15 Madde ile Bir Yaşam Biçimi Olan Bedavacılığın Anatomisi

-

Yokluk, yoksulluk, özenme, ihtiyaç yahut eğlence. Ne sebeple olursa olsun; bedava ve beleş kavramlarının hayatımızda yeri ve önemi büyük. Tok olsanız da marketlerdeki ikram standlarını hiç es geçtiniz mi? Yolda gördüğünüz lokma, eşantiyon dağıtımlarında; bilinçaltınızdaki "beleşçiye" yenilip sıraya girmediniz mi? Sırf bedava diye dondurmanın üstüne çikolata ve fındık almıyor muyuz? Bu içerikte bedava ve beleşçiliğin anatomisini; bir noktada kendinizi ve bilinçaltınızdaki bedavacıyı bulacaksınız.

1. Dolmuş beleşçileri, şoförlerin korkulu rüyasıdır.

"Abi hemen ileride ineceğim", "Hocam bozuk yok" deyip 200 lira uzatanlar, şoför "ücretleri uzatın" diye seslenirken ölü taklidi yapanlar ve daha niceleri. Dolmuş bedavacılığı, en riskli bedavacılık türlerinden biridir. Zaten doğuştan sinirli, kavgacı olan dolmuşçulardan dayak yemek bir yana; duyarlı yolculardan da sık sık tepki görürler. Ben sırf dolmuşu bedavaya getirmek için 200 lirayı hiç bozdurmayan adam tanıyorum siz ne diyorsunuz ya?

2. Toplu taşıma bedavacılığı, metropol insanını kederlendiren bir bedavacılıktır.

"Kartta para kalmamış benim yerime basar mısınız ben size ödeyeyim" diye başlayıp "yahu bozuk yokmuş tüh" ile devam eden dev macerayı, her gün binlerce metropol insanı yaşıyor. Yine de gönülleri razı olmuyor. Basıyorlar toplu taşıma kartını. Gün gelip kart okuyucu "YETERSİZ BAKİYE" diye insan için höykürüp, yerin dibine batırdığında anımsıyor bu bedavacıları ve kederleniyor.

3. Bakkal bedavacılığı geleneklerimizden biridir.

"Bir Demet Tiyatro"nun Beleşçi İrfan'ı ile belleklerimize kazınmış bakkal bedavacılığı; küçüklükten başlayıp "abi 50 kuruş eksik hakkını helal et" ile 40'lı yaşlara kadar uygulanan bir geleneğimizdir. Süpermarketler çıktı çıkalı unutulmaya yüz tutan bu geleneğimizi yaşatmamız gerek.

4. Bakkal bedavacısı "ne koparsam kardır" insanıdır.

Bakkal bedavacısının hedefleri küçüktür, bazen bir sakız, kimi zaman da bir dal sigara için bakkalı darlar. Esnaflığın kitabını yazmış bakkal ise, bizzat Erzurumlu Pasinler'de "Kardeşler Bakkaliyesi" işletmecisi Mahmut Kesal tarafından söylenip Robert Bosch tarafından çalınan mottosu "Müşteri kaybetmektense para kaybetmeyi tercih ederim" ile hareket ederek; küçük hesaplar insanı müşterisini geri çevirmez. Hatta zamanla bakkal bedavacılığı, bakkalın yanında oturan, o bir yere gittiğinde dükkana bakan bakkal çıraklığına doğru da evrilmiştir.

5. Kafe interneti bedavacısı, zararsız gibi görünse de kota düşmanıdır.

Yeni nesil kahvecilerin piyasayı domine etmesiyle nüfusları hızla çoğalan kafe interneti bedavacıları; içtikleri 6-7 liralık kahvenin acısını çıkarırcasına interneti sömürür. Bakın İstiklal xxxxbucks'ta torrentten film indiren gördüm ben. Ayıp yahu. Hem hızı düşürüyor, adeta sömürüyorsun bir de adamların kotasını dolduruyorsun.

