Türkiye'nin İlk 12 Eylül Soruşturması 'Zamanaşımı'ndan Düştü

 > -
3 dakikada okuyabilirsiniz

"O Zaman Evren Niye Yargılandı?"

Radikal'den İsmail Saymaz'ın haberine göre Kahramanmaraş’ta, 12 Eylül darbesinden sonra öğretmen Ali Ekber Yürek, Mehmet Ceren ve Fehim Özarslan’ın işkencede öldürülmesine ve 91 kişinin yaralanmasına ilişkin döneme ilişkin ilk soruşturma "zamanaşımı"ndan kapandı.

Kahramanmaraş Savcılığı’nın kararında, dönemin Sıkıyönetim Komutan Yardımcısı Tuğgeneral Yusuf Haznedaroğlu’nun talimatıyla çok sayıda kişinin gözaltına alındığı ve eğitim enstitüsü binasında işkence uygulandığı ifade edildi. Fakat eski Türk Ceza Kanunu’na (TCK) göre zamanaşımı sınırının 22,5 yıl olduğunu kaydedilerek, Haznedaroğlu ile asker ve polislerden oluşan 12 şüpheli hakkında dava açılamayacağı kaydedildi. Dört yıl önceki 12 Eylül Referandumu’nun sembol ismi olan öğretmen Ali Ekber Yürek’in mezarı, 2011 yılında açılmış, işkence bulgusunu tespit etmek üzere cesedi Adli Tıp’a gönderilmişti. Bu aynı zamanda, 12 Eylül’e ilişkin ilk soruşturma niteliğindeydi. Ağabey Mehmet Yürek, “Ben bir sözcük yazdım diye darbeciler ocağımı söndürürken, kardeşlerimi öldürenleri dava edemiyorum. Referandumla gelen umutlarımız da söndü” diyor.

Türkiye dört yıl önce, cunta lideri Kenan Evren ve arkadaşlarının yargılanmasına imkan veren 12 Eylül Referandumu’na doğru giderken, sembol isimlerden biri de, 1981 yılında işkencede öldürülen Ali Ekber Yürek olmuştu. Halen Tunceli’de yaşayan ağabey Mehmet Yürek, 2010 yılında savcılığa başvurarak, Kahramanmaraş’ın Afşin ilçesinde öğretmenlik yapan kardeşi Ali Ekber’in 1981’de Eğitim Enstitüsü binasında işkencede öldürüldüğünü belirtmiş; dönemin Kahramanmaraş Sıkıyönetim Komutan Yardımcısı Yusuf Haznedaroğlu ile diğer görevlilerden şikayetçi olmuştu. Ağabey Yürek’in talebi üzerine 2011 yılında kardeşinin Ovacık’a bağlı Güney Konak Köyü’ndeki mezarı açılmış ve cesedi Adli Tıp Kurumu’nda incelenmişti.

Üç genç öldürülmüştü

Bu arada soruşturma dosyası, Kahmanmaraş Başsavcılığı’ndan, Kenan Evren ve arkadaşlarının ‘darbe’ suçuyla yargılandığı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdi. Ankara, işkencenin Afşin’de gerçekleştiğini tespit ederek, dosyayı ilçeye yolladı. Afşin Başsavcılığı, Ali Ekber Yürek’e klasik otopsi işleminin yapılmadığını, ‘intihar’ kaydı düşülerek, dosyanın kapatıldığını belirledi. Ölü muayanesine katılan Nevzat Özcan, alınan ifadesinde, Yürek’in vücudunun birçok yerinde darp ve cebir izi gördüğünü anlattı. Bu arada, altı mağdur ile aralarında Ökkeş Şendiller’in de olduğu 92 kişi savcılığa başvurarak, aynı tarihte işkence gördüklerini belirterek, suç duyurusunda bulundu. Soruşturma genişletilince, 1980-1983 yılları arasında salt Yürek’in değil, Mehmet Ceren ve Fehim Özarslan’ın da işkencede öldürülüğünü saptayan savcılık, dosyayı Kahramanmaraş’a gönderdi.

Kahramanmaraş Savcısı Müge Zelda Hüner dört yıllık soruşturma sonunda, geçen 17 Kasım’da kovuşturmaya yer olmadığına hükmetti. Kararda, Haznedaroğlu’nun talimatıyla gerçekleşen suçların ayrı ayrı suç oluşturduğu, bunların 765 sayılı TCK’nın 146. maddesinde düzenlenen “anayasal düzeni alaşağı etmek” suçu veya 243. maddede düzenlenmiş “cürüm söyletmek için işkence” kapsamında kaldığı ifade edildi. Kararda, işkence suçunun somut olduğu vurgulandı.

Kararda, Haznedaroğlu ve diğer şüphelilerin eylemlerinin eski TCK’nın 146 ve 243. maddeleri kapsamında kaldığı, bu suçlarda zamanaşımı sınırının en fazla 22,5 yıl olabileceği ifade edildi. 2005’te yürürlüğe giren 5237 sayılı yeni TCK’nın 77. maddesinde düzenlenmiş, ‘insanlığa karşı suçlarda zamanaşımı sınırının olmadığı’ yönündeki hükmün geçmişe dönük olarak uygulanamayacağı vurgulanarak, kovuşturmaya yer olmadığı belirtildi.

"O zaman Evren niye yargılandı?"

Ali Ekber Yürek’in ağabeyi Mehmet Yürek, karara itiraz edeceklerini, sonuç alamadıkları takdirde AİHM’e başvuracaklarını belirterek, “Türkiye’de iktidarın yargısı var, hukukun yargısı yok. Bu, Türkiye’nin ilk darbe soruşturmasıydı. Ben bir sözcük yazdım diye darbeciler ocağımı söndürürken, ben kardeşlerimi öldürenleri dava edemiyorum. Dört yıl önce referandumla gelen umutlarımız da söndü” diyor. Mehmet Ceren’in yeğeni Muzaffer Ceren de, “Dosyanın kapatılması büyük bir haksızlıktır. Bu kadar delil ve itirafçı olduğu halde dosyanın kapatılması, AKP iktidarının halka söylediğinin kanıtıdır. "Bunları yargılayacağız, gerekeni yapacağız" demişlerdi. Ortada zamanaşımı varsa, bu darbeyi yapan general niye yargılanıyor? Demek ki ortada bir suç var. Öyle zannediyorum ki, dirayetli ve güçlü savcılara ihtiyacımız var. Zamanaşımı biraz bahane. Sonu nereye varırsa varsın, gerçekler ortaya çıkacak. Dedemin ömrü yetmedi, babamınki de belki yetmez ama biz AİHM’de de olsa bunun peşini bırakmayacağız” dedi.

İsmail Saymaz | Radikal

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Adalet ve Kalkınma PartisiAnkaraDarbeİntiharKahramanmaraşÖğretmenTunceli
Görüş Bildir