Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Dizilerdeki Gibi Değil! 19 Şaşırtıcı Maddede Gerçek Osmanlı Torunları

1.2bPAYLAŞIM

Popüler tarih okumalarında karşılaştığımız tezviratlardan bir tanesi Osmanoğlu ailesinin adeta birer IŞİD militanı gibi yaşadığı varsayımı. Gerçeklikten tamamen kopmuş bu mitolojik anlatıya göre Osmanlı Padişahları ve aileleri her türlü dünya nimetinden uzak bir şekilde yaşıyor, cinselliğe kata bulaşmıyor, içki içmiyor, seküler yaşam biçimlerinin tümünden alabildiğine kaçıyor. İşte 19 maddede gerçek Osmanlı torunları.

1. Sultan Vahdettin'in 3. eşi Müveddet Kadınefendi

Babası Kato Davut bey, Annesi Ayşe Hanım'dır. 24 Nisan 1911 tarihinde Sultan Vahdettin ile evlendi. 1912 yılında Şehzade Mehmed Ertuğrul Efendi'yi doğurmuştur. San Remo'da Vahdettin'e eşlik etti. 1929 yılında Vahdettin'in vefatından sonra İskenderiye'ye yerleşerek burada bir evlilik daha yaptı. 1948 yılında Türkiye'ye döndü. 1950 yılında Çengelköy'de vefat etti. Zarif ve şık bir hanımefendi olarak biliniyordu.

2. Halife Abdülmecid kızı Prenses Dürrüşehvar Sultan ve damadı Prens Nawab Azam Şah ile birlikte

Fotoğraf 1931 yılında Fransa'da çekildi. Son Halife'nin kızının elbisesini din-i İslam'a  aykırı bulmadığı gözüküyor. Ayrıca kendisinin şıklığı da çağdaş daireye gösterdiği adaptasyonun ipuçlarını veriyor. Yazdığı 35 sayfalık bir makalede Osmanlı Padişahlarını tahlil etmiş, İkinci Bayezid'in içkiye düşkünlüğü yüzünden sefil, İkinci Selim'in "sefih bir sarhoş" olduğunu ifade etmiştir. Abdülmecid Üçüncü Murad ve Üçüncü Mehmed'den "Osmanlı Devleti'nin amansız cellâdı" olarak bahsederken,  Dördüncü Murad için ise "geleceğin en büyük hükümdarı olmaya namzet iken içtiği rakının kurbanı olmuş; devletin talihini ve geleceğini İbrahim gibi akıl noksanı ve anlayıştan mahrum bir şahsa terk ederek dünyadan çekilmişti" demektedir. Üçüncü Ahmed'in sefahat tarafından ele geçirildiğini söyleyen Halife, Sultan Abdülmecid'in "içki müptelalığı yüzünden hayatını kaybettiğini" belirtecektir. (Kaynak)

3. Sultan Vahdettin'in El Yazısı Notaları

Sultan Vahdettin de büsbütün dünyadan kopuk, sanattan uzak, kuru bir insan değildi. Bir çok Osmanlı şehzadesi ve padişahı gibi sanatla ilgilendi. Yukarıdaki notalar 1914 tarihli "Vahdedine effendi" olarak imzalı. Merak edenler için, kapak sayfasındaki harflerde "Latin alfabesi" kullanılmış ve Fransız dilinde yazılar yazılmış.

4. Halife Abdülmecid'in "Haremde Goethe" çalışması

Halife Abdülmecid, Sultan Abdülaziz'in oğludur. Resimle ilgilendi, yabancı dil öğrendi. 1929 yılında "veliaht" olan Abdülmecid, 1910 yılında şehzadeliği sırasında kurulan Osmanlı Ressamlar Cemiyeti'nin fahri başkanlığı görevini de üstlenmiştir. Abdülmecid'in eserleri "duygulu" ve "gerçekçi" olarak tanımlanır. "Haremde Goethe" isimli tablosu 1918 yılında Viyana'da sergilendi.

