Kapitalistlerin Fakir Diyerek Sürekli Hor Gördükleri Küba, Sağlıkta Nasıl Devrim Yaptı?

1bPAYLAŞIM

Ekonomik ambargo, kırılgan bir iktisadi yapı; ancak sağlıklı ve mutlu insanlar...

Ambargo altında geçen tam 60 sene ve söz konusu sağlık olunca dünya devleriyle aşık atan bir ülke: Küba!

Bugün en basit bir ilaç yazdırdığınızda bile eczaneye ödemeniz gereken parayı düşündüğünüzde Küba gerçekten size ilaç gibi gelecek çünkü bütün ülkede sağlık hizmetleri kesinlikle parasız! Ülkede sağlık ile ilgili temel ihtiyaçlar 451 poliklinik, 13 bin aile hekimi ile karşılanıyor ve ilave hizmetler ülke çapındaki 151 hastane ile yürütülüyor. Aynanın diğer yüzü ise enteresan, neredeyse her yıl kanserden binlerce insanın hayatını kaybettiği  bir Küba söz konusu.

Bir de biliyorsunuz kısa aralıklarla farklı farklı gazetelerde Küba’nın kansere çare bulduğunu okuyoruz. Başındaki bu dertten ötürü Küba’nın kanser tedavisi konusunda başı çektiği aşikar.

Hatta birçok insan kanser tedavisi için Küba'nın yolunu tutuyor; ama daha kesin sonuç veren bir aşı bulunmuş değil. Bunun yanında Küba’daki bilim insanları Hepatit B, ve HIV/AIDS’e karşı tedavi edici ilaçlar geliştirmeye devam ediyorlar.

Dedim ya dünya devleriyle aşık atıyor diye, bir anektod paylaşayım ve bakalım Küba bunu nasıl başarıyor? 

2005'deki Katrina Kasırgası felaketinde Fidel Castro, insani yardım sağlamak için ABD'ye 1.500 doktorluk bir "tugay" göndermeyi teklif eder ancak ABD bu teklifi kesinlikle reddeder. Emperyalist işte n'olacak!

Sağlıkta en iyi olmanın en önemli ölçütlerinden biri bebek ölüm oranının azlığı. 2019 oranlarına baktığımızda ise Küba bu sorunu büyük ölçüde halletmiş görünüyor.

Bu senenin başında açıklanan verilere göre Küba'da bebek ölüm oranı yıllardır olduğu gibi binde 5 seviyesinde. Bu oran  childmortality.org verilerine göre Çin, Amerika, Rusya ve Türkiye'den azken Kanada ile aynı seviyede. Hatta 2016'da bir rekor kırar Küba ve Villa Clara Şehri, yılın ilk yarısında gerçekleştirdiği doğumlarda hiç ölüm vermez 

Küba'nın dünya devletlerine kıyasla bu başarısı aslında kendisi de bir hekim olan Che'nin fotoğraftaki sözünde saklı gibidir sanki; şöyle der Devrimci, "Tek bir insanın hayatı, dünyanın en zengin insanının bütün servetinden daha değerlidir."

Özellikle kendi coğrafyası içinde değerlendirdiğimizde Küba'nın bu başarısını sosyalizm ile rahatlıkla ilişkilendirebiliriz.

1959 Devrimi'nden sonra Küba, her şeyden önce sağlık politikalarını düzenler ve  sağlık kurumlarını sosyalist bir organizasyonla yeniden yapılandırmaya başlar. Halk Sağlığı Bakanlığı kurulur ve bütün sağlık işletmeleri kamulaştırılır. Öncelik, Küba'nın en ücra köşesine dahi sağlık hizmeti sunmaktır ve bu, bölgeselleştirilmiş sağlık hizmeti anlayışı ile 4 sene gibi kısa bir sürede başarılır. Halk Sağlığı Bakanlığı'nın en önemli işlevlerinin arasında sağlık eğitimi, ulusal ilaç üretimi, işçi, ana ve çocuk sağlığının korunması ve gelişen bilim sağlık hizmetlerine uyarlamak vardır. 

Eh takdir edersiniz ki bilimsiz hiçbir şeyi tayin edemediğimiz gibi sağlığı da yönlendiremeyiz.

