Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

NBA'de Draft Edilmese de Lige Dönüp, Kariyer Yapan 10 Basketbolcu

-

Bugün Galatasaray ve Beşiktaş’lı basketbol severlere takımlarınızda en sevdiğiniz yabancı oyuncular kim diye sorsak sanırım 2 oyuncu öne çıkmış olacak. “Carlos Arroyo” ve “Chris Lofton”. Ancak bu iki basketbolcunun iyi oyunları kadar bir konuda daha ortak özellikleri var, o da NBA Draftında seçilmemiş olmaları. Bir Basketbolcu için yaşanabilecek en büyük hayal kırıklıklarından biri olmasına rağmen sonrasında çalışma azmiyle çok iyi bir kariyer yapan bu “vazgeçmeyenler” için bir top 10 listesi hazırladım. Hava atışıyla başlayalım;

Kaynak: http://www.yarisaha.com/

10- Jose Calderon

Listede Jose Calderon’un önünde tabiri caizse çok daha kazma oyuncular göreceksiniz ama listenin mantığı, kısıtlı yeteneklerine rağmen seçilmediği NBA’ye bir şekilde gelip her şeyini ortaya koyan oyunculardan oluşması. Jose Calderon cidden çok büyük bir yetenek. Zayıf fiziğine rağmen müthiş oyun görüşü ile 9 senedir bu ligde ve hala oynamaya devam ediyor. Kariyer asist ortalaması 6.8 ve 3 sezon 9’a yakın asist ortalaması ile oynadı bunun yanına da mutlaka eklediği çift hanedeki sayı ortalamasını da düşünürsek Calderon için NBA’deki iyi oyun kuruculardan biri denebilir, ancak Calderon o kadar felaket bir savunmacı ki çok çalışarak geliştirebileceği bu özelliği yüzünden uzun yıllar oynadığı Toronto’yu üst seviyelere taşıyamadı. Biz gene de listeye bir Avrupalı kontenjanı koyalım ve yeteneğinin hakkını verelim.

9- Raja Bell

2001’de Iverson’un NBA finallerinde çılgın attığı Lakers serisinde benchten gelen tıfıl bir çocuk vardı. Maçların Kanal D’de yayınlandığı o dönemde spiker Ender Bilgin’in de ismini söylemekten ayrıca bir zevk aldığı bu çocuk Raja Bell’di. O dönem sadece savunma yapması istenen bu tıfıl çocuk 76’ers ve Dallas tecrübeleri sonrasında geldiği Utah’da çok iyi bir şutöre evrildi. Hali hazırda iyi olan savunmasını da düşünürsek 2 numara pozisyonunda dönemindeki NBA’de iyi oyuncularından birine dönüştü.

14 senelik NBA kariyerinin oldukça az süre aldığı ilk 3 sene sonrasındaki 11 senesinde oyun süresi hiç 25 dakikanın altına düşmedi ve bu son 11 senenin 8’inde de sezonu çift hanelerde sayı ortalamasıyla bitirdi. Draft edilmemiş olmasına rağmen ligde kendini kabul ettirmenin hırsı ile yaptığı savunması ve zaman zaman Kobe’yi de çıldırıtmasıyla akılda kalan Bell 2014’de emekli oldu ve şu anda Cavaliers’da Oyuncu İdaresi Yöneticiliği yapmakta.

8- Wesley Matthews

Listeye başlarken kafamda Wesley Matthews 9, Raja Bell ise 8. sıradaydı ama bu iki oyuncunun ilginç bir tesadüfe konu olması sıralamayı değiştirdi. Matthews 2010 yılında ilk senesini Utah’da 82 maçta da oynayıp 24 dakikada 9,4  sayı ortalamalarıyla, seçilmemiş bir oyuncuya göre gayet iyi istatistiklerle bitirmişti, ancak Utah Jazz Wesley’in biten kontratını Blazer’dan gelen teklife rağmen karşılamadı ve yerine tecrübeli Raja Bell’i getirip o mevkide kullanmaya karar verdi. Sonraki sezonda Bell sezonu 8 sayı ortalamasıyla bitirmişken Wesley ise sezonu 15.9 sayı ortalamasıyla bitirdi. Sonrası da malum, Matthews ligin en iyi 2 numaralarından birine dünüşürken Bell sadece 2 sezon sonra basketbolu bıraktı. Matthews’in hırsı ve iyi dış şutu kadar sürekli içeriye penetreleri de onun en kuvvetli olduğu alan. Kariyeri bu şekilde deva ederse bu tarz listelerde 9. sıralarda olmayacağı çok açık. Bu sezon olukça iyi giden Portland’a maç naşına 16 sayı ortalamasıyla katkı veriyor ve önü çok açık.

