Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Listesinde Yer Alan 12 Değerimiz

5.1bPAYLAŞIM

UNESCO, insanlığın kültürel ve toplumsal hayatına dair bir liste yapıyor. Bu listeye girme kriterlerinden önce, liste için aday olma süreci ve kültürün hala yaşayıp yaşamadığı, ne kadar etkili olduğu gibi kriterler göz önünde bulunduruluyor. Daha çok geleneğimizin ve toplumsal değerlerimizin bu listede yer almasını ümit ediyoruz.

1. Mevlevi Sema Töreni

Mevlevilik, Mevlana Celaleddin Rumi'nin görüşleri ve tasavvuf öğretileri üzerine 1273'te Konya'da ortaya çıkan bir tarikattır. Dünyanın pek çok yerinde tarikat mensupları bulunsa da en etkin ve kalabalık olunan yerler Konya ve İstanbul'dur. Mevleviler, öğretilerinin yanı sıra kendilerine özgü hareketleri ve felsefesi bulunan sema ile tanınırlar. 1925'te diğer tüm tarikatlar gibi kapatılan Mevlevihaneler, 1950'lerde halk arasında tekrar yayılmaya başlamış. 2008'de de UNESCO listesine dahil edilmiştir.

2. Meddahlık Geleneği

Tek kişinin tiyatral bir hava ile karşısındaki topluluğa hikayeler anlatması ve taklitler yapmasıdır. Asya, ve Kafkasya'da da görülür. 2008'de listeye dahil edilmiştir.

3. Nevruz

Yeni yıl ve baharın gelişi olarak kutlanan nevruz, Azerbaycan, Hindistan, İran, Pakistan, Özbekistan ve Türkiye'nin mirası olarak listede yer alır. Her kültürde farklı törenler ve kutlamalar yapılır. Hesaplamalara göre 21 Mart'tır. 2009'da listeye alınmıştır.

4. Karagöz

Arkadan ılık vuran küçük bir sahnenin önüne gerilmiş bezin üzerine, arkadaki tasvirlerin gölgesinin düştüğü bir gölge oyunudur. Özellikle Ramazan ayının popüler eğlenceleri arasındadır. 2009'da listeye dahil edilmiştir.

5. Âşıklık Geleneği

Geleneksel kıyafetler ile saz çalan, düğünlerde ve insanların bir araya geldiği yerde sazlı ve sazsız olarak doğaçlama ya da yazarak şiir okuma geleneğidir. 2009'da UNESCO listesine dahil olmuştur.

6. Geleneksel Sohbet Toplantıları

Halk müziği ve oyunlarının sergilendiği, toplum için kıymetli olan ve özellikle köy hayatının vazgeçilmez bir parçasıdır. Erkeklerin kış aylarında kapalı mekanlarda toplanıp, genel dertler ya da ortak işler ile ilgili fikir alışverişinde bulunduğu ve müzik yapıp oyunlar oynadığı bir etkinliktir. 2010'da UNESCO listesine alınmıştır.

7. Alevi-Bektaşi Ritüeli Semah

Semah, mistik ve estetik hareketlerden oluşan bir törendir. Cem törenlerinde genellikle müzikle dönülür. Bir tür dans olmaktan ziyade Hakk'la bütünleşme gayesi taşır. 2010'da listeye dahil edilmiştir.

8. Kırkpınar Yağlı Güreş Festivali

Her sene haziran sonu Temmuza başında başlayan geleneksel festivaldir. Kırkpınar Ağası'nın önderliğinde davul ve zurnayla açılış yapılır, 3 gün pehlivanlar er meydanında güreşir. Son gün başpehlivan belli olur. 2010'da listeye dahil olmuştur.

9. Tören Keşkeği Geleneği

Kadın ve erkek gruplarının toplu olarak iş paylaşımı ve katılımıyla büyük kazanlarda ve açık ateşlerde, buğday ve etin birlikte pişirilmesiyle yapılan tören yemeğine keşkek, gerçekleşen ritüellere de Tören Keşkeği Geleneği adı verilmektedir. Keşkek geleneği, toplumsal katılımın yüksek olduğu törenlerde ortak iş gücü ve paylaşıma dayalı olarak gerçekleştirilen dayanışmacı bir sosyal pratiktir. UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası listesine 2011'de girmiştir.

