Teatral Ressam Ya da Resimden İyi Anlayan Rejisör: Torsten Jurell

-

1951 İsveç doğumlu ressam, 30 yılı aşkın süredir resim yapmakta ve dünyanın çeşitli yerlerinde sergi/performanslarıyla alımlayıcılarla buluşmakta. Fakat onu sıradışı yapan, sadece edebiyatla beslediği resimlerinin, porselen heykellerinin ve incelikli rölyeflerinin, ustalıkla yapılmış, dikkat çekici sanat eserleri olması değil. Torsten Jurell , eşine az rastlanır türden bir disiplinlerarası sanat ustası.

Hayatının son sekiz senesinin azımsanmayacak bir kısmını Çin’de kiraladığı atölyelerde geçiren ve hiç durmadan üreten bir rejisör/ressam kendisi. Fakat yönettiği bir tiyatro oyunu değil, tüm ürettikleri ve sanatsal dünyası aslında bir tiyatro alanı. Nasıl mı? Çin’in geleneksel porselenini yapıbozumuna uğratarak yaptığı her boydan heykelciklerini aktörler/performansçılar diye adlandırıyor mesela. Bu aktörler birbirinden farklı sergi salonlarında biricik performanslar sergileyen birer oyuncudan farklı değiller onun için de, seyirciler için de.

Torsten Jurell, hayatın teatralliğinin farkına varmış ve hep havada asılı duran bu karşı konulması zor teatralliğe kendisini ve sanatsal üretimlerini bırakmış bir sanatçı olarak, sergi kataloglarında bile aktörlerinin (heykeller) diyaloglar halinde konuşmalarına izin veriyor. Sergi/performansında, seyirci/ziyaretçiyi, neyin beklediğini en iyi, performansçıların kendisi anlatabilir diye düşünüyor olmalı. “Pekçok insan benim tiyatromdaki dokuz oyuncuyu ‘taş bebek’ olarak tarif eder büyük ihtimalle; ama ben kendim onlara performansçılar demeyi tercih ediyorum; eğer böyle olmasaydı muhtemelen ‘marionette’ler derdim onlara ” diye anlatıyor heykelciklerinin oyunculuğa soyunma halini Jurell.

“ …Ve İşte Geceydi” isimli sergisinde teatral bir dünyanın iç içe geçmiş kapılarını açıyor bize sanatçı ve Shakespeare’in deyimiyle zaten bir sahne olan dünyada, sahneye dönüşen kocaman bir sergi salonu ve bu sergi salonunun içindeki minimal bir sahneyle karşılıyor bizi.

Çin gölge tiyatrosu oyuncularından esinlenerek yaptığı, dijital olarak kontrol edilebilen mekanik, marionette tiyatrosu, küçük aktör heykelciklere dört başı mamur bir mekanik sahne olarak karşımıza çıkıyor. Bu sahnede performansçı heykelciklerin gerçekleştirdiği beş dakikalık bir de performansı izliyor sergiyi gezen ziyaretçiler. Öylesine tüm detayları düşünülerek yapılmış bir minimal sahne ki bu, oyuncular da ışıklar da müzik de, büyük bir sahnede olabileceğin tamamen küçük bir kopyası ve bu mekanik düzen bir düğme yardımıyla başlayıp tüm performansı sergiledikten sonra perdesini kapatıyor.

Sergilerinin pek çoğunda, ışıktan sese, dekordan oyuncuya tiyatronun tüm araçlarını sergi salonuna transfer ediyor

Sergilerinin pek çoğunda, ışıktan sese, dekordan oyuncuya tiyatronun tüm araçlarını sergi salonuna transfer ediyor
Sergilerinin pek çoğunda, ışıktan sese, dekordan oyuncuya tiyatronun tüm araçlarını sergi salonuna transfer ediyor