80'li yılların başlarına gelinirken Küba'da ilçeler düzeyinde, çok sayıdaki uzman hekimin hizmet verdiği ve görüntüleme ve laboratuvar teknolojilerinin de kullanıldığı, poliklinikler örgütlenir.

Amaç halk sağlığı hizmetlerinin içeriğinin genişletilmesidir. Ancak polikliniklerin toplumun sağlık gereksinimlerine tam olarak yanıt verememesi üzerine Küba yönetimi yeni bir arayışa yönelir. Bu arayışın ana ekseni sürekli bakım ve değerlendirme ihtiyaçlarının karşılanmasıdır. Böylece 1983'te Fidel Castro'nun önerisiyle Aile Hekimliği sistemine geçer Küba.

  Önce sağlık ocakları sonra aile hekimlikleri... Size de tanıdık geliyor, öyle değil mi? Ancak Küba'dan bi'40 yıl gerideyiz sanırım.

"Herkes için sağlık" şiarı ve aile hekimliği... Küba'da aile hekimliği sistemi şöyle çalışır: Her aile hekimi hizmet verdiği topluluk alanında yaşar, hatta evleri polikliniklerin hemen üstündedir.

Ve hekim, kendisiyle birlikte çalışan halk sağlığı hemşiresiyle birlikte ortalama 500 kişilik bir nüfusa sahip topluluk alanına; koruyucu, tedavi ve rehabilite içeren kapsayıcı bir hizmet sunar. Koruyucu sağlık hizmetleri senede en az 2 kez bireyin evine giderek gerçekleştirilir.  Bu kapsamda öncelikle bebekler, çocuklar, gebeler, doğurgan çağdaki kadınlar, yaşlılar ve tüm bireyler düzenli olarak muayene edilirler.

Yani Küba'da herkesin en az bir tane doktor komşusu olmuş olur. Christian Ramers isimli bir tıp öğrencisinin burada yazdıklarından anlaşıldığı üzere gerçekten Küba'da bir doktorun mesaisi neredeyse bitmiyor gibi. Eğer bir doktorsan ve mesainden sonra evine çekilmişsen, kapın her an çalabilir ve bir yoldaşın senden yardım isteyebilir.

Zalimin ambargosu varsa Küba'nın kendi ürettiği aşısı var!

Emperyalist ABD'nin yaklaşık 60 yıllık ambargosu sizin de tahmin edeceğiniz üzere ilaç ve aşı ithalatını Küba için neredeyse imkansız bir hale getirir. Ama bu durum Küba için olumlu bir duruma evrilir ve ülke "ilaç üretmek zorunda kalır." Zorunluluktan doğan bu yerli üretim sayesinde şu an Küba tükettiği ilaçların %86'sını üretir durumdadır.

İlaç çalışmalarının asıl miladı ise 1986'da açılan Genetik Mühendisliği ve Biyoteknoloji Merkezi'dir. Bugün, Küba'nın önde gelen biyoteknoloji kurumlarından Biocubafarma kurulduğu günden beri binden fazla ürün üretir ve bunların %65’i ülkenin temel ilaç olarak kabul ettiği sınıftadır. Ayrıca merkez, sağlık turizminin yanında 40'a yakın biyoteknoloji ürününü ihraç ederek ülke ekonomisine katkıda bulunmaya devam ediyor.

Devrimden hemen sonra ülkedeki deneyimli doktorlardan yaklaşık üç bin kadarı ülkeyi terk eder. İnanılmaz ama bu sayı neredeyse ülkedeki bütün doktorların yarısıdır.

Böylece Sosyalist Küba sağlık alanında oldukça zor bir duruma düşer. Ancak yıllar içerisinde tıp eğitimine verilen önem meyvesini verir ve günümüzde 11 Milyon nüfuslu Küba'da doktor sayısı 100 bine yaklaşır. 

Düşünebiliyor musunuz 3 binden 100 bine hem de 60 senede?82 milyon nüfuslu Türkiye'mizde ise bugünkü doktor sayımız 164.594'tür. Pek bir yoruma gerek yok sanırım. 

