Hem Nobel Barış Ödülü Hem de Global Katil Lakabının Sahibi, Bugünkü Dünyayı Şekillendiren Karanlık Kişilik: Henry Kissinger

-
4 dakikada okuyabilirsiniz

Hem milyonların ölümünden sorumlu olup hem de Nobel Barış Ödülü sahibi nasıl olunur?

ABD dış politikasına ve dolaylı olarak dünyaya etkileriyle Henry Kissinger'ı tanıdıktan sonra anlarsınız.

27 Mayıs 1923'te Yahudi bir ailenin çocuğu olarak Almanya'da doğdu Henry Alfred Kissinger.

Hitler'in yükselişinden önce sessiz fakat güvenli bir yaşam süren ailesi Nazi Partisi'nin başa geçmesinden sonra ülkede bulunmaları tehlikeli hale gelir. Alman vatandaşlığı dahil birçok hakları ellerinden alınan Kissinger ailesi 1938 yılında ABD'ye iltica ederler.

Kissinger bu dönüm noktasını şöyle anlatır:

"Almanya'da Nazi döneminde büyüdüm ve ABD'ye 15 yaşımdayken geldim. Elimizde hiçbir şey olmadığı için fabrikalarda çalışmaya mecburdum, bu sebeple de ancak akşam okullarına gidebiliyordum. Buradan bakınca benim gibi biri için devlet adamı olmak çok da mantıklı bir heves değildi."

Muhasebe bölümünü tamamladıktan sonra, 1943 yılında ABD ordusunda askerliğe başladı. Alman komutanı onun zekâsından etkilenerek bir er olarak daha önemli görevlere atanmasını sağladı.

Tehlikeli görevleri kotarmasıyla planlama biriminde kendine yer buldu Kissinger. Yeni göreviyse Almanya'da özgürlüğünü kazanan kısımlarda yönetim düzeninin kurulmasını denetlemekti. Bu yükselişi ona eğitimini de sürdürebilme imkânını vermişti, Harvard'da okumaya hak kazandı.

Lisans, yüksek lisans ve doktora derken 1954 yılında eğitim defterini kapattı, Uluslararası İlişkiler Dairesi'nde göreve başladı. Bu esnada akademik görevler de üstlenmekten geri durmadı.

Kissinger uluslararası faaliyetlerdeki kullanışlılığı sebebiyle durmaksızın yükseldi. Bu yükseliş bazen girilmesi imkansız kapıları da araladı Kennedy ve Johnson'ın özel danışmanı oldu.

Rockefeller'a danışmanlık yaparak bir dönem perde arkasında dursa da Rockefeller'ın katıldığı seçimde başarı sağlayamayacağını anladıktan sonra onu mağlup eden adayın radarına takıldı ve Nixon döneminde adını sık duyuracağı görevine atandı: Ulusal Güvenlik Danışmanlığı.

Başkan Nixon ve devlet kademesindeki doldurulamaz yeriyle Ulusal Güvenlik Danışmanı Kissinger, yan yana.

Belki de bu karede seçimlerden sonra iyice yükselen Vietnam sorununu tartışıyorlardı, kim bilir?

Kissinger bu gerilimi çözebilecek tek kişiydi ve Nixon emirleriyle gerilimi tırmandırırken o konuşmalarıyla ve stratejik hamleleriyle Kuzey Vietnam'da barışı sağlayacak hamleleri vurguladı. Kissinger bu hamleleri vurgularken bu dönemde ateşkesi geciktirecek bir ortam sağlaması ve gizliden saldırı emirleri vermiş olmasıyla itham edilmiş ve çokça eleştiri alsa da gerilimi yine o çözebilmişti, ateşkes yapıldı.

Bu ateşkes bir işgalin sonu anlamına gelirken Kissinger için de Nobel Barış Ödülü anlamına geliyordu. 1973'te bu ödüle lâyık görüldü ama bu ödülden önce imza attığı olayları mercek altına almak gerek.

Vietnam'da hem barış hem de savaşı aynı anda destekler gibi görünmesiyle savaşı tırmandırdığı söylenir.

Çözümdeki payı ona bir ödül getirmiş olsa da gerilimin tırmanışıyla da bölgede masum insanların yaşamını yitirmesinden de birinci derecede sorumlu tutulur. Hatta tam da bu dönemde ikili ilişkiler sürerken Kamboçya'yı da denkleme dahil ederek verdiği bombalama kararlarıyla 500 binin üzerinde insanın yaşamını yitirmesinin arkasında olduğu söylenir.

Bu insanların savaş hattıyla doğrudan ilgisi olmayan, siviller olmasına dikkat çekmek gerekir.

1973 yılındaki Şili Darbesi'nin birincil planlayıcıları arasında adı geçiyordu.

Yoksulların savuncusu lakabıyla anılan seçilmiş başkan Allende göreve başlamadan önce bile ABD onu engelleyecek kimi hamleleri alttan alta desteklemişti. Bu müdahaleler fayda etmediğinde General Augusto Pinochet'nin öncülük ettiği darbenin planları Kissinger tarafından yapıldı.

Sonrasında kurulan diktatörlük de doğal olarak ABD'nin sözleriyle hareket etmeye başladı.

