Komünizm Gelecekse Biz Getiririz Diyen, Aşık Veysel’i Şehre Sokmayan Ankara Valisi: Nevzat Tandoğan

-

Ankara'nın şimdi Anadolu Meydanı olarak anılan eski Tandoğan Meydanı'na da isim vermiş, buna rağmen bolca eleştirilmiş, sözleriyle akıllara kazınmış Nevzat Tandoğan'ı daha önce duymuş muydunuz? 

1894'te doğan Tandoğan, birçok idari mevkinin ardından TBMM 3. dönem Konya milletvekilliğiyle yükselmeye başlar.

Aynı dönemde farklı bir ilde valilik yaptığı için 1929'da milletvekilliğinden istifa eder ve kendisini hatırlatacak mevkiye gelir, Ankara valisi olur.

Tek parti döneminin simgelerinden biri haline gelen Tandoğan'ın yönetimi 1929'da başlamış, 1946'ya dek kesintisiz sürmüştü.

i.pinimg.com

Onu bir idari amirin ötesinde bugünlere dek hafızalarda tutan ise "Nevzat Tandoğan zihniyeti" olarak üzerine yapışan meşhur davranışlarıydı, öyle ki bazıları birer şehir efsanesi olsa bile gerçeğe temas eden olaylarıyla bugün bile tartışılıyor.

Tandoğan zamanında, verdiği emirle şehirde güvenlik güçlerinin bir izolasyon görevi yürüttüğü söylenir.

Yine rivayetlere bakıldığında bu izolasyonun modern olanla modern olmayan arasında bir sınır koymak üzerine olduğunu görürüz. Ankara'nın merkezinde 'gezebilecek' kişiler Tandoğan'ın emriyle polisler tarafından kontrole tabi tutulur, hatta bu kontrollerin biri Âşık Veysel'in de şehrin kapısından dönmesine yol açar.

Yaşamını yitirdikten sonra anlatılan hikâyede Âşık Veysel gözleri göremediği için yanında bir arkadaşıyla çıktığı gezilerin birinde Ankara'ya geliyor.

Ankara’ya geldiği sırada Vali Nevzat Tandoğan’ın uygulamaya koyduğu kontrol uygulamasına takılıyor. Olaylar şöyle gelişiyor: Arkadaşıyla birlikte Ulus'ta Karaoğlan Çarşısı'na giden Âşık Veysel, polislerle de orada karşılaşıyor.

Orada görevli polis onun gözlerinin durumuna ve giyimine bakarak dilencilik yaptığını sanıyor, ortalıkta dolaşmamasını tembihliyor.

Sonrasında Veysel ve arkadaşı Ulus'u terk ediyor fakat o dönemleri irdelerken Turgut Özakman'ın genel bir uygulamaya dikkat çektiğini de belirtelim. Şöyle diyor Özakman:

"O dönemde sahiden belli caddelerden geçilemez, şehre sadece trenle gelinebilirdi. Gelenler Karacabey Hamamı’na sokulurdu. bazılarının üzerinden bir sürü bit çıkardı. O caddelerden doğrudan geçilememesinin nedeni buydu."

Tandoğan öyle farklı bir yönetim biçimini benimsiyordu ki sadece Belediye Meclisi'nin onayıyla alınacak kararları kendisi alıp yürürlüğe koyabiliyordu.

Hatta bu kararları Belediye Meclisi'ne “yüksek muvaffakatınızı istihsalden emin olarak fikrimizi tatbik sahasına geçirdik.” diyerek tebliğ etmekten de geri durmuyordu. Dönemde alınan kararların geneline bakıldığında görülen genel işleyiş ortaya çıkan Tandoğan Ekolü'nün çerçevesini ilginçleştiriyor.

Örneğin, Tandoğan döneminde belediye tarafından belirlenen kurallara uymadığı, yani ölçü ve tartılarda hilede bulunduğu yahut gıda maddelerinin içine onaylanmayan ürünler karıştırdığı, bazı durumlarda da ekmeği iyi pişirmediği, eksik gramajlı ürün sattıkları için ceza alan esnaflar isimleriyle yerel gazetelerde anılıyordu.

Bu dönemin halka rağmen, halk için düsturuyla ortaya çıkan uygulamaların modern yönetimlere etkisi olmuş mudur?

Şehirde koyulan kuralların katılığı sebebiyle yerleşen ekolün günümüze dek etkilerini sürdürdüğü tartışılır ve mübalağa payını dikkate alarak düşünürsek gerekli olduğu şüpheli noktalarda bile "Çimlere Basmayınız" ve "Buraya Park Etmeyiniz" gibi uyarı tabelalarının yerleştirilmesinin Tandoğan döneminden miras olduğu söylenir.

Tandoğan'la ilgili sıkça anıya ulaşılsa da en dikkat çekeni bir rivayet seviyesinde kalan, 1944'te sanık olarak yargılanan Osman Yüksel Serdengeçti'ye sarf ettiği sözlerdi.

