Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

14 Maddede Zerdüşt Kimdir? Zerdüştlük Tek Tanrılı Dinleri Nasıl Etkilemiştir?

 > -

Medler ve Persler, Ortadoğu uygarlıklarıyla ilişkiye geçince, onların dinsel inançlarından etkilenmişlerdir. Bunun sonucunda, bu dünyacı Hint-Avrupa değerlerinin karmaşık dinsel sistemler içinde sunulduğunu görürüz. Medler'in yönetimi sırasında, Magi denen din adamlarının yönetimi etkileyecek ölçüde ağırlıkları olduğunu biliyoruz. 

Bunların temsil ettiği dine "mecusilik" (Magicilik) deniyordu. Heredotus'un Tarih'inden: Darius'un yönetiminden önce, bir maginin benzediği bir Pers prensinin yerine geçerek tahtı ele geçirdiğini, durum anlaşılınca onun ve ülkedeki birçok maginin kılıçtan geçirildiği okuyoruz.

1. Zerdüşt'ün Ortaya Çıkışı

Zaratustra adında bir düşünür ya da bir peygamber (İ.Ö. 6.yy'da) ortaya çıkıyor. Türkçe'de Zerdüşt denen, ama bilim dünyasında adının Latince biçimi ile, Zoroaster olarak tanınan bu kişi, bazı yazarlara göre tüm eski halk inançlarını yadsıyarak, bazılarına göre ise Magiciliği köklü bir reformdan geçirerek Zoroasterciliği ortaya atmıştır.

2. Rivayetlere Göre Zerdüşt

Rivayetlere göre Zerdüşt 30 yaşında Peygamber olmuştur, ve yanına ümmetinden bir kısmını alarak Belh'e gitmiştir. Yolda kar­şılarına çıkan Gaitya nehrini Zerdüşt'ün gösterdiği mucize ile yü­rüyerek geçmişlerdir. 

Daha sonra Avaital gölü civarında 45 günlük bir ibadetten sonra bir gece Miraca çıkmıştır. İşte bu nehrin kıyısındadır ki, diğer dinlerin Cebrail'ini tekabül eden Vohumenah, Zerdüşt'ün yanına gelerek ona dünyadan el çekmesini öğütlemiştir. 

Zerdüşt Vohumenah'tan sonra diğer bütün meleklerle de görüştükten sonra Ahura Mazda'nın huzuruna çıkmıştır. Ahura Mazda ile yaptığı görüşmeden sonra Zerdüşt, dinini yaymak için vaizlerine başlamıştır. Bu vaizler genel esasları bakımından şu üç nokta etrafında toplanmıştır :

  • Ahura Mazda'ya ibadet 

  • Meleklere saygı 

  • Şeytanlara lanet

3. Zoroastercilik (Zerdüştlük) İyilik ve Kötülük Güçlerinin Evrensel Savaşı İnancına Dayanır

Dünya, tıpkı şimdi olduğu gibi iki açılımlıdır, iki karşıt varlığın bir çatışmasıdır; Ahura Mazda iyiliği,  Ahriman da kötülüğü temsil eden tanrılardır. 

Dünyadaki iyi olan her şey Ahura Mazda’dan, kötü olan her şey ise Ahriman’dan gelir. Dünyanın tarihi bunların çatışmasının tarihidir. Bu kavga, Ahura Mazda'nın son hesaplaşma gününde Ahriman'ı yenmesi ile son bulacaktır. 

Ama o zamana değin her insanın görevi, Ahura Mazda'nın iyilik güçlerinin yanında yer almak ve kötülük güçlerine karşı savaşmaktır. İnsan böyle davranırsa, bu dünyada gönence, ötedünyada ise ölümsüzlüğe kavuşacaktır.

4. İyilik Saflarına Geçmenin Şartları

Zoroasterci inanca göre, bir insan iyilik yaptığında bunun sadece kendi hayat kitabında yazılmakla kalmayıp, dünyanın iyiliklerine de iyilik kattığına inanılıyordu. 

Kötülük yapan, kötü ruh ile birlikteydi. Fakat iyilik yapan, Ahura Mazda’nın safına katılıyordu. Ahura Mazda’nın tarafına katılmak için gereken şartları:

  • Düşünce, söz ve davranışta saflık

  • Temizlik

  • Merhamet

  • Hayvanlara şefkat

  • Yararlı iş görmek

  • İyi yetişmeleri için imkanı olmayanlara yardım etmek.