5. Ömer Faruk Efendi ile Sabiha Sultan ilk evlatları Neslişah Sultan ile birlikte.

Son Osmanlı Halifesi Abdülmecid'in oğlu ve Son Osmanlı Padişahı Vahdettin'in damadıdır. 1919 - 1924 yılları arasında Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanlığını da yapmıştır.  Mekteb-i Sultani'de okudu. Almanya'da Potsdam Askeri Akademisi'ni bitirdi. I. Dünya Savaşı'nda Verdun Cephesi'nde bulundu. 1969 yılında Kahire'de vefat etti. Neslişah Sultan, Hanzade Sultan ve Necla Sultan'ın babasıdır.

6. Ulviye Sultan ve kocası İsmail Hakkı Bey Göksu Kasrının bahçesinde eğleniyorlar.

Ulviye Sultan, son Osmanlı Padişahı Vahdettin'in büyük kızıdır. Fotoğraf 1920 yılında çekildi. Sayın Cumhur reisimiz duymasın, kızlı- erkekli bir eğlence ortamı olduğu gözüküyor.

7. Sultan Vahdettin'in kızı Sabiha Sultan

Rukiye Sabiha Sultan son Osmanlı Padişahı Vahdettin'in kızı, son Osmanlı Halifesi Abdülmecid Efendi'nin gelinidir. 1894 yılında dünyaya geldi. Genç kızlığı sırasında İran Şahı Ahmet Şah Kaçar ve Çanakkale Savaşı kahramanı Mustafa Kemal Paşa kendisiyle evlenmek için talip oldular. Sabiha Sultan, son halife Halife Abdülmecit Efendi’nin oğlu olan kuzeni Ömer Faruk Efendi ile evlendi ve Neslişah, Hanzade, Necla adında 3 kızları oldu. 1949 yılında Ömer Faruk Efendi'den boşanan Sabiha Sultan, 1971 yılında hayatını kaybetmiştir.

8. Ömer Faruk Efendi ve Sabiha Sultan

Sürgün yıllarında çekilen bu fotoğrafta Ömer Faruk Efendi, Sabiha Sultan ile birlikte görülüyor.

9. Hanzade Sultan ve kızı Prenses Fazile

1923 yılında doğan Hanzade Sultan, son Osmanlı padişahı Sultan Vahdettin ve son halife Abdülmecit Efendi’nin torunudur. Mısır Hanedanı mensuplarından Mehmet Ali İbrahim ile evlenen Sultan, dünya sosyetesinin en güzel kadınlarından birisi olarak ün yapmıştır. Fotoğrafta kızı Prenses Fazile ile birlikte.

10. Neslişah Sultan

1921 doğumlu Neslişah Sultan son Osmanlı Padişahı Vahdettin ve son Osmanlı Halifesi Abdülmecid'in torunudur. Mısır Kral naipliği yapmış Prens Muhammed Abdülmunim ile evlenmiştir. Sürgüne gittiğinde 3 yaşındaydı. Fransa'da eğitim gördü. Fransızca, İngilizce ve Arapça bilmektedir. 1963 yılında Türkiye'ye dönen Neslişah Sultan, 2012 yılında hayatını kaybetti. Kayak, yüzme ve bilhassa binicilikteki mahareti uzun yıllar konuşulmuştur.

11. Ali Vasıb Efendi eşleri Mukbile Sultan'la

Ali Vâsıb Osmanoğlu, Osmanlı şehzadesi ve hanedan reisidir. Padişah V. Murad'ın torunu Şehzade Ahmed Nihad Osmanoğlu Efendi'nin oğludur. Annesi Safiru Hanımefendi'dir. Galatasaray Lisesi’nde (Mekteb-i Sultani) ve Harp Okulu’nda (Mekteb-i Askeri) okudu. Saltanatın lağvı ve hanedan üyelerinin 1924’te sürgüne gönderilmesi üzerine ailesiyle birlikte yurt dışına çıktı. 10 yıl kadar Fransa’da yaşadı. 1983 yılında İskenderiye'de vefat etmiştir.

