Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

8 Maddede '90 Yıllık Reklam Arası'nın Kadınlar İçin Önemi

 > Dosyalar-

Çağımızın güncel tartışmaları arasında “kadın hakları” ve “kadın-erkek eşitliği” önemli bir yer tutmaktadır. Gelişmiş ülkelerde hatta bazı gelişmekte olan ülkelerde kadın ve erkek, içinde doğup büyüdükleri, yaşamlarını sürdürdükleri toplumda eşit hak ve sorumluluk taşıyan bireyler olarak yerlerini almışlardır.  Türk toplumu olarak buradan geriye doğru atılacak bir adımı artık düşünemeyiz. Ancak ileriye atılacak adımlar konusunda da samimiyet gerekir. 

Son günlere damgasını vuran, popüler konu başlığımız hakkındaki bu galeri: Tarihi bilgilerin ışığında hazırlanmıştır.

1. İzlemeyenler İçin, 'Osmanlı'da Kadınların 600 Yıllık Serüveni' Filminden Kesitler

 Osmanlı Devleti’nin kuruluş döneminde kadınların yaşayışları eski Türk geleneklerine benziyor iken, İslamiyetin etkisi dışında; yerleşilen coğrafyanın etrafındaki kültürel kuşatma ve saraya giren yabancı unsurlar, beraberinde farklılaşmayı getirir. 

Bu farklılaşma sonucu olarak II. Murad zamanında, Osmanlı hükümdarlarının haremi olur. Kanuni dönemi ile birlikte de kadın tam anlamı ile “mahrem bir nesne” halini alır.

Kadının mahrem bir nesne olarak görülmesi sonraki yıllarda iyice çığrından çıkar ve Osmanlı Devleti’nde yaşayan Hristiyan ve Yahudi kadınları bile etkiler. Birçok yerde Müslüman kadınlar gibi giyinen gayrimüslim kadınlar, tesettürü kabul eder. Ancak yüzün peçe ile örtülmesi yöreden yöreye farklılık gösterir. Örnekle:

  • Birçok yerde Ermeni kadınlar Müslüman kadınlar gibi yüzlerini örterken, Rumeli ve İstanbul’da yaşayan kadınlar yüzlerinin bir bölümünü açık bırakır.

Kadının sosyal yaşamdan uzaklaşıp mahrem bir nesne haline gelme durumu özellikle kentlerde geçerlidir. Kırsal alanlarda yaşayan kadınlar kentlerde yaşayan kadınlara nispeten daha özgürdürler.

2. Kadın Neden Peçe Altına Mahkum Oluyor?

Gerek İslamiyet’in etkisi, gerekse Bizans ile İran’ın gelenek ve göreneklerinin Osmanlı sarayına dahil edilmesiyle, kadınlar sosyal hayattan çekilmeye başlar. Örtünme ve harem geleneksel bir olguya dönüşür. Ayrıca Türk kadını, erkekten pasif bir konuma itilir. Osmanlı yöneticilerinin kadına karşı bu tutumu benimsemeleri ve uygulamaları, Türk kadınını peçe altına, kafes arkasına mahkum eder. Osmanlı’da kadın adeta inzivaya çekilir.

S. Tezel bunu; “Osmanlı toplum yapısı, cinslerin ayrılığı üzerine kurulmuş iki ayrı dünyadan oluşmuştu. Erkeğin dünyası kamusal, kadının dünyasıysa özeldi, mahremdi ve ailenin içindeydi. Eve kapatılıp çarşaf giymeye mahkum edilen kadının, toplum hayatındaki rolü önemli ölçüde sınırlanmıştı.” şeklinde açıklar.

3. 600 Yıl İçerisinde Kadınlara Getirilen Bazı Yasaklar

Kanuni döneminde, 

  • Kadınların erkeklerle temas içinde olmaları yüzünden; Çamaşırcı dükkanı işletmeleri engellenir.

