onedio
article/comments
article/share
Haberler
Algoritma Çağında Derinliği Savunmak: Alp Köksal ile Dijital Eğitim Üzerine

etiket Algoritma Çağında Derinliği Savunmak: Alp Köksal ile Dijital Eğitim Üzerine

Dijital çağda bilgiye erişim hiç olmadığı kadar kolay; ancak derin öğrenme her zamankinden daha kırılgan. Alp Köksal, Khan Academy’nin Türkiye yapılanmasını hayata geçiren isim olarak yıllardır eğitimin dijital dönüşümüne öncülük ediyor. Kâr amacı gütmeyen, herkes için ücretsiz ve nitelikli öğrenme vizyonuyla çalışan Khan Academy’nin küresel yaklaşımını Türkiye’nin ihtiyaçlarıyla buluşturan Köksal ile; sosyal medyanın eğitim üzerindeki etkisini, algoritmalar çağında öğrenmenin geleceğini ve fırsat eşitliğinin nasıl mümkün olabileceğini konuştuk.

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Gençler artık bilgiyi kitaplardan değil, akıştan öğreniyor. Sosyal medya – özellikle Facebook, Instagram ve X – eğitim alışkanlıklarını nasıl değiştirdi? Bu dönüşüm bir devrim mi, yoksa derin öğrenme için bir risk mi?

Gençler artık bilgiyi kitaplardan değil, akıştan öğreniyor. Sosyal medya – özellikle Facebook, Instagram ve X – eğitim alışkanlıklarını nasıl değiştirdi? Bu dönüşüm bir devrim mi, yoksa derin öğrenme için bir risk mi?

Sosyal medya bugün gençler için yalnızca bir iletişim alanı değil, en güçlü öğrenme ve eğitime giriş kapılarından biri. Bu gerçeği görmeden eğitime yön vermek mümkün değil. İnsanoğlu eskiden yaşamı boyunca deneyimlediği kadarını biliyordu; sonra bilgimizi paylaşmaya başladık. Önce yazının, sonra kâğıdın ve matbaanın icadı derken, bugün geldiğimiz noktada sosyal medya tarihin en önemli ve en hızlı bilgi paylaşım ağlarından biri konumunda; hatta gençler için belki de en önemlisi. Sosyal medya platformları gençlerin yalnızca sosyalleştiği değil; gündemi takip ettiği, yeni kavramlar öğrendiği, ilgi alanlarını keşfettiği ve hatta kariyer yönelimlerini şekillendirdiği alanlara dönüştü. Gençler günlük yaşantılarında birçok bilgiyi sosyal medya üzerinden öğreniyor, hatta bilgi ile ilk teması çoğu zaman sosyal medya üzerinden kuruyorlar. Bilginin güvenilirliği apayrı bir tartışma konusu; ancak yadsınamaz bir gerçek var: Doğru ve nitelikli bilginin yaygınlaşmasını istiyorsak, eğitim sektörü bu yeni düzene adapte olmak zorunda. Sosyal medyaya bir bilgi kaynağı olarak sırtını dönmek çözüm değil; tam tersine, güvenilir bilginin aynı ekosistemde daha görünür, daha erişilebilir ve daha anlaşılır hale gelmesini sağlamak gerekiyor. Eskiden bilgiye erişim kısıtlıydı, bilgiyi zihnimizde depolamak önemli bir beceriydi. Bugün ise ihtiyaç anında güvenilir kaynaktan doğru bilgiye en hızlı şekilde ulaşmayı bilen insan, en bilgili insan oluyor. Dijital eğitim kaynakları hızla yaygınlaşırken; internet devriminin bir sonucu olan bilgi bombardımanı nedeniyle odak süresinin kısaldığı bir çağda, elzem bilgiyi aktarabilmek isteyen eğitimciler sosyal medyayı etkili bir arayüz olarak kullanmaya başladılar bile. Sosyal medya platformları mikro öğrenmenin en görünür alanlarından biri haline geldi. Dikkat süresinin sınırlı olduğu bir çağda bilgiyi küçük ve sindirilebilir parçalara ayırarak sunmak, sosyal medyayı dijital eğitim deneyiminin önemli bir katmanı haline getiriyor. Ancak bunun derin öğrenmenin yerine geçmesini değil; merakı tetikleyen ve öğreneni daha kapsamlı bir dijital öğrenme deneyimine yönlendiren bir başlangıç aşaması olarak konumlandırılmasını pedagojik açıdan son derece önemli görüyorum. Aksi halde yüzeysel bilgi tüketimi derin düşünmenin yerini alabilir. Son olarak, bu dönüşüm beraberinde yeni bir gerçekliği de getiriyor: Bilgi bolluğu ve dikkat kıtlığı.