5. İnsanlar Arasındaki Sevgi Başlıca Ahlaki Değer

Bununla ilgili Dadistan-ı Dinik'te şunlar söylenmektedir:

"Bir kimse herkesin dostu olmalı. Bu insanın doğasıdır. Aynı zamanda dostların iyi yaşaması sağlanmalı; bu insanın aklının gereğidir. Aynı zamanda onları kendisini düşündüğü gibi düşünmeli; bu insanın dinidir. Ve öteki insanlar eliyle kendine mutluluk sağlamalıdır; bu insanın öz ruhunun gereğidir."

6. Kötülüğün (Şeytanın) Yükselişi

Ahriman'ın gücünün ilk başlangıç aşamasında o ve onun günahkar kötülerden oluşan ordusu, Işığın ordusuna yaptıkları her şeyde karşı çıktılar. Şehvet ve kibir, bozgunculuk ve küfür şeytanları sistematik olarak 'Kutsal Olanlar’ın çalışmalarını bozdular. 

Güzel çiçekleri zehirli ve parıltılı öldürücü yılanlara, tanrılığın sembolü parlak ateşleri kötü kokulu dumanlara dönüştürdüler ve dünyaya ölümü sundular. 

Işığın, saflığın, gerçeğin, iyiliğin ve bilginin karşısına karanlığı, kirliliği, yanlışı, acımasızlığı ve cehaleti koydular.

Ahura Mazda’nın yararlı ve temiz hayvanlarına zıt olarak Ahriman, vahşi hayvanları ve kana susamış kuşları yarattı. İncitmeye hor görmeyi de ekledi ve kardeşinin yarattığı barış dolu ve zararsız varlıklara güldü. 

 Yazatalar (Ahura Mazda’nın emri altındaki iyi güçler) bir gün kötü şeytana, kötü yürekli olana, “Senin sanatın güzel ve zararsız bir varlık yaratmaktan acizdir, Ey zalim Ahriman…” dediler. Kurnaz şeytan güldü ve bunu yapabileceğini söyledi. Hemen dünyanın gördüğü o en sevgi dolu kuşu yarattı. Bu, dalkavukça hareketleri olan muhteşem bir tavuskuşuydu, kibrin ve bencilliğin simgesiydi.

7. Yaratılışın 4 Dönemi

Zoroasterciliğe göre, doğanın tüm süresi üçer bin yıllık dört döneme ayrılmıştır:

I-Yalnız Ahura Mazda hüküm sürer; çünkü yaratma işine o tek başına başlamıştır:

  “Başlangıçta her şeyin üstünde yükselmiş olan Ahura Mazda’dır; en yüce bilgiyle, arılıkla (saflık) alemin nuru içindeydi. Bu nur tacı, Ahura Mazda'nın oturduğu bu yer, ilk nur denilen yerdi. Ahura Mazda'nın eseri olan bu en yüce bilime, bu arılığa Yasa denilir” (Zend Avesta, cilt III, s. 343)

II-Ahura Mazda ve Ahriman birbirine eşit bir başarıyla, biri aydınlıkta, diğeri karanlıkta hüküm sürerek, biri her şeyi için, diğeri kötü için oluşturmak suretiyle savaşır dururlar.

III-Ahriman muzaffer olur; aleme hükmeden o ve kendi elinden çıkmış olan varlıklardır.

IV-Ahura Mazda, ebedi olarak üstünlük kazanır. Ölüler günahlarından arınmış olarak yeniden dirilirler, kötü kaybolur; kötüyle birlikte cehennem de kaybolur. Ahriman da yalvararak, dua ederek, kurbanlar sunarak nurun kralına sadakat ve gayretle hizmet ederler.

8. Ateşe Tapmak ve Ateşin Simgelediği Değerler

Ateşin yalnız başına bir tapınma unsuru oluşuna tradisyonlarda sıkça rastlanır. Ateş 15-16 şekilde mevcuttu ve her halinde ona tapılırdı. Tüm eski geleneksel öğretilerde bilinen yaratılışın, tabiatın dört kuvveti denilen ve yaratıcı güçlerden biri olan ateş, kainatı meydana getiren en büyük güç ve enerjilerden olduğu için bunu bilen ve sezen eskiler ona saygı duymuşlar, onu ruh ve tanrı ile de özdeşleştirmişlerdir. Dolayısıyla ateşe tapanlar gerçekte onun simgelediği büyük güce tapmaktaydılar.

