2014 Yılı Madenciler İçin “Ölüm Yılı” Oldu

 > -

2014 yılı madenciler için “ölüm yılı” oldu. Soma ve Ermenek’te yaşanan facialar yüzlerce haneye ateş düşürdü. Yıllardır alanlarda işçilerin sorunlarını dile getiren isimlerin başında gelen DİSK Genel Başkanı Kani Beko, Soma’da yaşananların bir kaza olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayarak, “İşçiler, ‘Bizler öldüren değil, insanca yaşatan bir çalışma düzeni istiyoruz’ diyorlar” dedi.

Orhan Veli’nin “Siyah akar Zonguldak’ın deresi; Yüz karası değil, kömür karası. Böyle kazanılır ekmek parası” mısralarıyla hafızalara kazıdığı, vatandaşa sıcak yuva sunabilmek için sabah gün ağarmadan madene inen, gün batımında çıkan, gün ışığına hasret kalan madenciler “iş kazaları” nda hayatlarını kaybetmeye devam ediyor. 2014 yılı içerisinde yaşanan Soma ve Ermenek faciaları ile Türkiye’nin gündemine oturan, yetkililere “yanan kömür değil biziz” diyerek seslerini duyurmaya çalışan madenciler ölümün kendileri için “fıtrat” olmaktan çıkarılmasını istiyor.

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) rakamlarına göre ölümlü iş kazalarında Avrupa birincisi, dünya üçüncüsü olan Türkiye, Cumhuriyet tarihinin en çok can kaybı ile sonuçlanan iş ve maden faciasını Soma maden ocağında yaşadı. 13 Mayıs 2014 tarihinde Manisa’nın Soma ilçesinde meydana gelen maden faciasında 301 işçi hayata gözlerini yumdu.

ERDOĞAN’A “FITRAT” TEPKİSİ

Türkiye’yi yasa boğan kazanın hemen ardından bölgeye giden dönemin Başbakanı, şimdiki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sarf ettiği sözler ise tepkiyle karşılandı. Erdoğan’ın faciaya ilişkin “Literatürde iş kazası denilen bir olay vardır. Bunun yapısında fıtratında bunlar var. Hiç kaza olmayacak diye bir şey yok” demesi ve 1800’lü yıllarda dünya çapında yaşanan ve can kaybı ile sonuçlanan maden facialarından örnekler vermesi kamuoyunun tepkisini çekti. Özellikle çalışma hayatı temsilcileri ile muhalefet partileri Erdoğan’ın “Fıtrat” açıklaması üzerinden eleştirmeye devam etti.

ACİL ADIM

Soma’da yaşanan facia ve bunun sonucu olarak tekrar Türkiye’nin gündemine oturan maden işletmelerinde iş sağlığı ve güvenliğinin yetersizliği hükümetin başı tarafından her ne kadar “fıtrat” olarak açıklanmaya çalışılsa da madenlerdeki yapısal ve teknolojik yetersizlikler ve bu konuda kamuoyunda oluşan tepki hükümeti acil adım atmaya sevk etti.

Facianın yaşandığı 13 Mayıs’tan kısa bir süre sonra 4 Haziran 2014 tarihinde Meclis’e maden çalışanlarının özlük, mali ve sosyal haklarını düzenleyen bir dizi tedbiri içeren bir torba yasa tasarısı sunuldu.

TASARI 3 AY SONRA YASALAŞTI

Torba tasarı Meclis’te tam 99 gün görüşüldükten sonra 10 Eylül 2014 tarihinde yasalaştı. Yasa ile Soma'daki maden faciasında hayatını kaybeden sigortalıların ailelerine bir dizi imkanlar sağlanmasının yanı sıra tüm yer altı işçilerini ilgilendiren bazı önemli düzenlemeler ise şöyle:

Madenciler için emeklilik yaşı 55'ten 50'ye düşürüldü. Yıpranma hakkıyla emeklilik yaşının 43'e kadar düşebilmesine olanak tanındı.

Yer altında günlük azami çalışma süresi 6 saat, haftalık 36 saat oldu. Bu süreyi aşan çalışma ücreti saat başına düşen miktarın yüzde 100 artırılmasıyla ödenecek.

Yer altı işlerinde çalışan işçiler için kıdem şartı kaldırıldı. Yeraltı işlerinde bir gün dahi çalışanlar kıdem tazminatından yararlanabilecek.

KANUN İŞVERENİ KIZDIRDI

Torba yasanın Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından onaylanmasının hemen ertesi günü Zonguldak'ta faaliyet gösteren ve 4 bin 500 işçinin çalıştığı 22 özel sektör maden işletmesi üretimi durdurma kararı aldı. İşçileri kapı önüne koyan işverenler yasa ile maliyetlerinin artacağından şikayet etti. Yasa ile 1 Ocak 2015’te yürürlüğe girmesi hükme bağlanan çift asgari ücret uygulaması nedeniyle mali yükümlülükleri artacak olan işvereni gözetmek için hükümet yetkilileri yeni bir yasa hazırlama sözü daha verdi.

YASA KAĞITTA KALDI İKİNCİ ACI GECİKMEDİ

Daha Soma’da yaşadığı kâbusun izlerini silemeyen Türkiye, bu kez 28 Ekim 2014 tarihinde Karaman’ın Ermenek ilçesinde meydana gelen ve 18 madencinin hayatını kaybettiği facia ile ikinci kez aynı şoku yaşadı. Facianın torba düzenlemenin yasalaşmasının kısa bir süre ardından gerçekleşmesi toplumda “yasalar kâğıt üzerinde kalıyor, uygulamaya geçmiyor” algısının güçlü bir şekilde oluşmasına yol açtı.