Kimi çevreler Khan Academy’yi milyonlarca kullanıcıyı bir araya getirdiği için bir sosyal medya platformu gibi görüyor. Sizce bu benzetme ne kadar doğru? Platformun sosyal etkileşim alanları nasıl yönetiliyor ve bu etkileşimler öğrenme hedefinin önüne geçmeden nasıl dengeleniyor?

Kimi çevreler Khan Academy’yi milyonlarca kullanıcıyı bir araya getirdiği için bir sosyal medya platformu gibi görüyor. Sizce bu benzetme ne kadar doğru? Platformun sosyal etkileşim alanları nasıl yönetiliyor ve bu etkileşimler öğrenme hedefinin önüne geçmeden nasıl dengeleniyor?

Khan Academy, içerdiği binlerce eğitim videosu ve sınırsız kaynağıyla milyonlarca kullanıcıyı bir araya getirdiği için zaman zaman bir sosyal medya platformu olarak görülüyor. Ancak işin aslı şu: Khan Academy bir sosyal medya platformu değil; bir öğrenme platformu. Özellikle “öğrenme” kelimesinin altını çiziyorum. Çünkü biz herhangi bir sertifika ya da diploma vermeden, örgün eğitim içinde olsun ya da olmasın, öğrenmek isteyen her yaştan bireyin kendi potansiyeline ulaşmasını destekleyen, kar amacı gütmeyen bir kurumuz. Bizim odağımız görünürlük değil derinlik; etkileşimden çok yetkinlik; içerik tüketimi hiç değil çünkü odak öğrenmenin kendisi. Bu ayrımı özellikle vurguluyorum çünkü sosyal medya platformları başarıyı farklı kriterlerle ölçerken, biz öğrenmeyi ölçüyoruz. Pedagojik olarak benimsediğimiz yaklaşım tam öğrenme modeli. Bilginin yukarıdan aşağı aktarıldığı değil, aşağıdan yukarı inşa edildiği bir sistem. Öğrencinin eksik bir basamakla ilerlemesine izin vermeyen; öğrenme boşluklarını görünür kılan ve telafi etmeyi amaçlayan bir yaklaşım. Çünkü biliyoruz ki kalıcı öğrenme, sağlam temeller üzerine kurulur. Dijital eğitim söz konusu olduğunda gözden kaçabilen önemli bir unsur ise öğrenmenin sosyal boyutu. Kabul etmemiz gerekir ki biz sosyal canlılarız ve paylaşım ortamında çok daha verimli öğreniyoruz. Öğrenme yalnızca bilişsel bir süreç değil; aynı zamanda sosyal ve duygusal bir süreç. Bu nedenle Khan Academy bir sosyal medya platformu olmasa da, eğitimin sosyal boyutuna ve paylaşım kültürünün önemine her zaman vurgu yapıyoruz. Bugün dünyanın hemen her ülkesinden 180 milyonun üzerinde kayıtlı kullanıcıyı öğrenme hedefi etrafında bir araya getiren bir platformdan söz ediyoruz. Bu ölçekte bir topluluk, doğal olarak güçlü bir sosyal potansiyel barındırıyor. Belki bir gün, yeterli teknolojiye ve pedagojik olgunluğa ulaştığımızda daha güçlü bir “sosyal öğrenme” deneyimini mümkün kılabiliriz. Bu ölçeğin sunduğu sosyalleşme araçlarını da demokratik ilkelerle yönetiyoruz. Çünkü bilginin demokratikleşmesi, ancak paylaşımın da demokratik olduğu bir ortamda gerçek olabilir. Bu nedenle teknolojiye araç olarak yaklaşıyor, amacımızdan ise şaşmıyoruz: Herkes için, her yerde, nitelikli öğrenme.

Sosyal medya hız ve dikkat üzerine kurulu bir mecra. Peki eğitim gibi derinlik gerektiren bir alan bu ritme nasıl uyum sağlıyor? Khan Academy sosyal medyada içerik üretirken en büyük zorluklarla nasıl baş ediyor ve bu platformları bir “varış noktası” değil de bir öğrenme köprüsü olarak nasıl konumlandırıyor?

Sosyal medya hız ve dikkat üzerine kurulu bir mecra. Peki eğitim gibi derinlik gerektiren bir alan bu ritme nasıl uyum sağlıyor? Khan Academy sosyal medyada içerik üretirken en büyük zorluklarla nasıl baş ediyor ve bu platformları bir “varış noktası” değil de bir öğrenme köprüsü olarak nasıl konumlandırıyor?

