Kadına Şiddetin Her Alanda Ortaya Çıktığı Şu Günlerde Herkesin Okuması Gereken 10 Kitap

-
7 dakikada okuyabilirsiniz

Kadına şiddete tepki arttıkça kadınların da sesleri daha çok duyuluyor. Şiddet gören her kadın toplumun tepkisinden cesaret alıyor ve hiçbir şeye boyun eğmiyor. İşte bu dönemde herkesin mutlaka okuması gereken 10 kitap.

1. Feminist Dövüş Kulübü - Jessica Bennett

CİNSİYETÇİ BİR İŞ ORTAMINDA HAYATTA KALMA REHBERİ*

Ofis ortamında maruz kalınan üstü kapalı cinsiyetçi tavırlara dair nükteli ve bir o kadar da isabetli tespitlerde bulunan yarı kılavuz yarı manifesto niteliğindeki bu kitaptan, hem kariyer tavsiyeleri alacak hem de kadınların iş hayatındaki yerini pekiştirmeye yardım edeceksiniz.

“Bu bir dövüş kulübüydü; ama bünyesinde ne şiddeti ne de erkekleri barındırıyordu. Kadınlar çalıştıkları yerlerde maruz kaldıkları cinsiyetçi tavırları birbirleriyle paylaşmak amacıyla aylık buluşmalar düzenliyor ve bu sorunların üstesinden gelmek için birbirlerine tavsiyelerde bulunuyorlardı. Üstelik sadece dertleşmeye değil, birtakım savaş taktiklerine de ihtiyaçları vardı.”

2. Etin Cinsel Politikası - Carol J. Adams

Her on yedi saniyede bir kadın tecavüze uğruyor. Her bir saniyede yüzlerce hayvan öldürülüyor. "Dayak yiyen kadınlar" gerçekliği her gün yüzümüze çarpılıyor ekranlardan ve gazete sayfalarından. Çiftliklerin esir ettiği, mezbahaların katlettiği hayvanlar "marketteki et"e indirgeniyor günümüzde. Etin hem protein için zorunlu olduğuna hem de gücün kaynağı olduğuna inanmamız için örülen mit, aslında erkeğin potansiyel şiddet eğilimiyle üstünlük kurmasına neden oluyor. Etçilleri yiyen etçiller, kafamızdaki iktidar piramidinde en üste yerleştiriliyor ve bu haliyle gündelik hayatımızın her köşesine sızıyor. Reklamların neredeyse tamamında eti yenen hayvanların kadınsı temsil edilmesi ve erkek zihninde seks yapılacak kadının et veya piliç görüntüsünde olması yapbozu kendiliğinden tamamlıyor.

3. Engellenmemiş Kızlar - Tanith Carey

“Kızlara oldukları gibi mutlu olmayı öğretmek hiç bu kadar zor olmamıştı.” -Tanith Carey- “O kadar da değil” demeyin! Çünkü aslında “o kadar”. Bugün kızlarımızın karşı karşıya olduğu tehlikeleri hayal dahi edemeyebiliriz. Onları geleceğin güçlü kadınları/bireyleri olarak yetiştirmeye ne kadar hazırız? Dış görünüşü saplantı haline getirmiş bir dünyada kız çocuk olmak ve kız çocuk yetiştirmek hiç kolay değil. Küçük bebeğiniz çabuk büyüyecek ve bir gün makyaj yapmak, topuklu ayakkabı giymek istediğini söyleyecek; size bir cep telefonu aldıracak ve arkadaş buluşmalarında dudaklarını uzatıp “selfie” çekmeye başlayacak. Sizin kızınızın bunlardan çok uzak olduğunu mu düşünüyorsunuz? Ödüllü bir gazeteci olan Tanith Carey, Engellenmemiş Kızlar’da kızlarını ve oğullarını yetiştirirken karşılaştıkları şaşırtıcı sayıda kafa karıştırıcıyla baş etmeye çalışan annelere ve babalara öneriler getiriyor. Kızlarımızın özdeğer sahibi, duygusal ve fiziksel yönden bağışıklığı güçlü, sağlıklı yetişkinler olmaları için faydalı olacağına inandığı yöntemleri paylaşıyor. Çocuklarımız hepimizin sorumluluğudur. Kızlarımızı cinsiyet rolüne uygun davranma baskısından kurtarabilir; toplum içinde oldukları, hissettikleri gibi var olmanın mutluluğunu tatmalarına yardım edebiliriz.