Küba için nüfusuna oranla oldukça fazla olan bu sayıya ulaşmanın temelinde gelişmiş ve ücretsiz tıp eğitimi yatıyor. Ayrıca bu eğitim yalnızca Kübalı değil bütün dünya öğrencilerine açıktır.

Eğitim ile ilgili biraz da 1976 yılında kurulmuş olan Dünya'nın en büyük tıp okulu Havana Tıbbi Bilimler Üniversitesi'nden bahsetmek istiyorum:

Üniversitede tamamen sağlıkla ilgili 13 tane fakülte var. Bunların 9’u tıbbi bilimler, 4’ü özel amaçlı; Dişçilik, hemşirelik, sağlık teknolojileri ve psikoloji fakülteleri. Buraya dikkatinizi çekmek istiyorum Üniversitede çalışan 8 binin üzerinde öğretmen var. 

Ha, burası hoşunuza gider mi bilmiyorum ancak eğer Küba'da tıp öğrencisi iseniz, " 3 yıl dersleri halledeyim, 2 sene staj sonra intern, TUS falan başlarız işe ya" durumu sizin için pek mümkün görünmüyor. Çünkü Küba'da tıp eğitimi alan öğrenciler eğitimlerinin birinci yılında sahaya çıkıyorlar. İşte bu tutumla da Küba, hastane temelli değil toplum temelli bir tıp eğitimini hayatta tutuyor hala. Ayrıca birinci sınıfta etik değerler ile ilgili sıkı bir eğitim alan doktorlar, Küba Tıp Enternasyonalizmi'nin bir parçası olmayı da taahhüt ediyorlar.

"Tıp Enternasyonalizmi ne demek?" diye sorarsanız, bir cümle ile açıklamaya çalışayım: Dil, din, ırk farkı gözetmeksizin insan için insanca sağlık hizmeti!

1959'da 3 bin doktoru olan Küba, sosyalist kuruluş değerlerine o kadar bağlıdır ki hümanizm şiarından sapmaz ve 1960 yılındaki Şili depreminden sonra zor durumdaki ülkeye "küçük bir tıp tugayı" yollar. Küba dünyadaki bütün ezilen milletllere emperyalizme karşı sağlıkta da birlik mesajı verir aslında. Ve bu tutumuna uygun olarka 3 sene sonra Fransız emperyalizmi ile boğuşan Cezayir'e yardım eli uzatır.

Böylece sosyalist Küba 60'lı yıllardan günümüze istatistiklere göre sıkı durun 300 bine yakın Kübalı doktorunu yurt dışına yollayarak bütün ezilenler için sağlık der. Kurucu lider Dr. Che'nin mirasına daha nasıl iyi bir şekilde sahip çıkılabilirdi ki?

Tabii ki bu denli işler bir sağlık sisteminin paraya ihtiyacı vardır ve "fakir" Küba, bunu da başarır.

100 Milyar dolar gibi bir ülke için oldukça az olan gayri safi yurt içi hasılası ile Küba aslında bir mucizeyi başarmış ve başarmaya da devam ediyor. Ve bu hasılanın %11'ini (771 milyar GSYİH olan Türkiye'de bu oran %5,4'tür.) sağlık harcamalarına ayırabiliyor. Yani dostlar Küba'da kişi başına düşen sağlık harcaması neredeyse 2,475 dolara tekabül ediyor. (Türkiye'de ise 1,036 dolardır.). Böylece gelişmiş birçok ülkeden fazla olarak her bin Kübalıya düşen doktor sayısı 7,5 (Türkiye'de bu oran 1,7'dir.) olur. 

Almanya'da bu oran 4,25, ABD'de 2,6, Rusya'da 4,02 Çin'de ise 4,34...

İçeriği hazırlarken benim, okurken de sizin tarafınızdan merak edilen soru: Peki Küba'da Covid-19 ne durumda?

Görünen o ki Küba, yıllardır sağlık alanında verdiği emeğin karşılığını bu salgında da almaya devam ediyor. Ülkede bugün itibariyle 2.399 onaylanmış vaka var ve bu vakaların yalnızca 86'sı ölüm ile sonuçlanmış. Bunun yanında Küba, yine diğer ülkelere hem doktor hem de ilaç olarak yardım götürmeye devam ediyor; ancak salgının yanında bir de dünyanın başına bela olan olan Trump ile uğraşmak zorunda. 