Sosyal medyada eğitim içeriği paylaşmanın en büyük zorluğu şu temel gerilimden kaynaklanıyor: Sosyal medya platformları hız ister, eğitim ise derinlik. Bu iki dinamik doğası gereği farklı ve çoğu zaman birbirine zıttır. Geleneksel eğitim içeriği yapılandırılmış bir müfredat ve belirli bir pedagojik akış izler. Kazanımlar zamana yayılır; kavramlar katmanlı biçimde inşa edilir. Oysa sosyal medya ortamındaki belirleyici unsur hızdır. İçeriğin ilk birkaç saniyesi, tüm kaderini belirler. Bugün artık hangi bilgiyi kaç saniyede aktarabileceğimizi düşünmek zorundayız. Mikro öğrenme dediğimiz küçük yapı taşları üzerinden ilerliyoruz. Ancak burada kritik bir ayrım var: Mikro içerik üretmek, yüzeysel içerik üretmek anlamına gelmez; gelmemeli. Asıl mesele, karmaşık bir kavramı özünü kaybetmeden sadeleştirebilmektir. Geleneksel eğitim içeriği ilgi çekici olmak zorunda değilken, sosyal medyada ise içerik mutlaka dikkat çekmelidir. Aksi takdirde bir parmak hareketiyle verilen tüm emek boşa gidebilir. Bu nedenle sosyal medyada çoğu zaman amacımız bilgiyi tamamen aktarmak değil; büyük resme bir giriş yapmak, merak uyandırmak ve öğreneni doğru ve güvenilir kaynağa yönlendirmektir. Bu şekilde düşündüğümüzde, sosyal medya yeni insanlara ulaşmak için çok önemli bir mecra olmakla beraber, bir varış noktası değil, bir köprüdür. Köprüye yeni kullanıcıları çekerken, bir eğitim kurumu olduğumuzu unutmamak ve ilkesel duruşu korumak da bir o kadar önemli. Sırf dikkat çekici olsun diye yapılan paylaşımlar, doğru bilgiyi aktarmadığı sürece uzun vadede güven üretmez. Eğitimde güven, görünürlükten daha değerlidir. Çünkü sürdürülebilir etki ancak güven üzerine inşa edilir. Bugün iletişim, özellikle sosyal medya çağında, eğitimin en kritik unsurlarından biri haline geldi. Doğru kitleye, doğru mecrada, doğru ve tutarlı iletişimle ulaşmak ve güven inşa etmek temel stratejimiz. Bunun yanında veriye dayalı hareket ediyor, hangi içeriğin gerçekten öğrenmeye katkı sağladığını analiz ediyor ve sosyal medyayı bir trafik kaynağından öte, öğrenme ekosisteminin bilinçli bir giriş kapısı olarak konumlandırıyoruz.

Facebook ve Instagram gibi görsel ağırlıklı platformlar, eğitim materyallerini nasıl daha etkili hale getiriyor? Khan Academy'nin bu platformlardaki varlığı hakkında ne söyleyebilirsiniz?

Facebook ve Instagram gibi görsel ağırlıklı platformlar, eğitim materyallerini nasıl daha etkili hale getiriyor? Khan Academy'nin bu platformlardaki varlığı hakkında ne söyleyebilirsiniz?

