Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

17 Bilinmeyen ile Leonardo Da Vinci'nin Zamanının Çok Ötesinde Bir İnsan Olduğunun Kanıtı

 > -

Herkesin hayatta bir idolü vardır hani; peşin sıra gitmek istediği, yetenek ve becerilerine saygı duyduğu. Benim için de bu kişi Leonardo Da Vinci’dir.. Sadece döneminin değil, insanlık tarihinin belki de en büyük dehalarından. 

Bugün de -2 Mayıs 1519- onun öldüğü günün yıl dönümü.

Onun hakkında o kadar çok enteresan ve ilgi çeken ayrıntı var ki..

#1

Örneğin, ateşi evrendeki en büyük güç saymıştır ve asıl adı Lionardo’dur. İsmi hecelere ayrıldığında her hece ateş anlamına gelir. Şöyle ki: li-on-nar-do. ‘Lion’ ateş grubunun burcu, ‘Nar’ Arapça'da ateş, ‘od' da yine Eski Türkçe’de ateş anlamındadır.

#2

Da Vinci’nin ölümünden sonra biz insanlara kalan belki de en önemli hatıraları meşhur not defterlerinde saklıdır. Enteresan olan ise notlarını sağdan sola ve tersten yazması. Bu da notlarını ancak aynayla okunabilir hale getirmiştir. Bu konudaki bir iddia solak olduğu için bu şekilde yazmayı tercih etmesidir. 

Peki, doğru mu derseniz; bilemeyiz..

#3

Ana rahmindeki bebeklerin resimlerini çizdiği dönemde, Papa'ya şikâyet edilmiş ve üç ceset açtığı anlaşılmıştır. Daha sonra şehri terk etmek durumunda kalmıştır. Bu çalışmaları ile rahimdeki bebeğin hiç bilinmeyen bilimsel çalışmalarını başlatmıştır.

#4

Kadavraları parçalayarak insan anatomisi üzerinde de çalışmalar yapmıştır. " Sadece damarların nasıl çalıştığının işlevini anlayabilmek için, on tane ceset açmak zorunda kaldım" diyordu Da Vinci notlarında. Yaşamı boyunca 30'u insan olmak üzere 100'ü aşkın kadavrada yaptığı anatomi çalışmaları sonucunda 779 anatomik çizim gerçekleştirmiştir.

#5

Da Vinci anatomi konusunda yapmış olduğu çalışmalar sırasında dikkat çekmemek için genellikle gece çalışmayı tercih edermiş.

#6

eksisozluk.com

Milano Düküne yazdığı ama gönderilip göndermediği kesinlik kazanmayan mektupta; savaş makinaları, saldırı ve savunma araçları, düşmanı kovalamak ya da kaçmak gerektiğinde kullanılabilecek hafifi köprüler, taşınması kolay hava topları, düşman saflarını yok edecek zırhlı araçlar ve alev püskürten aygıtlardan bahsetmiştir. Ayrıca mimarlık, suyun nakledilmesi ile ilgili projeleri de vardır.

#7

Da Vinci hayatı boyunca gökyüzü ile yakından ilgilenmiştir. Hatta en büyük isteği uçmaktır fakat maalesef dileğini gerçekleştiremeden ölmüştür. Göğü fethetme düşüncesi onu kuşlar üzerinde araştırma yapmaya iter. Kuşların havada uçarken iki ayrı hareket çizgisi oluşturduklarını gözlemler. Uçak, paraşüt, helikopter ve kanat tasarımı hava alanında yaptığı tasarımlardan sadece bazılarıdır.

#8

Büyük deha sadece gökyüzü ile değil aynı zamanda engin sular hakkında da fikirler yürütmüş ve balıklar gibi insanların da su altında yaşayabileceğine dair düşüncelerden yola çıkarak ilk denizaltı projelerini geliştirmiştir.

#9

Çıktığı bir yolculuk esnasında bir dizi ayrıntılı harita da hazırlamıştır. Çizdiği İmola kenti planı, Toscana, Emilia ve Romagna'nın fiziksel haritaları öylesine ayrıntılıdır ki; günümüz teknolojisi ile (uydu) hazırlanmış görüntülere neredeyse eştir.

#10

eksisozluk.com

Da Vinci yaya ve taşıt trafiğini ayırmayı teklif eden ilk kişidir.

#11

Da Vinci sadece kendi döneminin dikkatini çekmemiştir. Ölümünden 500 yıl sonra Parapsikolojinin yaratıcısı Sigmund Freud onun hakkında şöyle diyecektir:

“Hakikaten büyük Leonardo, yaşamı boyunca birden çok açıdan çocuk kaldı; aslında tüm büyük adamların çocukluklarının bir bölümünü saklı tutabildikleri de söylenebilir. O da yetişkin olduğunda bile oynamayı sürdürdü ve bu da onun çağdaşlarına çoğu kez garip ve anlaşılmaz görünmesinin bir başka nedeniydi.”