10. Mesir Macunu Festivali

Şifalı bir yiyecek olduğu kabul edilen mesir macununun ortaya çıkışı tarihsel bir öyküye dayanır. Kanuni Sultan Süleyman’ın annesi Hafsa Sultan, Manisa’da nedeni anlaşılamayan bir hastalığa yakalanır. Bu hastalığa çare için Sultan Cami Medresesi’nin başhekimi Merkez Efendi, 41 çeşit bitki ve baharatın karışımından oluşan bir macun hazırlar. Mesir macunu ismiyle günümüze kadar ulaşan bu şifalı karışım, Hafsa Sultan’ı kısa sürede sağlığına kavuşturur. Yardımsever kişiliğiyle bilinen Hafsa Sultan, iyileşmesini sağlayan mesir macununun her yıl Nevruz haftasında halka dağıtılmasını ister. 2012'de listeye girmiştir.

11. Türk Kahvesi ve Geleneği

Kahve hazırlamada kullanılan geleneksel yöntemler, sanatsal değeri olan, cezve, fincan, havanlar gibi özel araçların ve gümüş takımlarının gelişimine yol açmıştır. Zaman gerektiren hazırlama teknikleri sayesinde, Türk kahvesi damağınızda uzun süre tadını ve tazeliğini bırakır. Diğer çeşit kahvelerden daha yumuşak, aromalı ve yoğundur. Türk kahvesini kendine özgü olan aroması, telvesi ve köpüğüyle diğer kahvelerden ayırmak oldukça kolaydır. 2013'te listeye alınmıştır.

12. Ebru: Türk Kağıt Süsleme Sanatı

Ebru, kendine özgü tekniklerle hazırlanan ve tekneye alınan suyun üzerinde boyalarla oluşturulan desenlerin kağıda aktarılmasıyla yapılan geleneksel bir sanattır. 2014'te listeye alınmıştır.

İstanbul UNESCO'ya Ev Sahipliği Yapıyor: Ani Harabeleri Dünya Mirası Olma Yolunda - onedio.com
İstanbul UNESCO'ya Ev Sahipliği Yapıyor: Ani Harabeleri Dünya Mirası Olma Yolunda - onedio.com

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
kibirlikedi

en adam akıllı kahve ve ebru sanatı geri kalan her şey iğrençç

labren

Karagöz? nevruz ? semazenlik ? bunların hepsi bizim kültürümüz nasıl iğrenç dersin

ercan-celikkiran

yahu trollük yapıyor belli ki. hemen gaza gelmeyin. :D

selin-ksc

Keşkek olsa da yesek :3

manitu070207

macun şekeri ? meyan şerbeti ? atçılık valla cüneyt abinin içi sızlar o kadar at üstünde gezdi

Gizli Kullanıcı

Türk kahvesini diğer kahvelerden ayırmak kolaydır denemez aslında.Yunan kahvesi ile Türk kahvesi oldukça benzer.

alkolik-imam

Sadece kahve değil, rakı/ouzo, dolma/dolmaki, zeybek/ zeybekiko vb. gibi onlarca örnek var. Yüzlerce yıl bir arada yaşamanın getirdiği kaçınılmaz etkileşim.

maskeliduygular

Öylesine değerli geleneklerimiz var ki, anlatmaya kelimeler yetmez. Günümüzde bazı gelenekler çarpıtılmış durumda, özünden çok başka yerlere sapmış ama yine de çok değerli ve geniş bir kültürümüz, geleneklerimiz var. Sahip çıkılmaya değer. Fakat sahip çıkmamız gereken ilk şey dilimiz, ki buna da o kadar özen göstermiyoruz. Dil tüm geleneklerin, tüm kültürün temeli. O yüzden bu kadar önemli işte, dilimiz yok olursa, çarpıtılırsa, kocaman bir kültür de yok olacak... Türkçeyi koruyun!

Görüş Bildir