Eğitimde süreklilik, yani bilginin hayattaki kalıcılığı ile etkileşim arasındaki ilişkiyi göz ardı edemeyiz. Sıklıkla atıf yapılan ve öğrenme literatüründe yer bulan bir araştırmaya göre, geleneksel sınıf ortamında yalnızca dinlenilen bilginin yaklaşık yüzde 10’u kalıcı olurken, kitap okuyarak desteklenen bilginin yüzde 20’si kalıcı hale geliyor. Anlatım görsel ve işitsel malzemelerle desteklendiğinde bu oran yüzde 30’a yaklaşıyor. Ancak asıl sıçrama, öğrenen aktif hale geldiğinde gerçekleşiyor. Öğrenciler bilgiyi tartışmaya, tekrar etmeye ve birbirlerine öğretmeye başladıklarında kalıcılık yüzde 70–90 seviyelerine kadar ulaşabiliyor. Bu tablo bize çok net bir şey söylüyor: Öğrenme temelde sosyal ve aktif bir süreçtir. Pasif bir dinleyici olmak değil, aktif bir öğrenen olmak esastır. Görsel ağırlıklı platformlar da tam bu noktada önemli bir imkân sunuyor. Karmaşık bir kavramı bir grafikle, bir animasyonla ya da kısa bir görsel anlatımla somutlaştırmak, soyut bilgiyi zihinde daha güçlü bir yere oturtabiliyor. Görsel anlatım doğru kurgulandığında, dikkat süresinin kısaldığı bir çağda öğrenmeye giriş kapısını aralayabiliyor. Ayrıca bireyin istediği an, istediği yerde bilgiye ulaşabilmesi, kendi hızında öğrenmesini mümkün kılıyor. Bu da öğrenme sürecinin sahiplenilmesini sağlıyor. Öğrenme üzerinde kontrol hissi arttıkça motivasyon da artıyor. Türkiye’de günde ortalama 2 saat 43 dakikamızı sosyal medyada geçirdiğimizi düşündüğümüzde, bu sürenin küçük bir bölümünü bile nitelikli öğrenmeye ayırmak önemli bir toplumsal fark yaratabilir. Biz meseleyi tam da burada görüyoruz: İnsanların zaten bulunduğu yerde, onları öğrenmeyle buluşturmayı amaçlıyoruz. Khan Academy’nin Türkiye’de yaklaşık 1 milyon 250 bin sosyal medya takipçisi var. Bu sayı web sitesi üyelerini ve okullardaki aktif kullanımı içermiyor. Her gün bu kitlenin yeni bir şey öğrenme motivasyonuyla bizi takip ediyor olması, eğitim adına son derece kıymetli. Sosyal medyayı bir vitrin olarak değil, öğrenmeye açılan bir eşik olarak konumlandırıyoruz. Herkese, her yerde, dünya standartlarında ve ücretsiz eğitim sunma misyonumuz doğrultusunda sosyal medyayı gençlere ulaşmak için stratejik bir fırsat olarak görüyoruz. Çünkü erişim artık coğrafyayla değil, dikkatle ilgili bir mesele. Sosyal etki için, dikkatin olduğu yerde öğrenmenin izini sürüyoruz.

Hızın ve gündemin saniyeler içinde değiştiği X gibi bir platformda eğitim içeriği üretmek ne kadar mümkün? Khan Academy X’i hangi amaçlarla kullanıyor ve bu mecrada etkileşimden çok güven inşa etmeyi nasıl başarıyor?

Hızın ve gündemin saniyeler içinde değiştiği X gibi bir platformda eğitim içeriği üretmek ne kadar mümkün? Khan Academy X’i hangi amaçlarla kullanıyor ve bu mecrada etkileşimden çok güven inşa etmeyi nasıl başarıyor?

X, hızlı, kısa ve anlık etkileşimin ön planda olduğu bir platform. Bu nedenle eğitim açısından doğru kullanımı en zor mecralardan biri. Çünkü burada dikkat süresi çok kısa, gündem çok akışkan ve içerik rekabeti son derece yüksek. Eğitim ise bağlam, sabır ve derinlik gerektirir. Bu iki dinamik arasındaki dengeyi kurmak bilinçli bir strateji gerektiriyor. Khan Academy X’i daha çok marka güvenilirliği, fikir önderliği, eğitim savunuculuğu ve yapay zekâ teknolojilerinin doğru kullanımı gibi konularda toplumsal bilgilendirme amacıyla kullanıyor. Özellikle eğitimde yapay zekânın etik, pedagojik ve eşitlik boyutuna dair görüşlerimizi burada daha görünür kılıyoruz. Aynı zamanda küresel yenilikleri, önemli içerik duyurularını ve uluslararası gelişmeleri paylaşmak için etkili bir kanal olarak konumlandırıyoruz. Eğitim içeriği söz konusu olduğunda, burada da amaç kısa ve net paylaşımlarla dikkat çekmek ve kullanıcıyı daha kapsamlı öğrenme deneyimine yönlendirmek. X bizim için eğitim içeriğinden çok sosyal ya da karmaşık meseleleri sadeleştirerek gündeme taşıdığımız, tartışmaya katkı sunduğumuz bir mecra. Tabii, platformların hedef kitlesi de farklılaşıyor. Instagram daha öğrenci odaklıyken, X’te öğretmenler, eğitimciler, akademisyenler ve velilere hitap eden içerikler daha fazla yer buluyor. Dolayısıyla içerik tonu, örnekler ve vurgu da buna göre değişiyor. Tüm platformları koordine bir stratejiyle yönetmek, daha geniş ve dengeli bir etki yaratmamızı sağlıyor. Her mecra aynı mesajı tekrar ettiğimiz bir alan değil; farklı paydaşlarla, farklı derinlikte temas kurduğumuz bir ekosistemin parçası. Ölçekten ziyade niteliğe, etkileşimden ziyade güvene odaklanıyoruz. Uzun vadede eğitim alanında sürdürülebilir etki ancak bu şekilde mümkün.

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Sosyal medyanın dikkat ekonomisi açısından eğitim üzerindeki olumsuz etkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Khan Academy'nin "Social Media Literacy" kursu gibi içerikleri bu sorunlara nasıl çözüm sunuyor?

