Erdoğan'dan Islıklı Protestoya Tepki: 'Aynı Şeyi Bize Yapsalar Buna Nasıl Bakarız?'

 > -

4,5 aylık aranın ardından yeniden başlayan yeni Anayasa ve başkanlık tartışmalarını değerlendiren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Ben şuna inanıyorum, eğer Meclis’ten geçerse milletimiz referandumda bunu onaylayacaktır. Sadece ana muhalefet partisinin vereceği destekle bile milli iradenin temsilcileriyle bu iş parlamentoda çözülür. Giderse bile ben milletime güveniyorum, onaylayacaktır. Ben başkanlık konusunu gündeme getiriyorum, getireceğim de. Bunu bırakalım milletimiz tartışsın, akademisyenler tartışsın. Bundan çekinmeye gerek yok" dedi.  Erdoğan Türkiye-Yunanistan arasında oynanan milli maç esnasında yaşanan ıslıklama olayına ilişkin ise "Bu olacak bir iş değil. Biz bir ülkenin İstiklal Marşı'na karşı saygı gösteremeyecek kadar tahammülsüz bir millet değiliz. Bu milletin genlerinde bu yok. Aynı şeyi bize yapsalar buna nasıl bakarız?" ifadelerini kullandı. 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ErdoğanATV ve A Haber ortak yayınında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Başkanlık tartışmasını gündeme getirmeye devam edeceğini belirten Erdoğan, "Bunu bırakalım milletimiz tartışsın, akademisyenler tartışsın. Bundan çekinmeye gerek yok. Sorunların altında aslında bir sistem problemi var. Sanki bu "Erdoğan'ın şahsi meselesi" diye görüyorlar. Bu benim şahsi meselem değil, bu milletimin meselesidir. Milletimin önüne götürelim, ne derse millet "baş göz üstüne" diyelim" diye konuştu.

Erdoğan'ın açıklamaları şöyle:

"7 Haziran ile 1 Kasım arasındaki farkı iyi analiz etmemiz lazım. 7 Haziran'da sandıktan bir koalisyon tercihi çıktığını bir kenara koymamız mümkün değil. Niye? Rakamlar bunu söylüyor onun için. Fakat bu koalisyon nasıl oluşacak buna gelince. Koalisyon bir kültürdür. Bu batı ülkelerinin bir çoğunda var ama bakın, başkanlık sisteminin yaşandığı ülkelerin birçoğunda koalisyon başarılı gitmiyor. Onun için de oralarda istikrar ve güveni yakalamak için de bakıyorsunuz hep tek partili iktidarlar orada söz konusu" diye konuştu.

Erdoğan, "Batıdaki bu kültür şu anda dışarıya olumsuz yansımıyor. Bizim özel görüşmeler yaptığımız ülkelerin liderleri bana hep şunu söylemişlerdir. Siz çok iyi bir ivme yakaladınız. Tek başınıza iktidarla bunu götürüyorsunuz. Başbakanlığım dönemini kastediyor. Biz ise koalisyonla bu işi götürüyoruz ama sıkıntılarımız çok, derlerdi. Çünkü birçok şeylerde anlaşamıyorsunuz, derlerdi. Bunlarda bu koalisyon kültürü olduğu halde bunu böyle ifade ediyorlardı" ifadelerini kullandı.

"Güven ve istikrar kavramı hakim olunca o toplum uçuşa geçer"

Erdoğan Türkiye'de yaşanan koalisyon dönemlerine dikkat çekerek, "Bizde koalisyon dönemleri yaşanmadı mı? Yaşandı. Ama neticelerini gördük. Koalisyon dönemlerinde Türkiye hep geri gitti. Ama tek başına bir siyasi partinin iktidar olduğu dönemlerde de tırmanışa geçtik. Fakat koalisyon olunca hemen geri gidiş başladı. Bizimle tek partili iktidar dönemini yakaladık. Bizim de tek partili iktidar dönemimizde 3 Kasım 2002'deki bütün konuları yatırın masaya Türkiye neredeydi? Bugün Türkiye nerede? Şöyle bir 12-13 yılın analizini yaptığınız zaman nereden nereye geldiğimizi, nasıl geldiğimizi 2 kavram ifade eder. Bunlardan birisi istikrardır diğeri güvendir. Güven ve istikrar kavramı hakim olunca o toplum uçuşa geçer. Bizde de böyle oldu" şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Koalisyon görüntüsü bir anda 4,5-5 aylık süreçte ülkemizde adeta bir duraksama havası estirdi. Yapılan koalisyon görüşmelerinde de belli ki bazı dayatmalar oldu. Oralardan bir netice çıkmadı. Bu arada hayırcılar türedi. Bunun neticesinde görevi bana Sayın Başbakan iade edince kalan bir hafta, 8 günlük süreç var. Bu süreç içerisinde Anayasa'nın verdiği bir yetki vardı. Bu yetkiyle benim yeniden bir yetkilendirme yapmam ve zaten kendileriyle görüşmeler yapılmış olan bu siyasi partilerin bir tanesi çıkıyor diyor ki 'Şunlarla zaten beraber hiç olmam'. Burada yeni bir arayışın içine girmenin anlayışı yoktu" açıklamasında bulundu.