BU KEZ DAHA SERT TEDBİRLER GELİYOR

Soma maden faciası sonrasında meydana gelen Ermenek faciasıyla birlikte çalışma hayatında devrim niteliğindeki önlemleri hayata geçirmek için düğmeye basıldı. İş sağlığı ve güvenliği Kanunu'nda önemli değişiklikler öngören tasarı TBMM Başkanlığı'na sunuldu. Meclis’te halen görüşmeleri sunulan tasarı ile şu düzenlemelerin getirilmesi planlanıyor:

Yeraltında çalışan maden işçilerinin günlük çalışma süresi en çok 7.5 saat, haftalık çalışma süresi ise en çok 37.5 saat olacak.

Ödül-ceza dengesi getirilecek, iş kazası olmayan iş yerlerini ödüllendirilecek.

İdari para cezalarına ciddi artışlar gelecek.

2014’ÜN SON DÜZENLEMESİ ILO OLDU

Son olarak da Uluslararası Çalışma Örgütü'nün (ILO) 176 Sayılı Maden İşyerlerinde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi.

Sözleşmeye göre, işveren, maden iş yerlerinde güvenlik ve sağlığa ilişkin risklerin ortadan kaldırılması veya en aza indirilmesine yönelik tedbirler alacak; işçilerin güvenli bir ortamda çalışma hakkını sağlayacak.

“MADEN YETKİLİLERİ BU FACİALARDAN DERS ALMIŞTIR, DİYEMEYİZ”

Yaşanan facialardan, yetkililerin yeterince ders almadığı ise çalışma hayatında hakim görüş olarak göze batıyor.

Ders alınmadığını kuvvetli bir şekilde dile getiren bir isim de Türk-İş’e Bağlı Maden-İş Sendikası’ndan Eğitim Uzmanı Fikret Sazak. Son 1 yıl içerisinde gerçekleşen büyük maden kazalarına yönelik değerlendirmelerde bulunan Sazak, ANKA’ya yaptığı açıklamada, maden yetkililerinin facialardan ders çıkarıp çıkarmamasının sübjektif bir konu olduğunu söyledi. Bu zamana kadar maden facialarının önlenmesine yönelik alınan tedbirlerin yeterli olmadığını belirten Fikret Sazak, asli faillerin hala ceza almadan ortada durduğunu vurguladı. Alınabilecek en büyük önlemin rödovans ve taşeron sisteminin ortadan kaldırılmasıyla oluşacağını belirten Sazak, görüşlerini, “Taşeron ve rödovans ortada duruyor. En büyük failler zaten bunlar. Tedbirlerle denetimler sıkılaştırılabilir ama bu asli failler ortadan kaldırılmadan bunlar denetim altına alınmadan maden yetkilileri bu kazalardan ders almış diyemeyiz” sözleriyle dile getirdi. Sazak bu açıklamaları yaparken alınan birtakım önlemlerin görmezden gelinmemesini de istiyor. İş güvenliği uzmanlarına verilen kısmı güvenceye işaret eden Sazak, şu tespitleri yapıyor:

“Bu olumlu bir düzenleme ama İş güvenliği uzmanı kesinlikle bağımsız bir fondan ücretini almalı. Kamu görevlisi güvence altında olmalı ki rahatlıkla işi durdurabilme yetkisi olsun. Çözüm için iş güvenliği yasaları torba yasalarla yapılmamalı. Bağımsız olmalı, böyle olunca yeterince üzerinde durulmuyor, tartışılmıyor. Torba yasa yapılmamalı.”

“MADENCİLER, ÖLDÜREN DEĞİL, İNSANCA YAŞATAN BİR ÇALIŞMA DÜZENİ İSTİYOR”

Yıllardır alanlarda işçilerin sorunlarını dile getiren isimlerin başında gelen DİSK Genel Başkanı Kani Beko, Soma’da yaşananların bir kaza olarak görülemeyeceğini vurguluyor. Beko, iş sağlığı ve iş güvenliği önlemi alınmadan, 301 işçinin ölüme sürüklendiği Soma’da bir iş cinayeti yaşandığının altını çizdi. Soma’da yaşananların asla unutulmayacağını belirten Beko, facianın ardından yaşananlara da şöyle değindi:

“Son olarak katliam yaşanan madenlerde çalışan 2 bin 821 işçi acımasızca işten atıldı. Somanın acısı dinmeden, sorumlular hesap vermeden, verilen sözler tutulmadan kalan sağlar işsiz bırakıldı. Amaç belli maden işçisini, açlıkla, işsizlikle ve ölümle terbiye etmeye çalışan bir mantık var. İşçiden hayatımızdan, haklarımızdan vazgeçtik demesini bekliyorlar.”

Kani Beko, 2014 yılının ilk 11 ayında bin 723 işçinin hayatını kaybettiğini, Türkiye’de 11 ayda sadece bir Soma katliamının değil, 6 Soma katliamının yaşandığının altını çizdi. DİSK Başkanı Beko, son olarak düzenlenen iş sağlığı güvenliği paketinin de maden sorunun merkezine tam olarak inmediğini belirtirken, “Çözüm diye getirdikleri paket madenlerdeki rödovansı kalıcı hale getirmektedir. Amaç işçinin canını değil, koltuklarını kurtarmaktır. Açıkladığınız paket hiçbir cinayeti önlemeyecektir. İşçilerin istediği bellidir. İşçiler, ‘Bizler öldüren değil, insanca yaşatan bir çalışma düzeni istiyoruz’ derler” ifadelerini kullandı.

Odatv.com

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

KaramanManisaRecep Tayyip ErdoğanSomaTürkiye Büyük Millet MeclisiZonguldakdiziolay
Görüş Bildir