12. Hanedan üyeleri Fransa'da.

Fotoğraf Nice'in Promenade Anglais kıyı boyunda çekildi. Hanedan üyeleri birlikte olmanın keyfini çıkartıyor.

13. Sultan V. Murad ve Sultan II. Abdülhamid'in torunları bir arada.

Fotoğrafta ortada bulunan Ali Vasıb Efendi. Hanedan üyeleri birlikte fotoğraf çektiriyorlar.

14. Mihrimah Sultan

Osmanlı padişahı Sultan Reşad'ın torunu olan Mihrimah Sultan, hanedanın ‘yeşil gözlü prensesi’ olarak tanınırdı. 1923'te babası Şehzade Ziyaeddin Efendi'nin Çamlıca'daki köşkünde doğmuş, bir yaşındayken, hanedanın bütün mensuplarıyla beraber, Türkiye'den sürgüne gönderilmişti. Ailesiyle beraber Lübnan'a, oradan da Mısır'a giden genç prensese, 1940'lı yıllarda soylu bir talip çıktı: O devir Ürdün'ün kralı Abdullah'ın oğlu Prens Naif. Nikáhları Amman'da kıyılan çift, orada yaşamaya devam etti. Kral Abdullah'ın Kudüs'te bir suikastta can vermesinden sonra, Ürdün tahtına büyük oğlu Tallal geçti ve Mihrimah Sultan'ın eşi Prens Naif, kısa bir süre için Ürdün veliahttı oldu, Sultan da Ürdün'ün ‘iki numaralı hanımefendisi’ konumuna geldi. Ancak Kral Tallal'ın ‘akli dengesini kaybettiği’ gerekçesiyle tahttan indirilip, İstanbul'a getirilerek Ortaköy'deki Şifa Yurdu'na kapatılması üzerine Ürdün'de bütün taht dengeleri değişti. Mihrimah Sultan'ın tahta davet edilen eşi Prens Naif, ‘Siyaseti sevmiyorum’ diyerek krallığı reddedince, Tallal'ın küçük oğlu Hüseyin, Ürdün tahtına geçti. Prens Naif ve eşi Mihrimah Sultan ise Amman'da ‘kraliyet ailesinin en kıdemli mensupları’ olarak yaşamaya devam ettiler. (Kaynak: Hürriyet)

15. Osman Osmanoğlu kızı Ayşe ve torunlarıyla

Arkada yer alan portredeki Padişah, "Tanzimatçı" ve "Gazi" olarak bilinen Abdülmecid'dir. 1839'dan 1861'e kadar hükmetti. 3 Kasım 1839'da Osmanlı demokratikleşmesinin ilk adımı olan (Gülhane Hatt-ı Şerif-î) Tanzimât Fermânı’nı yayımladı, 18 Şubat 1856'da (Islâhat Hatt-ı Hümâyûn-u) Islâhat Fermânı’nı ilân etti.

16. Sultan Reşad'ın torunlarından Lütfiye Sultan ve Nazım efendi

Osmanlı torunlarının şıklığı ve yakışıklılıkları hakkında uzun uzadıya konuşmaya gerek yok. Çok zor şartlar altında bile tarzları ile köklü bir hanedanın üyesi olduklarını gösteriyorlar.

17. Osman Osmanoğlu ve Ailesi

Osman Selahaddin Osmanoğlu, Osmanlı şehzadesidir. Ali Vâsıb Osmanoğlu'nun oğludur. İngiltere’de yaşayan Osmanoğlu, İstanbul’da bir ev aldı. TRT için hazırlanan ’Osmanlı Hanedan Ailesi’ belgeseline danışmanlık yaptılar.

18. Son jenerasyon Osmanlılar

Fotoğrafta yer alanlar, Osman Selahattin Osmanoğlu'nun kızı Ayşe Gülnev Osmanoğlu'nın çocukları, son jenerasyon Osmanlılar. Soldan sağa, Prens Lysander Cengiz, Prenses Tatyana Aliye, Prens Maximillian Ali, Prens Ferdinand Ziya ve Prens Cosmo Tarık. Hepsini sevgiyle selamlıyoruz.