9. Her İnsan Ölümden Sonra Sorgudan Geçiyor

Zoroasterci inanışa göre her insan, ölümünden sonra bir muhakemeye tabi tutulacaktır. Bu umumi muhakeme yanında her insan ölümünden sonra Çinvat adlı köprüden geçmek suretiyle hususi bir imtihana maruz kalacaktır. 

İyiler; yani hayatlarında daima Ahura Mazda'nın tarafında mücadele edenler öbür dünyaya zahmet çekmeden vâsıl olacaklar; kötüler ise «dugların evlerinde» yani yalan- cinlerinin bulundukları yerde haset ve hasretle yaşamak zorunda kalacaklardır.

10. İbadet

Zoroastercilikte de günde beş defa ibadet vardır. Sabah ibadetinin özel bir yeri olduğundan ve sabah ibadeti için insanları kaldıran horoz da kutsal kabul olunur. Kıble güneştir.

Gü­neş olmadığı zaman ateşe yönelinir. Önceleri ibadet açıkta yapılırken daha sonraları gece usulü yerleşmiştir. İbadetin ferdi ya da toplu halde yapılması mümkündür. Toplu haldeki ibadetleri mubitler yönetir. Zoroaster rahipleri üç sınıftır : Bunlar sırasıyla Herbit, Mubit, ve Destur Mubit adını alırlar.

11. Zoroastercilik Soyluların ve Kralların Diniydi

Tek bir düşünür tarafından ortaya atılan Zoroastercilik inancının halk arasında değilse de, Pers soyluları arasında benimsendiği görülmektedir. Örneğin Darius'un Behistan Dağı'na (İ.Ö 486 dolaylarında) oydurduğu söylevinde, bu dinin ilkelerine rastlanır. 

Nakşi Rüstem yazıtında ise, Darius, "Ahura Mazda yeryüzü düzeninin bozulduğunu görünce onu bana verdi; ben de yeryüzüne düzen verdim" demektedir.

Buna göre, Pers Kralları, Ortadoğu düşüncesine uygun biçimde tanrının temsilcisi ve ajanı olarak görünürler. Ayrıca Pers kabartmalarında bu dinin iyilik tanrısı olan Ahura Mazda'yı Pers Büyük Kralı'nın başı üzerinde, kanatlı bir güneş kursu biçiminde gösterilmiş olarak; her zaman kralı korurken görürüz. Bu da bize Zoroasterciliğin, bir devlet hatta bir krallık dini olabileceğini düşündürür.

12. Zoroastercilik Bu Dünyacı Değerleri Savunuyordu

Zoroastercilikte bu dünyayı hor görüp öteki dünyayı yüceltme gibi bir kavram işlenmemiştir. Buna ek olarak, Ahriman'ın buyruğunda olan kötülük güçlerinden bir bölümünün; soğuk, hastalık, yoksuluk, yabanıl hayvanlar, ürün yakma gibi şeyler oluşu; dinin "bu dünyacı" niteliğini açıklar. 

Öteki bölümünün, insanı günaha sokan tutkular, gurur, zorbalık, doğal olmayan cinsel düşkünlükler ve kan dökmek olması ise Zoroasterciliğin insanları doğru davranışlara yönlendirmek isteyen ahlaksal yanını göstermektedir.  

Bunların dışındaki kötülük güçleri,' yaradandan kuşkulanmak, putlara tapınmak, sihir yapmak vb.'  her dinde bulunan yasakları temsil eder.

13. Zoroastercilik Çift Tanrılıydı ama Tek Tanrıcılığı Etkiledi

Zamanında tutunamamış ve yaygınlaşmamış bir inanç olmakla beraber Zoroastercilik, kendinden sonraki dinleri  ve düşünceleri etkileyecek kadar güçlü bir düşünce idi. 

Zoroasterci düşüncenin İran'da ve Ortadoğu'da Manescilik, Mazdekçilik, Mitracılık gibi dinleri ve mezhepleri etkilediğini biliyoruz. 

Melekler (iyilik güçleri), Şeytan (Ahriman) ve kıyamet (Ahriman ile son hesaplaşma günü) kavramlarının da tek tanrılı dinlere Zoroastercilikten geçtiği de bilinmektedir.

