Hayatındaki Hangi İnsanı "Sessize Alman" Gerekiyor?
Hayatınızın hangi bölümünde 'sessiz' tuşuna basmanız gerektiğini hiç düşündünüz mü? Kimi zamanlar hayatımızda yer alan bazı insanlar, enerjimizi tüketebilir, bizi yorabilir ve hatta stres seviyemizi artırabilir. Sessize almanız gereken kişiler genellikle, sürekli olumsuz enerji yayan, hayatınızdaki mutluluk anlarınızı gölgelemeye çalışan ve sürekli eleştiri oklarını üzerinize yönelten kişiler olabilir. Bu kişilerin hayatınızda oluşturduğu gürültüyü azaltmak, hem ruh sağlığınızı korumak hem de yaşam kalitenizi artırmak adına oldukça önemlidir.
1. Cinsiyetini seçer misin?
2. Yaşını da seçer misin?
3. Telefonuna bildirim geldiğinde genelde kimden olur?

4. Sosyal medyada en çok hangi tür paylaşımlardan rahatsız oluyorsun?

5. Sana en çok enerji kaybettiren kişi kim?

6. Mesajlarına geç cevap veren kişiler seni nasıl hissettirir?

7. Bir kişiden beklediğin desteği alamadığında ne yaparsın?

8. Son olarak kendi alanına saygı göstermeyen biriyle karşılaştığında tepkin ne olur?

Eski Sevgilin
Eski sevgilini sessize almalısın. Merak, alışkanlık ya da nostalji yüzünden hâlâ hayatının bir köşesinde tutuyor olabilirsin; belki “sadece bakıyorum” diyorsun kendine. Ama her bildirim, her hikâye, her çevrimiçi olma hâli kalbinde küçük bir déjà vu yaratıyor. Geçmişe ait duygular, hiç davet etmediğin hâlde kapını çalıyor ve sen daha toparlanamadan içeri sızıyor. Bu, fark etmeden yarayı her gün yeniden kaşımak gibi. İyileşme sürecin için sessize almak kalbini korur. Bu bir kaçış değil, bilinçli bir sınır koymadır. Kendini iyileştirmeye çalışırken sürekli tetiklenmek zorunda değilsin. Onun ne yaptığı, ne hissettiği ya da hayatına kimi aldığı şu an senin yükün olmamalı. Sessize almak, kendine “şu an önceliğim sensin” demenin en sade hâlidir. Zamanla merak azalır, alışkanlık çözülür, nostalji gücünü yitirir.
Bir Arkadaşın
Bir arkadaşını sessize almalısın. İyi niyetli olabilir, hatta seni gerçekten seviyor da olabilir; ama bu, seni sürekli yormadığı anlamına gelmiyor. Bitmeyen dertler, tekrar eden dramalar, aciliyeti olmayan ama zihnini meşgul eden mesajlar derken gün içinde enerjin fark etmeden tükeniyor. Her seferinde dinleyen, anlayan, toparlayan taraf olmak seni güçlü değil; yorgun yapıyor. Kopmak istemiyorsun, çünkü aranızdaki bağın değerini biliyorsun. Zaten mesele de kopmak değil. Sessize almak, tamamen yok saymak değildir; kendine nefes alacak alan açmaktır. Her an ulaşılabilir olmak zorunda değilsin. Her sorunu üstlenmek, her duyguyu taşımak senin görevin değil. Kendi sınırlarını korumadıkça, en masum ilişkiler bile yük hâline gelebilir.
Okuldan / İş Yerinden Biri
Okuldan ya da iş yerinden birini sessize almalısın. Aranızda zorunlu bir iletişim var; dersler, projeler, mesaiyle ilgili konular elbette konuşulmalı. Ama bunun dışına taşan mesajlar, saat gözetmeyen bildirimler ve aciliyeti olmayan talepler zamanla sınırlarını zorluyor. Gün bitmişken gelen bir mesaj, zihnini yeniden “iş/okul moduna” sokuyor ve dinlenme hakkını elinden alıyor. Sessize almak burada bir saygısızlık değil, sağlıklı bir mesafe koymaktır. Her an ulaşılabilir olmak profesyonellik değildir; aksine tükenmişliğe davetiyedir. Kendine ait zamanın bölünmemesi, odaklanman ve dengede kalman için gereklidir. Mesai ya da ders dışında gelen her bildirime anında cevap vermek zorunda değilsin. Acil olan zaten bir şekilde kendini belli eder.
Akrabaların
Akrabalarını sessize almalısın. Seviyorsun, bağın var, kopmak istemiyorsun; ama bu, her an her şeye açık olman gerektiği anlamına gelmiyor. Bazen fazla müdahaleciler: “Ne yaptın?”, “Neredesin?”, “Hâlâ mı?”, “Bence şöyle olmalı…” Sorular, tavsiyeler, yorumlar… Çoğu gerçekten iyi niyetli, fakat iyi niyet de dozu kaçtığında yorucu olabiliyor. Kendinle kalmaya ihtiyacın varken, sürekli açıklama yapmak zorunda kalıyorsun. Bu durum zamanla içini daraltıyor. Kendi kararlarını sorgulamaya başlıyor, hayatının direksiyonunda sen değilmişsin gibi hissediyorsun. Oysa büyümek, kendi alanını tanımak ve korumakla da ilgilidir. Her detayı paylaşmak zorunda değilsin. Her fikre cevap vermek, her beklentiyi karşılamak senin görevin değil. Sessiz kaldığın anlar, aslında kendini toparladığın anlardır.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın