Do, Re Mi?: Notalar İsimlerini Nereden Alıyor?
Müzik evrensel bir dil olsa da bu dili okumamızı sağlayan alfabenin, yani notaların çok spesifik bir doğum yeri ve hikayesi var. Bugün bir enstrüman çalarken veya şarkı söylerken kullandığımız o meşhur heceler, aslında Orta Çağ İtalya'sında, eğitim sürecini hızlandırmak isteyen bir rahibin buluşuydu.
Her şey bir eğitim problemi ile başladı.

Hikayemiz MS 1000'li yılların başında, İtalya'da geçiyor. Benedikten tarikatına mensup bir rahip ve müzik teorisyeni olan Guido d'Arezzo (Arezzolu Guido), koro çocuklarına ve diğer rahiplere ilahileri ezberletmenin ne kadar zor olduğunu fark etti. O dönemde bir ilahiyi öğrenmek aylar, repertuvarı tamamlamak ise yıllar alıyordu.
Guido, sesleri akılda tutmayı kolaylaştıracak bir yöntem (nımonik/hatırlatıcı) geliştirmeye karar verdi. Amacı öğrencilerin bir melodiyi notalara bakarak daha hızlı deşifre etmesini (solfej yapmasını) sağlamaktı.
Aziz Yahya ilahisi: Ut Queant Laxis. Bu nereden çıktı?
Guido, her dizenin ilk hecesini alarak bugünkü gamın temelini oluşturdu. İşte o orijinal dizeler ve denk gelen notalar:

Ut queant laxis (Sadece senin hizmetçilerin)
Resonare fibris (Özgürce ilahi söyleyebilsin diye)
Mira gestorum (Mucizelerini anlatabilsinler)
Famuli tuorum (Dudaklarındaki günahları)
Solve polluti (Sil at, temizle)
Labii reatum (Ey Aziz Yahya)
Böylece müzik tarihinin ilk 'Do-Re-Mi' sistemi olan UT - RE - MI - FA - SOL - LA doğmuş oldu. Dikkat ettiyseniz, henüz 'Si' ve 'Do' ortada yok.
İyi de "Ut" nasıl "Do" oldu?

Guido'nun sistemindeki ilk nota 'Ut' idi. Ancak yüzyıllar geçtikçe müzisyenler 'Ut' hecesinin şan sırasında söylenmesinin zor olduğunu fark etti. Keskin bir sessiz harfle (t) bitmesi, sesin uzamasını engelliyordu. 17. yüzyılda (1640 civarı) İtalyan müzikolog Giovanni Battista Doni, bu heceyi daha açık ve şarkı söylemeye uygun olan 'Do' ile değiştirdi.
Küçük bir detay:
'Do'nun, 'Dominus' (Tanrı/Rab) kelimesinin ilk hecesinden geldiği düşünülüyor. Bazı kaynaklar ise Doni'nin kendi soyadının ilk harflerini (DO-ni) kullandığını iddia eder.
Kayıp nota: "Si" (veya Ti)

Guido d'Arezzo'nun orijinal sistemi 6 sesten oluşan bir yapıydı (Hekzakord). 7. notanın isimlendirilmesi ise Guido'dan çok sonra gerçekleşti.
Yine Aziz Yahya ilahisinin son dizesi olan 'Sancte Ioannes' (Aziz Yahya) kelimelerinin baş harfleri S ve I birleştirilerek 'Si' notası oluşturuldu. Böylece gam tamamlanmış oldu.
(Not: Bazı Batı ülkelerinde 'Si' notası, 'Sol' ile karışmaması için 'Ti' olarak da kullanılır.)
Özetle notaların anlamına bakacak olursak...

Latince orijinal metinden yola çıkarsak her gün kullandığımız notaların anlam haritası şöyle:
Do (Ut): Dominus (Mutlak olan / Rab)
Re: Rerum (Madde / Olaylar)
Mi: Miraculum (Mucize)
Fa: Familias planetarium (Gezegenler ailesi / Hizmetkarlar)
Sol: Solis (Güneş)
La: Lactea via (Samanyolu / Dudaklar)
Si: Siderae (Gökler / Aziz Yahya)
Bu notalar bir rahibin mirası olarak bütün dünyaya kaldı.

Bugün bir şarkı mırıldanırken aklımıza gelen o basit heceler aslında 1000 yıl önce eğitim süresini kısaltmak isteyen bir öğretmenin pratik zekasının ürünü. Guido d'Arezzo sadece rahiplerin işini kolaylaştırmakla kalmadı, aynı zamanda müziğin yazılabilir, okunabilir ve aktarılabilir evrensel bir sisteme dönüşmesinin de önünü açtı.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!


Yorum Yazın