Talihsiz Bir Bürokratın Hikayesi: Osmanlı'nın Son Sadrazamı Ahmed Tevfik Paşa

-
3 dakikada okuyabilirsiniz

Tevfik Paşa Osmanlı bürokrasisine en alt makamdan katılıp en yüksek mevkiye ulaşmış birisiydi. Fakat çok zor bir dönemde sadrazamlık görevine getirilmişti. Bu başarılı Osmanlı bürokratı hakkıyla ulaştığı bu makamın gururunu değil, sıkıntılarını yaşayacaktı.

1845'te başkent İstanbul'da doğan Ahmed Tevfik Bey ilk eğitiminden sonra o dönemdeki çoğu Osmanlı genci gibi asker olmayı seçti.

Fakat subay olduktan kısa bir süre sonra fikir değiştirdi. Askerlikten ayrılarak Tercüme Odası'na geçti. O dönemlerde Bab-ı Ali Tercüme Odası, devletin en mühim kurumlarından birisiydi. Burada yetişen katipler uluslararası ilişkilere memur edilirlerdi. Nitekim Namık Kemal ve Ziya Paşa gibi ünlü aydınlar da Tercüme Odası'nda yetişmişlerdir.

Ahmed Tevfik Bey kısa sürede gösterdiği üstün liyakat neticesinde hızla yükseldi. 1872-95 yılları arasında yurtdışında çeşitli Osmanlı elçiliklerinde çalıştı.

Önce elçiliklerde katiplikle başlayan Tevfik Bey daha sonra büyükelçilik ve padişah II. Abdülhamid devrinde Hariciye Nazırlığı (Dışişleri Bakanı) mevkine kadar yükseldi. 31 Mart Olayları ile 1909'da padişah tahttan indirilince, Tevfik Paşa'nın yeni bir kabine kurarak sadrazam olması gündeme geldiyse de bir sonuç elde edilemedi. Bundan sonra kendisi İngiltere'ye Londra Büyükelçisi olarak atandı ve I. Dünya Savaşı başlayana kadar buradaki görevinde kaldı.

Mondros Antlaşmasının imzalanmasının hemen ardından 11 Kasım 1918'de sadrazamlık makamına getirildi.

Böylece en alt makamdan Osmanlı bürokrasisine giren Tevfik Paşa en yüksek makama erişmiş bulunuyordu. Fakat talihsiz bir kaderin sonucu olarak bundan tam iki gün sonra düşman donanmaları başkentin boğazına demir attılar. Mustafa Kemal Paşa da tam bugünlerde İstanbul'a geri dönmüş ve yeni hükumeti yakından takip etmekteydi. Tevfik Paşa ise buhranlı bir devrin ortasına düştüğünün farkındaydı.

Fevkalade sıkıntılı geçen birkaç ayın ardından Tevfik Paşa 1919 yılının başında istifa ederek yerini Damat Ferit Paşa'ya bıraktı.

Fotoğraf: Damat Ferit Paşa trenden iniyor.

Sadrazamlık, Osmanlı bürokrasisinin en yüksek makamıydı. Fakat o günlerde bu makam, en sıkıntılı ve en zor bir görevin ezici baskıları altında kalmaktan ibaretti. Nitekim Damat Ferit de mayıs ayında İzmir'in işgali üzerine, kabul edilmese de, istifasını sunmak zorunda kalacaktı. Bundan sonra Tevfik Paşa, Damat Ferit hükumetleri döneminde barış için yapılan görüşmelere katıldı. Sevr'in imzalanmasının ardından istifa edip ülkeyi terk eden Damat Ferit Paşa'nın yerine 21 Ekim 1920'de tekrar sadrazam olarak son Osmanlı kabinesini kurdu.

İtilaf Devletleri, I. İnönü Savaşının ardından suyu bulandırmak için hem İstanbul hükumetini hem de TBMM'yi Londra'ya barış konferansına davet ettiler.

Milli Müdafaa hareketi her geçen gün zafere bir adım daha yaklaşıyordu. İtilaf Devletleri ise ellerindeki son hamleyi oynamaya karar verdiler. Kısmen başarılı da oldular. Tevfik Paşa ile Ankara arasındaki görüşmelerde bir türlü ortak karar sağlanamıyordu. Mustafa Kemal Paşa bu konferansa sadece ''milletin iradesiyle seçilen'' temsilcilerin gitmesi gerektiğini söylüyordu.

Tevfik Paşa ise ''İtilaf Devletlerinin tek bir hükumet heyetini kabul etmeyeceğini, iki hükumetin de milli menfaatleri savunduğunu ve aynı anda konferansa katılmanın bir problem olmayacağını'' belirtiyordu.

Netice itibarıyla konferans gayet başarılı ve olaysız bir biçimde tamamlandı. İtilaf Devletleri ortaya doğurmak istedikleri çatışma zeminini elde edemediler. Tevfik Paşa sözü daima Ankara heyetine bırakarak mütevazı, naif ve uzlaşmacı bir şekilde toplantıyı idare etti.

Sonraki yıllarda da görevine devam eden Tevfik Paşa, 1 Kasım 1922'de saltanatın kaldırılmasından kısa bir süre sonra istifa etti.

Böylece eski başkent İstanbul'un idaresini Ankara temsilcisi Refet Paşa'ya bırakan Ahmet Tevfik Bey, son Osmanlı sadrazamı olarak tarih sahnesinden yavaşça çekildi. İlerleyen yıllarda ise sade ve sivil bir yaşam sürdü ve 8 Ekim 1936'da hayata veda etti.

Osmanlı bürokrasisine en alt mevkiden katılıp en üst makama erişen Ahmet Tevfik Paşa, daima dürüst, namuslu ve ehl-i liyakat birisi olarak tanındı. En kritik bir dönemde sadrazamlık görevini üstlendi. Milli Mücadele hareketine olumlu bir yaklaşım sergileyerek Kurtuluş Savaşına da katkıda bulunmuş oldu.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
nicola-tesla

Londra barış konferansında Milli Hükümete ikili oynamış ama neyse artık olan olmuş :)

levent.lord.5

Ruhu şaad olsun. Adam emeklilik hayatı yaşamış sonuçta , 65 yaş diyorum hacı, torpilin yoksa özelde gelmez o yıllar diyorum. hala yol yaptık diyorlar ...

unknown_member

Çok da talihsiz sayılmaz, ne talihsizler var...

FACEBOOK YORUMLARI

Başlıklar

AnkaraİngiltereİstanbulİzmirTürkiye Büyük Millet Meclisimemur
Görüş Bildir