Dünya Eskiden de Berbattı! Geçmişi Romantize Etmememiz ve Günümüzün Kıymetini Bilmemiz Gerektiğine Dair Mantıklı Sebepler

-
7 dakikada okuyabilirsiniz

Yalan öpücüklerdense, hakikatin sert tokadını yemeyi yeğleyen gerçekçiler olarak bu konuya da el atmamız gerekiyordu. Nitekim, önce özel günlerde geçmişe duyulan hasret ile başlayan "Nerede o eski bayramlar?!" tadındaki geçmişi romantize etme akımı hızla yayıldı ve nedense geçmişin günümüzden çok daha iyi olduğu yanılgısına ciddi ciddi inanılmaya başlandı!

Bu bir yanılgıdır, a dostlar!

Çünkü dünya geçmişte de berbattı! Hatta daha da berbattı! 

İnanmıyor musunuz? Bunu size kanıtlayacağız. İşte o gerçekler... Sadece gerçekler!

Bir romantiğin zihnindeki geçmiş algısı hemen hemen böyle işte... Sıcacık aileler, birkaç "gerçek kötü" dışında hep minnoş ve iyi insanlar, sevginin daima kazanması vesaire vesaire!

Geçmişi toz pembe gösteren o kalpli gözlüklerinizi paramparça etmeden önce, gerçekçiler olarak sizi anladığımızı bilmenizi isteriz.

Elbette insan, yapısı gereği daima geçmişe hasret duyuyor; sonuçta çoğumuz için geçmiş demek, çocukluk demek. Yani dünyadan bihaber olduğumuz, ailemizin o her kötülükten koruyan ve ihtiyaçlarımızı anında gideren sıcak yuvasında oynayıp gittiğimiz zamanlar... Mutluyduk, çünkü hiçbir şeyin farkında değildik! Geçmişi özlemek normal...

Ayrıca insan psikolojik savunma mekanizması geliştirerek de geçmişteki kötü anıları silerken, güzel anıları abartarak hatırlıyor. Bunlar hep bilimsel gerçekler.

İşte tam da bu yüzden sizi hakikatin, gerçeklerin dünyasına davet ediyoruz! Bugününüzün kıymetini bilin diye!

Madem konuya aile kavramından girdik; en geniş bakış açısıyla başlayalım: TOPLUM!

Yüzlerce yıl öncesine gittiğimizde kölelik gibi korkunç pratikleri dahi yaygın olarak ve normal bir şeymiş gibi uygulayan insanlık dışı toplum yapılarına sahiptik. Hepimiz! Hitit, Mısır... Ardından Avrupa, Amerika ve hatta Osmanlı! Kölelik diye bir şey vardı. Sınıflar çok ama çok daha sertti. Kaymak tabakaya doğmadıysan, ömrün çile doldurmakla geçecekti işte.

Hadi tamam, yüzyılları boşverelim de onlarca yıl öncesine gidelim... Yine ortalık karışıktı, arkadaşlar. Sınıflar hala çok keskindi. Evet, günümüzde hala mevcut ama geçmişe oranla aradaki uçurumlar birazcık daha küçüldü en azından. 

50'lerde bir köyde doğsaydınız, yükselen ateşinizin hangi hastalıktan sebep olduğunu dahi bilmeden mevta olabilirdiniz mesela. Yahut ömrünüzü, adamın tekinin tarlasında karın tokluğuna çalışarak tüketebilirdiniz.

Ahhhh o eski İstanbul...

Yani söz konusu geçmiş zaman olunca, şehir köy pek fark etmiyor açıkçası; gene sınıflar arası eşitsizlikten, sağlık ve teknoloji yetersizliğinden acı çekiyordunuz.

Sorun bakalım ninelerinize; kaç tane düşük yapmışlar... Kaç ölü doğum ya da... Doğumda kaybedilen anneler, korkunç hastalıklar ve daha neler neler!

Çocuk ölüm oranı geçmişte ne kadar yüksekti, bir düşünün hele. Böyle bir ortamı nasıl romantikleştirebiliriz ki?!

Sadece sağlık sektöründeki, tıp alanındaki gelişmelerden dolayı dahi geçmişe bakınca dehşete düşmeniz, şimdiki zamana sımsıkı sarılmanız lazım!

