Türk Sinemasının En Yaratıcı ve Yüz Akı Yönetmenlerinden Metin Erksan'ın Mutlaka İzlemeniz Gereken 13 Filmi

-

Metin Erksan deyince akan sular durur. Eserleri ile sinemamızda birçok ilke imza atan ustanın en iyi filmlerine mutlaka bir göz atın.

Kaynak...

1. Karanlık Dünya-Aşık Veysel Belgeseli (1952): Metin Erksan'ın bir sinema eleştirmeniyken tamamen tesadüf eseri yönetmenliğe adım atacağı ilk film.

Köy yaşamına gerçekçi bakışı ve şiirsel anlatımıyla yönetmenin siyasal duyarlılığını anlatan film sansürce yasaklandı. Sebebi ise başakların kısa olması yani Türk toprakları verimsiz gösterildiği için film kesilmiştir. Yapımcı çeşitli sahneleri atıp kısaltarak ve Erksan'ın çekmediği sahneleri ekleyerek filmi bir yıl sonra gösterime soktu.

2. Yılanların Öcü (1962): Türk sinemasının ilk üçlemesi olan filmin birincisidir. Uzun süre mülkiyet kavramına kafa yoran Metin Erksan, bu filmde "toprak mülkiyeti" konusunu ele aldı.

Fakir Baykurt'un aynı eserinden senaryolaştırılıp filme alınan Yılanların Öcü, sansür karşısında yılmayan ve cesaretle film çekmeye devam eden yönetmenin en sert eserlerinden biri. Dönemin siyasi sahnesinde yankı bulan, basının uzun bir süre ilgisini çeken Yılanların Öcü, "köy gerçekleri" konusunu işleyen toplumsal gerçekçi bir film. Yaşlı anası Irazca, karısı ve üç çocuğuyla küçük toprağını ekerek geçimini sağlayan Kara Bayram'ın yoksul hayatını izleyen film, muhtarın köyün ortak arazisinden bir bölümü Deli Haceli'ye satmasıyla Haceli'nin yapacağı evin kendi evinin tam önünde olması sonucu huzursuzlanır.
Fakirliği fazla göze sokmadan gerçek ve dirençli karakterler yaratan Erksan, mülkiyet temasının altını çizer. Yılanların Öcü, 1966 yılında Kartaca Film Şenliği'nde en iyi film seçildi.

3. Susuz Yaz (1963): İkinci mülkiyet ise su üzerine. Her bakımdan bir ilk olan film Türk sinemasının yurt dışında ilk kez ödül alan filmi olma özelliğini taşıyor.

Susuz Yaz'dan sonra devlet kanunları değişti. Metin Erksan: "Filmi çektiğim zaman su kaynakları hariç bütün sular devletindi. Yalnız kaynaklar kimin tapulu arazisinde çıkıyorsa ona aitti. Ama filmden sonra kanun çıktı, kaynaklar devlete geçti."

Susuz Yaz, içerisinde barındırdığı kuvvetli siyasi taşlamaları ile politik sinemamızın az sayıdaki örneğinden biridir. Ülkemizde uzunca süre gösterimi yasaklanan yapıt Berlin Film Festivali'nde Altın Ayı ödülünü kazanarak olağanüstü bir başarı göstermiştir.

Hülya Koçyiğit'in ilk filmidir. Ve Erol Taş belki de bu filmden sonra Erol Taş olmuştur.

4. Kuyu (1968): Mülkiyet üçlemesinin son filmi ise bir kadın üzerinden insan bedeni mülkiyetini en çarpıcı şekilde anlatıyor.

Bir erkek uzaktan gördüğü kızı kaçırır ve kızın gönlü olmamasına rağmen hayatına ortak eder, bu olay uzun soluklu, tutkulu ve nefret dolu bir ilişkiyi başlatır. Bu beraberlikte erkek-kadın arasındaki iktidar ve güç ilişkisinin ve aşkın tüm boyutlarını görürüz.
Metin Erksan, sert yönleriyle bugün için bile sıradışı duruşunu koruyan bu filmden önce insanın mülkiyetle ilişkisini sorgulayan bir roman uyarlamak istemiş ve roman bulamayınca Kuyu’yu yazmıştı.
Gösterildiği yıllarda çok fazla anlaşılmayan ve yıllar sonra sinema akademisyenlerinin ve eleştirmenlerin katkısıyla başyapıt ilan edilen Kuyu, 1. Adana Film Şenliği’nde, En Başarılı Film Ödülü ve En Başarılı Yönetmen ödülü olmak üzere pek çok önemli ödül kazandı.

