Pistlerin Strateji Ustası: Dünya Şampiyonu İnci Ece Öztürk
Bocce, en üst seviyede uygulandığında milimetrik hassasiyet, yüksek fiziksel kondisyon ve çelik gibi sinirler gerektiren gerçek bir 'strateji ve beceri' savaşıdır. Bu zorlu disiplinde Türkiye’nin adını dünya literatürüne altın harflerle kazıyan İnci Ece Öztürk, sadece kazandığı madalyalarla değil, spora kattığı entelektüel derinlikle de fark yaratıyor.
Kariyerini Akdeniz Oyunları, Avrupa ve Dünya Şampiyonluklarıyla taçlandıran Öztürk, aynı zamanda sporun akademik mutfağında yer alan, doktora eğitimine devam eden bir bilim insanı adayı. Kardeşi Buket Öztürk ile birlikte Türk spor tarihinde bir dönüm noktası yaratarak 'ilkleri' gerçekleştiren İnci Ece; başarıyı sadece skor tabelasındaki sayılarla değil, bir karakter inşası ve kendini keşfetme yolculuğu olarak tanımlıyor.
Hata payına yer bırakmayan o katı beklentilerini zamanla nasıl esnettiğini, şansın ancak doğru donanımla birleştiğinde 'dönüm noktasına' dönüştüğünü ve Fransa’daki profesyonel deneyimlerini paylaştığı bu söyleşi, emekle örülen bir hayatın manifestosu niteliğinde. Şimdi, Bocce’nin sahadaki ve bilimdeki en güçlü sesine kulak veriyoruz.
1. Bocce ile ilk tanışmanız nasıl gerçekleşti? Bu sporun sizi içine çeken yönleri nelerdi?

Bocce ile tanışmam, taşınmamızın ardından yeni okulumda tanıştığım Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenim Yılmaz Güzelocak sayesinde oldu. 5. sınıfta Yılmaz Hocamın beni bocce sporuna yönlendirmesi ve ailemin spora olan desteği ile birlikte bu yolculuğa başlamış oldum. Sporu her zaman çok sevmişimdir; Bocce’den önce de pek çok farklı branşı denemiştim. Bocce’nin hem zihinsel hem bedensel becerileri üst düzeyde gerektiren bir spor olması bana çok keyifli gelmişti. Bunun yanı sıra o dönemde kulübümüzdeki güçlü takım ruhu, kız kardeşim Buket Öztürk ile birlikte spor yapmak ve ailemin desteği, bu sporun içinde kalmamı sağladı.
2. Spora başladığınız ilk yılları düşündüğünüzde, o dönemki İnci Ece ile bugünkü İnci Ece arasında nasıl bir fark görüyorsunuz?
Çocukluktan itibaren büyüme yolculuğuma rehberlik eden şey spor oldu. Spor sayesinde emek, zafer, yenilgi, kabulleniş ve takım ruhu gibi kavramları derinden deneyimledim. Eskiden önemli bir yarışmayı kaybettiğimde bunu çok daha zorlayıcı bir şekilde yaşıyor; günlerce ağlayıp öfkelendiğim zamanlar oluyordu. Bugün ise bunu daha olgun bir şekilde karşıladığımı ve kendime karşı olan o katı, tavizsiz beklentilerimi törpülemeye başladığımı söyleyebilirim. Bugün geriye baktığımda; o dönem için çok uzak görünen Dünya ve Avrupa Şampiyonluğu hayallerine ulaşmış bir çocuk görüyorum.
3. Kariyerinizde sizi en çok etkileyen dönüm noktası ne oldu?
Kariyerim boyunca 15 yaşındayken Türkiye Şampiyonası'nda beş branşın beşinde de final oynamak veya Fransa’ya transfer olmak gibi kritik anlar yaşadım. Ancak ben dönüm noktalarımızı, zamanında edindiğimiz donanım ile aslında kendi kendimize yarattığımıza inanıyorum. Asıl mesele, o fırsat anı geldiğinde onunla başa çıkabilecek güce ve hazırlığa sahip olmaktır. Bu nedenle her zaman devamlı çalışmaya ve emeğe dikkat çekmeyi tercih ediyorum.