XVI. Yüzyıldan itibaren Batılı tüccarların ilgi alanına giren İstanbul’da çok sayıda gayrimüslim kadın vardır. Batılı tüccar ve yabancı devlet görevlilerinin İstanbul’da yaşaması sonucu sözü edilen kişilerin eş ve aileleri İstanbul’a Batı modasını getiriler. Batı’dan gelen modadan etkilenen: 

  • Osmanlı kadınlarının batı modasını takip etmemeleri için fermanlar çıkarılır.

  • Erkeklerle buluşabilecekleri ihtimaline karşı kadınların, Kaymakçı dükkanlarına girmeleri de 1573 yılında yasaklanır.

  • III. Osman döneminde kalın siyah peçe kullanmayan kadının sokağa çıkması yasaklanır. 

  • III. Osman zamanında Padişahın sokağa çıktığı üç gün boyunca, kadınların süslenerek dışarı çıkması yasaklanır

  • Saray kadınları dışındaki kadınların sandala binmesine izin verilmez.

Yemeni ile Sokağa Çıkmak Yasak

  • Lale devrinde dar feracelerin giyilmesi yasaklanır. Ayrıca gösterişli uzun yakaların, yemenilerin, kurdelelerin kullanılmasına da yasak getirilir

  • 1725 yılında ise kadınların yemeni ile sokağa çıkmalarına izin verilmez. 

  • Süslü ve büyük başörtüsü kullanan kadınların, elbiselerinin yırtılacağı ve bu tür elbiseler diken terzilerin de sürüleceği fermanı verilir.

  • 1752’de kadınların sevgilileri ile buluşmalarını önlemek için, mesire yerlerine gitmeleri engellenir

  • 1870 yılında açılan kız öğretmen okulunda, on yaşından büyük kızlara erkek öğretmenlerin ders vermesi yasaklanır.

Eşlerin Birlikte Faytona Binmesi Yasaklanıyor

Yavuz Selim’in Kanunnamesi’yle

  • Kadınların su taşıdıkları yerlerde  erkeklerin dolaşması yasaklanır. 

  • Kadınların erkeklerle yan yana gelmesini önlemek için, tramvay,  vapur ve şimendifer gibi araçlarda tahta bölmeler yapılır. 

  • Çoğu zaman ev ziyaretlerinde kadınlarla erkekler ayrı ayrı odalarda  otururlar

1900’lü yılların başında da, ulaşım araçlarında kadın ve erkek ayrımı uygulamaları sürdürülüyor. 

  • Kadınlar, eşleri ile faytona binmekten men edilir. 

  • Yasak olmayan ve olan sokaklardan oluşan, yasak mesire  yerlerinin belirlendiği, bir şehir haritası hazırlanır

  • Kadınların ne tür araçlarla, hangi yönde hareket edeceklerini belirleyen bir trafik kuralı hayata geçirilir

Halka Açık Yerde Çarşafla Dolaşmak Yasak

  • 15 Ağustos 1881 tarihli Levant Herald Gazetesi'nde: halka açık yerlerde, kadınların çarşafla dolaşmasının yasaklandığını açıklanır.

  • Kadınların Beyazıt, Aksaray, Şehzadebaşı gibi yerlerden araba ile geçmeleri de yasaklanır.

  • 2. Abdülhamit fermanıyla: Saray kadınları dışındakilerin ferace giymelerini yasaklanır.

  • Sultan 1. Mahmut, kadınların erkeklerle aynı kayığa binmelerini yasaklanır.

  • Sultan 3. Mustafa da kadınların her ne şekilde olursa olsun, sokağa çıkmalarını yasaklanır.

Şarkı Söylemek, Tiyatroya Gitmek, Ticaret ile Uğraşmak Fiilen Yasak

  • 1914 yılında yayınlanan bir ferman ise, Türk kadınlarının ince kumaşlardan yapılmış çarşaf ve yeldirme ile dolaşmalarını yasaklar.

  • Kadınların, şarkı söylemesi, tiyatroya gitmesi, ticaret ile uğraşması, resmen olmasa da fiilen yasaklar kapsamına girer.

