Öğrenmek İstiyorum Ama Bir Türlü Anlayamıyorum Diyenlere: Felsefe Tarihini ve Filozofları Anneye Anlatır Gibi Anlatıyoruz!

-

Onlar dünyayı anlamak için gayret ettiler, şimdilerde bizlerin bile güncel bilgilerle tahayyül edemediğimiz fikirleri öne sürdüler. Evet, filozoflardan bahsediyoruz. Onları tanıma, anlama ve hayatımıza fikirlerini adapte etme fikri ilgi çekici olsa da felsefe kaynakları hiç de ilgi çekici olmayabiliyor. 

Bunlar geride kaldı, bu ilk sayfa olsun, felsefe kalesini yeri geldiğinde dizileri anarak, yeri geldiğinde argümanlarını hayatımıza uyarlayarak fethetmeye geliyoruz... 

Öncelikle felsefenin anlamı üzerindeki bulutları dağıtalım, felsefe son birkaç yüzyıl öncesine dek çok farklı bir anlama sahipti.

"Herkesin bir felsefesi vardır" kadar geniş bir anlamı olmasa da bir anlama biçimi olarak felsefe o denli geniş bir çatı sağlıyordu ki, bilim (bugün kullandığımız modern hali olmasa da) felsefe adıyla anılıyordu. Bu içerikte temelini atarak inceleyeceğimiz Antik Yunan'da felsefe dünyayı açıklama arayışıyla hayat buldu, şimdilerde de bu arayış son bulmadı aslında.

Felsefe tüm bu arayışın sonunda "bilgi sevgisi" anlamındaki philosophia kelimesiyle evrendeki yerini aldı.

Bu bilgi sevgisi ilk üniversite diyebileceğimiz, Platon tarafından (solda) kurulan akademi ve bir manada onun rakibi olan Aristoteles (sağda) tarafından hemen her şeyin felsefe sınırlarına dahil olduğu algısıyla tartışmaya açılmış oldu. Tabii bunlar 2500 yıl önceydi.

2500 yıl sonra halen aynı soruları soruyoruz, çünkü felsefe yanıtlarla değil, sorularla ilgilenmeye devam ediyor.

Modern filozoflara sonra değinelim. Şimdilik geçmişle işimiz bitmedi.

Antik Yunan'dan günümüze fikirleri kıymeti artarak gelen, gelmiş geçmiş en etkili filozof: Aristoteles

Aristoteles düşünme eylemini toplulaştırmak istemiş ve bugünkü Yunanistan'da fikirlerini anlatmak, tartışmaya açmak için Lacium adında bir okul kurmuş. Aristoteles'in modern dünyadaki etkisini anlamak için şu örneği verelim, Fransa'da ortaya çıkan ve bize de gelenek olarak aktarılan lise (lycée) adını Lacium'dan alır.

Peki neydi tartışılmak istenen, bu "lise" bünyesinde?

Bugün bizlere çocukça sorular olarak geldiği için yanıtını aramak için kovalama girişiminde bulunmadığımız dünyaya ait sorular Aristoteles'in kafasını kurcalayan sorulardı. Örneğin, mürekkep balığı mürekkep üretirken nasıl bir içsel mekanizma çalıştırır? Bulutlar nasıl oluşur?

Daha da kendi ölçeğimize çekelim, insanlığı daha iyi bir noktada tahayyül edeceksek, bu noktaya nasıl ve hangi şartlarda ulaşabiliriz?

Aristoteles sorularını çeşitlendirdikçe daha da hayata temas eden bir soru ortaya atar: Nasıl mutlu, iyi bir hayat sahibi olunur?

Bunda ne var, iyi bir iş, iyi bir eş, bir ev belki bir de arabam olsa benden mutlusu yok diyenler yanıldı, en azından Aristoteles'e göre. Bu saydıklarımız maddi bir köke dayanan, bir yandan da itibarla şekillenen statüler, hiçbirinin insanın 'insan' oluşuyla bağlantılı değil, bu yüzden de bir yanları hep eksik. Biz demiyoruz, Aristoteles diyor.

Peki bize mutluluğun resmini çizebilir miydi? Çizerdi. Aristoteles'e göre mutluluğun sırrı düşünmek ve öğrenebilmekti.

Aristoteles bizden biraz daha zeki olduğundan mı bilmiyoruz, detay verme ihtiyacı hissetti. Kredi borcunu, okul finallerini düşünmek sadece yeterli değil, bazen düşünmeyi bile düşünmek gerekirdi!

Bitti mi? Bitmedi. Entelektüel erdemlerin yanında karakter olarak da iyiliği arayan, sınırları belirli biçimde cesaretli olan ve evrensel doğrudan şaşmayan bir birey olmak mutluluğun kapısını açacak anahtarın ikinci kısmıydı. Burada yönetimlerin de kişinin sadece yaşamasını değil, daha iyi yaşamasını sağlayacak işlerde bulunmasını zorunlu kılar Aristoteles, ona göre çok çalışma parolasıyla kişi tek başına ilerlemeyi gerçekleştiremez.

Aristoteles bir şerh koymayı ihmal etmez, şaşmamayı öğütlediği doğru asla kesin değildir.

Ahlak temelinde kesinlik arz eden bir yargıya ulaşmak şimdi bile imkansıza yakındır. İnsan eti yemenin ahlak açısından yanlış olup olmadığına geleneklerin karar verdiği toplumlar halen varlığını sürdürmekte. Hepimizin "doğru" anlayışının farklı olma ihtimali de yaşamını sürdürüyor, tek bir ahlaki kanun aramanın doğru olmadığı Aristoteles'in öğretisinin merkezine yakın bir noktada yer alır.