6. Kaykay, bisiklet, paten tipi gezer bedavacılarla trafikte sık sık karşılaşmanız mümkün.

Sözde kendi enerjisi ile seyahat ettiği ile övünüp, ilk fırsatta otobüslerin tramvaylarına arkasına tutunup yol alan bu tip bedavacılar; trafiği tehlikeye atmalarının yanı sıra sağda solda övündükleri "çevreci, kendi işini kendi gören kent insanı" hallerine de ihanet etmektedir. Bunların İstanbul'da iki ana üssü vardır dostlar. Biri Kadıköy rıhtım, biri de Beşiktaş iskelesindeki Barbaros Hayrettin Paşa heykelinin arkasındaki boş alan. Çoluğunuz çocuğunuz bunların arasındaysa geçmişler olsun hele bir de garip kaykaylar  çıktı şimdi iki parça; her gün 2 tanesini acile kaldırıyorlar düşüp kafalarını yardıkları için.

7. Konaklama bedavacısı, motel ve hostellerin baş düşmanıdır.

Konaklama bedavacısı, "şehri 2 gün gezeceğim, isterseniz sabahları bulaşık yıkarım ama kalmaya para vermeyeyim" önerisiyle motel ve hostel sahiplerini darlarlar. Hostel sahipleri, misafirperverliğin sınırlarını zorlayarak hem de Foursquare ve Trip Advisor'da kötü yorum bırakıp işlerini bozmasınlar diye bunları kabul eder. Heh işte o an bittikleri andır. Bunlar havlu da çalar efendim, tuvaleti kağıtla da tıkar, odada sigara da içer. Ayıp yani adam sana bi oda açmış şu hayvanlığı yapmanın ne lüzumu var?

8. Bedavacılık bir yaşam tarzıdır.

Bedavacılık kimisi için bir spor, kimisi için ise bir yaşam biçimidir. Belçikalı Titus Clarysse; 100'ün üzerinde restorana dadanması ve hiç birinde hesap ödememesi ile ünlenmiştir. Yemeği yedikten sonra parasının olmadığını söyleyen Titus; bazen olaysız salıverilmiş, bazen saatlerce nezarethanede tutulmuştur. Evinde ölü bulunan Titus'un, yine bir hesap mevzusu sonrası öldürüldüğünden şüphelenilmekte. Ne diyelim bedavacılık iyi güzel de işte böyle yan etkileri var.

9. Bedavacılık, bazen iyi amaçlara da hizmet eder.

Kırşehir'de vatandaşlara yapılan ceviz fidanı dağıtımına dair gördüğünüz bu fotoğrafta; bedavacılığın en masum hallerinden birini görüyorsunuz. Orman İşletme Müdürlüğü "dur vatandaşa bir kıyak yapayım" deyip ceviz fidanı dağıtıyor, ama onda da arbede çıkıyor. Neden? Çünkü o fidanlar bedava. Sayısı çok olsa da, hatta tüm Kırşehir nüfusuna 2 şer tane dağıtacak kadar çok fidan vatandaşa sunulsa da yine de izdiham olur. Çünkü halkımız bedavayı sever. Kim sevmez ki?

10. Bedavacılık, ülkenin neresinde bedavadan ne dağıtılacak an be an takip etmeyi gerektirir.

Bedavacılık sistemli olmayı, planlı çalışmayı gerektirir. Her gün takip edeceksin nerede ne dağıtılıyor diye. Denizli'de yapılan eşantiyon havlu dağıtımında çıkan izdihamın, zabıtaların olaya müdahale etmesinin bir sebebi de budur belki. Nerede ne bedavaya dağıtılıyor, bunu takip edebileceğiniz siteler bile var artık. Teknoloji geliştikçe, belki de dağıtıma kendimiz yerine gönderebileceğimiz kişiler bile kiralayabileceğiz. Gözlerinizin kamaştığını görür gibiyim.

11. Bedavacılık heyecanlıdır.

Bedavacılık heyecanlıdır, adrenalin doludur. "Acaba kapacak mıyım?", "Bana kalacak mı?", "Ya birisi elimden yakaladığım şeyi kaparsa?" gibi düşüncelerle dahil olunan "dağıtım grubunda"; dağıtım süresince müthiş bir heyecan yaşanır. Eller dakikalarca havada durur. Bazen saatlerce ayakta beklenir. Ama bir bedavacının, promosyon ürünü kaptığı an... İşte o an onun için cennettir.