Tandoğan'ın Serdengeçti'ye "Ulan öküz Anadolulu! Sizin milliyetçilikle, komünizm ile ne işiniz var? Milliyetçilik lâzımsa bunu biz yaparız. Komünizm gerekirse onu da biz getiririz. Sizin iki vazifeniz var: birincisi çiftçilik yapıp mahsul yetiştirmek; ikincisi, askere çağırdığımızda askere gelmek.” dediği söylense de farklı kaynaklarda bir detaya daha erişilebilir.

Dikkatli baktığımızda Serdengeçti hapisten çıktıktan sonra Tandoğan ona Ankara Belediyesi Tahakkuk Şubesi’nde görev yapmasını teklif etmiş, Serdengeçti de kabul ederek bir yıla yakın bir süre bu makamda görev yapmıştı.

Tüm bu olayların eşlik ettiği devlet görevinden sonra siyasete girmeyi arzu etse de bunu gerçekleştirme arefesinde ortaya çıkan Ankara cinayeti davasında adı anılmaya başlanmıştı.

tinypic.com

Davada katili saklamak ve suçu üstlenmesi için Reşit Mercan isimli şahsa baskı yaptığına dair iddialar sebebiyle ifade vermesi bir yana tanık olarak çağrıldığı mahkemede sanık konumuna geçmesi şaşkınlık yaratmıştı.

Mahkeme sonrasında gazetelerde çıkan olumsuz yayınlar, halkta oluşan şüphe, belki de valilik yaptığı süre boyunca yaşadığı yıpranmışlık hissi siyasi kariyerine dair yaşadığı hayal kırıklığıyla birleştiği düşünülür.

Bu olayların üst üste gelmesiyle 9 Temmuz 1946’da kendi evinde intihar etmiştir.

Tartışmalı ölümünün ardından adı Ankara'da şu an Anadolu Meydanı olarak bilinen meydana verilir, sonrasında meydanın adı değiştirilmek istense de Nevzat Tandoğan'ı direkt olarak hatırlatmadığı düşünerek ertelenir.

2015 yılındaysa meydan ve meydanda bulunan metro istasyonu Anadolu adını alır. Yine Ankara'da ABD Büyükelçiliğinin de üzerinde bulunduğu Nevzat Tandoğan Caddesi, birkaç ay önce Zeytin Dalı Caddesi olarak değiştirildi.

Ankara'nın kaderine yön vermiş Nevzat Tandoğan zorlu bir dönemde önemli bir şehrin yönetimini üstlense de tartışmaların odağı olmaktan da kurtulamadı, onlarcasını irdelemediğimiz detaylarıyla neredeyse 80 yıl sonrasında halen bu tartışmalar sürüyor.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
jimmy-kane

Yazının başlığı, görselde yazan alıntı ve içerik arasında uçurum var. 1- "Ulan öküz anadolulu" içerikte de belirtildiği üzere sonradan kamu kurumunda görev teklif edilen kimseye söylenecek bir söz değil. 2- Aşık veysel'i şehre sokmama gibi bir durum olmadığı yine içerikte net olarak belirtilmiş. 3- Aşağıda yapılan yorumlara bakınca okumaktan aciz bir güruhun yıl 2018 olmasına rağmen taşralardan şehirleri nasıl istila ettiğini net olarak görebiliyoruz.

kafakirantazesimit

Ankaray ile bir yere gittikçe nerede bu Tandoğan nereye kayboldu der dururdum , meğersem bizimki Anadolu olmuş. İyi olmuş , öyle gereksiz birinin soyadıyla kalmamış. Uzun yılar Ankara'da yaşadım burada doğdum fakat İstanbul'a taşınıp yıllar sonra geri döndüm. Bu yüzden bazı şeylere vakıf değilim

alperen-a.kaya

Tandoğan gibi adamlar CHP'nin adını kötüye çıkardı halkın partisi anlayışından uzaklaştı ama bu halkta kendini geliştirmedi kardeşim Osman Yüksel Serdengeçti gibiler de milletin hassasiyetlerinin üstüne bastı milletvekili bile oldu malum şahıslar beyfendi bile oldu Çankayaya çıktı bu millet üzerine giymeye elbise bulamaz inat ettiği fikirden caymaz hatasında diretir hatanızı kabul edin beyler ne olursa olsun hatayi kabul edince sizden bir eksilme değer kaybı olmaz ama hatayı kabul etmezsen tüm değerlerini kaybedersin. Bugün en büyük hata akp gelin bu hatayı millete anlayabildiği şekilde kabul ettirin zararın neresinden dönersek kar.

ugur-deniz-kutlu

Ankara da ne acayip yermiş arkadaş. Gelen 20 yıl koltuğu bırakmıyor.

ayna-efendi

hatta aşık veysel o gün atatürk ile buluşmaya gelmişti, vali yüzünden bu olmadı

Başlıklar

Amerika Birleşik DevletleriAnkaraİntiharPolisTürkiye Büyük Millet Meclisi
Görüş Bildir