#12

www.sanatlog.com

Leonardo Da Vinci’nin yaşamı boyunca insanlığa bıraktığı gizem dolu çok şey olsa da ölümüne dek yanından ayırmadığı, her gittiği yere beraberinde götürdüğü ve ölümünden günümüze onun sembolü olan Mona Lisa tablosu sanıyorum ki içlerinde en dikkat çekeni. Peki, nedir bu tabloyu bu kadar değerli kılan buyurun ona bakalım şimdi de.

Zihinlerdeki ilk soru işareti tablodaki şahsın kim olduğudur. Bu konuda hâlâ tartışılmakta olup, esrarengiz Mona Lisa’nın kimliği ya da edinilebilecek bir bilgi konusunda bilimsel çalışmalar devam etmektedir

Leonardo’nun bu eserinde figürün arkasında uzanan manzaranın gittikçe soluklaşması, buğulu bir ton alması, üstadın bir buluşudur. Böylece o zamana kadar yalnızca çizgi perspektifiyle sağlanan derinlik, Leonardo’nun “sfumato” diye tanımladığı bu yeni buluşla, diğer eserlerine de daha inandırıcı bir boyut kazandırmış olup sanat camiasında bir ilke imza atmıştır.

#13

www.sanatlog.com

Da Vinci hakkında bu kadar yazdıktan sonra Marco Vitruvius’dan bahsetmemek olmazdı. Nasıl ki şu an bizler Da Vinci’yi kendimize örnek alıyorsak, Da Vinci’nin çalışmalarını incelediğimizde de Vitruvius etkisinden bahsetmeden geçemeyiz. 

Vitruvius, insan bedeninin sahip olduğu ideal bir orantıdan bahsetmiş ve ayrıca, sanattan anlamak için onun doğasına inilmesi gerektiğini savunarak, doğadaki uyum ile sanat eserlerinin kalıcılığı arasında ilişki kurmuştur. İnsan vücudunun ideal oranı Altın Oran’ın (Oranlar Kanunu), Leonardo’nun birçok çalışmasında önemli bir yeri vardır. İnsan vücudu ve evren arasında anatomik bir bağ kuran Leonardo’nun yukarıdaki eskizinde, karenin “maddesel” varlığı, dairenin ise “ruhsal” varlığı sembolize ettiği, bir nevi insanoğlunun farklı iki yönünü çizimine yansıttığı gibi görüşler öne sürülmektedir.

#14

Biraz uzun fakat kesinlikle en ilgi çekici bölüme geldik..

Leonardo da Vinci, Haliç’e köprü yapma isteğini bir mektupla II. Beyazıt’a iletmişti. 

Rönesans döneminin büyük mühendisi, tasarımcısı, anatomisti, ressamı, heykeltıraşı ve bilim insanı Leonardo da Vinci’nin (Vincili Leonardo) (1452-1519) tasarım dünyası İtalya ile sınırlı değildi. Yeteneklerine ve tutkularına uygun düşen bir yaratıcı etkinliğin nerede ve kim için olacağının onun açısından önemi yoktu. Onun etkinlik alanı tüm dünya, yararlı olmak istediği ise tüm insanlıktı. 

Osmanlı padişahı II. Beyazıt (1447-1512), Haliç üzerinde yolcuların geçmesine ve eşya nakline mahsus bir köprü yaptırmak istiyordu. II. Beyazıt bu tasarısı için bazı uzmanların fikirlerini almıştı. Bu soruşturmanın ve köprü projesi fikrinin Leonardo’ya kadar ulaşmış olduğu, uzun yıllar sonra bulunan bir belgeden anlaşılmaktadır. Bu belge, Leonardo’nun II. Beyazıt’a yazdığı bir mektubun Topkapı Sarayı arşivinde bulunan çevirisidir. Bu mektubunda Leonardo, çarkları rüzgârla dönen bir değirmenden ve gemilerin suyunu boşaltmaya yarayan bir tulumbadan söz ettikten sonra asıl konuya geçmekte ve Galata ile İstanbul arasında kurulacak köprüden bahsetmektedir. Leonardo bu konuda II. Beyazıt’a hitaben şunları yazmaktadır: 

“Acizleri, efendimizin Galata’dan İstanbul’a bir köprü kurdurmak için teşebbüse geçtiklerini işittim. Lakin bu işe ehil bir kimse bulamadıklarını öğrendim. Bu işten anlayan kulunuz, arzularınızı gerçekleştirebilir. Köprü, yüksek bir kemer üzerine kurulacaktır. Fakat bu kadar yüksek kemerli bir köprü üzerinden kimsenin geçmek cesaretini gösteremeyeceğini düşündüğüm için kenarlarını tahta parmaklıklarla örteceğim. Kemeri, o kadar yüksek tasarlamamın sebebi, altından yelkenlilerin rahatça geçebilmeleri içindir. 

Efendimiz Hazretleri irade buyururlarsa, Anadolu sahiline kadar uzayacak, gerektiğinde açılır kapanır bir köprü dahi inşa edebilirim. Burada su daima hareket halinde olduğundan kenarların aşınmaması için bir çare düşündüm. Bununla su akıntısı dirsek ve kenarlara zarar vermeyecektir. İnşallah Sultan Hazretleri, bu aciz kulunun sözlerine inancını bağışlar da onu her zaman hizmetlerinde görmeyi arzular ve cevap vermek lütuflarını esirgemezler.” 

