II. Mahmut'u Tahta Geçiren, Osmanlı'nın En Gizemli Sadrazamlarından Birisi: Alemdar Mustafa Paşa

-

Birçok Osmanlı padişahını tanırız, hiç yoksa bile adlarını duymuşuzdur. Bazı sadrazamlar vardır ki en az padişahlar kadar mühim işler başarmıştır. Fakat bu sadrazamların adı fazla bilinmez. Burada yazımıza konu olan Alemdar Mustafa Paşa tam da bu tipte bir şahsiyettir. Kendisinin dikkat çekici hayatını, Osmanlı Tarihi içerisindeki önemini, icra etmiş olduğu mühim ve enteresan işleri, en sade ve anlaşılır biçimde sizlere sunmaya gayret gösterdik.

İlk Yılları

1755 yılında, günümüzde Ukrayna sınırları içerisinde bulunan Hotin'de doğdu. Babası yeniçeriydi. Babasının yolundan giderek, büyüdüğünde aynı ocağa girdi. Bölüğün sancağını taşıdığı için kendisine 'alemdar' deniyordu. Sonrasında bu unvan adının da önüne geçti ve lakabı oldu.

Alemdar Mustafa'nın bu ilk faaliyetleri, 1790'larda III.Selim devrine rastlar. 
Osmanlı'da o dönemde merkeze uzak olan batıdaki topraklar, ayan adı verilen yöneticiler tarafından idare edilmekteydi. Alemdar Mustafa'nın bulunduğu bölgenin kontrolü ise Tirsinikli İsmail Ağa'da bulunuyordu. Alemdar Mustafa, İsmail Ağa'nın himayesine katıldı ve bir dizi başarılı çatışmalarda bulundu. 1804 yılına gelindiğinde Alemdar Mustafa'nın adı çevrede duyulur olmuştu. İsmail Ağa onu hizmetlerinden ötürü Hezargrad ayanı tayin etti.

Alemdar Mustafa'nın Yükselişi

1806 yılına gelindiğinde, sıcak bir ağustos gecesinde İsmail Ağa eğlenmek için eski köyü Tirsinik'e gitmişti. Burada eğlence sırasında müşkül bir vaziyette iken bir hasmı tarafından göğsünden vurularak suikasta kurban gitti. Bunu haber alan Alemdar Mustafa hemen bölgeye gelerek yönetimi kendi eline aldı.

Tirsinikli İsmail Ağa kurnaz, mert, cesaretli ve zeki birisiydi. Devletin bazı zaaflarını suistimal etmekteydi. Merkezde İsmail Ağa'nın isyan etmesinden korkulurdu. Bu sebeple Alemdar Mustafa'nın kontrolü ele alması İstanbul tarafında bir memnuniyet oluşturmuştu. Bundan sonra  Alemdar Mustafa Paşa, müteveffa Tirsinikli İsmail Ağanın yerine Rusçuk Ayanı olarak tayin edildi.

1806-1812 Osmanlı-Rus Savaşları

Alemdar Mustafa Paşa'nın hayatı sürekli olarak savaşlarla, mücadelelerle geçiyordu. Rusçuk ayanı olduktan sadece birkaç ay sonra, 1806 yılının sonlarına doğru Osmanlı-Rus savaşı patlak verdi. Aslında Rusya ve Osmanlı arasında bir barış antlaşması bulunuyordu. Fakat Osmanlı'nın, Rus yanlısı Eflak ve Boğdan voyvodalarını görevden alması Rusya'nın çıkarlarını zedeliyordu. Ruslar 40.000 askeriyle Eflak ve Boğdan'a girince Sultan III.Selim, derhal Rusya'ya karşı savaş ilan etti.

Alemdar Mustafa Paşa, Devlet-i Aliyye için, hiçbir şeye şikayet etmeden canla başla mücadele ediyordu. Fakat tek tehlike Ruslar değildi...

Kabakçı Mustafa İsyanı

III.Selim, batıdan geri kaldığımızın farkına varan ve yenilenmenin zorunlu olduğunu gören birisiydi. Nizam-ı Cedid adı altında, sadece ordu için değil, birçok alanda yenilik hareketleri yaptırdı. Bu yeniliklerin maddi olarak getirileri de fazlaydı. Bu sebeple yeni vergiler konulmuştu. Kabakçı Mustafa İsyanları bu vergiler dolayısıyla, ekonomik bir sebeple çıkmış gibi görünse de, tek neden bu değildi.