  • Ayrıca kadınların toplu halde bazı yerlerde bulunmaları da yasaklanır. 

  • Rüşvet o dönemde de yasaklar içindeki yerini koruyor. Hele rüşvet  veren kadın olursa suçun affı olmuyor.

1911 tarihindeki zina konusundaki düzenlemeler de erkekleri kayıran mahiyettedir. Örnekle:

  • Karısını zina yaparken bulan erkeğin karısını öldürmesi bağışlanabilir bir durumken, kocasını zina yaparken bulup öldüren kadının suçu bağışlanabilir bir şey olmuyor.

4. Tanzimat Öncesinde ve Sonrasında Kadınların Eğitim İmkanları

Kısa Başlıklarla:

  • Tanzimat’tan önce, kız öğrenciler ancak Sıbyan mekteplerine gidebiliyorlardı. Burada, erkekler gibi sadece dinsel eğitim görebilmekteydiler.

  • Yüksek öğretimin görüldüğü medreselerde eğitim görmek imkânları ise bulunmamaktaydı.

  • Tanzimat Fermanı’nın ardından 1843 yılında,  kızlar ilk defa Tıbbiye’de Ebelik dersleri görmeye ve bu alanda eğitim almaya başladılar.

  • Tıbbiye’de Ebelik dersi alarak mezun olan ilk Müslüman kız öğrenciler 1845 yılında mezun oldular ve sayıları 10 idi.

  • 1848’de, “Meclis-i Maarif-i Umumiye” artık “Maarif-i Umumiye Nezareti” olarak yapılandırıldı. 

  • 1869’da ise okulları Şeyhülislam’a bağlı olan ve Devlete bağlı olan okullar olarak ikiye ayıran “Maarif-i Umumiye Nizamnamesi” çıkarıldı ve buna göre Ortaöğretim’de yine kız çocukları yer almamaktaydı.

  • 1864 yılında ise ilk Kız Sanat Okulu, Rusçuk’ta, Mithat Paşa tarafından açıldı.

  • 1869’da çıkarılan Nizamnameye göre kızlar için zorunlu eğitim, 6-10 yaşları idi.

  • 1869’da İstanbul’da “Dikimhane”68 niteliğindeki “Kız Sanayi Mektebi” açıldı.

  • 1884 yılında ise Kız Sanayi Mektepleri, gerçekleştirilen düzenlemelerle 5 sene eğitim vermek üzere yapılandırıldı ve bu sefer Savaş Bakanlığı yerine Eğitim Bakanlığı’na bağlandı.

  • 1858 yılında ilki açılan Kız Lisesi’nin yaygınlaşması ise II. Abdülhamit’e kadar mümkün olmadı.

  • 1870 yılına gelindiğinde de kızlar için İlköğretim Okulu açıldı.

5. Kadınların Sahip Olduğu Haklar

Tanzimat Fermanı Sonrası: 

  • Kadınlara, kadı önünde evlenme hakkı tanınır(1845) 

  • Kız çocuklara erkek çocuklarla eşit miras hakkı (1847 Đrade-i Seniyye ve 1858 Arazi Kanunnamesi ile) tanınır.

  • 1858 yılında çıkarılan Arazi Kanunnamesi ile; ölen babanın toprakları erkek ve kız evlatlara kalır.

  • Daha önceleri evlenen kadınlardan alınan Gelinlik vergisi ile kölelik ve cariyelik kaldırılır.

  • 1847’de köle pazarları yasaklanır. Fakat II. Meşrutiyet hatta Cumhuriyet dönemine kadar cariye alışverişi devam eder 

  • Ayrıca bu dönemde: “Maarif-i Umumiye Nizamnamesi” (1869) çıkarıldıktan sonra, kızlar için Darülmuallimat (öğretmen okulu), Rüştiyeler (ortaokul) ve sanayi okulları açılmıştır. 