5. Sevmek Zamanı (1965): Metin Erksan deyince herkesin gönlünü fetheden film. Bir benzeri daha gelmeyecek, bir kadının resmine aşık olan bir adamın ilginç aşk hikayesi.

Adada ustasıyla birlikte boyacılık yapan Halil, çeşitli evlerde çalışmaktadır. Bir gün çalışmaya gittiği bir köşkün duvarında asılı halde gördüğü bir kadın resmine aşık olur. Uzun bir süre boyunca resime bakmak için sık sık evi ziyaret eden Halil, bu güzel kadının suretine tarifi zor bir biçimde aşık olmuştur. Yine bu ziyaretlerden birinde, fotoğrafını gördüğü kadın, Meral, ansızın çıkagelir. Halil'in suretine aşık olduğunu öğrenen Meral, bu durumdan fazlasıyla etkilenir. Aralarında bir şeyler olacağını, Halil'in çok özel bir adam olduğunu düşünen genç kadın Halil'le aralarında özel bir şeyler olacağını düşünür. Ancak Halil yalnızca Meral'in resmine aşık olmuştur, kendisine değil...
Sinemamızın en önemli birkaç eserinden biri olan, Metin Erksan imzalı Sevmek Zamanı, yaratıcı konusu ve kaynağını aldığı psikolojik çözümlemelerle bir emsali daha çekilmesi mümkün olmayan son derece dokunaklı ve hüzünlü bir film.

6. Acı Hayat (1962): O kadar iyi bir senaryosu var ki defalarca farklı kişiler tarafından çekilmiş filmdir. Banu Alkan ve Ümit Besen 'Nikah Masası' ve yıllar sonra İbrahim Erkal ve Emine Ün versiyonu 'Canısı'.

Acı Hayat, birbirini seven Mehmet ile Nermin’in hikayesini anlatıyor. Bir tersanede kaynak işçisi olarak çalışan Mehmet ile manikürcü Nermin birbirlerine aşıktır. Evlenip mutlu bir yuvaya sahip olmayı arzulayan çift hazırlıklara başlar. Fakat bütçelerine uygun bir ev bulamazlar. Nermin artık gecekondu hayatından bıkmıştır ve Ender’in zengin olması onun teklifini kabul etmesine neden olur. Ancak Ender’in ailesi bu evliliğe razı gelmez. Yaşananlardan sonra Mehmet’ten ayrıldığına pişman olan Nermin ona geri dönmek ister. Sevdiği kadının kendisini terk edip zengin bir adama gitmesini kabullenemeyen Mehmet intikam almak için büyük bir plan yapar.

7. Hicran Yarası (1959): Bir röportajında en sevdiğim filmim diye bahsetmiş. Öyle ki Sevmek Zamanı'ndan bile daha çok seviyormuş bu filmini Metin Erksan.

Metin Erksan'ın yazıp yönettiği bu film, 2 arkadaşıyla bir gecekonduda yaşayan sokak şarkıcısı Ali ve sevdiği kızın evlenmeye karar vermesi ile başlar. Fakat Ali'yi komşu kızı Dansöz Özcan ve zengin bir dul da sevmektedir. Ali'yi meşhur edeceğini söyleyen zengin dul Ali'nin ilgisizliği yüzünden jigolosunun kollarında intihar eder ve katil olarak Ali tutuklanır. Ali'in sevdiği kız ise maddi zorluklar nedeniyle mahallenin kasabıyla evlenir.

8. Kadın Hamlet-İntikam Meleği (1976): Shakespeare'in Hamlet'i tüm dünyada defalarca uyarlandı. Metin Erksan ise bambaşka bir yorum getirerek Hamlet'i kadın yaptı. Üstelik Fatma Girik ayrıcalığıyla.

Babası öldürülen Hamlet'in intikam hikayesini bir de böyle izleyin.