7- Reggie Evans

2,03 boyunda ve ciddi anlamda hiç bir skorer özelliği olmadığı halde 12 senedir NBA’de ciddi bir rotasyon oyuncusu olmak hem de bunu kısa boyuyla, Power Forward pozisyonunda yapmak cidden saygı duyulacak bir iş ve Reggie Evans 34 yaşında hala bu işi başarıyla yapıyor. Kısıtlı yeteneğini sadece ribaund almaya yönlendiren Evans 2,03 boyuna rağmen NBA’deki kariyer ribaund ortalaması 7,2, üstelik bunu da sadece 19,2 dakikada yapmış durumda.

Tabi ki boy eksikliği ile bu kadar iyi ribaund alması için ciddi bir sertlikte oynaması gerekmekte. Bu sebeple olsa gerek zamanında “Sports Illustrated” dergisinin 173 NBA oyuncusu ile yaptığı ankette en “dirty” oyuncu seçilmek gibi de bir özelliği var. Zamanında Chris Kaman ile yaptığı ribaund mücadelesinde rakibinin yumurtalıklarını tutacak kadar çılgın olan Evans’ı bu ödüle layık görenler arasında Kaman’ın da olduğu kesin.

6- Brad Miller

Brad Miller en sert dönemindeki Shaq’a kafa tutup kavgaya girişmiş kadar sert ama aynı zamanda son maçında oyundan çıktıktan sonra hüngür hüngür ağlayacak kadar da naif ve bu oyuna tutku ile bağlı bir oyuncuydu. Draft edilmedikten sonra yılmayıp 3 ay İtalya’da oynadı ve sonra döndüğü NBA’de 2003 ve 2004’de 2 kez All Star seçildi. Şimdikiler belki hatırlamaz ama 2005-06 sezonunu Sacramento’da oynarken sezonu 4.7 asist ortalamasıyla bitirmiş olması da sadece sert olmadığının bir başka göstergesiydi. Kariyerinde şampiyonluk olmasa da 2000’ler hatırlandığında akla gelen pivotlardan olması Brad Miller’i her zaman saygı duyulacak bir oyuncu yapmakta.

5- Darrell Armstrong

1991 yılında 23 yaşında girdiği NBA draftında seçilmeyip 2 sene boyunca Amerika’daki bahar liglerinde ve sonrasında da minör liglerde oynayan, yılmayıp Avrupa tecrübesi için önce Güney Kıbrıs’a gidip orada yılın oyuncusu seçilen, sonraki sene de İspanya Ligi’ne giden ve orada 1994 yılının ligin all – star’ı seçilen ve tam 4 yıl sonra NBA’ye dönüp 1999 yılında hem en iyi 6. adam, hem de en çok gelişen oyuncu ödülünü alıp 13 sene boyunca ligde kalmak.

Darrel Armstrong, çalışkanlığı ve azmi ile işte böyle büyük bir kariyer yaptı. Geç de olsa 27 yaşında başladığı NBA kariyerinde Orlando Magic’deki unutulmaz günleriyle hatırladığımız Darrel, hayattaki gibi sahada da hiç yılmayan bir oyuncuydu. 1,83 boyuna rağmen smaç yarışmasına katılmış ve belki de tarihin en kötü performansını yapmış olsa da bu bile hiç bir zaman yılmadığının ve denemekten korkmadığının bir göstergesiydi. Hayır işleri ile de bir çok ödülün sahibi olan bu “güzel” adam oyunculuk döneminde bıraktığı hırslı ve iyi izlenimlerinden sebep, basketbolu bırakır bırakmaz Dallas Mavericks’de oyuncu gelişimi bölümünde asistan koçluk yaptı. Orada bile yükselişine devam eden Darrell 2011’deki Dallas şampiyonluğunda bu sefer yardımcı koç olarak benchte katkı vermişti.

4- Avery Johnson

Draft edilmeyerek başta kabul edilmediği NBA’ye sonradan gelip ligde 16 sene boyunca oynamak, şampiyonluk kazanmak ve en sonunda şampiyonluk kazandığı takımda emekliye ayrılan forma sahibi olmak. Uzaktan bakıldığında 1,80 boyundaki bu 75 kiloluk çelimsiz adam sahip olduğu oyun zekasıyla çok iyi bir şutu olmamasına rağmen bulunduğu takımlara hep liderlik eden bir oyun kurucu olmuştu. 1999’da Spurs Hanedanlığının ilk şampiyonluğunda Tony Parker öncesi ilk gerçek oyun kurucu oydu ve serinin son sayısına imza atarak şampiyonluğu Spurs’e getirmişti. Oyunculuğu boyunca sahip olduğu lider ruhu sebebiyle iyi bir koç olacağına kesin gözüyle bakılsa da iyi başlayıp kötü bitirdiği koç kariyerine rağmen Avery Johnson bu ligde her zaman hatırlanacak bir karakter olacak.

