Nuriye Gülmen ve Semih Özakça Davasında İkinci Duruşma

-
5 dakikada okuyabilirsiniz

İşlerine iade talebiyle 204 gündür açlık grevinde olan akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça’nın tutuklu, ihraç edilen öğretmen Acun Karadağ'ın tutuksuz yargılandığı davanın ikinci duruşması bugün Sincan Cezaevi Kampüsü'ndeki duruşma salonunda görüldü. Semih Özakça tekerlekli sandalye ile duruşma salonuna getirilirken Nuriye Gülmen tıbben 'sakıncalı' denilerek getirilmedi. Özakça savunmasında “İktidar işimizi geri verseydi aç kalmazdık" dedi.

📷  @ahhakverdi 

Eğitimciler “Silahlı terör örgütüne üye olma (Türk Ceza Kanunu 314)", "2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet" ve "terör örgütü propagandası yapmak (Terörle Mücadele Kanunu 7/2)” suçlamalarıyla yargılanıyor.

bianet'in aktardığı bilgiye göre mahkeme, Acun Karadağ ve Semih Özakça'dan üç avukat seçmesini istedi.

Özakça "Ben üç müdafi seçimi yapmayacağım. Yüzlerce avukatım var. Bu da bir dayatma, bize yapılan zulmün bir parçası" diyerek bunu reddetti.

Acun Karadağ da üç avukat sınırlamasını kabul etmeyerek "Bu bir baskı ve dayatmadır, davaya katılan herkes benim avukatımdır" dedi.

Zeynep Özatalay çizimi ile Semih Özakça...

Mahkeme itirazları reddederek üç müdafi seçmesi için Özakça'ya tekrar sordu. Özakça şöyle konuştu:

"Bu savunma hakkına bir saldırıdır. İlk duruşmadan önce savunma için gördüğüm avukatlarım gözaltına alındı ve tutuklandı. İki gün sonrasında keyfi olarak duruşmaya getirilmedik. Nuriye Gülmen zorla Numune Hastanesi'ne kaçırıldı ve duruşmaya getirilmedi. Bunların tamamı savunma hakkına saldırıdır."

Duruşmada Semih Özakça savunmasını yaptı.

Acun Karadağ, yargılamanın açlık grevine yönelik olduğunu, Gülmen savunma yapmadan kendisi de savunma yapmayacağını söyledi.

Özakça, davadaki ilk savunmasında "Biz aç kalmayı tercih etmedik. İktidar işimizi bize geri verseydi aç kalmazdık" dedi.

İşe geri dönmek için başlattıkları eylemin 75. gününde gözaltına alındıklarını belirten Özakça, "Tarih bir haksızlığı ve hukuksuzluğu yazıyor. Göz göre göre cinayeti izliyorsunuz. Çoktan kırmadınız mı kalemimizi? Kimin için sergileniyor bu tiyatro. Hiç kimse bizden bu adaletsizliğe, hukuksuzluğa boyun eğip aman dilememizi beklemesin. Bu davayı nereden tutarsanız tutun elinizde kalır. Ekmeği elinden alınan milyonlarca kişiden biriyim. Onurumla ekmeğimi kazanırken, önce işimden atılıp terbiye edilmeye çalışıldım. Ekmek kavgamı direnerek sürdürmeye devam edince, halkın gözünden kaçırılıp tutsak edildim" dedi. 

Herkesin gözü önünde hukukun çiğnendiğini belirten Özakça, muhalif olan kamu emekçilerinin sırf iktidar gibi düşünmediği için önce terörist ilan edildiğini arkasından da KHK'larla işlerinden atıldığını dile getirdi.

'Biz sadece hakkımız olan ekmeğimizi ve işimizi istiyorduk'

Baskılar ve tehditler karşısında hiç kimsenin ses çıkarmadığı, aydınların sessiz kaldığı bir ortamda, tüm emekçiler adına sokağa çıkmayı bir sorumluluk olarak gördüğünü belirten Özakça, "Ellerimizde 'işimizi geri istiyoruz' pankartıyla bir öğretmen ve bir akademisyendik. 17 kez gözaltın alınıp bırakıldık. Bizleri yıldırarak eylemimizden vazgeçmemizi istiyorlardı. 17'nci gözaltından sonra kararlığımızı gösterip, açıklamamızı yapıp oturma eylemimize başladık. İnsanlar bize destek verdikçe gazlı müdahaleler arttı. Biz sadece hakkımız olan ekmeğimizi ve işimizi istiyorduk. 120 gün boyunca 'işimizi geri istiyoruz' dedik. Başka bir şey istemedik. Bu eylemin sona ermesi için, çok basit olan bu talebin yerine getirilmesi gerekiyordu" diye konuştu.