  • Tanzimat Fermanı’nın ardından ise 1843 yılında ilk defa kızlar Tıbbiye’de Ebelik dersleri görmeye ve bu alanda eğitim almaya başlarlar.

  • Kadınlar ilk dergilerine 1869 yılında kavuşur. Kadınlar için ilk sürekli yayın olarak nitelenen haftalık 'Terakk-i Muhadderat' dergisi yayımlanmaya başlanır.

  • Kadınlar İş hayatına ilk olarak 1897 yılında 'ücretli işçi' olarak atılır. Kadınların devlet memuru olmak içinse bu tarihten itibaren 16 yıl beklemeleri gerekir.

  • Kadınlar ilk kez 1913 yılında devlet memuru olarak çalışmaya başlar. 

  • Bunun ardından bir yıl sonra kadınlar, tüccar ve esnaf olarak da iş hayatına girişir.

  • Kızlar için ilk yüksek öğretim kurumu, 1914 yılında 'İnas Darülfünunu' adı altında açılır.

  • Kadınlar bilim dünyasıyla ilk kez 1922 yılında tanışır. Bu tarihte yedi kız öğrenci, Tıp Fakültesi'ne kayıt yaptırarak eğitime başlar.

1917'de Kazanılan Haklar

1917'de Kabul Edilen Hukuk-u Aile Kanunnamesi ile kadına; 

  • Kocanın evi terk etmesi, kocanın eve bakmaması, kocanın gaip (deli) olması, kocanın hastalığı (cüzzam gibi) bazı durumlarda hakim kararı ile ayrılma (tefrik) hakkı tanınmıştır. 

  • Evlenmenin hakim huzurunda yapılması zorunluluğu getirilerek devlet, evlenme ve boşanma işlerine dahil edilmiştir. 

  • Evlenmek için erkeklere 18, kızlar ise 17 yaşını bitirmiş olma şartı getirilmiştir. 

  • 17 yaşından küçük kızların evlenebilmeleri için velilerinin izni ve hakimin izni gereklidir. 

  • Kararname ile kocanın ikinci eş sahibi olması ilk eşin rızasına bırakılmıştır.

6. Osmanlı'nın Çalışan Kadınları

Müslüman kadınların fabrikalarda çalışmaya başlamaları önce Bursa ipek fabrikalarında olmak üzere, 1860’lardan sonra başlıyor.

Ancak, toplam kadın işçiler içerisinde Müslüman kadınların oranının çok düşük olduğu anlaşılıyor. 1872 yılında Bursa’daki 75 ipek işleme fabrikasında %84’ü yetişkin kadın, %12’si kız çocuğu ve %4’ü erkek olan toplam 5415 işçinin %95’i Ermeni ve Rum’dur.

1915 yılında gerçekleştirilen ve ülkenin sanayi açısından en gelişmiş yörelerindeki önemli sanayi kuruluşlarını kapsamına alan 1913-1915 Sanayi Sayımı’nın sonuçları, kadın işçiler konusunda ayrıntılı bilgiler sunmaktadır. 

Buna göre, ülkenin en önemli sanayi kuruluşlarında çalışanların yaklaşık üçte biri kadındır. Bu oran, beklenenin üzerinde olmakla birlikte, gene de Batı Avrupa ülkeleri deneyimlerine göre daha küçük boyutlardadır.

Faaliyet Alanları

Kadınların sanayi dallarına dağılımı da dengeli değildir ve aslında kadının geleneksel faaliyet alanları olan dokuma ve gıdada yoğunlaştıkları görülmektedir. Çalışan kadınların yaklaşık %95’i bu faaliyet alanlarındadır

İmparatorluk’ta ücretli kadın emeğinin modern sektörde beklentileri aşacak düzeyde olmasının nedenlerinden biri, sürekli yaşanan savaşlar dolayısıyla erkek iş gücünde ortaya çıkan eksilmedir. 