Sosyal medyanın dikkat ekonomisi açısından eğitim üzerindeki olumsuz etkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Khan Academy'nin "Social Media Literacy" kursu gibi içerikleri bu sorunlara nasıl çözüm sunuyor?

Sosyal medya bir yandan bilgiye erişimi demokratikleştirirken, diğer yandan çoğu kullanıcı için dikkati metalaştırıyor. Bu durum öğrenmenin temelini zayıflatabilecek ciddi bir risk taşıyor. Dikkat artık yalnızca bilişsel bir kaynak değil; ekonomik bir değer olarak görülüyor. Bu yaklaşımla sosyal medya platformları kullanıcıyı mümkün olduğunca uzun süre tutmaya çalışırken, öğrenme ise dikkatin bilinçli ve derin kullanımını gerektiriyor. Sosyal medyada öğrenme düzeni hız ve tüketim üzerine kurulu. İçerik akışı kesintisiz, ritim yüksek, bağlam ise bütüncülden ziyade parçalı bir yapıda karşımıza çıkıyor. Oysa kavramsal ve analitik öğrenme uzun süreli dikkat, tekrar ve zihinsel sabır gerektirir. Mikro öğrenme yöntemiyle aktarılan bilgiler ancak daha uzun ve derinleşmeye imkân tanıyan öğrenme oturumlarıyla anlamlı bir bütün haline gelebilir. Aksi halde bilgi parçalı kalır ve kalıcı öğrenmeye dönüşmeyebilir. Sosyal medyayı tamamen dışlamak gerçekçi değil; ancak yalnızca sosyal medya üzerinden derin öğrenme beklemek de gerçekçi değil. Asıl mesele, öğrenme tasarımını bu dengeyi gözeterek kurgulamaktır. Yani sosyal medyayı bir başlangıç noktası, derin öğrenmeyi ise hedef olarak konumlandırmak. Bu nedenle Sosyal Medya Okuryazarlığı gibi içeriklerle öğrencilerin algoritmaları, dikkat ekonomisini ve kendi dijital davranışlarını anlamalarına destek olmayı önemsiyoruz. Amaç yalnızca bilinçli kullanıcılar yetiştirmek değil; aynı zamanda kendi dikkatini yönetebilen öğrenenler yetiştirmek. Çünkü 21. yüzyılda hayat boyu öğrenme artık bir lüks değil, bir zorunluluk. Her bireyin öğrenme kapasitesi ise büyük ölçüde dikkat yönetimi ile doğrudan ilişkili. Artık bilgiyi aktarmak kadar dikkati yönetmek eğitim için önem taşıyor. Biz teknolojiyi doğru hedef için anlamlandırmaya çalışıyoruz. Yasaklamak, dışlamak ya da görmezden gelmek değil; dikkat ekonomisinin içinde var olurken, yeni bir öğrenme modeli inşa etmeyi hedefliyoruz.

Khan Academy Türkiye olarak sosyal medya hesaplarınızı (örneğin @khanacademyturkce) nasıl yönetiyorsunuz? İçerik planlaması, etkileşim ve moderasyon süreçleriniz neler?

Khan Academy Türkiye olarak sosyal medya hesaplarınızı (örneğin @khanacademyturkce) nasıl yönetiyorsunuz? İçerik planlaması, etkileşim ve moderasyon süreçleriniz neler?

Sosyal medya hesaplarımız tüm iletişim stratejimizin ayrılmaz bir parçası olarak, bütüncül bir yaklaşımla yönetiliyor. Bu alanı yalnızca bir içerik üretim kanalı olarak değil; topluluk inşasının, güven üretiminin ve öğrenme kültürünün bir uzantısı olarak görüyoruz. Sosyal medya hesaplarımızı yöneten ve aynı zamanda tüm iletişim faaliyetlerimizden sorumlu olan ekip arkadaşımız aynı zamanda eğitim fakültesi mezunu ve eski bir öğretmen. Bu bizim için önemli bir tercih. Çünkü sosyal medya içerikleri yalnızca iletişim değil, aynı zamanda pedagojik bir sorumluluk taşıyor. Bu arka plan, içerik planlamasında pedagojik hassasiyeti, hem öğrenci, hem öğretmen hem de gerektiğinde veli perspektifini güçlendiriyor. Dönemsel hedefler doğrultusunda eğitim içeriği odaklı bir planlama yapıyoruz; ancak gündemi yakından takip eden esnek bir yapı üzerinden çalışıyoruz. Eğitim gündemi, sınav takvimleri, toplumsal gelişmeler ve dijital trendler planlamamızı etkiliyor. Strateji ekip olarak belirleniyor, uygulama ise tutarlılığı ve ton birliğini korumak adına tek bir sorumlu tarafından yürütülüyor. Etkileşim ve moderasyon süreçlerinde temel önceliğimiz güvenli ve saygılı bir öğrenme ortamı oluşturmak. Sosyal medya alanını yalnızca görünürlük için değil, sağlıklı bir topluluk zemini oluşturmak için yönetiyoruz. Demokratik ilkelerle her paylaşıma açığız; ancak yanlış bilgiye karşı hassas, kapsayıcı dile karşı bilinçli bir yaklaşım benimsiyoruz. Ben de yaklaşık 15 yıldır kullanıcı mesajlarını ve geri bildirimleri düzenli olarak okumaya devam ediyorum. Dokunduğunuz insanların sesini doğrudan duymadan doğru karar vermek mümkün değil. Her mesaja cevap vermek mümkün olmasa da, herkesi duymaya gayret ediyoruz. Ölçek büyüdükçe temas azalmasın diye özellikle çaba gösteriyoruz. Çünkü eğitimde etki, ancak sahadan gelen sesi gerçekten duyarak sürdürülebilir hale gelir.

