Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Hey Gidi Günler Dedirtecek 12 İnternet Çılgınlığı

 > -

İnternetteki maceramızın ömrü çok uzun değil. Ama yine de 56k modemin ömür çürüten yavaşlığından ortalama 8mb’lik bağlantı hızlarını yakaladığımız günümüze kadar her şey çok hızlı gelişti ve tüketildi. Peki bu zamana kadar internette neleri moda ettik ve nelerin artık işimize yaramayacağını düşünerek tarih olmasını sağladık, hatırlamak ister misiniz? İşte sizi nostaljinin derin sularında yüzdürürken kâh tebessüm ettirip kâh  hüzünlendirecek modası geçmiş 12 internet çılgınlığı...

Dikkat: Okurken yaşlandığınızı hissedebilirsiniz.

1. 56k Modem: Sonsuzluğun sesi

Modemlerin şahı, sesine kurban olduğumuz bu arkadaşımızın ömrü internet bağlantı hızlarının artmasıyla sona ermişti. İyi ki de sona ermişti çünkü bunun sağlayabildiği maksimum hız ile bilgisayarımıza bir wallpaper indirmemiz saatlerimizi alıyordu. ADSL öncesi karanlık döneme dair hatıralarımızı canlandırır sesi ve görüntüsüyle. Yanında da eve gelen telefon faturasını babadan gizlemek için atılan taklaları...

Nasıl bir sesi olduğunu merak eden genç nesilden arkadaşları ise buraya alalım.

2. Bearshare/Limewire/Ares Gibi p2p(paylaşım) programları ve sabretmeyi öğrenmek

Diyelim ki 56kbps bağlantınızın "tek rakibim THY" diyen müthiş hızı ile nasıl bir çılgınlık yapabileceğinizi düşündünüz ve uzun uğraşlar sonunda bu programlardan birini bilgisayarınıza kurdunuz. Aradığınız mp3, video veya programı indirmek için saatlerce, hatta bazen günlerce bilgisayarınıza umutsuz gözlerle baktınız. Nihayet 4mb'lık o dosyayı indirmeyi başarıp sevinçten yerlerde yuvarlandınız. Ne yazık ki, indirdiğiniz şeyin VİRÜS olduğunu görüp de bütün çabalarınızın boşa gitmesiyle hayatın ne kadar zalim olduğunu küçük yaşta anlamış bulunuyorsunuz, tebrikler. Zira bu programların genel özelliği, paylaşılan şeylerin % 90'ının virüs olmasıydı.

3. Onun gibisi gelmedi: Winamp (R.I.P)

Yine diyelim ki, Bearshare aracılığıyla çektiğiniz mp3 dosyası virüs değilmiş de hakikaten mp3 dosyasıymış. Tabii ki bu bütün sorunlarınızın bittiği anlamına gelmiyor henüz. "mp3 denince akla hemen onun adı gelir" cümlesindeki öznemiz olan muhteşem program Winamp'ı açıp büyük sürprizlerle karşılaşmanız hep ihtimal dahilindedir. Zira Depeche Mode'un "Enjoy The Silence" adlı şarkısını indirdim zannederken Serdar Ortaç'ın "Kaç Kere Sever İnsan" ını indirdiğinizi fark etme ihtimaliniz hayli fazladır. Nice genç beyin, mecburiyetten Serdarcı veya Sibelcancı olmuştur o yıllarda. Ama Winamp'ın bir suçu yoktu bunda, onu çok sevdik biz. Keşke hiç bitmeseydi...

4. mIRC efsanesi

İnternet serüvenimizde karşı cinsle iletişim kurmak için denediğimiz yolların yeri ayrıdır. Bunların ilklerinden olan IRC veya ICQ gibi chat kanalları ise bir dönemin gençliğini heder etmiştir adeta. Görüntünün veya sesin olmadığı bu kanallarda öyle yoğun bir trafik vardı ki bırakın karşı cinsle konuşmayı, herhangi bir konu üzerine sohbet edebilmek bile büyük emek istiyordu. "darklord58", "axi_anqel" gibi nicklerin gırla gittiği, "slm, asl pls?" ile muhabbete başlamanın olmazsa olmaz sayıldığı bu kanallardaki en popüler oda adlarının "ayva" ve "zurna" olması ise ayrı enteresandı. Kız nickiyle girip iki saat muhabbet ettikten sonra gerçek yüzünü gösteren vicdansızlar o dönemin en çok kanayan yarasıydı.