Belgenin sonunda “Bu mektup temmuz ayının üçünde yazılmış ve yazılış tarihinden dört ay sonra ele geçmiştir” kaydı bulunmaktadır. Paris’te Institut de France kütüphanesinde bulunan Leonardo Kodeksi’nde sanatkârın el yazısını içeren bir köprü taslağının Galata ile İstanbul arasına yapılacak köprüye ait olduğu tahmin edilmektedir. Bu taslağın tarihi, kodekste 1502-1503 olarak gösterilmiş olduğundan mektubun da Osmanlı Sarayı’na bu tarihlerde gönderilmiş olduğu düşünülmektedir. 

Bu taslağa göre köprünün genişliği 25 metreden fazladır. Su seviyesinden yüksekliği 41 metreyi geçmekte, uzunluğu ise 350 metreyi bulmaktadır. Köprünün altında gemilerin geçmesine mahsus büyük bir kemer çizilmiştir. 

II. Beyazıt’ın arzusuna ve bazı girişimlere rağmen İstanbul ile Galata arasında bir köprü kurulamadı ve İstanbullular 1836 yılına kadar şehrin bu iki yakası arasında kayıkla gidip geldiler. 

Mektuptan gördüğümüz gibi, Leonardo sadece Haliç’e köprü planıyla yetinmemekte, Boğaz’a da açılıp kapanan bir köprü kurmayı önermektedir. Bu plan, Boğaziçi için düşünülmüş tarihteki ilk köprü tasarımı olabilir. Leonardo’nun tekliflerine olumlu bir cevap verilmediği açıktır. (Herhangi bir cevap verilip verilmediği de bilinmiyor). Osmanlılarda Batılı mühendislerin ve bilim insanlarının Müslüman olmadan istihdam edilebilmeleri ancak 18. yüzyılda mümkün olabilmiştir. (Mektubun Türkçeye çevirisinin başlangıcında Leonardo’dan söz edilirken “kâfirin gönderdiği mektup” ibaresi kullanılmaktadır). 16. yüzyılın başı, özellikle de II. Beyazıt’ın kendisi, Leonardo’nun Haliç’te bir köprü yapması için uygun koşullar oluşturmuyordu.

Yararlanılan Kaynaklar: 

Haluk Şehsuvaroğlu; Asırlar Boyunca İstanbul, Eserleri Olayları Kültürü, Fasikül 13, Cumhuriyet Gazetesi Okur Armağanı, İstanbul 2005. 

Abdülhak Adnan Adıvar; Hakikat Peşinde Emeklemeler, İstanbul 1954. 

Osman Bahadır'ın bu yazısı Cumhuriyet gazetesi Bilim Teknoloji ekinden alınmıştır.

#15

"Engeller beni durduramaz. Her engel, beni daha iyiye doğru kaçınılmaz bir değişime doğru iter. Gözünü bir yıldıza dikmiş kişi, kararını değiştirmez.'''

#16

"İyi geçirilmiş bir günün, mutlu bir uyku getirmesi gibi; iyi yaşanmış bir hayat da mutlu bir ölüm getirir."

#17

eksisozluk.com

Da Vinci 2 Mayıs 1519'da Cloux Şatosu'nda ölür. Ve son sözü:

"Çalışmalarım olması gereken kaliteye erişmediği için tanrıyı ve insanlığı gücendirdim."

Yaşadığı dönemin şartlarının çok çok üstünde olan beceri ve yeteneklerine; insanlığa hediye ettiği icat ve eserlerine rağmen çalışmalarını halen yetersiz görebilecek kadar da mütevazı bir insan. Hem de son nefesini vermeden önce...

Varın siz düşünün...

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
bbbbb

Aslında sadece solak değildir, her iki elini de aynı anda kullanabiliyormuş.

anil.kocaturk06

Köprü işi kötü olmuş keşke yapılsaydı.

kadir-ceylan

müslüman olsaymış da köprüyü yapsaymış pekekent :@

--heisenberg--

İşte Osmanlı hep bu egoları yüzünden battı. "Zaten üç kıtaya hükmediyoruz. Bize bir şey olmaz" düşüncesi, batının bilim ve sanat alanındaki gelişmelerini sırf Müslüman olmadıkları için reddetmeleri ve çöküş döneminin yenilikçi padişahları Genç Osman, II Mahmut, I. Abdullaziz, II Abdülhamit'in ya tahttan indirilmesi yada kim vurduya gitmesi koskoca imparatorluğun sonunu getirdi. Düşünüyorum da, Atatürk olmasa sonumuz ne olurdu?

lalettayin-bir-insan

osmanlı ile ilgili yazılan şu bilgileri peşinen doğru kabul etmek komik :)

lalettayin-bir-insan

bir de osmanlı battı diye üzülmek osmanlı hiç yıkılmayacak mı zannettiniz bu da komik :)

bukissse

Kafir diye takmamışlar adamı. Yazık.

Görüş Bildir