3- Bruce Bowen

Şampiyon bir takım için yıldız oyuncularınızın olması şart ama bu oyuncuların yanına savunma yapan sert ve biraz da çirkef oyuncular eklemedikten sonra normal sezonu bolca görsel showla bitirip play-off’larda dayak yiyip evinize yollanmanız en büyük olasılıktır. Bruce Bowen işte bu takımlar için en uygun rol oyuncularından biri olarak çoğunluğu San Antonio Spurs’de olmak üzere 12 sene boyunca basketbolda dış savunmanın nasıl olması gerektiğinin dersini vermiştir.

Dev kazma Shawn Bradley’in 2. sırada seçildiği 1993 draftında NBA takımları ne hikmetse Burce Bowen’i beğenmez ve seçmez. Bowen sonraki 4 yılı Fransa ve CBA’de geçirdikten sonra bu seçilmemenin verdiği hırsla NBA’ye sert bir dönüş yapar. 6 Senelik Miami, Boston ve Philedelphia serüveni sonrasında asıl efsane olacağı San Antonio Spurs’e geçer ve 8 senede 3 şampiyonluk kazandığı ve 5 kez en iyi savunma takımına seçildiği (kalan 3 senede de en iyi ikinci savunma takımına seçildi) o başarılı dönemi yaşar. Bowen gerçekten sert ve hatta bazı pozisyonlarda karşısındaki oyuncu şuta kalktığında ayağını bir adım öne alıp o oyuncunun sakatlanma ihtimali olduğu bir savunma stiline sahipti, ama Bowen’in bütün savunma meziyetlerini sadece bu tarza indirgemek de hata olur. Bunun dışında köşelerde sinsice kendini unutturup soktuğu 3’lüklerle de başa baş giden play-off maçlarında 6 ya da 9 sayılık büyük katkılar vermesi de onu özel kılan başka bir detay. Özetle Bowen cidden çirkefti ama sertliğin en üst düzeyde yaşandığı play-offlarda dayak yemek istemiyorsanız bu tarz oyunculara ihtiyacınız var. Nokta.

2- Ben Wallace

Kendimi bildim bileli izlediğim NBA finallerinde beni en çok etkileyen takım 2004 yılını şampiyon bitiren Detroit Pistons’du. Daha önce şampiyonluklar kazanmış Chicago, Lakers ve Spurs’e nazaran Pistons’un beni en çok etkileyen tarafı da ciddi anlamda bir süperstara ya da dominant bir uzuna sahip olmadan finalde Shaq, Kobe, Malone ve Payton’lu Lakers’i adeta paspasa çevirip kupayı söke söke almasıydı.

Az önce dediğim o süperstarlar olmasa da Pistons’u kendine has yapan en büyük özellik Billups, Hamilton, Prince ve WallaceX2’li gösterişsiz ilk 5’ine rağmen Larry Brown önderliğinde uyguladıkları inanılmaz disiplinli savunması ve topa verdikleri değerdi (Yanılmıyorsam 2004 final serisinde bir maçta sadece 3 top kaybı yapmışlardı) İşte bu takımın lideri de inanılmaz kısıtlı  hatta olmayan hücum yeteneklerine karşı çalışma azmi ile kazandığı inanılmaz ribaund ve blok gücü ile Ben Wallace olmuştu.

NBA’in gelmiş geçmiş en iyi draftı olan 1996’da, büyük kazmalar Erick Dampier ve Vitaly Potapenko’nun hatta ve hatta bir zamanlar Ülkerspor’da oynamış Joseph Blair’in bile seçilip kendisi seçilmese de yaz ligindeki hırslı oyunu ile sessiz sedasız girdiği ligde 2000’lerin başından itibaren 12 ve 3’den aşağı düşmeyen ribaund ve blok ortalamalarıyla Şampiyon Detroit’e liderlik eden Wallace’nin bir özelliği de  draft edilmemiş bütün NBA oyuncuları içinde maksimum kontrat imzalamış tek oyuncu olması. Ancak bunlara rağmen NBA tarihinin en iyi uzunlarından biri olarak gösterilmemesinin tek sebebi ise hiç geliştiremediği hücum gücü ve Detroit sonrasındaki serbest düşüşü.