Ağrı kesicileri, lazer teknolojisiyle dakikalar içerisinde biten operasyonları, resmen etinizin altını görüp hastalığınızı şıp diye teşhis eden makineleri küçümsüyor musunuz? O zaman şunu düşünmeyi deneyin: Narkoz olmadan ameliyatlar!

"Ahhhh o eski zamanlar... Aileler daima beraberdi... İnsanlar birbirlerine güvenirdi... Arada ufak hastalıklardan dolayı diri diri kesilmek yahut suçiçeği gibi basit hastalıklardan dolayı dahi çocukları kaybetmek gibi "küçük" meseleleri saymazsak, ESKİ ZAMANLAR DAHA İYİYDİ!"

Nostaljiyi sevebilirsiniz ama bazı olaylardan haberimizin olmadığı gerçeği, onların gerçekten yaşanmadığı anlamına gelmez!

Şimdilerde "90'larda ne mutluyduk ya! Ne güzel ülkeydi!" diyoruz ama PKK 80'lerde kurulmuştu örneğin. Neden kurulmuştu? Neler yaşanıyordu? Kurulduktan sonra oralarda resmen savaş başlamamış mıydı?

Bunlardan haberimiz yoktu, ama yaşanıyordu. Hayır, 80'lerde, 90'larda ülkemiz yine bir cennet bahçesi değildi.

İnternet'in, sosyal medyanın hayatımızda yer etmiş olmasından şikayet mi ediyorsunuz? Keşke eskiden de olsaydı!

Srebrenitsa Katliamı sırasında onların sesini kimse duymamıştı örneğin. Her şey olup bittikten, masumlar öldükten sonra dünyanın böyle bir katliamdan haberi oldu. O insanlar son kez akrabalarını telefonla aramaya çalışıp helallik isteyebilmişlerdi, bu kadar! Keşke seslerini duyurup, dünyayı ayağa kaldırabilecek bir iletişim ağı o zaman da olsaydı!

"Eskiden böyle sapıklıklar yoktu yaaa!"

Evet, kadınlara şiddet, çocuklara istismar, hayvanlara yapılan zalimlikler... Hepsine çok kızgınsınız. Haklısınız. Ama eskiden böyle şeylerin olmadığını, zamanla türediğini mi düşünüyorsunuz? Yanlış!

Eskiden bu olaylar misliyle yaşanıyordu, a dostlar. Duyulmuyordu sadece. Kadına edilen tecavüz, aileye bir kara leke sayılıyor ve köy-mahalle içinde sır gibi saklanıyordu. "Cadoloz feministler" 80'lerde başladılar bunlar haykırmaya ve günümüzde önüne geçilmeye çalışılıyor.

Özgecan 50'lerde yaşamış olsa, bu mesele duyulmazdı bile.

Şimdilerde "çocuk istismarı" diye ortalığı birbirine kattığımız mesele, gayet de sıradandı!

"E ama o zamanlar öyleymiş..." diye işin içinden çıkamazsınız. Kız çocukları ne okutuluyor, ne de fikirleri soruluyordu. Pek çoğumuzun ninesi 18'ine gelmeden evlenmiştir muhtemelen.

Hadi diyelim ki bunlara "taşrada yaşayan insanların köylü problemleri" dediniz... Şimdi de sizi saraya alalım o zaman!

Gerçekçi olalım, Harem'e düşseniz -ki bu bile başlı başına aileden koparılma ve istismar- muhtemelen Hürrem Sultan falan olup misler gibi yaşamayacaktınız. Harem'de yerleri silen kız, hamamda kese yapan bacı, terzi vesaire olup; tüm ömrünüzü başkalarına hizmet ile gerçek anlamda "köle" olarak geçirebilirdiniz. "Kafama esti, kalkam gidem" yok oralarda!

Haa, Hürrem olsanız bile, kocanız başka cariyerler alsa, kuralları sadece ama sadece o koysa kesin delirirdiniz.

Erkeksiniz... Yiğit, güçlü bir erkek... Yeniçeri olmuşsunuz mesela!

Ne şanlı, ne görkemli!

