Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu'nun Oğlu: 'Vefatı Bile İnsanlara Bir Şeyler Öğretti, Herkes Bu Hastalığın Ciddiyetinin Farkına Vardı'

 > 
39PAYLAŞIM

Koronavirüs nedeniyle hayatını kaybeden ilk sağlık çalışanı Prof.Dr. Cemil Taşçıoğlu'nun oğlu Onur Taşçıoğlu, babasız geçireceği ilk babalar gününün kolay olmadığını söyleyerek, Cemil Taşçıoğlu için "Vefatı bile insanlara bir şeyler öğretti, herkes bu hastalığın ciddiyetinin farkına vardı" dedi. 

'Vefatı bile insanlara bir şeyler öğretti'

Koronavirüs salgını nedeniyle hayatını kaybeden ilk sağlık çalışanı Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu, adeta koronavirüsle mücadelenin sembolü oldu. 

Oğlu, Onur Taşçıoğlu, babasız geçireceği ilk babalar gününün kolay olmayacağını belirterek, "Vefatı bile insanlara bir şeyler öğretti, herkes bu hastalığın ciddiyetinin farkına vardı" dedi.

'Tanıyan da tanımayan da babamı çok sevdi'

Onur Taşçıoğlu, babasının bu kadar seveni olduğunu tahmin etmediğini belirterek, şu ifadeleri kullandı:

"Babamı 1 Nisan'da kaybettiğimiz zaman, daha doğrusu 1 Nisan'dan önceki o süreci yaşadığımız zaman ben de çok şaşırdım. Ben de babamın bu kadar seveni olduğunu tahmin etmiyordum. Fakat babamı tanıyan da, tanımayan da çok sevdi. Çünkü babam, hastalandığı gün çektiği videodaki doğallığıyla sevildi. Ki ben bunu babamın vefat ettiği iddiaları olunca istemiştim. İyi bir insan, bana göre zaten bakışlarından belli olur. O hissiyatı, o sıcaklığı veren insan, onu belli eder. Onun sıcaklığından dolayı, o videodan sonra tanımayanlar da nasıl biri olduğunu anladı. Babam kendisine hep hedef koyan ve o hedefler için hep uğraşan bir insandı."

'Öğrencilerle öğrenci, hastayla hasta, dostlarıyla hakikaten dost'

Cemil Taşçıoğlu'nun öğrencileri tarafından neden bu kadar sevildiğini ise Taşçıoğlu, "Babamın hastalığı ilk nüksettiği zaman ben İstanbul Tıp Fakültesi Öğrenci Birlikleri ile görüşmeye başladım. Kaldı ki ben onlara değil, onlar bana ulaştılar. O kadar üzgündüler ki, sanki elbirliği ile hocalarını kurtarmaya çalışıyorlardı. Bu sayede ben de de öğrencilerine karşı, babamın öğrencilerine karşı da ne kadar duygusal olduğunu anladım.  Baktığınız zaman hoca kelimesi ya da doktor kelimesi insanlara biraz uzaktır. İnsanlara kaç tane hocanız, kaç tane doktor tanıdığınız var diye sorduğunuz zaman insanın aklına bir iki kişi gelir. Çünkü hoca veya doktorlar mesafeli gelebilir ya da insanlar onlara mesafeli durabilir. Babam öyle bir insandı ki, öğrencilerine karşı kesinlikle bir mesafesi yoktu. Öğrencileri de ona hem sevgi, hem saygı duyarlardı. Baktığınız zaman tıp kitapları binlerce sayfadan oluşuyor ama babam kitaba bağlı kalmazdı. O insanlara öğretirken bile farklı yollardan öğretirdi. Bundan dolayı da öğrencileri babama hayran kalırlardı. Öğrencilerle öğrenci olurdu. Aslında babamın sırrı buydu. Hastalarla hasta olması veya öğrencilerle öğrenci olması, dostlarıyla hakikaten dost olmasıydı." dedi.

'Fular merakı benden geliyor'

Babasının fular merakını ise Taşçıoğlu, şu sözlerle anlattı:  

"Babamın bir fular takışı bile, öğrencilerinden biri olduğunu gösterirdi. Fular merakı benden geliyor, eskiden ben çok fular takardım. Daha sonra kendisi takmaya başladı. Benden daha çok yakıştığını görünce ben çıkarttım o devam etti. Taktığı fuların renginden bile o günkü ruh halini anlayabilirdiniz. Ama ne şükür ki, taktığı fularların çoğu renkli. Rengarenk bir kişilikti."

"Son konuşmamızda 'Kendinize iyi bakın' dedi"

"Salı günüydü koronavirüse yakalandığını öğrendiğimizde kötüye gidiş vardı. Çarşamba günü yoğun bakıma girdi. 'Kahvaltı yapmak istiyorum ve Onur bana iç çamaşırı gönderebilir mi?' dedi. O iç çamaşırı veya kahvaltısını istemesiyle dünyalar bizim oldu. Çok garip bir şey ama mutluluk vardı içimizde. Bir torba yaptık, babama iç çamaşırı koydum, içine fular koydum ve son olarak da babama bir mektup yazdım. "Baba, bir an önce iyileş, seni sevdiğimi unutma, iyileş ve daha sık vakit geçirelim. Fuları gönderiyorum, öğrencilerinin karşısına fularsız çıkma' diye bir yazı yazdım. Asistanı babama bunu verdikten sonra babam beni aradı ve 'Oğlum mesajını aldım, çok teşekkür ederim. Ne olacağımız belli değil, kendinize iyi bakın' dedi ve son konuşmamız bu oldu. Annem, eşi ve torunlarıyla da konuştu"

Röportajın tamamı 📹

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ
Görüş Bildir