Dahası Zoroasterci inancın çift tanrıcılığının, yeryüzündeki kötülüğü herhangi bir tek tanrılı dinden daha akla yakın olarak açıklayıcı olduğu söyleniyor. 

Bu nedenle olacak, tek tanrılı dinler, Zoroastercilikten yararlanarak "Şeytan" kavramını geliştirme yoluna gitmiştir.

14. Günümüzde de Devam Eden Savaş

Zoroasterci inanışın kilit taşı insanın yaptığı seçimlerdir. İnsan Ahriman’ın ardına takılarak kötülüğün ordusuna katılabilir veya iyiliğin ana kaynağı olan Ahura Mazda’nın üstün gelmesi için “sabahtan tezi yok günün artıp büyümesine çalışanlardan” olabilir. Bu inanç günümüzde de insanlığa yön vermeye devam etmektedir. 

Kaynaklar: 

Alaeddin Şenel "Siyasal Düşünceler Tarihi" 

http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/38/335/3394.pdf

http://kitaplar.ankara.edu.tr/dosyalar/pdf/119.pdf

http://www.sosyalarastirmalar.com/cilt7/sayi32_pdf/2tarih/sevinc_huseyin.pdf

http://www.astroset.com/bireysel_gelisim/ezoterizm/ezoterizm16.htm

http://www.astroset.com/bireysel_gelisim/ezoterizm/ezoterizm15.htm

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
tiago-blumenfeld

Binyıl Zerdüştçü Fars ve Tengrici Türk köklerini çok seviyorum... ergen olduğumdan beri!

lv3nt

Buyrun 5 dk izleyin https://www.youtube.com/watch?v=4_th9Pf3Qjk

tngz

Zeitgeist The Movie 1 tavsiye ederim bu konularda ...

gere_deli

ya bu ateist arkadaşlar geçmişe dair her bilginin neden tek ihtimalli yorumunu yapıyor? zerdüştlüğün bozulmadan geldiği ne belli ? onu bozulmadan geldi kabul ediyorlar ondan sonraki dinleri ondan esinlenmiş kabul ediyorlar , buda islamı bilmediklerinden kaynaklanıyor , bütün Hak dinler Allah tarafından gönderilmiş zamanla insanlar onu bozmuş Allah da o zaman yeni dinler yeni peygamberler yeni şeriatler göndermiş aynı kaynaktan gelen şeyler bozulsalar bile birbirine benzeyecekler illa ki bunu anlamak bu kadar mı güç?

feyk

benzerligin nedeni ayni kaynakdan gelmeleriyse, o zaman neden monotheist dinler sadece ortadogu pagan dinleriyle benzerlik gosteriyorlar? tanri evrensel degil midir? tum insanlarin tanrisi degil midir? kuzey ve guney amerikan kizilderilileri, polonezya yerlileri, avustralya aborjinleri bunlar insan degil midir? eger dinler ayni kaynakdan gelip deforme olmuslarsa bu halklarin dinlerindede ayni benzerliklerin olmasi gerekmez mi? buralara hic mi peygamber gelme mistir, tanri bu toplumlari unutmus mudur? Bunlar ilkel kavimlerdirde diyemezsiniz. aztekler, inkalar, mayalar, polonezya medeniyeti, bunlar herhangi bir antik ortadogu toplumu kadar ileri medeniyetlerdi. Ama inanc sistemlerinde bugunku monotheist dinlerle hemen hemen hic bir benzerlik bulamazsiniz. Bu yuzden din mantik isi degildir, telkin isidir diyorum. Tartimanin konusu din olunca inanan kisi bu basit analizleri bile yapamaz, kabul edemez hale geliyor.

ruhdoveni

Tıpkı bir roman yazarının kendinden önceki akımlardan etkilenmesi gibi dinler de kendinden önceki dinlerden etkilenmişlerdir, benzerliklerinin yegane sebebi budur çünkü hepsi insan yapımıdır. Eğer peygamberlerden herhangi biri bu yüzyılda yaşasaydı, onu akıl hastası, deli veya şizofren olarak nitelendirirdik. Ben senin dediğin ihtimalin doğru olma olasılığını göz önünde bulundurarak benim dediğimin daha mantıklı olduğunu söylüyorum. Fakat sen benim düşüncemi algından geçirmeden reddediyorsun ve kendikinin doğruluğunu savunuyorsun. Şimdi sana sorarım, Kur'an'ın bozulmadığını nasıl kanıtlayabilirsin ki? Ya bozulmayan din Zerdüştlük ise? Bu ihtimalleri de göz önünde bulundurman gerekir ki kendi düşüncelerini üretebilesin.

