'Et Üreticiden Markete Yüzde 70 Zamlanıyor'

 > -
3 dakikada okuyabilirsiniz

TZOB Genel Başkanı Bayraktar, üreticiden markete kuzu eti fiyatının yüzde 71,38, dana eti fiyatının da yüzde 62,17 arttığını belirterek, "Zaman zaman perakende fiyata bakılarak kırmızı ette ithalat sesleri de gündeme geliyor. Et ithalatı için yurt dışına ödediğimiz her döviz, hayvancılığımızda bir adım gerilememize neden oluyor" dedi.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı, Şemsi Bayraktar tarım sektöründe yaşanan gelişmelere ilişkin basın toplantısı düzenledi. Son dönemde Türkiye'nin genelinde mevsim normallerinin altında gerçekleşen hava sıcaklıklarının, hububatı, sebze ve meyveyi olumsuz etkilediğini anlatan Bayraktar, buna bağlı olarak ürün fiyatlarının da arttığını söyledi.

Bazı ürünlerin fiyatlarında görülen artışların, iklim şartlarından değil üretici ile market fiyatları arasındaki büyük farklardan kaynaklandığını vurgulayan Bayraktar, "Hava şartlarından kaynaklı gelişmeler, üretici fiyatlarından çok tüketici fiyatlarına daha fazla yansımış ve ürünlerin sofralara daha pahalı ulaşmasına neden olmuştur" diye konuştu.

'Kuru soğanın markette ortalama 2 liraya satılması gerekirken 3 lira 50 kuruş olmasının izah edilemez'

Bahçede fiyatı 1 lira 25 kuruş olan mandalinanın markette 3 lira 18 kuruşa, üretici fiyatı 1 lira 55 kuruş olan kuru soğanın 2 lira 84 kuruşa satıldığını ifade eden Bayraktar, markette 6 lira fiyatla tüketiciye sunulan salatalığın sera çıkış fiyatının ise 2 lira civarında olduğunu, hiçbir gerekçenin aradaki bu farkı makul gösteremeyeceğini söyledi.

Bayraktar, kuru soğanın da hasat döneminde üreticinin elinden 45 kuruştan çıktığını, halen üreticide 1 lira 55 kuruş olan kuru soğanın markette ortalama 2 liraya satılması gerekirken 3 lira 50 kuruş olmasının izah edilemeyeceğini dile getirdi. 

Bayraktar, düşük hava sıcaklıklarının özellikle hububatın dondan etkilenmesine neden olduğuna dikkati çekerek, Çankırı’da arpa ve buğdayda don kesiği görüldüğünü, Konya’da ise yağış yetersizliği nedeniyle geç ekilen alanlarda yüzde 20-30’lara ulaşan zarar beklendiğini bildirdi.

Afyonkarahisar’da ise arpa ve buğdayın, Bursa Karacabey ve Yenişehir’de pırasa, brokoli ve karnabaharın, İzmir Ödemiş’te patatesin, Samsun Çarşamba’da marul, ıspanak ve lahananın dondan zarar gördüğüne dikkati çeken Bayraktar, meyveler arasında da en fazla etkilenen ürün grubunun ise narenciye olduğunu belirtti. 

Bayraktar, özellikle limonda ikinci hasat döneminde kaybın yüzde 50’ye ulaşacağının tahmin edildiğini vurgulayarak, meyve ağaçlarında don riskinin devlet destekli tarım sigortaları kapsamında olduğunu, üreticilerin, don riskine karşı mutlaka sigorta yaptırması gerektiğini vurguladı.

'Et ithalatı için yurt dışına ödediğimiz her döviz, hayvancılığımızda bir adım gerilememize neden oluyor'

Kırmızı et fiyatlarına ilişkin açıklamalarda da bulunan Bayraktar, şöyle konuştu:

"Ocak ayında üreticide kilogramı 26 lira 25 kuruş olan kuzu eti, markette 44 lira 99 kuruşa, 24 lira 76 kuruş olan dana eti, markette 40 lira 15 kuruşa satılmaktadır. Üreticiden markete kuzu eti fiyatı yüzde 71,38, dana eti fiyatı yüzde 62,17 artmaktadır. 

Zaman zaman perakende fiyata bakılarak kırmızı ette ithalat sesleri de gündeme geliyor. Birçoğu masum taleplermiş gibi görünse de uzun vadede ithalatın hayvancılığımızı hangi noktalara sürüklediğini geçmiş tecrübelerimiz bize gösterdi. Et ithalatı için yurt dışına ödediğimiz her döviz, hayvancılığımızda bir adım gerilememize neden oluyor. Bu yöntem başka ülkelerin besicilerini desteklerken, kendi üreticimiz ve et üretimimize olumsuz yansıyor. Bunun acı örneklerini et ithalatı yaptığımız yıllarda yaşadık. Ancak son yıllarda kararlı bir şekilde belli miktarın dışında et ithalatı yapılmaması, hayvancılık sektörümüze olumlu yansıdı, önemli mesafeler kat ettik. Et ve süt üretimimiz giderek artan bir ivme yakaladı. bugün de yapmamız gereken bu kararlı duruşu devam ettirmek, ithalatı sadece ve sadece besi ve damızlık materyaliyle sınırlı tutmaktır. Bunu da üreticimize zarar vermeyecek şekilde kontrollü yapmak zorundayız.

'Yapılması gereken, ithalat değil, üretimin sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulmasıdır'

Her ithalat dedikodusunda üreticilerimiz arasında tedirginliğe ve kararsızlığa neden olan bu tür söylemlerden uzak durulması gerekir. Kolay yoldan kazanç elde edilmesinin bir yöntemi gibi görülen bu yol, ne ülkemiz için ne çiftçimiz için ne de hayvancılık sektörümüz için doğru bir yoldur.

Yapılması gereken, ithalat değil kısa, orta ve uzun vadeli politikalarla üretimin sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulmasıdır. Bu politikalar hayata geçirildiği takdirde, neredeyse maliyetine üretim yapan çiftçimiz, emin olun bütün beklentilere cevap verecek, üretimi artıracak ve fiyatların aşağı düşürülmesi için başka her türlü bahaneyi de ortadan kaldıracaktır." Buzağı ölümlerini, damızlıkların kasaba gönderilmesini önleyici tedbirlerin alınması gerektiğini ifade eden Bayraktar, "Besicilere verilen desteğe devam edilmesi, ette KDV’nin yüzde 8’den yüzde 1’e indirilmesi, pazarlama kanallarını kısaltacak tedbirlerin alınması, olası spekülasyonları önlemeye yönelik piyasanın sıkı takip edilmesi gerekiyor" dedi.

Ajanslar

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

AfyonBursaDövizİzmirKırmızı EtSamsunetmeyve
Görüş Bildir