İlk Bakış - Civilization: Beyond Earth

-
5 dakikada okuyabilirsiniz

İlk Bakış - Civilization: Beyond Earth

İlk Bakış - Civilization: Beyond Earth

Eğer sizden bugüne dek çıkmış en iyi strateji oyunlarını şöyle bir sıralamanızı istesem Civilization adı o listede mutlaka yer alır.

Dile kolay, taaa 1991 yılından beri dünyanın tarihini baştan yazıyor, medeniyetlere yön veriyoruz bu isim altında. Ve eğer sıkı bir Civ hayranıysanız, her oyunun insanoğlunun uzaya ayak basmasıyla son bulduğunu da iyi bilirsiniz. Sid Baba, bu döngüyü şimdiye dek sadece bir kez, o da 1999 yapımı Alpha Centauri ile bozdu. Her ne kadar bu oyun Civ hayranları arasında bir fenomene dönüşse de satış rakamları açısından da serinin en başarısız yapımıydı aynı zamanda. Muhtemelen Alpha Centauri 2 ’nin bugüne dek hep bir rüya olarak kalmasının sebebi de buydu. Lâkin, görünüşe göre Fraxis ekibi bu fikri mülke ikinci bir şans tanımaya karar vermiş durumda. Çünkü Beyond Earth (BE) ile galaksiyi bir kez daha “medeniyete” kavuşturmak üzereyiz.

Bildiğiniz gibi bugüne dek çıkmış tüm Civ oyunlarının konusu dünyamızın tarihi üzerine olmuştur. Bilindik bir devleti seçer, bilindik bir lideri yönetir ve bilindik şeyleri keşfederiz. Barutun neden önemli olduğunu ya da denize açılmanın gerekliliğini öğrenmemize gerek yoktur. Fakat BE’de işler değişiyor; çünkü bu kez insanlığın geçmişini değil, geleceğini belirleyeceğiz. BE günümüzden yüzlerce yıl sonrasını, “Büyük Hata” denen ve insanoğlunun dünyadaki günlerini sayılı kılan bir dizi olayların sonrasını konu alacak. Artık uzaya çıkmak bilimsel bir araştırma değil, neslimizi devam ettirebilmemiz için bir mecburiyet hâline gelmiştir. Bu zaruret, yeryüzünde (detayları henüz açıklanmayan) sekiz ayrı gruplaşmanın doğmasına yol açar. Oyuna her birinin politik görüşü, uzmanlık alanı ve nihai amacı farklı olan bu sekiz gruptan birini seçerek başlayacağız. Dahil olacağımız grubun yanı sıra uzaya açılırken kullanacağımız geminin, yanımızda götüreceğimiz kolonicilerin, taşıyacağımız kargonun çeşidini de belirleyebileceğiz. Böylece oyunu her başlatışımızda bizlere farklı deneyimler sunmayı hedefleyen bir sistem oluşturmaya çalışıyorlar. Zaten yapımcı ekibin şu ana kadar verdiği tüm demeçlere ve içeriğe bakılırsa BE’nin üzerinde en çok durduğu konu tekrar oynanabilirlik olacak.

Tabii değişiklikler sadece bu gruplaşmalarla kalmıyor. BE için özel olarak hazırlanan harita motoru, uzay mekiğimizin indiği gezegeni her seferinde sıfırdan tasarlayacak şekilde yapılıyor. Üstelik bu sadece arazi koşulları ve kaynakların dağılımı gibi şeylerle de sınırlı olmayacak. Aksine gezgenin renk paleti, bitki örtüsü, kaynakların çeşidi ya da atmosferin durumu gibi özellikleri de değişecek. Kanyonlarla dolu bir gezegene inersek dev solucanlarla, kumluk bir yere inersek böceklerle, suyun bol olduğu bir yere indiğimiz takdirde de deniz yaratıklarıyla karşılaşacağız. Böylelikle her seferinde galaksinin farklı bir köşesindeki farklı bir gezegene inmiş gibi hissedeceğiz. Fraxis ekibi gezegen tasarımlarında Dune ve Ender’in Oyunu gibi pek çok kült eserin yanı sıra Arthur C. Clarke, Carl Sagan ve Hayao Miyazaki gibi ünlü kalemin fikirlerinden yola çıkmış. Oyun boyunca bu yazarlara ve eserlerine dair referanslara rastlayacağımız da çıtlatılanlar arasında.

BE’nin amaçladığı bir diğer şeyse, oyunculara hem kendilerini evlerinde hissettirmeyi hem de yeni bir şeyler sunmayı sağlamak. Bu nedenle oyunda bir gezegene indikten sonra ilk 50-60 turn arası her şeyin alışılagelmiş Civ gibi başlamasını uygun görmüşler. Üssümüzü kuracağız, etrafımızı keşfetmeye başlayacağız ve izciler, savaş birimleri, koruma sistemleri gibi standart buluşlarla girişeceğiz. Tam bu sıralarda gezegene iniş yapmış diğer kolonicilerle iletişime geçeceğiz. Hepsi de farklı gruplaşmalara dahil olacak elbette, ki çekişme olsun. Derken işin içine eğilimler (affinities) denen yeni bir mekanik girecek ve oyun o noktadan itibaren bambaşka bir boyut alacak.