9. Şoför Nebahat (1960): Yine pek çok versiyonu olan filmin ilkini Metin Erksan çekmiştir. Senaryosunu Attila İlhan, Atıf Yılmaz ve Metin Erksan yazdı.

Hayatını kazanmak zorunda kalıp şoförlük yapan Nebahat'la, ona musallat olan Gececi Neşet'in hikayesi.

10. Hanende Melek (1973): Sinema değil bir TV filmi olan eserin hikayesi Sabahattin Ali'ye ait.

"Eğer bu yaşta gelen tutkunluk rezillikse ben rezil olmaya razıyım."
Dava vekili, kasabaya yeni gelen şarkıcı Melek´e aşık olur. Her akşam onu dinlemeye gider. Kadını ikna etmek için türlü türlü hediyeler sunar, fakat rüyalarını süsleyen bu kadın ona hiçbir zaman beklediği cevabı vermez.

11. Gecelerin Ötesi (1960): Küçük Amerika hayallerinde yaşayan 7 gencin hikayesi. Dönemin Türkiye'sine siyasi ve sosyo-ekonomik yapısına sert bir eleştiri niteliğinde.

Aynı mahallede yaşayan yedi gencin hikayesini anlatan Gecelerin Ötesi, farklı yaşantılara ve hayallere sahip olan gençlerin ortak yanı olan paranın mutluluk getireceği inancını izliyor.
Hayallerine ulaşmak için bir çete kuran bu gençler, benzin istasyonlarını soymaya başlarlar. Uzun yol şoförü Fehmi, ailesine bakmak zorunda kalan dokumacı Ekrem, Amerika'ya gidip şöhret olmak isteyen Rock'n Roll meraklısı müzisyenler Sezai ve Yüksel, idealist tiyatrocu Cevat ve mutsuz bir ressam olan Ayhan'ın kurduğu bu çete, her mahallede milyoner yetiştiren siyasi düzenin kurbanları üzerinden ekonomik ve kültürel yapıya sert bir eleştiri.

12. Suçlular Aramızda (1964): 1965 yılında Metin Erksan'a İzmir Enternasyonal Fuarı 1. Film Şenliği'nde "En İyi Yönetmen" ve aynı yıl Milano Film Festivali'nde "En İyi Sosyal İçerikli Film" ödüllerini kazandırdı.

İstanbul'da yaşayan zengin bir ailenin konağında, oldukça kıymetli olan bir kolye çalınır. Hırsızın evin içinden bir kişi olduğu şüphesiyle evin sahipleri, evde çalışanlara sınıf farklılıkları, önyargılar ile yaklaşmaya başlar. Üstelik kolye sahtedir.
Suçlular Aramızda, çalıntı bir sahte kolyenin etrafında gelişen olayları ve cinayetleri izleyen bir film. Bir toplum eleştirisi olan film, farklı çevrelerde geçen ve bir polisiye romanı andıran yapısı ile oldukça beğeni kazanmıştır.

13. Geçmiş Zaman Elbiseleri (1973): Son olarak Metin Erksan'ın yine zamanın ötesinde bir filmi. Oldukça fantastik ve ürpertici güzellikte...

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Abdullah Efendi’nin Rüyaları isimli kitabında bulunan aynı adlı hikayeden esinlenerek TRT için çekilen film kendini tesadüflerin eline bırakmış genç bir adamın başından yaklaşık bir gün içinde geçen olayları anlatıyor. Orijinal hikayede olduğu gibi filmde de adı belirtilmeyen adam, gece sevgilisiyle buluşacağı için çok heyecanlıdır. Buluşma saati gelinceye kadar odasından çıkmak istemez, fakat yine de arkadaşının ısrarlarına dayanamayıp dışarı çıkar. Korktuğu başına gelir ve gecenin devamında talihsiz tesadüfler peşini bırakmaz. Rüya ile gerçek arasındaki çizginin belirsizleştiği bu gecede geçmiş zaman elbiseleri giyen bir kıza aşık olur. Kız adama hasta babasını anlatır, hasta baba ise adamın aşık olduğu kızdan karısı diye söz etmektedir. Adamın kafası karışır ama aşkının peşinden gitmeye de kararlıdır.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
armagan-gunduz

hocamdı. harika bir adamdı. gerçek anlamda bir dahiydi. nur içinde yatsın.

Görüş Bildir