Umudunu Hiç Kaybetmedi! Yıllardır Sokakta Yaşayan Şirinevler'in 'Kuşçu Baba'sı Bekir Bostancı'nın Hikayesi...

 > -

Şirinevler'de her gün yanından yüzlerce belki de binlerce insanın gelip geçtiği 59 yaşındaki Bekir Bostancı, namı diğer 'Kuşçu Baba'nın hikayesiyle karşınızdayız. 15 yaşında üvey anne ve babasının yaptıklarına dayanamayarak evini terk eden Bostancı o gün bugündür sokaklarda ve bazen de teknelerde geceleyerek hayatta kaldı. Şu an ise Şirinevler'de kuşlar için yem satıyor. Onun yaptığı sadece maddi kaygı güttüğü bir iş değil çünkü her gün kuşları kontrol ederek onları ayaklarına veya kanatlarına dolanan iplerden kurtarıyor.

Gelin güzel yürekli Bostancı'nın hikayesine yakından bakalım.

Gün, Bostancı için çok erken saatlerde başlıyor çünkü şu an yol kenarındaki bir ağacın altında uyuyor.

Eşyalarını topladıktan doğruca Şirinevler'e gidiyor ve meydandaki güvercinlerin karnını doyurup, su veriyor.

Anadolu Ajansı'nda yer alan habere göre, ayağına ip ya da çeşitli malzemeler dolaşan kuşlara yardımcı olan Bostancı, hasta kuşları da veterinere götürerek bakımlarını sağlıyor.

15 yaşında evden kaçtıktan sonra dedesinin yanında balıkçılık öğrendi ve 2005 yılına kadar bu şekilde geçindi.

O dönemde, rahmetli dedesi sayesinde hayatının kurtulduğunu, denizi, denizaltı dünyasını, kaptanlığı dedesinden öğrendiği için ayakta kalabildiğini anlatan Bostancı, "Anne ve babamdan çok, dedem benimle ilgileniyordu." dedi.

Evden kaçtıktan sonra denizle ilgili işlerde çalıştığını hatta bir dönem merhum gazeteci Savaş Ay'ın teknesinin kaptanlığını yaptığını belirten Bostancı, 2005 yılına kadar ekmeğini dedesinin kendisine bıraktığı en değerli miras olan kaptanlıktan kazandığını vurguladı.

Tekneyle yurt dışına götürdüğü bir turistin pasaportunun sahte çıkması üzerine hapse girdi

Talihsizlikler bununla da sınırlı kalmadı. Bostancı geçirdiği bir kaza sonrası omuriliğinin zedelenmesi nedeniyle çok sevdiği dalgıçlığa ve balıkçılığa devam edemedi.

Tüm yaşadıklarından sonra Şirinevler'de yem satıp kuşlarla vakit geçirmeye başladı: 'Onlar benim evlatlarım'

Bostancı, kuşlar için büyük yoğurt kaplarına su koyarken bir gencin yanına gelerek, kuşları velinimet olarak görüp görmediğini sorduğunu dile getirerek, "Asla!' dedim. Onlar benim evlatlarım. İnsanlar buğday almasalar bile ben onları beslemek zorundayım. İnsan evladını aç bırakabilir mi?" diye konuştu.

Yaşamaya dair umutları da atlattıkları badirelere rağmen bitmedi: 'Daha yaşayacak günlerim var.'

Havalar henüz soğuk olmadığı için sokakta idare edebildiğini belirten Bostancı, hayallerini ise şöyle anlattı:

"Hissettiğim kadarıyla bu kış sert geçecek. Benim de acilen bir yuvaya ihtiyacım var. Keşke birisi çıksa ve 'Gel benim teknemin 7/24 bakımlarını yap, onu temizle ve her an kullanımıma hazır halde beklet' dese, çok mutlu olurum. Çünkü deniz benim huzur bulduğum yer. Ya da bir hayırsever inşaatında bekçilik işi verse. Ben çalışmaya hazırım. Yeter ki insanlar beni görmezden gelmesinler. Daha yaşayacak günlerim var, ben daha ölmedim."

Hikayeyi bir kerede kahramanının cümlelerinden dinleyelim 👇

Onedio Gündem'i Facebook'tan takip etmeyi unutmayın!

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Savaşanne
Görüş Bildir