Çalışan Anne Olarak Yaşadığım Zorluklar: Suçluluk Duygusu, Sorumluluklar, Bakıcı Sorunu ve Diğerleri

-
3 dakikada okuyabilirsiniz

Her ne kadar ötekileştiren bir tamlama olsa da, yazı boyunca ‘çalışan anne kavramını kullanacağım. Bizi bizden başka en iyi kim anlayabilir ki?

Suçluluk duygusu tüm gün kalbinizi sıkıştırır.

Çocuğunuz büyürken yanında yeterince olamadığınız için çok büyük bir suçluluk duygusuyla dolarsınız. İlk adımlarını kaçırmak, ilk kelimelerine o anda şahit olamamak, düştüğünde orada olup yaralarını saramamak…

Bakıcı bulmaya çalışırken, aklınızdan sürekli sokaklarda çığlık çığlığa bağırarak koşmak geçer.

Belli bir standardınız var sonuçta, çocuğunuza iyi bakılmasını istiyorsunuz ama kime, nasıl emanet edebilirsiniz ki? Sizden başka ona en iyi kim bakabilir?

Çocuğunuza iyi bakılıp bakılmadığını düşündükçe gözleriniz yaşarır.

Bakıcı, büyükanneler ya da kreş fark etmez, çocuğunuza iyi bakılıp bakılmadığı sorusu tüm gün kafanızın bir yerinde sizi sürekli dürter. Yemeğini yedi mi, uyudu mu, hava aldı mı? Yoksa tüm gün telefonla, tabletle mi oynadı, televizyon karşısında saatler mi harcadı?

Toplum baskısı, hiç bitmeyen yorumlar beyninizi kemirir.

“Canım ne var çalışacak, çocuğunu büyüt. Bir annenin yeri çocuğunun yanıdır. Hem bak ne kadar zorlanıyorsun… Boş ver. Çalışma.” Her ne kadar bu ‘teyze’ laflarına kulaklarınızı tıkasanız da bunları duyduğunuz anda çok ama çok rahatsız olursunuz. İnsanların hiç ilgilerinin olmadığı konular hakkında bu kadar cesurca, patavatsızca konuşmaları çoğu zaman gözlerinizden alevler fışkırmasına neden olur.

Yardımcı olacak birileri olsa bile evdeki sorumluluklar bir yerde tıkanır ve üstünüze üstünüze gelir.

Ev temiz, yemekler hazır olsa bile -ki bu Türkiye ortalamasını düşününce çok güç- sorumluluklar asla bitmez. Ucunu kaçırırsanız her şeyin darmaduman olacağını bildiğinizden, her şeyin bir düzen içinde olması için çabalarsınız.

Hiç istemeseniz bile eve getirmek zorunda kaldığınız işler her zaman büyük problemlere yol açar.

En basiti, çocuğunuz uyuduktan sonra ve neredeyse bütün gece çalıştığınız için sabaha zombi gibi başlarsınız. Kapkara olmuş gözaltlarınız ve yorgunluğunuzdan hiç bahsetmiyoruz bile…

İki arada bir derede yapmaya çalıştığınız günlük rutin bakımlar kabus olur.

Yüz yıkamak, duş almak, basit bir yüz ya da saç maskesi yapmak ne kadar zor olabilir değil mi? Çocukla birlikte makyaj yapmayı deneyin bir de…

Acil durumlarda yaşanan telaş ve aksayan işler ömrünüzden ömür götürür.

Çocuğunuz hasta olduysa, kreşte yaralandıysa ya da en basiti o sabah işe gitmemeniz için bacaklarınıza yapıştıysa yaşadığınız telaş canınızı sıkar ve neredeyse her gün bu aksaklıklardan biriyle karşılaşırsınız.

Zihinsel yorgunluk bir tarafa, bedensel yorgunluk erken yaşlanmanıza neden olur.

Akşamları sizi “Oyun vakti!” diye karşılayan bir miniğiniz varsa, tabii ki tüm günün yorgunluğu geçer gider ama o uyuduktan sonra yaşadığınız vücut ağrılarını kimseye anlatamazsınız, anlamazlar…

Mükemmel olma çabası sizi yiyip bitirir.

Her şeyi bir arada ve kusursuz yapmaya çalışmak ve kendinizi tüm dünyaya kanıtlamak için yüklenmeye çalıştığınız mükemmel olma misyonu sizi her zaman bitkin düşürür. Mükemmel olamayacağınızı kabul edip yola devam etmek daha kolay ama…

Ve tabii en çok çocuğunuzun hissettikleri canınızı yakar.

Çalışan Bir Annenin Kızı Olarak Büyüdüm. İşte Hikayesi - onedio.com
Çalışan Bir Annenin Kızı Olarak Büyüdüm. İşte Hikayesi - onedio.com

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
enk-capital

Kendi düşen ağlamaz. Bi çocuğunuz varsa baba ya da anne fark etmez, bu türden zorluklara hazırlıklı olmanız gerekir. Kimse siz kendi halinde sakin hayatınızı yaşarken kucağınıza bi çocuk atıp gitmedi. Ya da bu bi vatan millet görevi olarak size dayatılmadı. Bunu siz istediniz. Bi halt yemeye karar verdiyseniz bunun altından nasıl kalkacağınızı da düşünmüşsünüzdür. Daha doğrusu düşünmeniz gerekir. Zaten benim hiç umrumda değil gerçekten. Sadece çektiğiniz zorlukları, kendi başınıza açtığınız belaları, basit insan şikayetlerinizi okuyup keyiflenmeye geldim. Ne kadar akıllı olduğumu fark etmek için bazen böyle şeyler yapıyorum.

Gizli Kullanıcı

bütün bunları göze alıp almadığını ya da şikayetçi olduğunu nerden biliyosun peki? böyle bi içerik paylaşması kesinkes kadının hayatından şikayetçi olduğu anlamına mı geliyor yani nedir? çalışmasının başka bi sebebi de olabilir mi sence? doğru yanlışlığı tartışılır ben sadece sebebinden bahsediyorum psikolojik ya da zorunluluk, geçim sıkıntısı vs? olamaz mı?

gintoki-sakata

boşuna açıklama yapmışsın, arkadaş beyinini kullanmayı uzun zaman önce bırakmış

bulunamadi

Gerçekten seni seçiminden dolayı kutlarım. Kesinlikle en doğru kararı vermişsin. Senin gibiler ürememeli.

bukiznedio

Biliyor musunuz butun bu kaygilar calismayan anneler için de gecerli.. yalnizca kendiniz bakiyorsunuz ancak toplumdaki o cok bilmisler sizi rahat birakmiyor dolayisiyla surekli kendinizi sorguluyorsunuz. atanamamis ogretmen ev kadiniyim her maddede kendimi buldum

yeldas

çünkü çocuk sadece kadına ait, erkeğe ait değil.. hayatımda en nefret ettiğim tanımlardan biridir "çalışan anne".. siz hiç "çalışan baba" diye bişey duydunuz mu ?????

ojjina

Çocuğumun ilklerini görmek, ruhsal anlamda hem kendimi hem de onu doyurmak, başlangıcı iyi yapabilmek için çalışmaya ara verdim. İnanılmaz zor bir dönemdi, özellikle çalışmaya alışmış bir kişinin evde zaman geçirmesi çok zormuş ama dayandım. Tek maaşla hayatımızı devam ettirmeye (zorlanarak, hatta baya) çalıştık. Sona yaklaşmak üzereyim biçtiğim sürenin ve iyi ki diyorum. İyi ki ben büyüttüm çocuğumu. Hayat şartları çok zor çalışmak bunu yapamayacak ebeveynler çoğunluktadır belki amahee şey güllük gülistanlıkken çocuğu yalnız bırakmayı çok gaddarca buluyorum kusura bakmayın.

Gizli Kullanıcı

"Canım ne var çalışacak, çocuğunu büyüt. Bir annenin yeri çocuğunun yanıdır. Hem bak ne kadar zorlanıyorsun… Boş ver. Çalışma.” Patavatsızca ve cesur yazılmış fakat sormak istiyorum;eğer bu kadar zor ve şikayetçiyseniz neden (ihtiyacınız da yoksa) çalışıyorsunuz? Madem çalışmayı istiyor ve seviyorsunuz neden şikayetçisiniz? Aslında sizce olması gerek ne?Şuna kızıyorum ben;kadın ya da erkek fark etmez.Çocukları hakkında sürekli şikayetçi olan insanlar.Kahvede abi sürekli şikayet ediyor.4 çocuklu.İşte masrafı da şu da bu da.E kim dedi abicim sana git çocuk yap diye.Kendi isteğinle yapmışsın sonra çocuğuna verdiğin emeğin,ekmeğin hesabını yapıyorsun!Aynısı işte.Üstelik hem baba hem anne çalışıyor ya çocuğun aile özlemi?Zaten yazılmış yorgun ve hatta gerginsiniz,çünkü kim bilir gün içinde kaç tane uyuz insanla uğraştınız.Evde çocuğa ne kadar ilgi verebilirsiniz?Hayatınızı neden bu kadar zorlaştırıyorsunuz,ne uğruna?

bulunamadi

Senin mantığınla aşıkta olmayalım arkadaşım.Yeni bir işe girmeyelim.Ne bilim hiç riske girmeyelim.Boş boş oturalım.İnsan sadece çocuk sahibi olduğunda değil yeni ve alışmaya çalıştığı her şeyde sürekli şikayetçidir.Ama bu mutsuz olduğu anlamına gelmez.Çalışmak zorundayım ve elbette hoşnut olmadığım bu durumdan şikayet edeceğim.Veya kızım bütün gece uyumadıysa elbette arkadaşıma bu durumdan yakınacağım.İstiyorsun ki biri sana geçecek aynısını bizde yaşadık veya yaşıyoruz ama sonunda herşey çok güzel olacak desin. İnsanız sonuçta.Desteğe sırtımızın sıvazlanmasına ihtiyaç duyuyoruz. Çok şükür bir çok anneye göre çalışma saatlerim epey uygun.Kızım bu durumdan çok etkilenmiyor.Ama yine de bir şansım olsa akşama kadar kızımla oynamak onunla parka gitmek sokağa çıkmak isterim.Ben kimseye neden çalıştığımı açıklamak zorunda kalmamalıyım.

FACEBOOK YORUMLARI

Başlıklar

anneoyun
Görüş Bildir