Aynı, bundan yıllar evvel Uluğ Bey'in rasathanesini ve icatlarını beğenmeyip 'Allah'ın düzenini bozuyor' diyenler gibi bir güruh, ''Askere kafir elbisesi giydiriyor'' diyerek bu sefer  III.Selim'in kıyafet yeniliklerine karşı çıkmaktaydı. Dolayısıyla bu da ayaklanmaların dini yönden bir sebebiydi. Aynı zamanda Nizam-ı Cedid ordusunun ekseriyeti Rus savaşları için Rumeli'de bulunmaktaydı. Bundan istifade Kabakçı Mustafa'yı önder seçen askerler ayaklandı.

III.Selim Tahttan İndiriliyor

Kabakçı Mustafa ve takipçileri, padişahtan 11 kişinin kellesini istedi. İstenilen bu 11 kişiden bazıları idam edildi. Bundan sonra İrad-ı Cedid adlı hazinenin kaldırılmasını talep ettiler. Bu istekleri de yerine getirildi fakat isyancıların talepleri bitmek bilmiyordu. En sonunda III.Selim tahttan feragat etmedikçe dağılmayacaklarını ilan ettiler. Padişah 'Allah'ın takdiri bu imiş' diyerek kendi isteğiyle yönetimden çekildi.

29 Mayıs 1807 tarihinde IV.Mustafa tahta geçirildi. Merkezde bu olaylar cereyan ederken Alemdar Mustafa Paşa da Nizam-ı Cedid askerleriyle cephede Ruslara karşı savaşmaktaydı. Padişahın tahttan indirildiğini haber alan III.Selim'in Nizam-ı Cedid askerleri, Alemdar Mustafa Paşa'nın himayelerine sığındılar.

IV.Mustafa ve Alemdar Mustafa Paşa Mücadelesi

Alemdar Mustafa Paşa, III.Selim'in ıslahatlarını benimsemekteydi. Bu sebeple onu yeniden tahta çıkartmak isteyenlerle ortak hareket ediyordu. III.Selim taraftarı paşalar 'Rusçuk Yaranı' adlı gizli bir teşkilat oluşturmuştu. O sıralar Edirne'de bulunan sadrazamı, Alemdar Mustafa Paşa'yı Edirne'ye destek olarak çağırması için ikna ettiler. Nitekim istedikleri oldu ve Alemdar Mustafa Paşa ordusuyla birlikte Edirne'ye geldi. Sadrazam İstanbul'a geçmeyi teklif edince hep birlikte payitahta geldiler.

Alemdar Mustafa Paşa bir süre amacını belli etmeden uygun zamanı bekledi ve 28 Temmuz 1808 günü 10 bin kadar askeriyle Bab-ı Ali'yi bastı. Ardından Topkapı Sarayı'na yöneldi. IV.Mustafa'ya, III.Selim'in hapsedildiği yerden salınması için haber gönderdi. IV.Mustafa ise tahttan inmeye hiç niyetli değildi. Hanedanın tek erkek üyesi kalmak planıyla III.Selim ve II.Mahmud'u öldürtmek için adamlarını görevlendirdi.

Sultan II.Mahmut Devri

Cellatlar evvela III.Selim'in odasına yönelerek onu katlettiler. Ardından II.Mahmud'un haremine doğru gittiler.  Şehzade Mahmud, lalası Anber Ağanın yardımıyla cellatlardan kaçmayı başardı. 

Bu hadiseler cereyan ederken Alemdar Mustafa Paşa adamlarıyla birlikte saraya girmişti. III.Selim'in cansız bedenini gören Alemdar Mustafa Paşa üzüntüyle sultanın cesedinin başında kalakaldı. Ramiz Efendi tarafından 'aman efendim ölmüşe ağlanacak zaman değildir, tahtın sahibini bulmalıyız, Sultan Mahmud efendimize bir zarar gelmeye' diye uyarılarak toparlandı. IV.Mustafa tahttan indirilip hapsedilerek kapısına bir nöbetçi koyuldu. Olaylar yatıştırıldıktan sonra Şehzade Mahmud tahta geçirildi ve Alemdar Mustafa Paşa sadrazam oldu.

Böylece saltanat düzenlenmiş gibi algılansa da, durumlar hiç de göründüğü gibi değildi.