Şöyle kafadan bir hesapla basit bir istatistik çıkarsak dahi; muhtemelen ömrünüzün yarısı seferlerde, sevdiklerinizden uzakta tıpış tıpış ilerlerken geçecek, muhtemelen de kısa sürede kafanıza gelen bir ok ile hakkın rahmetine kavuşacaktınız. Gerçekler... Sadece gerçekler!

"Aile kavramı çok güçlüydü, şimdilerde herkes boşanıyor! Ne kötü! :("

Aile kavramı sevgiden dolayı değil, mecburiyetten ötürü güçlüydü, be arkadaşlar. Dayak yiyen, zulüm gören kadının gidecek yeri yoktu. Dışarıda ekmek yoktu, özellikle kırsaldaki pek çok için dünyanın sınırı köyün en son çitine kadardı. 

Eşiniz, anneniz, babanız, dört çocuğunuz ve amcanız ile beraber aynı odada uyumak zorunda olduğunuzu düşünün şimdi bir de...

Ah ama siz romantikler en çok aşk konusunda nostaljik takılırsınız. Sizin için onu da mahvedelim hemen!

Sosyal medya yok, delicesine seyahat etme imkanı yok, karşı cinsle derin sohbetlere girmeye de izin yok. E ne yapacaksın; elbette ki gözüne kestirdiğin en göze güzel görünen insana kafandaki romantik partner özelliklerini yükleyeceksin.

Ne de olsa o insanı evlenene kadar ve hatta evlendikten sonra bile asla tam olarak tanıyamayacaksın. E o zamanlar WhatsApp'tan saatlerce sohbet edemiyorsun tabi! Elma ağacının altında gizli saklı buluşup beş dakika konuşarak bir insanı ne kadar tanıyabilirsin ki?!

Kısacası, eski aşklar sadece ama sadece yanılgıdan ibaretti, a dostlar. Evet, şimdilerde sevmek zor çünkü insanları fazlaca tanıyabiliyor, her yönleriyle görebiliyoruz. Eskiden göremiyorduk.

Ki zaten istediğiniz kişiye aşık olun... Sonuçta kiminle evleneceğinize karar verecek olan siz değildiniz!

Muhtemelen istemediğiniz biriyle evlendirilecektiniz. Bu böyle! 

İnsanlar "ahhhh o eski zamanlar"da, en kişisel seçimlerinde dahi özgür değildi!

İhanet mi etti? Kötü mü davranıyor? Dönüp gitmek ya da posta koymak o kadar da kolay değildi!

Diyelim ki büyük aşkınızı buldunuz ve onunla evlenmek de kısmet oldu! Haftada bir kez anca duş alınabilen aşkınıza selam olsun!

Diyelim ki büyük aşkınızı buldunuz ve onunla evlenmek de kısmet oldu! Haftada bir kez anca duş alınabilen aşkınıza selam olsun!
Diyelim ki büyük aşkınızı buldunuz ve onunla evlenmek de kısmet oldu! Haftada bir kez anca duş alınabilen aşkınıza selam olsun!

Hiç burun kıvırmayın, bu da bir gerçek! Şimdi "biz Avrupalı değiliz, onlar pisti, biz tertemiziz!" vesaire diye savunmaya geçebilirsiniz ama siz de biliyorsunuz ki bundan 20 yıl önce dahi pek çok evde yıkanmak demek, kova, tas, ocakta su ısıtma gibi yöntemlere mahkum kalmak demekti. 

Hiç kimse ama hiç kimse şimdiki gibi temiz değildi. 😂

Kitap bile zor... Dünyadan alabileceğiniz zevk kadar, bilgi de kısıtlıydı. E dolayısıyla vizyon da!

Evinizden bugün isterseniz uzay belgeselleri izler, isterseniz Hindistan'daki Hindu ayinlerini araştırırsınız. O dönemde? Eh işte, karşınıza ne çıkarsa!

Elit bir eğitimle büyümüş, imkanları olan biriyseniz dahi, tek bir kitap için aylarca koşuşturmanız gerekebilirdi. Oysa artık elinizin altında.

Dünya önümüze serilmiş şekilde arkadaşlar, bunların kıymetini bilmek yerine geçmişe dönüp elimizdekine burun kıvırmak nankörlüktür!