gere_deli

aynı şekilde sende algıdan geçirmeden reddediyorsun peygamberler bu yüzyılda yaşasaydı deli olarak nitelendireceğimizin delili nedir? bu sadece sizin kenbdi yargınız herhangi bir ispatı olan bişey değil. her din ilahi kaynaklı demedim ilahi kaynaklı olup zamanla bozulan dinlerin birbirine benzemesi doğal dedim.amerika dinleriyle ilgili bişey diyemem oda bilgim olmadığı için sizin tam kıyaslayacak detaylı bir şekilde benzerlik olmadığını ispatlayacak bilginiz varsa buyrun ispatlayın davet ediyorum... ama sadece ortadoğu dinleriyle benzerlikler yok mesela şu an ki yaşamları ortadoğu dinleriyle de pagan dinlerle de alakalı olmayan budizmin kurucusu siddartha gotamaın aydınlanmasıyla ilgili bilinenler ilahi dinlerin peygamberlerinin başına gelenlerle çok büyük benzerlikler göstermektedir ...

feyk

peki budisminde yaratilis olmadigini, nirvanaya yani baslangici ve sonu olmayan statik evren inancina sahip olduklarini biliyormusunuz. ayrica yaratici bir tanrida yoktur. farkli kokenden oldugundan tamamen farklidir. keza guney amerikalilar gunese aya taparlar, insan kurban ederler. kuzey amerika yerlileri anemistir, dogadaki her varligin ruhu olduguna inanirlar. keza aborjinlerde anemistir. burda koca koca kitalardan, binlerce yillik medeniyetlerden bahsettigimizin farkindasiniz degilmi, nasil oluyorda hic birinde islamda gecen konseptler bulunmuyor? bu dinleri biraz biliyorum ama benzerlik olmadigina emin olmam birazda kaptan cousteau dan islama delil ureten alimlerimizin, diger uzak dinlerde en ufak benzerlik bulsalar gözümüze gözümüze sokacaklarını bilmemden. iste din insanin akil gozunu kapadiginda bu kadar basit mantık yürütmelerini bile yapamaz, kabul edemez hale geliyor.

cmkdl

Dinlerin kökenlerini araştıran insanlar hepsinin ondan öncekilerden alıntılarla birikmiş olan insan icadı ve yüzeysel olduğunu anlayacaktır. Ama ne kadar yüzeysel olsalar da hala inanan milyarlarca insan olması şaşırtıcı, insanlar dünyanın milyarlarca yıldır yaşadığını biliyorlar ama din kitaplarında yazdığı üzere sadece binlerce yıl önce yaratıldığına da inanıyorlar nasıl bir çelişkidir bu?

feyk

cunku inanc mantikla, dusunce ile algilanan bir bakis acisi degil. telkine dayanir. kucuk yastan verilen telkinlerle sekillenir ve mantikla celissede kolay kolay degismez. birazda evrimsel gelisimin bir sonucudur. cun din insanlari bir araya getirip sosyal bir duzen kurmanin, devlet duzenini isletmenin en etkili ve hizli yoludur. keza guney sinirimizdaki isid bunun en guzel ornegi. ne kadar kisa surede devletlestiklerine bakarsak. bu avantajlarina ragmen din merkezli devletler neden modern zamanlarda tutunamamaktadirlar, cunku din degisim icin alan birakmaz, yeni fikirlere ve aklin kullanimina acik degildir. bu yuzden surekli degisen modern dunyaya uyum sagliyamayip geri kalmaktadir. ona tutunmaya calisan toplumlarinda geri kalmalarinin en onemli nedenidir. en dindar ulkelerin listesini cikarin ayni zamanda en fakir geri kalmis ulkeleride listelemis olursunuz, ortadogu ulkeleri, filipinler, latin amerika, myanmar, sahra alti afrikasi.....

orhan-oncirak

Dinleri araştıran insanlar hepsinin ondan önceki alıntılarla birikmiş olduğunu anlar.Fakat bu onun insan icadı olduğunun aksine aynı kaynaktan gelip tahrif olduğuna delildir.