Kissinger Şili örneği gibi sadece ABD'nin açıktan müdahil olduğu bölgelere temas etmekle de kalmıyordu. Dışişleri Bakanı olduğundan bu yana etki alanı artık tüm dünya olmuştu.

Öyle ki 1975 yılında Endonezya'da soykırım gerçekleştiren Suharto, Güneydoğu Asya'daki Doğu Timor'un işgali için onay ve mühimmat desteğini Kissinger vasıtasıyla sağlamıştı. Yerel halkın yarısına yakınını katleden Suharto ve ordusunun ellerinde ABD'nin silahları vardı ve Kissinger dışişleri bakanıydı.

Milyonlarca insanın yaşamını yitirmesinde yer yer açık yer yer örtük imzası olan Kissinger global bir katil olarak anılmaya başlandı.

Kıbrıs Barış Harekatı'nda ve öncesinde de Türkiye'yle yakın ilişkide olan Kissinger anılarını hiç çekinmeden kitaplaştırmıştı. Hatta Harvard'dan aşina olduğu Bülent Ecevit'le yaptığı bir telefon görüşmesinin tam metnini yayınlamış ve bu harekatın Türk dış politikasına etkilerini de analiz etmekten geri durmamıştı.

Bugün 95 yaşında olan Kissinger'ın dünya siyasetinde yarattığı etki onun protesto olmadan kamuoyu önünde yer alamaması sonucunu doğurdu.

Krizin ve siyasetin üstündeki bir elinde Nobel Barış Ödülü, diğer elinde ise milyonların kanı var Kissinger'ın. Yarattığı kriz atmosferinin bugün bile ABD politikalarını şekillendirdiği söylenir, ona ait olduğu rivayet edilen bir alıntıyla nokta koyalım:

"Önümüzdeki hafta herhangi bir kriz ortaya çıkmayacağından emin olabilirsiniz zira ajandam şimdiden dolu."

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
ashirogi-muto

Adam "Amerika" dediğimiz şeyin beden bulmuş hali...

ulas-c.-cakmak

Şimdi insanı insana kırdıran kuram ve uygulamanın birçoğunun altından hep Yahudiler çıkıyor desem, ırkçı-faşist-kafatasçı ilan edilirim, ama demiyorum. Tüm büyük kapitalist sermayenin çoğunluğu Yahudi, ancak insanların sırtından geçinerek yaşayabiliyorlar demiyorum. Marksizm gibi insanları uyutarak onlara hiç gerçekleşmemiş ve gerçekleşmeyecek ütopyalar vaat ederek bireyleri köleleştiren bir ideolojinin kuramcısı ve önemli figürleri de Yahudi demiyorum. Kendi gelenek ve inançlarını tüm dünyaya evrensel-hak din kılıfıyla pazarlıyorlar da demiyorum. Sadece diyorum ki acaba bunların hepsi rastlantı mı?

bombaci-mulayim

Yahudi olmasına şaşırdık mı? Hayır !

streetkedisi

Kendisi aynı zamanda "Petrolü kontrol ederseniz ülkeleri, gıdayı kontrol ederseniz insanları yönetirsiniz” sözünün de sahibi olup daha o dönemlerde Dünya nüfusunun 15 milyara çıktığında ( ki bu hesaplarına göre 2050 yılıdır) , kaynakların besleyemeyeceği noktaya ulaşacağını ve bu sebeple gıda vasıtası ile kısırlaştırma, hastalık ve ölüm vs gibi nüfusu azaltmaya yönelik planlamanın mimarlarındandır. Bugün yaşanmaya başlanılan GDO ve olumsuz etkileri, ki insan sağlığı başta olmak üzere toprak üzerindeki vs kalıcı hasarlar, bu tohumlara yönelik ilaçlama sanayindeki tekelleşme, tohum patenti ile hegamonya kurma gibi planlamalar kendisininde içinde bulunduğu bir oluşum ile 70'li yıllarda dillendirilmeye başlamıştır.Bu dönemdeki çok gizli tutulan planlamalar 90'lı yılların sonlarına doğru deşifre olmuştur.

streetkedisi

Amerika'nın işgal ettiği ülkelerde öncelikle ve birinci olarak tohum bankalarına el koyması bir tesadüf değildir.(Irak işgali örneğin)Norveç'te depolanan tohumların bir çoğu bu politikanın bir ürünü olarak hiç de iyi olmayan niyetlerle çoğunlukla bu şekilde elde edilmiştir.Bu konuda özellikle , "Yeni Dünya Düzeni" isimli kendi yazdığı kitabını okumanızı tavsiye ederim.

metehan5678

İşin kötü yanı,bunlara inanmayan,monoton hayatına devam eden,kendini ilaçlara boğan milyonlarca insanların olması

streetkedisi

İlaç sektörü de ayrı bir alanları zaten.Bununla da ilgili yazılacak çok şey var.Her durumda kazananlar belli.

metehan5678

Maalesef,bizler sadece bize biçilen rolü oynamakla görevliyiz.

FACEBOOK YORUMLARI

Başlıklar

AlmanyaAmerika Birleşik DevletleriEndonezyaKatilNobelSavaş
Görüş Bildir