Oyunda toplamda üç farklı eğilim bulunacak: Harmony (Uyumluluk), Supremacy (Egemenlik) ve Purity (Saflık). Harmony , insanoğlunun dünyada yaptığı hataları (kirlilik, aşırı kaynak tüketimi vs) tekrarlamak istemeyen kişilerin benimsediği eğilim olacak. Bu grup gezegen üzerinde hakimiyet kurmaktansa gezegenin bir parçası olmaya ve onun sunduğu avantajlardan sonuna kadar faydalanmaya çalışacak. Bunun sonucunda da oyunun başında bizler için birer tehdit olan doğal yaşam koşulları birer avantaja dönüşecek. Bu grubun birimleri çok çabuk genişleyip çok daha hızlı hareket edecek. Supremacy eğilimi teknoloji yanlısı olacak. “İnsanoğlunu dünyadan kurtaran şey bilimdi, uzay gemileri yapabilmemizdi, bu yoldan devam etmeliyiz,” görüşünü savunacaklar. O nedenle robotlar, androidler, gelişmiş yapay zekâ ve teknolojik aletler gibi şeyler bu gruptan sorulacak. Bir yerden sonra insanlıklarının bir kısmını geride bırakıp onlar da robotlaşmaya başlayacak. Purity ise kökenine bağlı kalan ve nereden geldiğimizi unutmamanın önemli olduğunu savunan taraf. Gezegeni dünyaya benzetmeye çalışıp uzaylılarla temas kurmaktan kaçınacaklar. Devasa kaleler, uçan savunma kuleleri gibi şeyler inşa edip kökenlerini korumaya çalışacaklar.

Oyunun ilerleyen bölümlerinde bu üç farklı eğilimden birini seçmek zorunda kalacağız ve er ya da geç diğerleriyle çekişmeye başlayacağız. Oyunda diplomasi yine büyük önem taşıyor elbette, zaten aksini yapmaya çalışan bir Civ düşünemiyorum. Bununla birlikte Civ V’te tanık olduğumuz casusluk teknolojileri bu oyunda daha da fazla yer alacak. Artık casuslarımız bize sadece bilgi ve teknoloji kaçırmakla kalmayacak, aynı zamanda karşı tarafın üslerini sabote edebilmemizi de sağlayacak. Bir de uydu fırlatma teknolojisi var elbette. Gerekli teknolojileri ürettikten sonra gezegenin yörüngesine bize çeşitli avantajlar sağlayan uydular fırlatabileceğiz. Bunlardan bazıları savunma, bazıları saldırı, bazılarıysa havayı temizlemek ya da kaynak sağlamak gibi fayda bazlı olacak. İşi ilginç kılan kısmı her altıgende sadece bir uydu bulunabilecek olması. Dilersek karşı tarafın uydularını vurabileceğiz ve oraya kendimizinkini yerleştirebileceğiz. Yani savaşların sadece gezegen yüzeyinde değil, yörüngede de süreceğini şimdiden söyleyebiliriz. Bir diğer ilginç noktaysa uyduların gerçeğe uygun bir şekilde yıpranıp bir noktadan sonra işe yaramaz hâle gelmesi. O nedenle bazı noktalardaki hâkimiyetimizi korumak için rakiplerimizden önce uydu üretme konusunda da sürekli yarış hâlinde olacağız gibi görünüyor.

Uydulardan laf açılmışken yeni teknoloji ağacı değinmemek olmaz tabii. Bildiğiniz üzere daha önceki Civ oyunlarındaki teknolojik gelişmeler oldukça bilindikti: önce kâğıt, ardından kitap, sonra kütüphane. Ya da önce barut, ardından tüfek, sonra da askerler vs. Lâkin BE de durum oldukça farklı olacak çünkü keşfedilmiş olanı değil, keşfedilmesi mümkün şeyleri araştıracağız. Bu da bilimkurgu filmlerinden fırlamış pek çok hayali teknoloji emrimize amade olacak demek oluyor elbette. Teknoloji ağacımız artık tek bir sıra hâlinde değil de bir ağ gibi açılacak ve önümüze genetik teknoloji, yapay zekâ araştırmaları, uzaylılaşma, robotlaşma gibi farklı farklı seçenekler çıkacak. Bunlardan birini seçtikten sonra sadece o yönde ilerleyebileceğiz ve böylelikle rakiplerimizden giderek farklılaşacağız. Bu farklılaşma üslerimizin biçiminden tutun da birimlerimizin dış görünüşlerine kadar grafiksel olarak da sergilenecek üstelik.

Civilization: Beyond Earth , ilk mekiklerini önümüzdeki sonbahar PC, Mac ve Linux gezegenleri için fırlatmış olacak. Bizlerde vaat ettiklerinin ne kadarını gerçekleştirebildiklerini görmek için Tardis’imizle hemen peşlerinde olacağız. O zamana dek gelişmeler için bizi izlemeye devam edin efendim.

Işınla beni Skati…

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

AppleKitapLinuxSavaşUzayalphadizioyun
Görüş Bildir