sevgilisi değilim.
Ben bir anneyim.
Hayatını yeniden kurmuş bir kadınım.
Kendi hikâyesini yazan biriyim.
Bu geçmişle ilgili değil.
Bu öz-değerle ilgili.
Eğer benim hikâyem, en az bir genç kadına kamu önünde yaşanan bir aşağılanmanın onun değerini belirlemediğini anlatabiliyorsa, o acıdan güzel bir şey çıkmış demektir.
Ben asla kırık değildim.
Ben dönüşüyordum. ❤️'
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın