Almanya’nın “Kurzarbeit” Sistemi: Daha Az Çalışarak Ekonomiyi Ayakta Tutmak
Ekonomik krizler, salgınlar ya da ani daralmalar söz konusu olduğunda çoğu ülkede ilk yaşananlar bellidir: işten çıkarmalar. Ancak Almanya, yıllardır bu döngüyü kıran farklı bir yöntem uyguluyor: Kurzarbeit. Türkçeye kabaca “kısa çalışma” olarak çevrilen bu sistem, hem çalışanı hem işvereni korumayı amaçlayan nadir ekonomik modellerden biri.
Peki insanlar daha az çalışırken gelirlerini nasıl koruyor, şirketler nasıl ayakta kalıyor ve bu sistem Almanya ekonomisini neden bu kadar dirençli kılıyor?
Kurzarbeit nedir ve neyi amaçlar?

Kurzarbeit, ekonomik daralma yaşayan şirketlerin çalışanlarını işten çıkarmak yerine çalışma sürelerini geçici olarak azaltmasına olanak tanıyan bir sistem. Çalışan haftada beş gün yerine üç gün çalışabiliyor ya da günlük çalışma saatleri düşürülebiliyor. Normal şartlarda bu durum ciddi bir maaş kaybı anlamına gelirken, Kurzarbeit’te devreye devlet giriyor ve kaybedilen gelirin önemli bir kısmını karşılıyor. Amaç çok net: iş sözleşmesi devam etsin, çalışan işini kaybetmesin, şirket de nitelikli personelini koruyabilsin.
Kurzarbeit sistemi nasıl ortaya çıktı?

Kurzarbeit’in kökeni Almanya’nın sanayileşme dönemine kadar uzansa da, sistemin dünya çapında tanınması 2008 küresel finans krizi ile oldu. O dönemde birçok ülkede işsizlik patlarken Almanya, Kurzarbeit sayesinde işten çıkarmaları minimumda tutmayı başardı. Aynı yaklaşım, COVID-19 pandemisi sırasında daha da genişletilerek uygulandı ve milyonlarca çalışanın işsiz kalmasının önüne geçildi. Bu da Kurzarbeit’i kriz dönemlerinin sessiz kahramanı haline getirdi.
Çalışanlar daha az çalışırken gelir kaybı nasıl telafi ediliyor?

Kurzarbeit uygulamasında çalışan, çalışmadığı saatlerin karşılığını tamamen kaybetmiyor. Devlet, maaşta oluşan açığın yaklaşık %60’ını, çocuk sahibi çalışanlar için ise %67’ye varan kısmını karşılıyor. Bu sayede çalışanlar ciddi bir gelir düşüşü yaşasa bile tamamen güvencesiz kalmıyor. Özellikle kira, fatura ve temel yaşam giderlerinin devam ettiği düşünülürse, bu destek kriz dönemlerinde büyük bir psikolojik ve ekonomik rahatlama sağlıyor.
İşverenler için Kurzarbeit neden cazip bir çözüm?
Şirketler açısından Kurzarbeit’in en büyük avantajı, deneyimli çalışanlarını kaybetmemek. Kriz geçici olduğunda işten çıkarılan personeli geri almak, yeni çalışan bulmak ve onları eğitmek hem zaman hem de ciddi bir maliyet demek. Kurzarbeit sayesinde şirketler küçülürken bile çekirdek kadrolarını koruyabiliyor. Ekonomi toparlandığında ise kaldıkları yerden hızla devam edebiliyorlar.
Devlet neden bu sistemin maliyetini üstleniyor?
İlk bakışta devletin maaşların bir kısmını ödemesi pahalı bir çözüm gibi görünebilir. Ancak uzun vadede Kurzarbeit, işsizlik maaşı ödemekten, sosyal yardımların artmasından ve vergi gelirlerinin düşmesinden çok daha düşük maliyetli oluyor.
Ayrıca işsizliğin artmaması, toplumda güvensizlik ve sosyal huzursuzluk riskini de azaltıyor. Yani devlet açısından Kurzarbeit, kısa vadeli bir harcama değil, uzun vadeli bir ekonomik denge yatırımı olarak görülüyor.
Kurzarbeit ekonominin genel dengesini nasıl koruyor?
İnsanlar tamamen işsiz kalmadığında tüketim bir anda durmuyor. Gelir azalsa bile temel harcamalar devam ediyor ve bu durum ekonomide talep tarafının çökmesini engelliyor. Aynı zamanda şirketlerin üretim altyapısı korunuyor, tedarik zincirleri kopmuyor. Kriz sona erdiğinde ekonomi sıfırdan başlamıyor; sadece yavaşladığı yerden tekrar hızlanıyor.
Kurzarbeit her sektör için uygulanabiliyor mu?
Kurzarbeit en çok sanayi, otomotiv, turizm ve hizmet sektörlerinde kullanılıyor. Ancak sistemin temel şartı, yaşanan sıkıntının geçici olması. Yapısal olarak batma noktasına gelmiş şirketler için Kurzarbeit bir kurtarma paketi değil. Daha çok ani ekonomik dalgalanmalara karşı kullanılan bir tampon mekanizma olarak işlev görüyor.
Kurzarbeit neden Almanya’nın en güçlü kriz araçlarından biri?
Kurzarbeit sistemi, Almanya’nın ekonomik krizlere karşı neden bu kadar dirençli olduğunu açıkça ortaya koyuyor. İşten çıkarmak yerine yükü paylaşan, kısa vadeli çözümler yerine uzun vadeli dengeyi hedefleyen bu model; çalışanı, işvereni ve devleti aynı anda koruyor. Kısacası Kurzarbeit, daha az çalışarak sadece şirketleri değil, toplumun ekonomik dengesini de ayakta tutan akıllı bir sistem olarak öne çıkıyor.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!


Yorum Yazın