5. "Burası kasıyor Msn var mı?" gençliği

Arkadaşlık sitelerinin Türkiye'deki ilk örneklerinden olan Yonja.com, Facebook ve MSN Messenger öncesi bir büyük boşluğu dolduruyordu. İlk zamanlarında daha nezih bir ortam olduğu iddia edilse de bu tür sitelerin genel özelliği olan 1 kıza karşılık 20 erkek oranı bu sitede de mevcuttu. Yine de belirli bir süreye kadar kullanıcıların rekabetten kaçınmadığı ve aslında oldukça memnun olduğu bir siteydi. Ancak tanınırlığı arttıkça ve gold üyelik sistemine geçildiğinde "Burası kasıyor msn var mı?" cümlesinin en çok kullanıldığı platform halini almıştı. Şimdilerde nasıldır bilinmez...

6. MSN Messenger ve Hotmail devri

Artık hayatımıza internette sohbet gibi bir olgu ve dilimize "chatleşmek" gibi bir fiil yerleşmişken bu sektörün gelişmemesi düşünülemezdi. IRC'nin daha iyi bir versiyonu olan ICQ sayesinde MSN Messenger'a giden yol açılmıştı. Smiley diye bildiğimiz ve hayatımızda hala daha önemli bir yer teşkil eden emoticonlarıyla, gecenin bir yarısı titreşim gönderip yüreğimizi ağzımıza getiren ruh hastası arkadaşlarımızı bize ulaştırmasıyla ve yıllar sonra baktığımızda utanmamıza sebep olacak hotmail.com uzantılı mail adreslerimiz ile unutulmazdır MSN. Daha biz, "emesen mi mesene mi" denmeli, onu çözememişken çıkıp gitmiştir hayatımızdan. Huzur içinde uyu yeşil kafalı çocuk...

7. Cool gözükmenin en kolay yolu: Şekilli mekilli nick almak

"SeLaM SHekeR kıSS, bu GeCe nAPıYoSUN?" yazan BuRock89 nickli evladımızın da, ona "üff snne be slk .s .s" diye cevap veren MeRWEeEe_PReNCeSS nickli hanım kızımızın da temelde amaçladığı tek şey vardı: şekilli mekilli nickler alarak daha cool gözükmek. Bugünlerde kullandığımız dilin ve seçtiğimiz nicklerin normalleştiğini görsek de o dönem mühendisinden doktoruna kadar herkes karizmatik nicklerin cazibesine kapılmıştı ve yazarken "küsel Türkchemisi" katletmekte hiç sakınca görmüyordu. Yaptığımızın saçma olduğunu ne zaman fark ettik de normale döndük, inanın hiç bilmiyorum...

8. Facebook'un Facebook olduğu yıllar: Pokelamak yahut Pokelamamak

Sürekli yenilenen arayüzüyle Facebook hayatımıza bir çok şey katarken kendi verdiklerini de götürdü bir anlamda. "İlkokul arkadaşlarımızı buluyormuşuz aaabi" diye başlayan Facebook' maceramız bir süre sonra bir yığın anlamsız aktiviteyle uğraştığımız garip bir şeye dönüştü. Chatleşmekten sonra pokelamak fiili girdi hayatımıza. Kimisi yine karşı cinsle tanışmak için kullandı Facebook'un bu özelliğini, kimisi de arkadaşını rahatsız etmek için (bkz: gecenin bir yarısı MSN'den titreşim gönderen ruh hastası). Poke'un yanında arkadaşlarınıza kebap, rakı, dansöz yollayıp felekten bir gece çalmalarını bile sağlayabildiğiniz enteresan dönemlerdi. Fakeler yoktu, siyasi tartışmalar yoktu ve en güzeli annemiz, babamız, akrabalarımız yoktu. Biz büyüdük ve kirlendi Facebook...