12. Kahve bedavacılığı, zaman içinde yancılık olarak adlandırılmıştır.

Kahvede kağıt yahut okey oynayanların hemen arasında bulunan, karikatürlerden de bileceğiniz üzere göğüs kafesi masaya dayanmaktan hafif içeri göçen; sadece çay, kahve değil masada ne varsa hepsinden talep edebilen ve hiç bir şekilde ücret ödemeyen adamdır yancı. Kahve bedavacılığı yahut güncel adıyla yancılık; yeni nesil kahvelerin pıtırak gibi çoğalmasıyla unutulmaya yüz tutan değerlerimizdendir. Ama görüyorsunuz elin basketbolcusu gelip değerimize sahip çıkıyor. Utanmalıyız.

13. Market ikramı bedavacılığı, bir nevi diyettir. Az yenir ancak bol çeşit denenir.

Süpermarketlerin sayısı arttıkça, müşteri çekmeleri de zorlaştı haliyle. Hem de artan ürün grupları yüzünden, belirli ürünlerin öne çıkması için yeni reklam tiplerinin keşfi ihtiyacı doğdu. Bu ihtiyaçla, market standlarında yemek ikramları başladı. Bazen şokella, bazen peynir zeytin, bazen sucuk; hangimiz bu ikramlara dadanmadık ki? Süpermaket tipi bedavacı da, gün gün marketleri takip eder; nerede hangi ürün ikram ediliyor hepsini bilir. Az yer, öz yer. Peynir alırken en az 5 farklı çeşidin tadına bakar.

14. Yemek bedavacılığı, detaylıca incelenmesi gereken bir bedavacılık türüdür.

Yemek bedavacılığında "doymak, yeteri kadar yemek" diye bir kavram yoktur. "Ağız ve el aldığı kadar" kavramı vardır. O el o ağız bi tıkabasa dolacak. Nefes alamayacaksın. Ancak böyle yemek bedavacısı olunur.

15. Yemek bedavacısı çeviktir, atiktir, zekidir.

Yemek bedavacısı, dağıtımın hangi noktadan başlayacağını, muhtemel bitiş zamanını ve nereden kalabalığı yararsa daha çok besin elde edeceğini kısa zamanda hesaplar ve harekete geçer. Çeviktir. Normalde 2 elmayı zor tutuyorsa, bedava elma dağıtıldığında gerekirse atletine atar elmaları ama 6 tane alır. Pilav dağıtılıyorsa "evde  çocuklar var" deyip 2 paket daha fazla alır. Mottosu "daha fazla, hep daha fazla al" olan yemek bedavacısı; çevikliği, keskin zekası, depolama kapasitesi ile dağıtım yapanların korkulu rüyasıdır.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
ibrahim.kilic90

her zaman düşünmüşümdür " Bedava ne dağıtılsa halk rağbet etmez diye" yerde bulduğum prezarvatif kutusundan sonra bu olabilir dedim"

memcho

#6 dakilerin gidişat sakat gibi.

barlas-pl

en güzel bedava ürün redbulldur. hem güzel kız, hem araba kovalamaca sahnesi, hem macera ne ararsan var :D üstelik alamama ihtimalin de var. bazıları tipin çok yamuksa kalmadı yok bitti diyip muhattap bile almıyolar. bi kere gece 1 buçuk muydu neydi yolda bisikletle dolanıyorum. yandan bi el uzandı lan dedim yine hangi mal bulaşıyo gece gece, pısstt diye açılma sesi geldi bi döndüm hatun camdan redbullu açıp bana uzatmış. gidiyoruz da bu arada. aldım teşekkür ettim ama hatun hiç bakmadı bile o kadar da cool du. dedim vay a-ke. öyle rüya gibi bi geceydi :))))))

Gizli Kullanıcı

Bende bir zamanlar öğrenciyken; bir kuruyemiş firmasının, büyük marketlerdeki standında çeşitleri tanıtıyordum. Kendi malzememi fazla tüketmemem söylendiğinden yandaki hanım ablamızın -gençlere karşı şefkatini de kullanarak- standından bol bol türk kahvesi içiyodum. Sırf bedava diye az kalsın kalp krizi geçiriyodum...

cakma-trakyali

yok sevmiyorum bu tipleri

Başlıklar

Beşiktaş Jimnastik KulübüÇikolataİstanbulTercihTiyatroçayet
Görüş Bildir