Kime ait olduğunu çok bildiğiniz, eskilerden bir dize ile de içeriğimizi destekliyoruz:

"Dünya ayaklanmış aya gidiyor, 

Uyan bu gafletten, uyuma yurttaş."

Geleceğe, bilime, özgürlüğe ve adalete!

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
atakang

Şöyle bir örnek vermek istiyorum bende. Bu yaşıma geldim yemek yerken falan hep çizgifilm izlerim. Ama aklıma hep eskiden izlemek için can attığım Looney Tunes, Beyblade, Yu-Gi-Oh falan geliyor. Geçen bi açıp izliyim dedim ne kadar sıkıldım anlatamam yani gram zevk almadım. Objeler nesneler aynı sadece yaş ilerledikçe onlara verilen değer değişiyor, olaylara bakış açımız algımız genişliyor. Değişen dünya değil biz oluyoruz hep.

karayel2009

daha çok kadın tarafından bakılmış ama hepsi doğru. hatta eksik. insanlar hayata dayanmak için kendini kandırarak ve gerçekleri görmezden gelerek yaşıyorlardı geçmişte. zaten gerçeklerin çoğu da saklanıyordu. örneğin; aziz nesin anılarında okuduğu askeri okulda 600 kişiden 200'ünün atıldığını, gerekçe olarak derslerde başarısız olduklarının öne sürüldüğünü ama aslında çoğunun oğlancılık ve eşcinsellikten atıldığını yazıyor. gerçekte çoğu eşcinsel de değil dönem koşulları ve ortam gereği kadınsızlıktan birbirlerini düdüklüyorlar.

svep

Zaten bir içerikte saray laf söylemesseniz ölürsünüz a.q

myenen

bazıları doğru olsada, bazıları fena halde saçmalamış... çok eskiye gitmeyede gerek yok, 90lar çocuklarıyla 2000ler çocukları çok farklı , dünyaya bakışı, değer yargıları , 10yılda bile çok değişmiş ... daha eskilerle çok daha büyük değişimler vardır!

justice_fighter

tamam,doğru olabilir,tabiki teknoloji,tıp,bilim dallarında ilerleme kaydettik,kaydetmemiz de gerekti zaten ama bunlar gelişirken insanlık geriledi,ilişkiler küçüldü çünkü tahammül kalmadı işte,yüzeysel oldu herşey,herşeyin kaymağını yiyip bitirir olduk,tüketici bi topluma dönüştük..onla tanış yat kalk bitir hop diğeriyle..evlilik aşk diye bişey kalmadı,güzellerin kıymeti kalmadı..heryer güzelle doldu,olsa bile değeri kalmadı çünkü evlilik aşk kalmadı..erdem kalmadı insanlar insanlıktan çıktı,ahlaksızlaştı..bunların yan etkileri bunlar,bir tıkla herşeye ulaşmamızın sonuçları.teknoloji,tıp,bilim vs hızlanınca,insanlar da herşeyden aynı hızı bekler oldu,hemen ulaşayım,hemen konuşayım,hemen elde edeyim,o bitti ayrılalım,öbürü kastı diğerine geçeyim..insanlık öldü.insanlık haz peşinde koşmaya başladı,herşeyi elde edince nefis daha fazlasını istemeye başlar ya hani ünlülerde falan,uyuşturucuya bağlanırlar,işte insanlığın durumu da şuan tam da bu.uyuşmuş zombi bi insanlık,içi boş,et parçası,ahlaksız,karaktersiz,dinsiz,erdemsiz..tüketim toplumu..bu yüzden aşk bitti,evlilik bitti..bu saydıkların yüzünden.bunlar iyi bir gelişme ama bu internet bitirdi herşeyi.herşeye çaba sarfetmeden ulaşmak,insanlarda herşey için aynı beklentiyi oluşturdu,dolayısıyla sabır ve tahammül kalmadı..şimdiki zaman eskiye oranla tıp,bilim ve teknoloji açısından güzel ama insanlığın gidişatı açısından kötü.bir de kötü yanlarını yazın,objektif olsun..

Başlıklar

AğrıHindistanİstanbulKitapMısırSavaşSosyal MedyaTecavüzUzayaşkminnoşwhatsapp
Görüş Bildir