9. Amansız tartışma ortamları forumlar

Bazı forumlar günümüzde de popülaritesini koruyor olsa da forum işinin eskisi gibi revaçta olmadığını söylemek gerekir. Şöyle ki, Türkiye'de internetin bir dönemi forum çağı olarak adlandırılabilir. Bu dönemin en önemli özelliği şimdilerde Facebook sayfalarında veya Twitter hesaplarında dönen siyaset tartışmalarının forumlarda döndürülüyor olmasıdır. Forum çağında tartışmalar illa ki küfürleşme boyutuna gelir ve admin müdahalesi ile "konu kilit" denilerek sonlandırılırdı. Ancak bütün tartışmalar da siyaset üzerine değildi tabii. Bu dönemin en efsane tartışması hiç şüphesiz "turkishmusic.org'daki Sezen Aksu tartışması" idi. "admin liseli demişsin zenci çıktı" cümlesi ise daha terbiyesiz forum sitelerinin mottosu olmuştu.

10. Türk'ün Chatroulette ile imtihanı (ya da Chatroulette'in Türk ile)

Chatroulette, chatleşmeye kattığı boyutla oldukça yenilikçi bir proje olsa da suistimal edilmesi çok uzun sürmedi. Başlarda herkes naif duygularla giriyormuş gibi olsa da bir süre sonra buradaki kullanıcılar ikiye ayrıldı: kızlarla konuşmak isteyen normal erkekler ve kızlarla konuşmak istemeyen kötü niyetli erkekler. Erkeğin erkeğe yaptığı bu zulmün neticesinde Chatroulette de muadilleri gibi paralı üyelik sistemine geçti. Şimdi birçok kişinin(erkeğin) aklında malum soru var: "Acaba içeride neler oluyor?"

11. İnternet kafelerde takım çalışması

Şimdilerdeki PlayStation kafelerin ilk sürümü olan internet kafelerin farklı bir aurası vardı. Çocuklarımız Half-Life sayesinde birey olmayı, Counter Strike sayesinde strateji geliştirmeyi, Age Of Empires sayesinde ise sorumluluk sahibi olmayı öğreniyordu bu ortamlarda. Ama en önemlisi Fifa 2000 sayesinde, "sen w/a/s/d'ye bas, ben oklara basayım" taktiğini geliştirerek  takım çalışmasının önemini öğrenmişlerdi. Aslında "İnternet Kafelerin Pedagojik Değeri" diye tez yazılsa yeridir...

12. Bluetooth'un meşhur ettiği hayalet şarkıcılar

Nasıl ki Facebook'un Facebook olduğu yıllar varsa bluetooth'un bluetooth olduğu yıllar da vardı. Bir zamanlar kimsenin kim olduğunu ve nereden çıktığını bilmediği tuhaf şarkıcıların parçaları bluetooth ağı sayesinde telefondan telefona aktarılıyor ve efsaneleri de şarkılarıyla birlikte yayılıyordu. Bu şarkıların hemen her birinin bir hikayesi de vardı. "İrem bu şarkıyı intihar eden sevgilisine yazmış oğlum"  gibi cümleler eşliğinde efsane büyüyor ve herkesi içine alıyordu. "Ölürüm Hasretinle" şarkısı ve Hacettepeliler adıyla ortaya çıkan Grup Seksendört üyelerinin aslında Hacettepeli değil, Ankara Üniversiteli çıkmalarıyla bu dönem sona ermiş ve ardından arabesk rap dönemi başlamıştır...

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
karahuso

o kadar hızlı tüketiyoruz ki geçmişimizin de .mına koduk. neredeyse her gün bi nostalji haberi çıkıyo...

melek.

8. deki gifde Voldemor'dun ojeleri 'COOL'! :D FLORMAR mı! Bizdensin Yoksa PASTEL mi :D NOT: FLORMAR VE PASTEL MARKADIR ARKADAŞLAR :D

paradisesombre

Depeche Mode'un Serdar Ortaç çıkması beni bile üzdü.

komutansneijder

LimeWire noldu bilen söylesin.s LimeWire'den sonra çok büyük sıkıntılar çektim :((

ladyentelus

sezen aksu tartışmasını bilmiyorum. anlatsanıza.

FACEBOOK YORUMLARI

Başlıklar

AnkaraFIFAFacebookİntiharPlaystationSezen AksuTürk Hava YollarıTwitter
Görüş Bildir