Kim Kalırsa Darda İmdada Yetişir Arda!

-
4 dakikada okuyabilirsiniz

Kim Kalırsa Darda İmdada Yetişir Arda!

Kim Kalırsa Darda İmdada Yetişir Arda!

AHMET ÇAKIR HABERLER Pazar

Ligin öteki bölümlerinde olduğu gibi devre arasında da her yıl tekrarlanan bazı durumlar vardır. Transfer bunların en önemlisi olarak zaten sürekli gündemdedir. Devre arasında da hiçbir biçimde ve asla gelmesi mümkün olmayacak birtakım futbolcular üç büyük kulübümüze sürekli transfer edilir.

Medya ve kulüplerimiz açısından bunun kadar komik bir durum da bu dönemde Antalya’da 1.500 takımın hazırlık yaptığı palavrasıdır. Bu sayı 200’ü bile bulmamıştır. Zaten Antalya’ya gelme olasılığı bulunan bu kadar takım ne Avrupa’da ne de dünyada vardır.

Transfer, çeşitli bakımlardan bir şenliktir! Bu sayede takımlarımızın eksiklerini giderip daha güçlü ekipler haline dönüşmeleri mümkündür. Ancak gerçekte yaşanan bu değildir. Kulüplerimiz zaten kadrolarında var olan futbolcuların benzerleri için akılalmaz paralar döker. Çoğu zaman bu oyuncuların bazılarından en küçük bir yarar bile sağlanmadan üste para verilerek geri gönderilir. Olsun! Hiçbir biçimde transferden vazgeçilmez.

İlk yarıyı en yakın rakibinden 8 puan önde bitiren, önümüzdeki sezon Avrupa’da oynamayacak olan, kadrosunda her yerin oyuncusu bulunan ve maddî sıkıntılar içinde olan Fenerbahçe’nin bile gündeminde transferin önemli yer tuttuğunu görmek şaşırtıcı değildir. Bunların büyük bölümü hayal ürünü işlerdir ama böylesi uydurmaların çok büyük bir alıcı kitlesi vardır. O nedenle gündemden düşmezler.

Bu kapsamda Arda Turan en önemli malzemelerden biridir. Yaz transfer döneminde bir gazeteci arkadaşım bana büyük bir heyecanla Arda Turan’ın Fenerbahçe ile anlaştığını anlatmıştı. Kaynağı da bir başka güvenilir gazeteciydi. Arda’yı ben de iyi-kötü tanıdığımdan ve Atletico Madrid’deki durumunu bildiğimden böyle bir transferin olanaksızlığını defalarca anlatmıştım. Arkadaşım benim nasıl yanıldığımın keyfini çıkarmak için Arda’nın çok yakında Fenerbahçeli olacağını anlatıyordu.

Bu konuda mantık sınırları, o arkadaşım gibi milyonlarca kişiyi de pek bağlamıyordu. Arda’nın ülkemize dönme olasılığı yüzde sıfırdı. Her şeyden önce kulübünde mutluydu. İnanılması güç başarılar kazanmıştı. Ülkesinde ve Avrupa’da kazanılan kupalarda payı olmuştu. Sevilen biriydi. İyi para kazanıyordu. Ülkesine dönmesi halinde özel hayatıyla ilgili rahatsız edici durumlar başta olmak üzere bir yığın sıkıntı kendisini bekliyordu. Bunu kendi de biliyordu.

Hepsini bir yana bırakın, Arda’nın dönebileceğine ilişkin haberlerde en çok üzerinde durulması gereken nokta olan Atletico Madrid’in düşüncesine asla kulak asılmıyordu. Kulübün tavrı açıktı: Arda’yı satmayı düşünmüyorlardı ve sözleşmesindeki serbest kalma maddesinin harekete geçirilebilmesi için hiçbir kulübün göze alamayacağı bir paranın ödenmesi temel koşullardan biriydi. Sonunda biraz da bu zırıltılardan kurtulabilmek için Arda’nın serbest kalma bedelini 41 milyon euroya çıkardılar. Bu sayede konuyla ilgili palavra haber sayısı biraz azaldı ama yine de bu konuda birşeyleri mutlaka haber diye size satmaya kalkanlar çıkacaktır.