19. Osmanlı torunları Bodrum'da.

Yaz aylarını Bodrum Yalıkavak'taki villasında geçiren 3 çocuk 7 torun sahibi Osman Selaheddin Osmanoğlu için kızı Ayşe Gülnev Sutton 2003 yılında bir parti düzenledi. Partiye ailenin Suriye, İngiltere, Mısır ve Ürdün'de yaşayan 19 üyesi katıldı. Kutlama sırasında jandarma, villanın çevresinde geniş güvenlik önlemi aldı.

Son Söz

20. yüzyılın başında da, daha öncesinde de Osmanlı Hanedanı anlatıldığı gibi adeta Selefi bir İslam inancıyla yaşayan bir aile hiç olmadı. Son Halife Abdülmecid'in dediği gibi içki içenler olduğu gibi, Osmanlı ailesi içinde sanatın her dalıyla ilgili, tarih ve kültürel zevkleri gelişkin bir çok kişi bulunmaktaydı. Fatih Sultan Mehmet 19 yaşında 4 dil biliyordu. Yunanca, Arapça,  Farsça ve Sırpçayı kusursuz şekilde konuşuyordu. "Ağlasa derd-i derûnum çeşm-i giryânım sana / Âşikâr olurdu gâlib râz-ı pinhânım sana" (Sevgili!) İçimdeki dertler ile, yaş dolu gözlerim senin için ağlayacak olsa, (gönlümdeki) gizli sırlarım (gözyaşlarıma) gâlip gelir ve (sırlar) sana aşikâr olurdu) dizelerinde ifade ettiği gibi romantik bir gönlü de vardı. Avni mahlasıyla bir çok şiir yazdı. Kanuni "Muhibbi" lakabı ile aşk şiirleri kaleme alırken, Dördüncü Murad'ın lakabı "Muradi" idi. Şah Murad mahlasıyla 15'e yakın saz ve söz bestesi bulunmaktadır. Üçüncü Selim Türk musikisinin en büyük bestekârlarından birisiydi. Ney üfleyip, tambur çalan bir padişahtı. Sultan Abdülaziz ney ve lavta çalardı, son Osmanlı Padişahı Vahdettin piyanistti, Sultan 3. Mehmet kaşık ustasıydı, 2. Abdülhamid kakma ve süsleme sanatıyla ilgiliydi. 

Bugün bu niteliklere sahip olmak "monşerlik" diye aşağılanırken, bir çoğu hiçbir komplekse kapılmadan batı dillerini öğrendiler, sanatla ve zanaatın değişik kollarıyla haşır neşir oldular. Sherlock Holmes çevirileri yaptıran 2. Abdülhamid, Fatih Sultan Mehmet'in bir Rönesans aydını gibi bir çok eseri bir çok farklı dilde okumasından çok uzak değildir. Hanedanın sürgündeki üyeleri de bu gelenekleri devam ettirmeye çalıştılar. Çelebiliği bırakıp kabadayı, nezaketi bırakıp küfürbaz, zarafeti bırakıp hodbin olmadılar. Basbayağı değersizleşmeye karşı çıkmak için çok sebebimiz var.

Bonus // Vahdettin: Mustafa Kemal Paşa büyük bir Türk askeridir.

Yılmaz Çetiner'in "Son Padişah Vahdettin" kitabında Sultan Vahdettin'in torunu Hümeyra Özbaş'tan nakille ilginç bir hikaye anlatır. Saltanat kaldırılmış, Vahdettin ülkeden sürülmüştür. San Remo'da bir gün, köşkün bahçesinde dayısı Ertuğrul ile beraber oyun oynayan Hümeyra İstanbul'dan hatırladığı bir şarkıyı söylemeye başlar. "Yaşa Mustafa Kemal Paşa Yaşa, adın yazılacak mücevher taşa.." Şarkıyı duyan kalfası hemen müdahale eder. Gerisini Çetiner şöyle anlatıyor:

"-Hanım Sultanım, dedi, çok yaşa, çok yaşa değil! Kahrolsun Mustafa Kemal Paşa diyeceksin. Yoksa Şah dedeniz kızar!

