İki Nobel Ödülü Olmasına Rağmen C Vitamini Takviyelerini İnsanlığa Musallat Etmesiyle Ünlenmiş Linus Pauling

-

Hangi bilim insanı Nobel Ödülü'ne layık görülmek istemez? Peki bu ödüle sahip olan tüm bilim insanları gerçekten de başarılarını tescillemiş sayılırlar mı? Dünya barışını tesis eden adam olarak Nobel Barış Ödülü alan Henry Kissinger'ın aynı zamanda büyük acıların mimarı olarak anıldığını hatırlıyorsunuzdur.

Madem andık, Kissinger'a dair detayları merak edenleri buraya alalım, biz Linus Pauling'in hikayesine bir bakalım.

Hem Nobel Barış Ödülü Hem de Global Katil Lakabının Sahibi, Bugünkü Dünyayı Şekillendiren Karanlık Kişilik: Henry Kissinger - onedio.com
Hem Nobel Barış Ödülü Hem de Global Katil Lakabının Sahibi, Bugünkü Dünyayı Şekillendiren Karanlık Kişilik: Henry Kissinger - onedio.com

Her yıl çeşitli dallarda ödüller dağıtılıyor, isimleri hayranlıkla görüyor ve takdir etmekten de geri durmuyoruz.

Bilim insanları, sanatçılar, politikacılar başarılarını bu ödülle taçlandırırken bazı örnekler aslında Nobel Ödülü'nün anlamını sorgulamaya itiyor. İlki kimya, ikincisi de barış olmak üzere iki kez bu ödüle layık görülen Linus Pauling bir konuda fena halde yanıldı.

Israrlı uğraşları nesiller boyu süregelen 'C vitamini mucizesinin' kıvılcımını yarattı, sonuçlarını halen birebir yaşıyoruz.

Bir kimya dehası olan Pauling, bu alanda yaptığı ve kimyasal bağlar konusunda çığır açan çalışmasıyla ödül almıştı.

DNA'nın keşfinde büyük paya sahip çalışmaları, kristaller ve proteinler üzerine araştırmaları ses getiren, ödüllendirilmese de literatürde önem teşkil eden imzalarından bazıları. Ayrıca kimya alanında ödül aldıktan 8 yıl sonra nükleer silahlanmaya karşı çalışmalarıyla bir de Nobel Barış Ödülü aldı. 

Bu iki ödülü de olağanın aksine kimseyle paylaşmamıştı, kendi başına almıştı.

Pauling'in başarılarını övmek için birkaç içerik ayırmak gerekiyor, o yüzden şimdilik bu faslı geçelim ve asıl konuya gelelim.

Gençlik yıllarından itibaren yaşamını bilime adayan Pauling, 1968 yılından itibaren bugün hepimizin sık duyduğu bir iddianın savunucusu haline geldi. O bir doktorun savladığı üzere insanların diğer maddelerin yanında büyük oranda vitamine, özellikle de C vitaminine ihtiyacı olduğunu savunuyordu.

Hatta bu ihtiyaç öylesine büyüktü ki yetkililerin önerdiği maksimum seviyenin bile üzerinde vitamin almamız gerekliydi.

Aynı doktor "Her gün daha fazla C vitamini al, birkaç yıl daha fazla yaşa." diyordu. Pauling de bu iddiayı denedi.

Gerçekten de kendinde muazzam bir değişim sezmiş, daha enerjik ve daha dinç hissetmeye başlamıştı. Araştırmaya başladı ve çalışmalarının sonucunda C vitamininin nezle ve grip tedavisinde kilit rol oynadığını herkese anlatmaya başladı.

Kesinliğinden emin olduğu bu iddiayı herkesle paylaşmak istiyordu, bir kitap kaleme aldı.

C vitaminini vücudumuza aldığımız herhangi bir besin olarak anlatıyordu Pauling, bu yüzden fazlasının herhangi bir zararı olamazdı.

Bilim insanları, araştırmacılar bu iddiaların gerçeği yansıtmadığı ve hatta tehlikeli bile olabileceğini vurgulasalar da Nobel'i olan Pauling'di, birisi haklı olacaksa şüphesiz o olacaktı.

Genel okuyucunun desteğini arkasına almış, en çok satanlar listesinde tepelere oynarken C vitaminin kanseri de iyileştirebileceğini anlatmaya başladı Pauling. Günde 10 mg civarında alınacak C vitamini, kanser hastalığından muzdarip kişilerin hayatta kalma süresini 10 aya dek uzatabilirdi.

Hatta deva olduğu hastalıklara arasına AIDS'i de dahil etmekten geri durmadı Pauling.

Tüm bu iddiaları yükselttiği yıllardan hayli önce araştırmalar yapılmış ve sonuçlar birden fazla seferde onanmıştı. Yüksek doz C vitamininin plasebo etkisinden anlamlı bir fark yaratmadığı, üstüne üstlük deneye katılan bazı kişiler üzerinde böbrek yetmezliğine yol açtığı ortaya çıkmıştı.

İki Nobel Ödülü sahibi, bilimsel gelişmelere öncülük eden bir bilim insanı neden bu araştırmaları yok sayıyordu?

Halkın gözünde büyük bir otoriteydi ve ödülleri onu her konuda söz söylemeye itiyordu.

Bir doktor olmamasına rağmen sadece kişisel gözlemleriyle C vitaminini savunması da bununla ilintiliydi elbette. Yıllar boyu onun ortaya attığı tüm iddialar üzerine araştırmalar yapıldı, tümünde Pauling'in tezleri boşa çıktı, yine de ona olan güven azalmadı.

Bugün milyar dolarlar seviyesine ulaşan vitamin takviye sektörünün temellerini farkında olmadan o atmıştı.

İddialar yüksek sesle dillendirilmeye başladığında Pauling'in eski bir öğrencisi olan Arthur Robinson bir açıklama yaptı.

Pauling'in desteklediği deneylerde aslında farelerde tespit edilen kanser hücre sayısında büyük bir artış hesaplanmıştı. Özellikle yüksek dozda C vitamini alımıyla ölçümlenen bu sonuçların açıklanması büyük yankı uyandırdı. 

Yine de Pauling'e olan güven sarsılmadı, üstüne üstlük Robinson görevinden uzaklaştırıldı.

Bize 'C vitaminine inancı' miras bırakan Pauling'in ardından bu tartışmalar son bulmuş değil.

Vitamin takviyesi alan kişilerin almayan kişilere nazaran daha fazla zararla karşı karşıya kaldığına dair sonuçlar elde edilirken vücudumuzun ihtiyaç duyduğu, doğal yollarla halihazırda edilinen C vitamininin önemi de yabana atılmamalı. 

Fakat grip ve nezle tedavisinde C vitamininin hiçbir etki yaratmadığına dair bolca çalışma var, Linus Pauling'in iki Nobel Ödülü de olsa biz güncel verilere güvenmeyi tercih edelim.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
first_contact1

hemen gidip vitaminleri çöpe atıyorum

enk-capital

Nobel ödülleri de bütün ödüller gibi yüzde 90 politiktir. Stratejiktir. Tamamen bağımsız olduğu söylenemez. O yüzden "aa nobel ödülü almış bu adam artık bu işin tanrısıdır" diye çok da güvenmemek lazım. Hemen boklamak da göklere çıkarmak da doğru değil.

Görüş Bildir