"Yüzde 41'den sizi tekrar yüzde 49,5'a çıkarıyor"

Erdoğan, "Demek ki parlamento kendi içinde bu işi çözemedi. Öyleyse bu işi en iyi çözecek yer neresiydi? Milli irade yani halktı. Zaman kaybetmeden en iyisi biz milli iradeye müracaat edelim, millet yeniden tercihini yapsın; bunu görelim istedik. Milletin bu tecelli eden tercihi bana göre istikrar ve güven tercihidir. Bu istikrar ve güven tercihiyle dikkat edin basit bir yükselme yok. Yüzde 41'den sizi tekrar yüzde 49,5'a çıkarıyor" dedi.

"Türkiye'nin dünyadaki belirleyici rolü G-20'de çok daha öne çıkmış oldu"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Özellikle şu mutluluğumu milletimle paylaşmak istiyorum. G20'de bunu gördüğümüze çok mutlu oldum. Bir defa dünya ülkelerinin Türkiye'ye bakışındaki hava farklılaştı. Bir taraftan G20'deki başarıyı gördüler. Bundan dolayı hem tebriklerini yaparken bir taraftan da bu seçim neticesiyle ilgili olarak da bunu bütünleştirdiler. Türkiye'nin dünyadaki belirleyici rolü G20'de çok daha öne çıkmış oldu" diye konuştu.

"Temennimiz odur ki içeride ve dışarıda bütün Suriye halkının oy kullanmasını sağlamak"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında Suriye konusunda da şunları kaydetti:

"Son zirvede 18 ay sonra bir sandık Suriyelilerin önüne gelsin. Bu karara varıldı. Suriye'de Esed'in işin başından çekilmesi. Bu işlenirken de 6 ayda bu süreç hallolmalı. Bir taraftan Anayasa hazırlanmalı ve 18 ay sonra yapılacak olan seçimlerde de Esed'in seçime girmemesi. Bu konuda ısrarlı olan ülkeler var. Sadece İran'ın burada Esed'in yanında yer alışı gibi bir durum söz konusu. Önümüzdeki haftalarda tekrar bir Viyana Zirvesi zannediyorum olacak. Belki farklı bir ülkede de olabilir. Bununla 18 aylık bir süreci takip edeceğiz. 3 aylık 6 aylık dilimleri var. Bunlar da önem arz ediyor. Temennimiz o ki burada artık Suriye halkı 'Ben sandığa gidiyorum. Kendi irademle oyumu kullanıyorum'. Bunu derken Suriye'nin dışındakilerin durumu ne olacak? Bu da çok önemli. Acaba onlar bulundukları ülkede mi oy kullanma imkanını yakalayacaklar yoksa geri getirilmeleri mümkün mü? Bunların neticesinde bir karara varılması gerekiyor. Temennimiz odur ki içeride ve dışarıda bütün Suriye halkının oy kullanmasını sağlamak."

"Herkes Paris'i kınıyor ama Ankara'da olan aynı şekilde kınanıyor mu?"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Benim baş başa yaptığım görüşmelerin sayısı 17. 17 ülkenin lideriyle baş başa ikili görüşmelerim oldu. Ortalama en azı yarım saat olmak üzere, bazıları 1 saati buldu bazıları 1,5 saati buldu. Baş başa görüşmelerimin dışında heyetler arası görüşmeler de yaptık. 23 toplantıyı görüyoruz. Ağırlıklı olan olay, G20 Terörizmle Mücadele Bildirisi. Burada Paris ve Ankara'da meydana gelen terör eylemleri kınandı. Paris'i de kınadık, Ankara'yı da kınadık, Suruç'u da kınadık, Gaziantep'i de kınadık. Niye? Biz dertliyiz. Bizim derdimiz var. Herkes Paris'i kınıyor ama Ankara'da olan aynı şekilde kınanıyor mu? Bir şey burada çok önemli. Benim canımı yakan da odur. Ankara'da bu olay olduğu zaman daha 2 dakika olayın üzerinden geçmişti. Bazı açıklama yapan siyasiler oldu. Katil devlet dediler. Katil Beştepe dediler. Fakat Sayın Hollande ile ilgili böyle bir şey duydunuz mu? Medyada orada ölen insanlarla ilgili herhangi bir resim gördünüz mü? Bunlar bunu yapıyor da ülkemin yazılı ve görsel medyası bunu niye yapmıyor? Milli duruş budur? Biz buna hasretiz. Artık dürüst olalım. Her yerde faturayı gel devlete çıkar, gel Erdoğan'a çıkar. Olmaz böyle şey. Bizim bu tür şeylerin karşısında milli bir duruş sergilememiz lazım. Dayanışma içinde olmamız lazım" dedi.