Sosyal medya algoritmaları daha çok hız, trend ve etkileşimi ödüllendiriyor. Bu durum eğitim içeriklerinin görünürlüğünü nasıl etkiliyor? Khan Academy bu algoritma düzeninde kaybolmadan, merakı gerçek öğrenmeye dönüştürmek için nasıl bir strateji izliyor?

Sosyal medya algoritmaları daha çok hız, trend ve etkileşimi ödüllendiriyor. Bu durum eğitim içeriklerinin görünürlüğünü nasıl etkiliyor? Khan Academy bu algoritma düzeninde kaybolmadan, merakı gerçek öğrenmeye dönüştürmek için nasıl bir strateji izliyor?

Sosyal medya algoritmaları dikkat ve etkileşimi ödüllendirir; eğitim ise derinlik ve süreklilik ister. Aradaki gerilim tam da tam da burada başlıyor. Sosyal medya platformlarının arka planda kullandıkları algoritmalar; kullanıcıların geçmiş etkileşimleri, ilgi alanları, izleme süreleri ve paylaşım davranışları gibi kriterleri esas alarak akışta sunulan içerikleri sıralar. Bu model, platformların doğası gereği eğlendirici, trend ve viral içerikleri öne çıkarır. Buna karşılık daha yapılandırılmış, akademik ve “trend olmayan” eğitim içerikleri organik erişimde geri planda kalabilir. Özellikle yüksek etkileşim potansiyeline sahip olmayan, nispeten ciddi içerikler görünürlüğünü tamamen yitirebilir. Bir başka ifadeyle algoritmalar kısa dikkat süresini ve anlık tepkiyi ödüllendirir. Gerçek anlamda öğrenmekten çok bilgiye hızlı erişimi ve tüketimi destekler. Oysa eğitim bağlam ister, tekrar ister, süreklilik ister. Kavramsal öğrenme zamanla inşa edilir. Khan Academy kendi eğitim platformunda ise algoritmaları tamamen farklı bir yaklaşımla, öğrenenin ihtiyacına yönelik kişiselleştirilmiş bir öğrenme deneyimi tasarlamak için kullanıyor. Bilgi seviyesine, ilerleme hızına, dikkat süresine ve ilgi alanlarına göre uygun içeriklerden oluşan bir akış sunuyor. Öğrenen bu deneyimden keyif aldığında süreklilik artar. Süreklilik arttığında tekrar ve pekiştirme doğal olarak gerçekleşir. Öğrendiğini gören birey öğrenme sürecini sahiplenir, sorumluluğunu üstlenir ve öğrenmeye devam eder. Biz algoritmayı bağımlılık üretmek için değil, öğrenme motivasyonu üretmek için kullanıyoruz. Sosyal medya tarafında ise algoritmaları tamamen değiştirmek mümkün değil. Ancak onları anlamak ve pedagojik hedeflerle uyumlu biçimde kullanmak mümkün. Bu nedenle eğitim içeriğini farklı format ve kanallarda stratejik olarak konumlandırıyoruz. Merakı tetikleyen, soruyla başlayan, düşünmeye davet eden içerikler üreterek geniş kullanıcı ağına sahip sosyal medya platformlarındaki görünürlüğü gerçek öğrenme ile eşleştirmeye çalışıyoruz. Sosyal medya bizim için nihai öğrenme alanı değil; öğrenmeye açılan bir kapı. Algoritma dinamikleri ile öğrenme hedeflerimizi bilinçli biçimde harmanlayarak bireyleri daha derin ve yapılandırılmış öğrenme ortamına yönlendirmeyi amaçlıyoruz. Ve belki de asıl mesele şu: Geleceğin eğitim kurumları yalnızca müfredat tasarlayan yapılar olmayacak. Aynı zamanda veri ile çalışarak dikkat mimarisi kuran, algoritmaları anlayan ve öğrenenin bilişsel alanını koruyabilen kurumlar olacak. Hızın egemen olduğu bir dijital çağda, derinliği savunmak pedagojik bir tercih değil; kamusal bir sorumluluk.