Netlik yok diyerek kestirip atmayalım, kişinin davranışlarında verdiği ödünleri biraz detaylandırabiliriz.

Aristoteles'in insanlığı katmanlandırırken en alt noktaya terk ettiği Ahlaksız Kişilik durumunda zayıflık sebebiyle yanlış davranışlarla tutkularının esiri olurken kişiliğinde yaşadığı tatminsizlikle yeni bir boşluk yaratır. Yani kişi yaptığı yanlışla kazandığını düşünürken bile kayıpları o farkında olmadan kişiliğini yıpratmaya devam eder.

Aşk-ı Memnu'da da yaşamadık mı hep birlikte? Beşir'in bitmek bilmeyen öksürüğü gibi, bu yasak aşk da Behlül ve Bihter'in kişiliğini durmaksızın eşelemişti.

Adnan Bey öğrensin ya da öğrenmesin, Aristoteles'in kuralları işlemeye devam etti. Etik böyledir!

En naif rekabet örneklerinden biri de olsa Aristoteles'in rakibi Platon ideali ararken ölçeği genişletti.

Platon'un mağara alegorisinde bir mağaraya zincirlenmiş mahkumlar dış dünyanın sadece gölgelerine şahit olur. Bir gün bu mağaradan kaçmayı başaran mahkum yahut mahkumlar gölgelerin bazen gerçeği yansıtmadığını biraz da trajik biçimde öğrenir.

Gerçekte olanları gören mahkum mağaradaki dostlarının yanına döndüğünde ne olur?

Öncelikle mağaradaki diğer mahkumlaır ona içerlemiş biçimde bulur zira kendisi zincirlerinden kurtulmuş fakat dostlarını kurtarmadan gidip gözlem yapmayı seçmiştir, dışarıda gördüklerine şaşırmasa geri döneceği de yoktur. Onların gönlünü aldıktan hemen sonra gördüklerini anlatır.

Heyecanına yanıt bulamaz, herkes onun deli olduğunu düşünür. Gerçeklikleri onları emin kılmış, doğruyu bildiklerine ikna etmiştir.

Gerçeği mağaralarda aramaya gerek yok, buradaki analojiyi aslında hepimiz yaşadık.

www.digitaltrends.com

Daha önce kuş görmemiş küçük bir çocuğa Angry Birds oyuncakları hediye ettiğinizi düşünün, bu oyuncakla yeterince zaman geçirdikten sonra bir gün bir kuşu yakından gördüğünde "kuşları" anlama yolunun yeterince açık olmadığı ortaya çıkacak. Örneğin kuşlar kızgın değil, renkleri bu denli keskin değil ve büyük bir kısmı top biçiminde değil!

Aslında daha da genellersek, Platon'un evren tahayyülü Kadın İsterse dizisindeki Canan karakteri gibi, şahit olduğumuz her şey bir üst gerçekliğin gölgesinden ibaret.

Aristoteles'in erdemli insanından tutun da doğrunun ne olduğuna dair tüm kavrayışlarımızda edindiğimiz bilgiler ikinci elin ötesine geçemiyor. Fakat sadece soyut durumlar değili, somut, elle tutabildiğimiz dünyanın nesneleri de Platon'a göre gerçekliğin gölgesinden ibaret. 

Her zaman doğru olduğuna inandıklarımız bir gün yanlış çıkabilir, dünyanın düz olduğuna gönülden inananların tıpkı bir gün yanıldığı gibi.

Platon gerçekliğin ikinci elini yaşadığımızı savunurken sanatın nasıl olması gerektiğini de belirtmeden geçmez.

Sanatçı sadece nesnelerin görünüşünü yansıtmalıdır ve yansıtabilir Platon'a göre, yaratıcılık kapıları mecburi olarak kapalıdır. Aristoteles'in hocası ve rakibine karşı çıktığı çokça başlıktan biri de sanattı. O sanatta soyut düşünmenin önemini vurgulamış ve Rönesans yayılırken de sanatçılar tarafından benimsenmişti.

Platon'un sınırladığı evrende Aristoteles'in kaldırdığı sınırlar onu yüzlerce yıl hayatını sürdürecek tutarlılık sağladı. Felsefenin koridorlarında sorular asla son bulmaz zira felsefe ulaşmak değil, yolda olmaktır. Yeni bir durakta görüşmek üzere!

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
unknown_member

philosophy RIP

berkaktolun

Keşke bunları yazmadan önce biraz daha araştırma yapmış olsaydınız yazanın neresinden tutarsanız elinizde kalıyor. Anneye anlatır gibi anlatmak ne demek ? sarı taksi uber gibi bir benzetmeyi Platon ve Aristoteles gibi iki çok büyük filozofa nasıl yakıştırabildiniz ? Yazık...

zerrin-ekebil

felsefeyi anlatacak kadar anlamış olsaydı, "anneye anlatır gibi anlatmak" sözünü ettiği için kendini vururdu .

evelyn.mchale

‘anneye anlatır gibi’ biraz aşağılayıcı bir tabir olmamış mı?

gizemyeniklerr

♥♥♥ ilgiyle okudum

Başlıklar

Angry BirdsAşk-ı MemnuBilimFransaYunanistanaşk
Görüş Bildir