4. Küçük Feministin Kitabı - Sassa Buregren

Feminist çocuk ve gençlik edebiyatının kült eserlerinden biri olan kitap İsveçli yazar ve sanatçı Sassa Buregren'in kaleminden çıkan Küçük Feministin Kitabı uzun yıllar dünyanın farklı yerlerindeki küçük kızlara ulaştı. İsveç'te yaşayan Ebba bir gazete haberini okurken adeta bir aydınlanma yaşar ve kadınlarla erkekler üzerine düşünmeye başlar. Sonra, gözlemlediği haksızlığa karşı neler yapabileceğini anneannesiyle ve arkadaşlarıyla konuşmaya başlar. Bu işler hep böyle miydi, bunun bir çaresi yok mudur, bu konuda hangi yazarlar, ne zaman, neler yazdılar? Sınıfta sözünü kesen oğlanlarla, kızlara kendilerini kötü hissettiren reklamlarla vb. nasıl baş edebiliriz?

5. Eril Tahakküm - Pierre Bourdieu

Erkek veya kadın olarak, kavramaya çalıştığımız nesnenin içinde yer alarak, eril düzenin tarihsel yapılarını algılama ve değerlendirmenin bilinçsiz şemaları biçiminde bünyemize katmış durumdayız; bu nedenle de, eril tahakkümü düşünürken, kendileri de tahakkümün ürünü olan düşünme biçimlerine başvurma riskini taşıyoruz. Bu döngüden kurtulmayı umut edebilmemizin tek koşulu, bilimsel nesnelleştirme konusunu nesnelleştirmek için pratik bir strateji geliştirebilmek. Burada benimseyeceğimiz bu strateji "anlama kategorileri"ni -ya da, Durkheim'in isimlendirdiği şekliyle, dünyayı inşa ettiğimiz "sınıflandırma biçimleri"ni (ancak, bu dünyanın ürünleri oldukları için, fark edilmez olmalarına rağmen bunlar da dünyayla uyum içindedir)- araştırmayı amaçlayan transandantal bir düşünme alıştırmasını bir tür laboratuar deneyine dönüştürmekten ibarettir: bu deneyde, hem egzotik hem de aşina, hem yabancı hem de tanıdık özgün bir tarihsel toplumun -Kabil Berberileri- nesnel yapıları ve bilişsel biçimleri etnografik çözümlemesi, erkekmerkezli bilinçdışının kategorilerinin nesnelleştirilmesini harekete geçirmeye yetkin bir sosyo-analiz aracı olarak kullanılacaktır.
-Pierre Bourdieu-

6. Ölü Kadınlar Memleketi - Burçe Bahadır

Bunca zaman sonra daha eşit, daha güçlü, daha özgür bir konumda olması gerekirken biz kadınlar, şimdi yaşamak, hayatta kalmak için uğraşıyoruz. Sokakta yürüyebilmek, sevebilmek, dayak yememek, tecavüze uğramamak, satılmamak için kan döküyoruz.

Burçe Bahadır, kocasını öldürmekten hüküm giymiş iki kadınla ve karısını öldürmüş üç erkekle hapishanede konuştu. Öldürülmüş bir kadının babasını, bir başkasının ablasını dinledi. Cinayetlerin hikayesini yazdı. Ölü Kadınlar Memleketi, kadın cinayetlerinin neden politik cinayetler olduğunu anlamamızı sağlıyor. Nasıl yakınımızda olduklarını, içinde yaşadığımız atmosferin bu cinayetleri nasıl kolaylaştırdığını görüyoruz.

"Son sözün ne olur?" diyorum. Havva gözlerini gözlerime dikiyor. Ama şimdi ne çenesini kaldırmış öfkeyle, ne de sinirden elleri titriyor; öyle bırakmış kendini, öyle acılı, öyle yalnız ve çaresiz: "Eğer ki bir erkek seni öldürürüm diyorsa, kadın ona inansın" diyor.

7. Bela Bedenler - Judith Butler

Bugün queer kuramı ve feminizmin en önemli ismi olarak anılan JudithButler,BelaBedenler adlı bu kitabında "Cinsiyet Belası" çalışmasında başladığı toplumsal cinsiyet kuramını geliştiriyor ve bu kuramı iktidarın cinsiyet ve cinsellik kavramları üzerindeki işleyişini irdeleyerek daha da derinleştiriyor. Platon, Irigaray, Lacan ve Freud'un maddesellik ve bedenin sınırlarının oluşumu üzerine metinlerinin değerlendirmesini ve yeniden okumalarını içeren metin bugün alanında en temel kaynaklardan biri olarak gösteriliyor.