"Biz bir ülkenin İstiklal Marşına karşı saygı göstermeyecek kadar tahammülsüz bir millet değiliz"

Cumhurbaşkanı Erdoğan dün akşam Başakşehir Fatih terim Stadyumu'nda oynanan Türkiye-Yunanistan dostluk maçı öncesinde yaşananlar konusunda da değerlendirmelerde bulunarak şunları kaydetti:

"Bakıyorsunuz orada saygı duruşu, saygının duruşunun ardından İstiklal Marşlarına geçiliyor. Orada tabi birkaç yüz olabilir herhalde kendini bilmez ıslıklamaya başlıyor. Bu olacak bir iş değil. Biz bir ülkenin İstiklal Marşı'na karşı saygı gösteremeyecek kadar tahammülsüz bir millet değiliz. Bu milletin genlerinde bu yok. Aynı şeyi bize karşı başkaları yapsa biz buna nasıl bakarız? Dinlersin sakin bir şekilde olur biter. Biz dostluk maçı yapıyoruz ve bunlar bizim ülkemizde misafir. Türk milleti misafirine kim olursa olsun böyle davranmaz. Bu tür şeylerde asla duygusallığa yer olamaz" ifadelerini kullandı.

Obama ile Görüşme

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Devlet Başkanı Barack Obama ile bir kaç görüşme yaptığını ifade ederek, "Obama ile birkaç görüşme yaptım. Bütün görüşmelerle birlikte DAİŞ olayının aslı DAİŞ. Bakıyorsunuz Türkiye'de hala bazı çevreler IŞİD'i kullanıyor. Yanlış. DAİŞ olarak yaklaşırsak bunu bir örgüt olarak telakki etmiş oluruz. İslam'ı bunun içine hiç sokmamış oluruz. Böyle yaklaşmamız lazım. Sayın Obama da bunu yakalamış vaziyette. O şekilde ifade etti. DAİŞ ile mücadele burada bundan sonraki süreçte neleri yapmamız lazım, özel görüşmede buna benzer şeyleri aramızda telaffuz ettik. Aynı şeyi Sayın Putin'le bu görüşmeleri yaptık. Bunları yapmaya da devam edeceğiz. Bu ara bu işlere öyle fazla ara veremeyiz. Telefon diplomasisi olsun, özel temsilcilerimiz olsun bu mekanizmaları iyi kullanmak suretiyle bu çalışmalarımızı devam ettireceğiz" dedi.

"Bu verilen cezaların hiçbirini adil bulmuyorum"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, RTÜK'ün A Haber'e verdiği cezalar konusunda da açıklamalarda bulunarak, şunları kaydetti:

"Bu verilen cezaların hiçbirini adil bulmuyorum. Bu yanlış bir uygulama. YSK, yasalar böyle dediği için biz böyle yapıyoruz diyor. Bunu belli bir yayın grubuna yapıyorsunuz da diğer yayın gruplarına niye yapmıyorsunuz? Diğer yayın gruplarının da aynı şekilde iktidarla ilgili saldırıları vardı. Şimdi ben iktidara sesleniyorum. Diyorum ki yeni yasama döneminde özel sektörün yazılı veya görsel yayın gruplarına müdahale edilemez. Devletin televizyonuna orada varsa bir haksızlık gereğini yap. Ama özel sektöre kalkıp da böyle bir uygulama yapmanın adaletle hiçbir izahı olamaz. Benim gönlüm kimi istiyorsa yayınlarım. İsterim çıkarırım ister çıkarmam. Başkaları da beğenmediğini çıkarmasın. Böyle bir şeyi kabullenmek mümkün değil. Burada adalet yoktur. Özel sektörün televizyonlarına bunun yapılması mümkün değil. YSK'nın vermiş olduğu kararı gözden geçirmesi gerekir diye düşünüyorum. Bu kadar saat yayın yasağı konulmasını doğru bulmuyorum. Bu doğru bir gidiş değil. Bu düpedüz sansür başka bir şey değil. Karartma. İnanıyorum ki hükümetin yasama dönemi başlar başlamaz gündeme alacağı bir konu olacaktır."

Mehmet AKTARAN & Bahar DEMİREL / DHA

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Amerika Birleşik DevletleriAnkaraAtvBarack ObamaBaşakşehirBaşbakanBeşer EsadFatih TerimIŞİDİranİstiklal MarşıKatilRecep Tayyip ErdoğanSuriyeTerörVladimir PutinYüksek Seçim KuruluYunanistanolay
Görüş Bildir