Olayın ikinci bir boyutu da, savaş dönemlerinde kadın iş gücünün, daha önce yoğun biçimde çalışmadığı faaliyet alanlarında da çalışmaya başlamasıdır. Savaşlar yüzünden erkek nüfusun cepheye sevki nedeniyle emek arzı sınırlı kalır. Kentlerde ve kırsal alanlarda erkek iş gücü bulunamaması sonucu Osmanlı kadını çalışma yaşamına çekilir. 

Fabrikalardan atölyelere, yol yapımından sokak temizliğine kadar birçok iş sahasında kadın işçi çalıştırılmaya başlanır.  

Amerikalı bilim adamlarının 1920 yılında İstanbul’da yaptığı bir araştırma, savaşta eşlerini kaybeden çok sayıda kadının çamaşırcılık, gündelikçilik ve benzeri biçimlerde çalışma yaşamının içine çekildiğini, bu kadınların ve aile fertlerinin ücret ve yaşam koşullarının ise son derecede kötü olduğunu ortaya koymaktadır.

Kadınların Aldığı Ücretler

Ücret farklılıklarına bakıldığında, 1895 yılında Selânik’teki büyük bölümü kız ve kadınlardan oluşan 800 işçi çalıştıran iki fabrikada kız çocukların işe başlama ücretleri, erkek çocuklarınkinden %50 oranında daha düşüktü.

Balkanlar’da 1908’de üretime geçen ve işçilerinin yarıdan fazlası genç kadınlardan oluşan bir fabrikada da erkekler 5-9 kuruş ücret alırlarken, kadınlar 3-7 kuruş ücret alıyorlardı.

 Amerikalı bir bilim adamının 1920 yılında İstanbul’da yaptığı araştırmaya göre, fabrikalarda kadınlar ve çocuklar, erkek işçilerin beşte üçü ile dörtte üçü arasında ücret almaktadırlar

Kadınların Çalışma Koşulları

Kadınların çalışma koşulları, ücretler yanında çalışma süreleri açısından değerlendirildiğinde, erkekler gibi uzun çalışma saatlerine maruz kaldıkları görülmektedir. Selânik’teki filatür fabrikalarında kız çocuklar günde 14 saat çalışmaktadırlar.

1870’lerde Bursa’daki ipek fabrikalarında çalışan kadın ve kız çocuklar kışları günde 7.5, yazları günde 13.5, tüm yıl itibariyle ise haftada ortalama 52.5 saat çalışmaktadırlar.

Edirne’de 1870’lerin başında, ipek çeken 300 kadın işçi yazın 13, diğer zamanlarda ise 10 saat çalışıyorlardı. 

1890’larda Makedonya’daki iplik fabrikalarında çalışan ve dörtte üçünü kadınların ve kızların teşkil ettiği 1570 işçi yazın 15, kışın ise 10 saat çalışıyorlar, 35 dakikalık bir yemek molası veriliyordu  

Bu uzun çalışma süreleri, kız işçiler arasında henüz 6 yaşında olanların dahi bulunduğu gerçeğiyle bir arada düşünülmelidir.

20. yüzyıl başlarında ise Bursa’da iş günü 14-16 saate ulaşıyordu.

7. Geçelim 90 Yıllık "Reklam" Arasına..

İlk 25 Yıl, Aradaki Farkı Göstermesi Bakımından Faydalı Olacaktır.. 

  • 1926: Türk Medeni Kanunu'nu ile erkeğin çok eşliliği ve tek taraflı boşanmasına ilişkin düzenlemeler kaldırıldı, kadınlara boşanma hakkı, velayet hakkı ve malları üzerinde tasarruf hakkı tanındı.

  • 1930: Kadınlara belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı tanındı.

  • 1930: Doğum izni düzenlendi.

  • 1933: Kız çocuklarına mesleki eğitim vermek amacıyla Kız Teknik Öğretim Müdürlüğü kuruldu.

  • 1933: Köy Kanunu'nda değişiklik yapılarak kadınlara köylerde muhtar olma ve ihtiyar meclisine seçilme hakları verildi.

  • 1934: Anayasa değişikliği ile kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanındı.