Aslında durum biraz da başlığımızdaki gibidir. Hangi takım ligde istediğini elde edememişse öteki oyuncuların yanısıra Arda’yı transfer haberleriyle taraftarını heyecanlandırma fırsatını kaçırmayacaktır. Bu konuda başat rol, medyanındır. Çoğu zaman kulübün bu tür durumlardan haberi bile olmaz ama medya ile bu konuda kapışmak hiç tavsiye edilir bir durum değildir. Bu tür haberlerin bir süre kendilerini rahatlattığını gören yönetimler seslerini çıkarmaz. Gerçi işin sonunda beceriksizlikle suçlanma tehlikesi vardır ama artık o kadarına da göğüs germek şarttır.

Palavra transfer haberlerinde ‘vatandaş-taraftar-okur’un da önemli bir payı vardır. Hepimiz biliyoruz ki bugün Türk sporunu kurtaracak önemdeki bir haber ya da inceleme araştırma, asla gerçekleşmesi mümkün olmayan dünya çapında bir yıldızın transferi haberinin yüzde 1’i kadar bile ilgi görmez. Böyle bir ortamda elbette ki medya neyin daha çok para ettiğini görüp değerlendirir…

Antalya’ya kaç takım geliyor?

Devre arasının asla karşı konulamayan palavralarından biri de Antalya’ya 1.500 takımın gelip kamp yaptığı yolundadır. Sözkonusu sayı kimi zaman 2.000’e kadar çıkabildi, benim söylemlerimin de etkisiyle sayıyı 600’e kadar düşürenler de oldu. Bugünlerde de bu sayıda takımın Antalya’ya gelip kamp yaptığı yolundaki haber ya da demeçleri okuyacaksınız. Bunlardan sadece 150’sinin adlarını bana gönderen herhangi bir kişiye, bugüne kadar yayımlanmış bulunan 10 kitabımdan elimde mevcut olanların tamamını ödül olarak göndereceğim.

İşin gerçeği şu: Antalya Vergi Dairesi 2005 yılında bir çalışma yapıyor ve buraya 172 takım geldiğini saptıyor. Bu sayı, elde edilebilen en yüksek rakamdır ve elbette ki mantıklıdır. Antalya’ya gelip kamp yapan takım sayısı 80-100 aralığındaydı. Bu sayı da artmıyor, tersine azalıyordu.

Konuyla yakından ilgilendiğim yıllarda 20 ülkeden buraya takım geldiğini saptamıştım. En fazla sayı 10’ar ile Almanya ve Hollanda idi. Akdeniz’de kıyısı bulunan ya da iklim koşulları zorlu olmayan ülkelerden tek takımın bile gelmesi mümkün değildi. İskandinav ülkelerinde ve başka bazı yerlerde ligin devam etmesi sözkonusu olabiliyor ya da çok daha uzun tatiller nedeniyle Türkiye’ye gelmeye ihtiyaç duymuyorlardı. İsviçre, Avusturya, Belçika gibi ülkelerden ise birer-ikişer takım gelebiliyordu.

Neresinden bakarsanız bakın içerden ve dışardan Antalya’da kamp yapması mümkün takım sayısı 200 civarındaydı… Yapılması gereken de bu sayının artırılabilmesi için gerekli çalışmalardı. Örneğin, bazı Ortadoğu, daha doğrusu Körfez ülkeleri Avrupa’dan takımları getirebilmek için büyük paralar dökerek turnuva tertipliyorlardı. Real Madrid, Barcelona, Milan, Juventus, M.United gibi takımlar bu turnuvalar için oralara gidebilmişti.

Bizim de onları Antalya’ya çekebilecek çalışmalar yapmamız çok önemliydi ama bu kentimizde doğru dürüst bir stadımız bile yoktu. Biz bu noktada biraz çuvallıyor, gerçekleri bir yana bırakıp 1 500 takım geliyor palavralarıyla kendimizi avutuyorduk… Ne yapalım, bizim bu işlere bakışımız böyle.

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

AlmanyaAntalyaArda TuranAvusturyaBelçikaFenerbahçeFenerbahçe Spor KulübüİsviçreJuventusReal Madridtransfervergi
Görüş Bildir