Hümeyra da aynı şarkıyı bu sefer "Kahrolsun Mustafa Kemal Paşa" diye söylemeye başlayınca... Köşkün içinde telaşla, ağalar çocukların yanına koşuştu ve korkuyla,

- Efendimiz, söylediğiniz bu şarkıya, bu sözlere çok kızdı! Hemen sizi görmek istiyor!..

Hümeyra ile Ertuğrul titrediler.. Ne olmuş ki? Kalfa kadın öğretmiş, o da şarkıyı Şah babasının istediği şekilde söylemişti!

Sultan Vahdettin hiddet içindeydi.

- Kim öğretti sana bu şarkıyı! dedi.

Hümeyra omuzlarını kaldırdı:

- Bilmem İstanbul'da öğrenmiştim...

Vahdettin sesini alçalttı, bu kez,

- Peki başında "Çok yaşa çok yaşa Mustafa Kemal Paşa" derken niçin "Kahrolsun" diye değiştirdin?

- Kalfa kadın böyle söyledi! Yaşa dersen şah deden kızar, kahrolsun dersen memnun olur dedi..

Vahdettin torunu ve oğluna şunları söyledi:

- Mustafa Kemal Paşa büyük bir Türk askeridir... Ülkemizden düşmanları kovmuştur... Böyle bir paşaya kahrolsun diyemezsiniz! Bunu size öğreten aptal ve cahil kadınlar... Bir daha ağzınızdan böyle bir söz duymayayım!"

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
emsalden-misal-olmaz.

Kendi soyuna küfredenler var yorumlarda. Soyunu kabul etmeyen soysuz olur. Hakaret olarak gelmesin akla gerçek bu. soyun yoksa soysuzsundur. Rejim değişikliği soyuna hakaret gerektirmez. Tarih bunu gerektirmiş ve sistem değişmiş.

emsalden-misal-olmaz.

Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti Osmanlı İmparatorluğu'nun devamıdır. Bunu daha bilmeyen cahiller var. Yok ne alaka diyen cahil kişiler tarihçilere sorabilir. İspat istiyorsan basit bir iki örnek veriyim; En tescillisi saltanatın kaldırılmasıdır. Yeni kurulan bir devlet önce saltanatı ilan etmeli sonra kaldırmalıdır. Ya da Jandarmanın kuruluşunu kutlamak, 180 yılı aşkın bir kutlama... Bilmeyenlere başka bir örnek, İstanbul hükümeti ve Ankara hükümeti Avrupa ile masaya oturduğunda ikisi de Osmanlı İmparatorluğu için masada yer almışlardır. Ankara hükümeti, İstanbul hükümetinin kararlarını yok saymış ve Ankara hükümetinin aldığı kararlar ile hareket edileceği söylenmiştir. Mustafa Kemal Paşa o dönem ülkenin ismini ve rejimini değiştirerek yoluna devam etmiştir. Etrafında toplanan herkes yeni bir devlet için değil bağımsızlığımızı korumak için toplanmıştır. Kısacası Osmanlı İmparatorluğu'na hakaret eden biri aslında bugün var olan devlete de hakaret ediyordur.

emsalden-misal-olmaz.

İlla bir şeye karşı olacaksanız saltanata karşıydık diyebilirsiniz. Bu daha akıllıca olur.

invhnd

1.Kimsenin soyuna Küfür ettiği falan yok. 2.Osmalı'nın soyundan gelseydik osmanlı hanedanı olurduk. 3.Osmanlı hanedanı Kayı boyundandır.Anadoluda tek Kayı Boyu yoktu.Yani Osmanlı Hanedanları Osmanlıda doğan herkesin soyu olmuyor. 3.Türkiye Cumhuriyeti kurulurken Osmanlı'nın devamı niteliğinde ama bu devamı olmasının sebebi Osmanli'nın dış borcuları Vb siyasi sebeblerden dolayı Türk Hükümetinin sorumlu tutulmasıdır. 4.Yazar veya editör bu içeriği oluşturarak tekrar mutlak monarşiye özendirmeye çalışılmış. 5.Türk milleti Osmanlı hanedanlarına ihtiyaçı yok.Bunlar ingiliz himayesindeler ve sürekli olarak bir yerlerde atatürkü karalamaya çalışıyorlar.Sanki ülkeyi kendisi kurtarmişlar gibi havalara giriyorlar.

emsalden-misal-olmaz.