Gelecekte sosyal medyanın eğitimdeki rolü nasıl evrilecek? Khan Academy, yapay zeka entegrasyonu (örneğin Khanmigo) gibi yenilikleri sosyal medya stratejilerine nasıl entegre etmeyi planlıyor?

Gelecekte sosyal medyanın eğitimdeki rolü nasıl evrilecek? Khan Academy, yapay zeka entegrasyonu (örneğin Khanmigo) gibi yenilikleri sosyal medya stratejilerine nasıl entegre etmeyi planlıyor?

Sosyal medya platformlarını internet ortamında ortak ilgi, amaç ya da değerler etrafında bir araya gelen bireylerin etkileşim kurduğu; ilgi, deneyim ve kaynak paylaşımı yoluyla kolektif bir yapı oluşturduğu dijital e-topluluk alanları olarak tanımlayabiliriz. Gelecek için bu tanımı eğitim perspektifiyle yeniden düşünebiliriz: Sosyal medya, yalnızca içerik tüketilen bir alan olmaktan çıkıp; teknolojinin sunduğu imkânları kolektif öğrenme ve gelişim odağıyla toplumsal etki potansiyeline dönüştüren dijital yapılara evrilebilir. Bu dönüşüm ile sosyal medyanın eğitim için sunduğu imkânları çok daha doğru anlamlandırabileceğiz. Ben geleceğin sosyal medyasını öğrenmenin kendisi olarak değil; öğrenmeye giriş katmanı ve sosyal boyutu olarak görüyorum. Mikro içerikler merak duygusunu tetikleyecek. Sorular soracak, düşünmeye davet edecek, başlangıç kıvılcımını oluşturacak; paylaşımlar daha çok öğreneni bir araya getirecek. Derin öğrenme ise yapay zekâ destekli, kişiselleştirilmiş platformlarda gerçekleşecek. Bu noktada Khan Academy’nin yaklaşımı net: Sosyal medya, e-toplulukları bir araya getiren ve öğrenme yolculuğunu başlatan bir alan; asıl öğrenme ise yapılandırılmış, veri temelli ve kişiselleştirilmiş ekosistemlerde derinleşen bir süreçtir. Khanmigo gibi yapay zekâ destekli öğrenme ve öğretme asistanları tam bu eşikte devreye giriyor. Bu araçlar bireyin mevcut bilgi seviyesini analiz ederek, ilgi alanlarını öğrenerek ve öğrenme alışkanlıklarını gözlemleyerek kişiye özel öğrenme yolları öneriyor. Mevcut bildiklerinden öğrenmek istediği konuya en verimli hangi içeriklerle ilerleyebileceğini belirliyor; öğrenme sürecini destekleyen dijital bir rehbere dönüşüyor. Öğrenene geri bildirim veriyor, hatalarını görünür kılıyor, düşünmesini teşvik ediyor ve gerektiğinde yeni yollar öneriyor. Böylece eğitim hem kişiselleşiyor hem de sosyal boyutunu koruyor. Yapay zekâ bireysel öğrenme hızını optimize ederken, e-topluluk yapıları tartışma, paylaşım ve kolektif gelişimi desteklemeye devam ediyor. Özetle, geleceğin sosyal medyasını; mikro-öğrenme içeriklerinin merakı tetiklediği, e-toplulukların etkileşimi güçlendirdiği ve yapay zekâ destekli platformların derin öğrenmeyi kişiselleştirdiği entegre öğrenme ekosistemleri olarak hayal edebiliriz. Uzun vadede mesele teknoloji değil; öğrenme tasarımı ve süreç mimarisi olacak. Eğer sosyal medya dikkat üretirken, yapay zekâ yön tayin eder ve pedagojik tasarım derinliği korursa; ortaya yalnızca daha hızlı değil, daha bilinçli ve daha yetkin öğrenenler çıkar. 21. yüzyılın hızlanan dünyasında eğitim sistemindeki dönüşüm tam da bu kesişim noktasında şekillenecek.

Sosyal medya eğitimde fırsat eşitliği için büyük bir potansiyel sunuyor ama aynı zamanda dijital uçurum riskini de barındırıyor. Khan Academy bu dengeyi nasıl yönetiyor? Küresel ölçekteki yaklaşımınızla Türkiye’deki sosyal medya stratejiniz arasında ne gibi farklar var?