  • 1936: İş Kanunu yürürlüğe girdi. Kadınların çalışma hayatına düzenleme getirildi.

  • 1937: Kadınların yeraltında ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılmasını yasaklayan 1935 tarihli 45 sayılı ILO sözleşmesi kabul edildi.

  • 1945: Analık sigortası (doğum yardımı) 4772 sayılı yasa ile düzenlendi.

  • 1949: Yaşlılık sigortasının kadın ve erkekler için eşit esaslara göre düzenlenmesi 5417 sayılı yasa ile sağlandı.

8. Atatürk'ün Kadınlara Verdiği Önem

  • “Şuna inanmak lazımdır ki, dünya üzerinde gördüğümüz her şey kadının eseridir”.

  • “Dünyada hiçbir milletin kadını, milletini kurtuluşa ve zafere götürmekte, Anadolu kadınından daha fazla çalıştım diyemez”.

  • “Türk kadınının dünya kadınlığına elini vererek, dünyanın barış ve güveni için çalışacağına emin olabilirsiniz”.

  • “İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan oluşur. Kabil midir bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünü ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki bir cismin yarısı toprağa bağlı kaldıkça, öteki yarısı göklere yükselebilsin?”

  • “Kadınımızın, kızımızın yeri medeniyetin emrettiği, medeniyetin getirdiği yeniliklerin yeridir…”

  • “Bizim dinimiz hiçbir vakit kadınların erkeklerden geri kalmasını talep etmemiştir. Allah’ın emrettiği şey, erkek ve kadının beraber olarak ilim ve bilgiyi kazanmasıdır”.

  • “Belki erkeklerimiz memleketi istilâ eden düşmana karşı süngüleriyle, düşmanın süngülerine göğüs germekle düşman karşısında buldular. Fakat erkeklerimizin teşkil ettiği ordunun zayıf kaynaklarını kadınlarımız işletmiştir. Memleketin var olması imkânını hazırlayan kadınlarımız olmuştur ve kadınlarımız olmaktadır.”

  • Bazı yerlerde kadınlar görüyorum ki, başında bir bez, peştamal veya buna benzer bir şeyler asarak yüzünü, gözünü gizler ve yanından geçen erkeklere karşı arkasını çevirir veya yere oturarak yumulur. Bu tavrın manası neye delalet eder? Medeni bir millet anası, bir millet kızı için bu garip şekiller, bu vahşi vaziyet nedir? Bu hal milleti çok gülünç gösterir ve derhal düzeltilmesi lazımdır”.

Son Söz

Saltanat ve hilafetin kaldırılması, kurtuluş savaşı, laiklik, medeni hukuk, tekke ve zaviyelerin kapatılması, eğitim ve öğretimin birliği gibi uygulamalar cumhuriyetin kazanımlarıdır. Bu sebeple 1923’ün ilerici birikimine sahip çıkılmalıdır.

Ancak kadınlar için söylenebilecek yegane şey ise; günümüz Türkiye'sinde eşitliğin halen sağlanamamış olduğudur. Bu gerçek tüm çıplaklığıyla ortada dururken, salt cumhuriyetin ilerici adımları üzerine konuşmak faydasızdır. Bu konuda sorumluluk toplumun tamamına aittir. 

Geçmişi süslemeyelim. Osmanlı dündü. Bugün elimizde iyisiyle, kötüsüyle bir cumhuriyet var. Eşitlik, özgürlük ve demokrasi kavramlarına sıkıca sarılıp; nasıl daha ileriye taşıyabiliriz diye düşünmek varken, "geçmişi olduğundan farklıymış gibi gösterme çabaları bizlere ne kazandırır" sorusunun cevabını, siz okuyucuların takdirine bırakıyoruz.        