Trump, 2020 başından itibaren Küba ambargosunu güçlendirdiği gibi Küba'nın ithal etmek istediği ilaçların da ülkeye ulaşmasına engel koyuyor. Bununla da yetinmeyen ABD başkanı Küba'nın 26 ülkeye yardım etmek için devreye soktuğu "Henry Reeve" ekibini suçluyor ve Küba'nın insan ticareti yaptığını öne sürüyor.

Şimdi ise Küba'nın Kanada büyükelçisi Josefina Vidal Ferreiro'nun geçen ay kaleme aldığı yazısından bir parça aktarmak istiyorum ve sonra siz karar verin lütfen, "Gelişmişlik ne demek gerçekten?"

"Bir salgın sırasında gerilimleri yükseltmek yerine, ülkelerimizin çözüm bulmak için birlikte çalışması gerekiyor. Küba yıllardır birçok farklı hastalığın tedavisi için ilaçlar ve aşılar geliştiriyor. Şimdi ise biyoteknoloji ve ilaç endüstrilerimiz tarafından koronavirüs tedavisi amacıyla geliştirilen 19 ilaçtan biri olan Interferon Alfa2b Recombinant ile hastaların iyileşmesine yardımcı oluyoruz. Bu, Küba-ABD işbirliğini geliştirmek için bir yol olacaktır, fakat maalesef Trump yönetimi, Obama yönetimi sırasında kaydedilen sınırlı ilerlemeyi ortadan kaldırarak bu fırsatı boşa harcıyor."

Bu içerikler de ilginizi çekebilir.

Ulu Önder Atatürk ve Birçok Cumhurbaşkanına Ev Sahipliği Yapan Çankaya'nın Gurur ve Hüzünle Kaplı Hikayesi - onedio.com
Ulu Önder Atatürk ve Birçok Cumhurbaşkanına Ev Sahipliği Yapan Çankaya'nın Gurur ve Hüzünle Kaplı Hikayesi - onedio.com
Doğal Beslenme, Özgür Seks ve Çıplaklığın Felsefesi Lebensreformizmin Öncüsü: William Pester - onedio.com
Doğal Beslenme, Özgür Seks ve Çıplaklığın Felsefesi Lebensreformizmin Öncüsü: William Pester - onedio.com
Kadınlar Üzerinde Anestezi Uygulamadan Deney Yapan Acımasız Bir Doktor: J. Marion Sims - onedio.com
Kadınlar Üzerinde Anestezi Uygulamadan Deney Yapan Acımasız Bir Doktor: J. Marion Sims - onedio.com

Bu Haber ile İlgili Linkler

Dio İçerik Altı Banner
BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
beypazarikolik

Biz gittik sokaklari cok pisti herkes yerlere tukuruyodu ve les gibi tütün cehennem ickisi iciyorlardi,medeniyetten uzak bir yer

reshontheway

Şu olayı emekliliğe ayrılmış trollere günlerce anlatamamıştım. Bu içerik için geç oldu diyeceğim ama onlar zaten bu içeriklerde takılmazlar.

yeta-butuc

1) “Türkiye’de devlet bünyesinde faaliyet gösteren yalnızca tıbbi bilimler ile ilgili hiçbir üniversite yoktur” (!) -Sağlık Bilimleri Üniversitesi, İstanbul'da kurulan bir devlet üniversitesidir. Bünyesinde ..... 2) Türkiye’de tıp kazanmak için 2,5milyon aday arasından ilk 4000’e girme zorunluluğu vardır. Küba’da ise herkes tıp okuyabilir! 3)

zubeyde-erdemir

Anlatamazsın güzel kardeşim,Küba altı öpen bu çakma lümpenleri gerçeklerle yüzyüze getiremezsin.Adı entel kendi çomar yüzleriyle karşılaştıramazsın.Ancak acırsın işte,ben öyle yapıyorum yıllardır.

reyyowski

Helal olsun ne diyeyim

hmturan

Adamlarda gerçek vatanseverlik var bizdeki gibi eline bayrak alınca vatansever olunmuyor.

Görüş Bildir