@invhnd Editör ve yorumcuları bir kenara koyarsak Osmanlı bir Türk devletidir. Hanedan saltanat için geçerli olan kavramdır. Dediğin olay çok farklı. Bir savaş düşün Osmanlı askerleri Avrupa'ya gidiyor, Avrupalılar Acaba Türkler geliyor mu diyordu? Evet tam olarak bu şekilde bir tanım mevcut. Osmanlı ve Türk kavramlarını farklı tutamazsın. O zaman Selçuklular veya daha önceki devletler de Türk devleti değildi demek gibi bir şey bu. İlla isminde Türk ismi mi geçmeli? Kocaman İmparatorluktan bahsediyoruz, onlarca milletin barındığı bir devlet. İsminde Türk kelimesi aşırı milliyetçilik olurdu ve milliyetçilik özellikle 17. yy da ortaya çıkan bir durum.

emsalden-misal-olmaz.

Zaten yıkılmamızın en büyük nedenlerinden birisidir. Osmanlı milliyetçi olarak davranamazdı, yoksa diğer milletlere düşman gibi davranmış olurdu. Ama milliyetçilik akımından payını alan Türkler oldu ve bu bölünmeyi az da olsa ateşlediler. Şu an bile böyle bir durum var. Oysa biz Ermeniler, Kürtler, Yunanlılar vs. ile çok iyi geçinen Avrupa'nın bile yalandan medeniyet dediği gerçek medeniyeti yaşayan bir Anadolu'yduk.

invhnd

Osmanlı artık yok.Türkiye Cumhuriyeti var.Pres prenses miş hangi ülkenin bunlar.Osman Gazi nin Yavuz Sultan Selimin Fatih Sultan Mehmed in saçı sarımıydı.Hangi Padişah'ın Torunu bunlar.Osmanlı'nın muhteşem zamanları bitti.Anadolunun dirilişi İngiltere'ye kaçanıp piyano çalanlarla değil.Anadolu'nun Çobanı çiftçisiyle oldu.Asıl soylu kim bilin istedim.

luiz-emmi

kalfanın akp'li çıkması. ;(

eylulmuffin

Şimdi bunlar türkse Türkiyenin yüzde 60 ne? Türkler bunlar gibi kuzey avrupalı görünmüyorsa, türkler koyu sarı alt tonlu ya da kahverengiye yakın bir cilt rengine mi sahip? ya da hiçbirimiz türk değiliz çünkü orta asyadan göçen türkler farklı görünüyordu?? Kafam karıştı :D Ya da ilk türk diye bir şey kalmadı hiçbirimiz o göçen türkler gibi görünmüyoruz. Bir kısım araplarla, bir kısım rum, yunan, balkan, slavlarla karışarak şu an ki türkiye'deki türkleri oluşturdu?? Ben burada osmanlı soyuna laf atamam, çünkü her birimizin kökü böyle karışık düşününce.

despresso

kanka sen konuyu çok yanlış anlamışsın :))

eylulmuffin

Ben direkt bu yazı hakkında konuşmuyordum. Aklıma takılan bir şeyden bahsediyordum???? ve osmanlı soyunun da avrupai görünmesi de bir faktördü düşüncem için???

despresso

A bütün ananeleri nineleri macar, yunan, polonyalı, rus, fransiz vs. Türk gibi nasıl görünsünler? Valide sultanlar varoş ve baya (!) türk kızlarını sokar mıydı hareme?

mrt75mrt1001mrt

salatanatçılar şokta

Görüş Bildir