8. Dans Edemeyeceksem Bu Benim Devrimim Değildir - Emma Goldman

Emma Goldman, ya da herkesin bildiği adıyla 'Kızıl' Emma: 
Evlilik insan doğasına aykırıdır, esas olarak kadınları baskı altında tutmaya yarar ve bir kurum olarak kadınların cinselliklerini özgürce yaşamalarını engeller... 
Kadın ile erkek arasında aşkla kutsanmamış, doğal olmayan her türlü birlik fuhuştur. 
Kıskançlık ise, aşkın meyvesi olmaktan ziyade, erkeklere seks tekeli kurmayı sağlayan bir bahanedir... 
Teizm insan zihnine bir hakaret, ateizm ise hayatın, güzelliğin ve insan bilincinin en güçlü biçimde ve ebediyen onanmasıdır. 
Vatanseverlik, dünyamızın her biri demir parmaklıklarla çevrili, küçük parçalara bölünmüş olduğunu ve bazı özel parçalarda doğma şansına sahip olanların, üstünlüklerini başka parçalarda yaşayanlara göstermek için onlara savaş açma ve onları öldürme hakları olduğunu öngörür. 
Anarşizm insanın ufkunu açıp onu özgürleştiren bir güçtür; insanlara kendi yeteneklerine güvenmeyi, herkesin eşit ve güvenlikte olacağı bir hayat uğruna mücadele etmeyi, tek birimiz bile tutsaksak hiçbirimizin özgür olamayacağını öğretir.

9. Bilim ve Cinsiyet Ayrımı - Evelyn Reed

Yayınlarımız arasında çıkan Kadının Evrimi adlı yapıtında, anaerkil klandan ataerkil aileye dek uzanan süreçte insanın evrimini inceleyen ve anaerkil toplumların varlığını belgeleyen Evelyn Reed, bu kitabın devamı olarak nitelendirdiği Bilim ve Cinsiyet Ayrımı başlıklı yapıtında, insan yaşamına en yakın olan bilim dallarında uygulanagelen "kadın karşıtı" eğilimi gözler önüne sermekte, bu türden bir önyargıyı nesnel ölçütlerle değerlendirmesi beklenen bilimleri bilim olmaktan çıkardığını göstermektedir. Kadınlara karşı beslenen bu önyargının yaşamasını sağlayan toplumsal baskıları açıklayan yazar, nesnel olması beklenen ünlü bilim adamlarının bile, erkek üstünlüğünü öngören bakış açılarıyla bilimleri çarpıttıklarını savunmaktadır.

10. Cariyeler Bacılar Yurttaşlar - Deniz Kondiyoti

Ülkemizde Kadın Araştırmaları'nda son yıllarda kuşkusuz çok yol alındı. Ancak bu araştırmaların toplumbilim çalışmalarına getirebileceği eleştirel bakışı gözardı eden zihniyetin aşıldığı söylenemez. Deniz Kandiyoti'nin 1975-1995 yılları arasında yazdığı seçilmiş yazılarını içeren Cariyeler, Bacılar, Yurttaşlar bu alanda çok önemli açılımlar getiriyor. Kırsal/kentsel dönüşümün cinsiyet rollerini etkisi; Kemalist feminizmin anlamı; cinsiyet rollerinin milliyetçilik, deevlet ve İslam bağlamında sorgulanması; erkek kimliklerinin toplumla iktidar ve egemenliğin kurumsallaşmasıyla bağlantısı; aterkilliğin kadınların yanı sıra erkekler üzerindeki baskıcılığı; "kadın" terimi yerine önerilen "toplumsal cinsiyet" kavramının olanakları; bu kavramın "modernlik" anlayışları çerçevesinde irdelenmesi gibi pek çok konuyu tartışmaya açıyor. Cariyeler, Bacılar, Yurttaşlar Kadın Araştırmaları alanında çalışma yapanların yanı sıra, Türkiye'deki değişen dinamikleri kavramaya çalışan okuların da ilgisi çekecek çok değerli bir kaynak.

Bu içerikler de ilginizi çekebilir;

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
gzm-ynklr

Her türden kitap okunmalı bence okumak gibisi yok.

Başlıklar

BilimCinsellikEvlilikİsveçKitapSavaşcep telefonuetkadınlartopuklu ayakkabı
Görüş Bildir