Uzun süre sahne amirliği yapmış olan Jurell’in sahne kurmaktaki yeteneği, kendi sergilerinin küratörü olarak da oldukça işine yaramış kesinlikle. Bu yüzden sergilerinin pek çoğunda, ışıktan sese, dekordan oyuncuya tiyatronun tüm araçlarını sergi salonuna itinayla transfer ediyor. Sergilerinden birisi “Tek Perdelik Dram” başlığını taşıyor ve insan boyutunda kurgulanmış iki oyuncu heykel tarafından sahneleniyor ve bir de “Konuşan Kule.” (Ölüler Diyarından İyi Haberler/ Good News From the Lower World…)

Sahne direktifleri şeklinde yazılan sergi kitapçıkları… Yetmezmiş gibi, çamurdan heykellerin diyaloglarına karşılık veren konuşan kuleler inşa eden bir yönetmen-ressam Torsten. “…Ve İşte Geceydi” , kurmaca gezici bir mationette tiyatrosunun eşlik ettiği bir sergi söylediğimiz gibi. Gölge oyunu, heykeller, ışık ve sesin sürüsüne bereket bir sunumu. Geçtiğimiz birkaç yılda, Çin’de ve İsveç Kraliyet Sanat Enstitüsü’nde “sahnelemiş” olduğu “Ayışığında Eşek Şakaları” (Pranks in the Moonligt) isimli sergisinin “ikinci perde”si olarak tanımlıyor ressam bu sergiyi. “Birbirinden farklı birçok artistik formu kapsayan bir araç olarak tiyatro, oyun yazmaktan beste yapmaya, sahne tasarımından resim yapmaya kadar pekçok alana kucak açıyor. Ama hatırlatmakta fayda var; benim yaptığım tiyatro değil, tiyatronun bir resmi, benim yaptığım, sizin o resme bakarken yaşadığınız bir hayatın resmi” diyerek, özetle tiyatronun resimleri olarak tanımlıyor sanatını.

Eylül ayında Arp Museum’da gerçekleştirilecek olan karma sergide Jurell de işleriyle yer alacak

Jurell’in, aktör heykelciklerinin, küçük tiyatrosunun ve mükemmel tablolarının bir sonraki adresi Almanya, Remogen. Eylül ayında Dada’nın kuruluşunun 100. yıl dönümü dolayımında Arp Museum’da gerçekleştirilecek olan karma sergide Jurell de işleriyle yer alacak. Serginin adı: “Sahnelenmeye Hazır/ 1. Perde” . İsminden de anlaşılabileceği gibi yine teatral bir deneyim bekliyor izleyicileri ve görünen o ki, Arp Museum’u dönemsel bir sahne/galeriye çevirecek olan ve büyük çaplı bir performansı andıracak bu sergi. “Olur da ziyaretçilerden birisi bu ‘saha çalışması’nın bir parçası olarak hissederse, onun kendisini bir tiyatro oyununun içindeki aktörlerden birisi olarak bulması mümkündür” diyerek akla, izleyicinin bakışında ve farkındalığında teatralleşen bir sanat fikrini getiriyor Jurell. Yani baktığını, bir çerçeve içersine alıp, taşıdığı sergileme potansiyelini algılayan bir seyirci burada hayal edilen.

Sahnelenmeye Hazır/ 1. Perde isimli sergide, Jurell’in yanı sıra, Piet Mondrian, Vladimir Tatlin, Daniel Spoerri, Andor Weininger, Nadja Schöllhammer, Markus Lüpertz, Alexandra Hopf, Leiko Ikemura, Bill Viola, Arnulf Rainer, Claus Richter, Irmel Droese, Marcel Dzama and Marvin Gaye Chetwyn gibi pekçok önemli çağdaş sanatçının performatif işleri de yer alacak. (Sergi için bakınız)

Türkiye’de henüz bir sergiye katılmamış olan sanatçının işlerinin bir kısmına jurell.com’dan ulaşabilirsiniz.

Gaia Dergi | Didem Yıldırım

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

AlmanyaÇinİsveçTercihTiyatromüzikoyuntransfer
Görüş Bildir