Sosyal medya eğitimde fırsat eşitliği için büyük bir potansiyel sunuyor ama aynı zamanda dijital uçurum riskini de barındırıyor. Khan Academy bu dengeyi nasıl yönetiyor? Küresel ölçekteki yaklaşımınızla Türkiye’deki sosyal medya stratejiniz arasında ne gibi farklar var?

Sosyal medya eğitimde fırsat eşitliği için güçlü bir potansiyel sunuyor; ancak erişim eşitsizliği çözülmeden bu potansiyeli tam anlamıyla gerçekleştirmemiz imkânsız. Teknolojinin hızla geliştiği bir çağda bilgiye ulaşmak her zamankinden daha kolay. Eğitimde fırsat eşitliğini güçlendirmek ve öğrenme ortamını demokratikleştirmek için belki de bugüne kadar sahip olmadığımız bir imkâna sahibiz. Ancak erişim konusuna gerekli yatırım yapılmaz ve yeni teknolojilerin sunduğu potansiyel toplumun geneline yayılmazsa, fırsat eşitliği yerine dijital uçurumun büyümesi tehdidiyle karşı karşıya kalırız. Pandemi döneminde bunu küresel ölçekte deneyimledik. Teknolojiye erişimi olan öğrenciler öğrenmeye devam ederken, erişimi olmayanlar ciddi biçimde geride kaldı. Eğer yalnızca en iyi teknolojiye sahip olan grupların daha iyi öğrenme imkânlarına ulaştığı bir model inşa edersek, bu eğitimde demokratikleşmeye değil; ayrışmaya hizmet eder. Bu noktada sosyal medya önemli bir denge alanı sunuyor çünkü doğası gereği daha geniş erişime sahip, paylaşım kültürüyle güçlenen ve düşük giriş bariyerine sahip bir alan. Türkiye’de 77,5 milyon internet kullanıcısının 62,3 milyonunun aktif sosyal medya kullanıcısı olduğunu düşündüğümüzde, bu erişim gücübü eğitim için daha sistematik ve stratejik kullanmak büyük bir fırsat. Khan Academy’nin küresel ve yerel sosyal medya yaklaşımları da bu gerçeklik doğrultusunda şekilleniyor. Ana pazarı olan ABD ve İngilizce konuşulan ülkelerde marka bilinirliği oldukça yüksek; dolayısıyla bu pazarlarda içerik derinleşmesi, pedagojik tartışmalar ve öğrenme çıktıları daha fazla ön plana çıkıyor. Tanınırlığın görece düşük olduğu ülkelerde ise öncelik erişim, farkındalık ve ücretsiz bir eğitim kaynağı olduğunun anlatılması; eğitimin nasıl değiştiğine dair büyük resmin aktarılması oluyor. Kültürel farklılıklar da iletişim tonunu belirliyor. Bazı ülkelerde daha kurumsal ve akademik bir dil etkili olurken, bazı bölgelerde doğrudan öğrenciye hitap eden, daha genç ve dinamik bir iletişim tarzı daha fazla karşılık buluyor. Stratejimiz net: Glokal bir yaklaşım. Sosyal fayda için küresel bir vizyonu yerel ihtiyaçlarla buluşturmak. 190 ülkede, 59 dilde, 180 milyondan fazla kayıtlı kullanıcıya ücretsiz eğitim sunan bir kurum olarak sosyal medyayı yalnızca bir iletişim kanalı değil; sosyal etki stratejimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Bir sivil toplum kuruluşu sorumluluğuyla fikir önderliği yapmaya, iyi uygulama örneklerini yaygınlaştırmaya ve geleceğin eğitim modeline katkı sunmaya odaklanıyoruz. Sonuçta mesele sadece içerik üretmek değil; güven inşa etmek ve öğrenmeyi herkes için erişilebilir kılmak. Eğer sosyal medyanın erişim gücünü, yapay zekanın kişiselleştirme potansiyeliyle ve eğitimin pedagojik sorumluluklarıyla doğru şekilde birleştirebilirsek; eğitimde fırsat eşitliği bir ideal olmaktan çıkıp ölçeklenebilir bir gerçekliğe dönüşebilir.

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Instagram 

X

Bu makalede öne sürülen fikir ve yaklaşımlar tamamıyla yazarlarının özgün düşünceleridir ve Onedio'nun editöryal politikasını yansıtmayabilir. ©Onedio

Yorumlar ve Emojiler Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

category/test-white Test
category/gundem-white Gündem
category/magazin-white Magazin
category/video-white Video
category/eglence BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
0
0
0
0
0
0
0
Yorumlar Aşağıda chevron-right-grey
Reklam