cmkdl

birbiriyle benzerlikleri olan birçok dinin temelde çok büyük ölçüde çatıştıkları da görülür yani mesela çok tanrılı dinlerden de tek tanrılı dinlere aktarılmış birçok kavram ya da ibadet şekli vardır mesela kurban kesmek adak adamak abdest almak namaza benzer ibadetler gibi bunlar çok tanrılı dinlerin bazılarında da görülür ama bunlar aynı kaynaktan geliyorsa eğer tanrı çok büyük bir çelişki içerisinde değilmidir?

orhan-oncirak

Söyledikleriniz dinlerin hiçbirinin insan uydurması olmadığını kanıtlar.Şöyle ki;Tanrı bir peygamberi gönderir ve dinini insanlara bildirir.Şüphesiz ki bu dinler ilk halleriyle tek Tanrılı dinlerdir.Hepsinde benzerlikler olması bunun doğru olduğuna işaret eder. Fakat zamanla bu dinler tahrif olur.Peygamberler veya din büyükleri ilahlaştırılır.Böylece "çok tanrılı din" dediğimiz kavramlar oluşur.Yani putlar,sanemler veyahut çok tanrılı dinlerde tapılan her ne varsa büyük ihtimalle o dinlerin peygamberleri veyahut peygambere iman eden ilk müminlerdir.

orhan-oncirak

Anlatmak istediğimi şöyle basit bir şekilde izah edeyim : Bir peygamber gönderilir.O peygambere ilk olarak birkaç kişi iman eder.Ondan sonra gelen müminler saygı olarak peygamberin ve ilk iman edenlerin kabirlerini ziyaret ederler burada kurban keserler Tanrı'ya dua ederler.Zaman geçtikçe bu kurbanlar bu dualar farklı bir hal alır,kabirdeki kişiye ibadet olarak yapıldığı sanılır.Böylece tarih boyunca çok tanrılı dinler oluşmuştur. Ayrıca çok tanrılı din dediğimiz dinlerde de bir baş tanrı vardır.Geri kalanlar bu tanrıya yardımcı olur veyahut başka görevleri vardır.(Örneğin cahiliye devri Arapları da bir Tanrı olduğunu biliyorlardı.Lat ve Uzza gibi putlardan,ettikleri duaları Tanrıya ulaştırmalarını diliyorlardı.)Bu da dinlerin başta tek tanrılı olduğuna delildir.

cmkdl

Orhan bey söyledikleriniz çok dar bir çerçeveyi kapsıyor insanlığın varoluşundan bu yana binlerce din milyonlarca peygamber gelip gitmiştir ve sizin bu yazdıklarınız belki de bu dinlerin yüzde biri için bile geçerli değil. Ama diyelim ki dediğiniz gibi olsun tanrı sizce neden her kavime kendini farklı şekillerde tanıtma ihtiyacı duymuş bunun mantıklı bir açıklamasını yapabilir misiniz. Dünyada yaşamış her insan kendi dininin doğru olduğuna inanarak yaşar siz de öyle tabi ki bu çok normal kimse yanlış olduğunu bildiği bir şeyi savunmaz ama biraz düşünün insanın milyonlarca yıllık tarihinde tek gerçek tanrıya inanan insanlar olduğunuzu nasıl iddia edebiliyorsunuz. Sonuçta İslam yokken de başka dinlere inanan insanlar vardı ve inandıkları dinin doğru din olduğundan hiç şüphe duymadan öldüler. Ama size göre onlar sapkın insanlar yani belki de bundan bin yıl sonra insanlar sizin inandığınız dinlere de o gözle bakacaklar.

hz-muhammed-pro

Aynı kaynaktan geliyor olmaları, Yaratıcının çelişkisine değil aksine, insanların birbirlerine ve doğaya karşı tüm olumsuz eylemlerine karşı bıkmadan usanmadan sizler için iyi olan birbirinizin hakkını hukukunu gözetmektir deyip tekrar tekrar, doğruyu söyleyip doğruyu yaşayan insanları göndermesidir. Her kaynakta son kaynağı doğrulayan birşeyler olması gayet doğal birşey.

bayram-erdem1

Hristiyanlık çok farklı. Tanrı bizzat insan bedeni alarak dünyaya müdahale ediyor. Tevrat ve Zebur'da 300'den fazla yerde acı çekecek Mesih'ten bahseder ve bunu İsa Mesih'in hayatında görüyoruz.

Başlıklar

BilimİranSavaş
Görüş Bildir