Larry Brown sonrası bir daha finallere kalamayan Detroit günlerinden sonra belki de biraz fazla güvenle Chicago Bulls’dan maksimum kontratı almasıyla giden Wallace belki de işlerin takım savunmasıyla alakalı olduğunu geç de olsa görmüş olmasına rağmen ciddi bir düşüşe geçti. Bulls’daki ilk sezonunun ardından daha önceleri 15.4 ortalama ile bitirği Ribaundlarda bir daha çift haneleri göremedi ve bıraktığında Doğu’nun en iyi takımlarından biri olan Detroit’e Lotarya takım seviyesindeyken tekrar döndü. Ayrılığın bu iki tarafa da yaramadığı bu ilişkiye rağmen NBA Tarihinin bana göre en iyi bloklarından birini yapmış “Big Ben Wallace” döneminin kesinlikle en iyi ve en korkutucu pivotlarından biri olarak kalacak.

1- John Starks

İşte ben bu adamın hastasıydım. Şimdiki nesil, New York Knicks’i şımarık, paralı insanların takımı olarak göredursun, 90’larda New York Knicks öyle sağlam bir takım kurmuştu ki en büyük şanssızlıkları olan Jordan ile aynı dönemi paylaşmasalar muhtemelen 1-2 şampiyonluğu çok rahat göreceklerdi.

Kimler yoktu ki bu takımda? Pivotları NBA’nin gelmiş geçmiş en büyük uzunu takımın Hürriyet Heykeli Patrick Ewing, 4 numarada NBA tarihinin en sağlam ve teknik uzunlarından takımın Empire State Binası Charles Oakley, benchten gelen psikopat Anthony Mason, oyun kurucu pozisyonunda büyük usta Derek Harper.

Ancak her büyük takımın kadrosunda olması gereken spekteküler skorer ise ufak ama yüreği büyük bir adam John Starks’dı. Hırsızlıklar, Kolej Yurdunda içtiği uyuşturucu ve bunun gibi bir çok sebepten dolayı sorunlu bir kolej dönemi geçiren  ve 4 okul değiştiren John Starks belki de bunun etkisiyle 1988 draftında seçilmemişti. Free Agent dönem sonrası Golden State’e gelen Starks burada tutunamamış ve minör liglerdeki tecrübeleri sonrasındaki azmi ile New York Knicks’e imza atmıştı. İlk antremanlarının birinde Ewing’in üstünden smaç denemeye kalkışıp bunun üstüne sakatlandığı bile oldu. Belki NBA kuralları gereği Aralık ayından sonra oyuncular serbest bırakılmayacağından, belki de New York Knicks yöneticilerinin bu çocuğun deli tarafının işlerine yarayacağı düşüncesiyle Starks bırakılmadı ve sonrasında da peri masalı başladı.

Önce takımın birinci şutör guardı olan Starks zaman ilerledikçe ligin en spekteküler oyuncularından birine dönüştü. Korkusuz driveleri, kötü başlasa da atmaktan çekinmediği dış şutları ile Starks 1990-1994 arası ligin en renkli oyuncularından biri oldu. En büyük şanssızlıkları o dönem ligin altını üstüne getiren Jordan’ın Bulls’u ile sürekli eşleşip elenmeleri olsa da, Jordan’ın 1,5 sene ara verdiği dönem Knicks için fırsata dönüşmüş ve 1994’de NBA finallerine çıkmışlardı. Sonrasında ise Starks’ın o zamana kadar mükemmel giden kariyerinde kırılma noktası başlar. Houston ile eşleştikleri final inanılmaz bir çekişmeye sahne olmuştu. Bir tarafta Ewing, diğer tarafta da Hakeem NBA tarihinin en iyi uzun kapışmalarından birine sahne olmaktaydı. 7. maça uzayan serinin son maçında ise o süreçte mükemmel giden Starks korkunç bir maç oynamıştı. maçı 18’de 2 şut yüzdesi ile tamamlayıp son çeyrekteki 10 şutunu da kaçıran Starks’ın inadı bu sefer tutmamış ve sonrasında toparlayamayan Starks 19’larda olan sayı ortalamasını ilerleyen yıllarda 12’lere kadar düşürerek New York kariyerine nokta koydu. Sonrasında kariyerine Golden State, Bulls ve Utah’da devam etse de Starks asla New York’daki günlerine dönemedi ama sıfırdan başlayan kariyerini çok iyi hatıralar ve NBA tarihinin en iyi smaçlarından birini bırakarak lige veda etti.

John Starks hala Knicks tarihinin en çok 3’lük atan oyuncusu ve 90’larda bir başka renkli olan NBA’in Reggie Miller ve Micheal Jordan ile yaptığı trash talklar ile en renkli simalarından biri. Kariyerini her ne kadar istediği gibi sonlandıramasa da çalışma azmi ve hırsı ile yoktan nerelere gelinebileceğinin en büyük kanıtı.

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın

FACEBOOK YORUMLARI

Başlıklar

Arda TuranBeşiktaş Jimnastik KulübüFransaİspanyaİtalyaKanal DStar tvUyuşturucuoyun
Görüş Bildir