Alemdar Mustafa Paşa'nın Akıbeti

Alemdar Paşa sadrazam olduktan sonra, bu makam ve mevki onu değiştirmeye başladı. Yıllardır savaşlarda mücadele veren Alemdar Mustafa Paşa sonunda rahata ermişti. Maddi yönden hiçbir eksiği yoktu, kadınlarla zevk ve sefa sürüyordu. Paşa'nın adamlarının kuvvet gösterileri halkı rahatsız ediyordu. Hicri 1223 senesi Ramazan ayına gelindiğinde (M. Kasım 1808) artık ortalık karışmaya başlamıştı.

Etrafta 'bayramdan sonra Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılacağı' haberleri yayılmıştı. Yeniçeriler Alemdar Paşa'ya hitaben Bab-ı Ali duvarlarına ''Rumeli'den geldi bir çıtak, bayram ertesi ya kılıç oynayacak ya bıçak'' gibi tehdit yazıları asıyorlardı. Ateşin fitili 15-16 Kasım gecesi ateşlendi. Yeniçeriler isyan ederek Bab-ı Ali'yi bastılar. Fakat Alemdar Mustafa Paşa teslim olmaya niyetli değildi, emrindeki bir avuç askerle direndi. En sonunda teslimiyetten başka çaresi kalmadığını anlayan Alemdar Mustafa Paşa, mahzendeki barut fıçılarını havaya uçurarak, beraberinde birkaç yeniçeri ile birlikte terk-i hayat eyledi.

İsyan Sonrası II.Mahmud'un Akıbeti

Padişah, Alemdar Mustafa Paşa'ya yardım gönderememişti. Zira kendisi de abluka altındaydı. Alemdar Paşa'nın ölümünden sonra  II.Mahmud, Sekban-ı Cedid Ocağını kaldırmayı kabul edince, yeniçeriler dağıldı ve isyan son bulmuş oldu. Fakat şehir bu isyanlar sırasında büyük bir tahribata uğramıştı.

Bu isyana biraz da IV.Mustafa ve onun taraftarları sebep olmuştu. Sultan Mahmud, isyan bastırıldıktan sonra tahtını sağlamlaştırmak için IV.Mustafa'yı öldürttü. Böylece hanedanın tek erkek evladı olarak saltanatını sağlama almış oldu.

Bu olaydan tam 18 yıl sonra, 1826 tarihinde Sultan II.Mahmud, Yeniçeri Ocağını büyük bir tahribatla resmen tarihten sildi. Bu olaya da Vaka-i Hayriye (Hayırlı Olay) dendi.

YARARLANILAN ESERLER

  • İsmail Hakkı Uzunçarşılı-Meşhur Rumeli Ayanlarından Tirsinikli İsmail, Yılık Oğlu Süleyman Ağalar ve Alemdar Mustafa Paşa, TTK, İstanbul 1942

  • Erhan Afyoncu-Sorularla Osmanlı İmparatorluğu, Yeditepe Yayınevi, İstanbul 2014

  • Necdet Sakaoğlu-Bu Mülkün Sultanları, Oğlan Yayıncılık, İstanbul 2015

  • Alphonse de Lamartine-Osmanlı Tarihi, Toker Yayınları, İstanbul 2016

Onedio IQ'yu Facebook'tan takip etmeyi unutmayın!

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
babu

tek nefeste okudum walla..

bazarov-black

Nizam-ı Cedid ile Asakir-i Mansure-i Muhammediyye olarak zikredilen aynı ordu değil mi ?

serverbedi

Nizam-ı Cedid esasında sadece ordunun değil, III.Selim'in yapmış olduğu bütün yeniliklerin genel adıydı. Asakir-i Mansure-i Muhammediye ise, II.Mahmud'un Yeniçeri Ocağını dağıtmak için kurduğu 'askeri' bir teşkilatlanma idi. Aynı gibi gözükse de bu iki kavram farklı devirdeki farklı teşkilatları ifade etmektedir.

muhittin-topalak2

Böyle bilgilerle gelin aq. Ne o öyle am göt galerileri

cindou

Senin yüzünden olmasın?! Her kelimen ayrı bir küfür, düşüncen am-göt! Adam akıllı bir şey paylaşmışlar; karşılığında dediklerine bak.

ugur-deniz-kutlu

Nizam-ı Cedit ordusunu ayrı bir severim Osmanlı ordu düzeninde. Bu yüzden askerlere kafir kıyafeti giydiriyor diyenlere lanet girsin.

fatihalbayrak

Aşırı derecede Osman Gazi'ye benzettim Osmanlı soyundan gelme ihtimali var mı?

Başlıklar

2016İdamİstanbulRusyaSavaşTopkapı SarayıUkraynadiziolay
Görüş Bildir