4. Bocce’nin size kazandırdığını düşündüğünüz en önemli kişisel özellik nedir?
En önemlisinin kendimle tanışmamı sağlaması olduğunu söyleyebilirim. Kendimi ve yeteneklerimi keşfetmenin yanı sıra; sağlıklı başa çıkma stratejileri ve karar alma becerileri geliştirdim. Farklı ülkeler ve kültürlerle etkileşime girmek, bana daha evrensel bir bakış açısı kazandırdı ve bütünsel gelişimimi olumlu etkiledi.
5. Kariyerinizde elde ettiğiniz başarılar arasında sizin için en özel olan hangisi? Bunun sizin dünyanızdaki yeri nedir?

2018 yılı kariyerimde bir kırılma noktasıdır. İspanya’da kazandığım Akdeniz Oyunları şampiyonluğu, ülkemiz adına bu branştaki ilk altın madalyaydı. Hemen ardından Çin’deki Dünya Şampiyonası’nda Necla Şahin ile şampiyon olduk ve aynı gün kız kardeşim Buket de Dünya Şampiyonu oldu. Bu başarılarla sadece madalya almadık, aynı zamanda psikolojik bir sınırı da aştık. Bu istikrarın kapısını açtığı için 2018 şampiyonluklarının dünyamdaki yeri çok farklıdır.
6. Eğitim hayatınızın size bir sporcu olarak katkı sağladığını düşündüğünüz alanlar neler?
Eğitim hayatım sporculuğuma büyük katkı sağladı. Yüksek lisansımı tamamladım ve şu an doktora öğrenimime devam ediyorum. Güncel literatürü takip etmek, yabancı diller öğrenmek ve spordaki gelişmeleri bilimsel bir gözle incelemek iyi bir sporcu olmanın kritik parçaları. Düzenli fiziksel aktivitenin bilişsel beceriler üzerindeki olumlu etkileri bilimsel bir gerçek; ancak toplumumuz beden eğitimi dersinin bu değerini henüz tam olarak idrak edebilmiş değil.
7. Bocce’ye yeni başlayan genç sporculara vermek istediğiniz en önemli tavsiye nedir?
Umutsuzluğun potansiyelinizi engellemesine izin vermeyin. Sorunların farkında olun ama çözüm odaklı kalabilecek cesareti koruyun. Hayattaki tutkunuzu bulduğunuzda engelleri aşma konusunda daha yaratıcı ve azimli olursunuz. Gençlere gelişime açık olmayı, soru sormayı ve değişimden korkmamayı tavsiye ediyorum.
8. Bu sporda sizi en çok motive eden şey nedir? Zorlandığınız anlarda sizi tekrar ayağa kaldıran güç nereden geliyor?
Dış dünyadaki rekabetten çok, kendi iç dünyamla ve oyunun kendisiyle ilgilendiğimde daha çok keyif alıyorum. Kendi kapasitemin sınırlarını aşabildiğimi fark etmek ve “Acaba daha da iyisini yapabilir miyim?” merakı en büyük motivasyonum. Ayrıca yaşadığım olumsuz olayların yarattığı duyguları enerjiye dönüştürerek işlevsel hale getirebilmek de benim en güçlü yönlerimden biri.
9. Bocce sporunun Türkiye’deki imkânlarını yurt dışındaki olanaklarla karşılaştırdığınızda nasıl bir fark görüyorsunuz?
Fransa, İtalya ve Hırvatistan gibi ülkelerde tesisleşme ve spor kültürü çok ileri seviyede. Bizde ise tesis eksikliği ve malzemelerin yurt dışından gelmesi maliyeti ciddi şekilde artırıyor. Spor kültürü ve fiziksel okuryazarlıkta hedeflediğimiz seviyenin henüz gerisindeyiz. Nicelik olarak sporcu sayımız artsa da; beslenmeden psikolojiye, medyadan spor yönetimine kadar her alanda niteliği artırmamız gerekiyor.
10. Türk sporcuların uluslararası arenada karşılaştığı en büyük güçlükler sizce neler? Bu engellerin aşılması için nasıl bir sistem kurulmalı?
Tesis yetersizliği antrenman planlarımızı aksatıyor. Ayrıca ekonomik zorluklar ve antrenörlerin pedagojik süreci göz ardı eden 'hızlı başarı' beklentisi genç sporcuları olumsuz etkileyebiliyor. Yurtdışındaki rakiplere kıyasla daha az müsabakaya çıkmak da büyük bir eksiklik. Sporu, disiplinler arası bir yaklaşımla (bilim, ekonomi, psikoloji ve yönetim) ele alan bir sistem kurmak bu engelleri aşmanın tek yolu.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