'Aç kalmayı biz tercih etmedik'

120 günün sonunda terörist ilan edilerek, gözaltına alındıklarını belirten Özakça, "Aç kalmayı biz tercih etmedik. Bizim açlığımız iktidarın politikalarının bir sonucu. İşimiz hemen verilseydi bu eylem hemen sona ererdi. Bizi hapishaneye atarak direnişi bitirmeye çalıştılar olmadı. Zorla müdahale tehdidi ile hapishane hastanesine zorla götürüldük olmadı. 

İçişleri Bakanı 'bakın onlar yiyorlar' dedi olmadı. 'Onlar terörist' dedi yine olmadı. Destek olan aydın ve sanatçıları tehdit etti yine olmadı. Nuriye-Semih denmesini yasaklattı, Yüksel Caddesi'ndeki insan hakları heykelini gözaltın aldırdı yine olmadı. Bizim direnişimiz bir inat değil. Hakkımız olanı geri almanın bir kararlılığı. Direnişimizi haklılığımızdan sürdürüyoruz. Hiç kimse kimseye zorla açlık grevi yaptıramaz. Bu insanın kendi iradesiyle olur, kararlığıyla olur" ifadelerini kullandı.

'Çok büyük taleplerimiz yok'

Hiçbir maddi delili yokken terörist ilan edildiklerini tekrarlayan Özakça, "Bizler 'devrim olmazsa, AKP gitmezse açlık grevini bırakmayız' demiyoruz. Çok büyük taleplerimiz yok. Biz sadece işimizi istiyoruz. Bizim ısrarımızı, karalığımızı ve işimizi geri istememizi cezalandırıyorlar. Bunun için de bir kılıf uydurmak zorundalar. Tutuklandık çünkü; direnişimizden ve direnişimizin yaratacağı etkilerden korkuyorlar" dedi.

'Biz hasta değiliz, işimiz için direniyoruz'

Nuriye Gülmen'in kendi iradesi dışında bir gece yapılan baskınla zorla hastaneye götürüldüğünü ileri süren Özakça, "Biz hasta değiliz, işimiz için direniyoruz. Zorla müdahale edilmesini istemiyoruz. Açlık grevinin bir başkasının eliyle bitirilmesini istemiyoruz. Bu bizim irademiz. Bizi çok düşünüyorsan işimizi verirsin. Bu kadar pervasızlık, bu kadar zulüm bir insanı yaşatmak isteyen birinde olamaz. Amaç Nuriye hocanın buraya gelmesini engellemekti. Zorla müdahale insanlık suçudur" şeklinde konuştu.

'Elinizde herhangi bir delil yok'

Özakça, haklarında ifade veren gizli tanıkla ilgili olarak da, "Elinizde herhangi bir delil bile yok. 'Bunu yapmıştır bu suçtur' diyebileceğiniz bir şey yok. Birisinden bahsediyorsunuz, bana ne ondan. Ben işimi, öğrencilerimi istiyorum" dedi. Mahkeme başlamadan, İçişleri Bakanının kendilerini terörist ilan ettiğini tekrarlayan Özakça, "Bakanlık bizim terörist olduğumuzu bir kitapçık çıkartarak anlatıyor. Sizin karar vermenize gerek yok, zaten Bakan ilan etmiş. Bizi hedef gösteriyor. Bunlar için suç duyurusunda bulunduk. Ama yine aynı; 'kovuşturmaya gerek yok'. Asıl suç bu işte" dedi. 

 "Fotoğraf dahi çektirmemize izin vermediler, amaçları bizi unutturup zorla müdahale edip, bizi yaşayan ölü haline getirmekti. Son olarak şunu söylemek istiyorum: Verin kararınızı, perde kapansın" ifadelerini kullanan Özakça, savunmasına Enver Gökçe'nin 'Dost' adlı şiirini okuyarak son verdi.

Savcı mütalaasında Nuriye Gülmen ve Semih Özakça'nın Adli Tıp Kurumu'na sevki ile değerlendirme raporu alınmasını, tutukluluklarının devamını istedi.

Avukatlar beyanda bulunarak tahliye talep etti.

Mahkeme tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Bir sonraki duruşma 20 Ekim'de saat 10.00'da görülecek. 

Kaynaklar: Bianet ve CNN Türk

YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Açlık greviAcun IlıcalıAdalet ve Kalkınma PartisiAydınÖğretmenTercihTerörTiyatrotahliye
Görüş Bildir