Kaynaklar:

http://web.deu.edu.tr/ataturkilkeleri/ai/uploaded_files/file/dergi%2020-21/10%20Ahmet%20Yilmazz.pdf

http://www.j-humansciences.com/ojs/index.php/IJHS/article/viewFile/213/187

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/10799489.asp

http://spaum.politics.ankara.edu.tr/files/2014/04/makal2.pdf

http://www.manevisosyalhizmet.com/wp-content/uploads/2009/08/osmanlida_kadin_tez.pdf

http://www.tugbam.com/ataturk/ataturkun-kadinlara-verdigi-haklar.html

http://www.ibbkkm.org/Icerikdetay.asp?hid=20&tip=18&tur=Kad%C4%B1na%20Dair&t=1

http://www.academia.edu/9442144/Osmanl%C4%B1_Anayasalar%C4%B1nda_Kad%C4%B1n_Haklar%C4%B1

http://dhgm.meb.gov.tr/yayimlar/dergiler/Milli_Egitim_Dergisi/143/14.htm

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
dsfdf

iyiki ATATÜRK lanet olası osmanlıdan bizi kurtardı.

ratarekis

Atatürk'e hakaret edende yezid kanı var yemin ediyorum

sinasi-yavuz

Güzel bir araştırma olmuş. Yazarın yorumları kendine aittir tabii. O kadar olacak. İyi bir çalışma. Tebrikler.

hugi

1920 ye kadar Osmanlı'da yaşayan tüm müslüman halk direkt cennetlikdi,sonra bu kafir Mustafa Kemal geldi,90 yıldır ülke direkt cehenneme çalışıyor, Allah dan akp geldide İslamiyet çağının en iyi ve ahlaklı dönemini yaşatıyor. bu kadınlarıda anlamıyorum,birey olmak istiyolarmış, önce bi sor bakalım benim BİREYLİK'e bakışım nasıl diye ;)

ratarekis

mal beyanı

dsfdf

baturosman sen tam yobaz aileden gelme .kro gelme lan onedio' yu kirletme.

hugi

erdem senden ricam yorumumu 4-5 sefer daha okurmusun? büyük ihtimal olmayan beynine ancak girecek, üstdeki kardeş sen kusuruma bakma cahilliğime ver, ben öyle yapıyorum.

dsfdf

hayır okumam

arda-ozdemir1

Yahu burda osmanlı aşıkları yazmış durmuş şu anki çok müslüman hükümet tüm osmanlı arşivlerini yok etti hanginiz kalkıp onlar atamızım yadigarı diyebildi? Sırf müslümanlığı kullanıyor diye %99 unuz sustu şimdi hiç biriniz kalkıp atalarımız falan demesin osmanlı sizin atanızsa bilin ki atanızın kemikleri üzerine bilmemne yapan yine sizler olduğunuz osmanlıdan hiç bir yazı belge vs. kalmadı tüm arşivleri satıldı yada çürümeye bırakıldı. Burda atıp tutmayla olmuyo osmanlıya sahip çıkacaksanız bi toplanında hükümetten osmanlı arşivlerini isteyin tabi YERSE.

gulsinem-polat

Bilmedigin konularda cabuk yargilara varma bence, Osmanli arsivleri yok edilmedi. Turkiye Cumhuriyeti asla Osmanli yi inkar da etmedi, borclarini bile odedi. Tum bakanliklarimiz, diplomasimiz Osmanli esaslarina dayalidir. Eksik olan kadin erkek esitligi ve medeni kanundu o da duzenlendi. Eksikleri, yanlislari vardi ama cagina gore gercekten iyiydi. Ayrica, babamin calistigi hastanede bile hatirliyorum Osmanli dan kalma notlari ve evraklari. Eski yazi bilirsen okursun. Otur da ogren. modern turkce de 300 kelime var onu bile bilmeden, Osmanlica ogrenmek istiyorsunuz. Osmanlica aristokrat ve burokrat dilidir, keske halk ogrenebilse ama uzun egitim gerektirir. Egitimli olmayan anlayamaz.

Başlıklar

Amerika Birleşik DevletleriBilimBursaİranİstanbulÖğretmenRüşvetSavaşkadınlar
Görüş Bildir