Her Yönüyle Aşı: Ne İşe Yarar, Nasıl Ortaya Çıkmıştır, Zararlı mıdır, Aşı Karşıtlığı Nedir?

-
7 dakikada okuyabilirsiniz

Doğumdan itibaren yapılmaya başlanan ve birçok hastalığa karşı koruduğu, bağışıklık kazandırdığı söylenen aşılara olumlu ve olumsuz tüm taraflarıyla baktık...

Kaynaklar: 1, 2, 3, 4

Aşı nedir?

Aşı, koruyucu hekimlik alanında son üç yüz yılın en önemli tıbbi buluşlarından biridir. Belli bir hastalığa karşı bağışıklık sağlamak için o hastalığın mikrobuyla hazırlanır ve kas, damar ya da ağız yoluyla vücuda verilir. Dünya Sağlık Örgütü tarafından yapılan dünya çapındaki çalışmalara göre, çocuk felci, çiçek, kızamık, verem, menenjit gibi ölümcül olan pek çok hastalık için toplum bağışıklık kazandı ve bu hastalıklardan ötürü ölüm vakaları görülmüyor.

Nasıl ortaya çıkmıştır?

Aşının bilinen tarihi on yedinci yüzyıla dayanır. Milyonlarca insanın ölümüne yol açan çiçek hastalığından korunmak için aktif çiçek hastalığı geçiren birinin iltihaplı yaralarından sıvı alınıyor, kurutuluyor ve deriye enjekte ediliyordu ya da burna çekiliyordu. Ölüm riski içeren bu yöntemde iltihap zerk edilen kişi ölmediyse çiçek hastalığına yakalanmıyordu. On sekizinci yüzyılda ise hasta ineklerden alınan lenf düğümleri kullanılıyordu.

Neden aşılanmalıyız?

Tıp dünyasının ve sağlık örgütlerinin ortak kararına göre aşılar hayat kurtarıyor. Daha önce de belirttiğimiz üzere, zaman içinde aşısı üretilen hastalıklarda ölüm oranı düştü. Hatta dünyanın belli kısımlarında bazı hastalıklar toplumun bağışıklık kazanması sonucu ortadan kalktı. Ölüm oranının en yüksek olduğu üç hastalık için yakın dönem rakamlarına bakalım:

  • Çocuk felci: 1980’li yılların sonunda yılda üç yüz elli bin vakadan yaklaşık olarak bin altı yüz vakaya gerilemiştir.

  • Kızamık: 2000 yılında yaklaşık yedi yüz yetmiş üç bin ölüm yaşanırken, 2008 yılında bu rakam yüz altmış dört bine gerilemiştir.

  • Çiçek: 1974 yılından sonra bu hastalıkla ilgili vakaların neredeyse tamamı sonlanmıştır.

Peki, hastalık mikrobu içermesine rağmen aşılar nasıl oluyor da işe yarıyorlar?

Aşıların içerdiği virüsler ya da bakteriler hastalığa yol açmamaları için öldürülüyor ya da zayıflatılıyor. Enjeksiyonun ardından, bağışıklık sistemini aktif hale getiriyor ve antikor üretilmesine neden oluyor. Oluşan hafıza hücreleri sayesinde ileride hastalıkla karşılaşılınca üretilen antikorlar vücudun yenik düşmemesini sağlıyor.

Aşıların yan etkileri var mıdır?

Yerel, sistemik ya da alerjik birtakım yan etkilerin oluştuğu aşı sonrası en önemli şey, aşı yapılan kişinin gözlenlemsidir. Aşı yapılan bölgede duyarlılık, kızarıklık, döküntü ve kaşınma bilinen en büyük belirtilerdir. Bazı aşıların uygulanması sonrası düşük oranda ateş, barsak rahatsızlıkları ve paralizi görülebilmektedir.

Ülkemizde hangi aşılar uygulanmaktadır?

1930’lu yıllarda çiçek aşısıyla başlayan kampanyalar verem, hepatit, kızamık gibi hastalıklar için uygulanan aşılamayla devam etmiştir. Bugün ülkemizde doğumdan itibaren zorunlu olarak uygulanan yirmi bir aşı bulunuyor. Görselde de görüldüğü üzere, doğumda başlayan aşı süreci ilköğretim sekizinci sınıfta sona eriyor. 

1985 yılında başlatılan difteri, boğmaca, tetanos ve kızamığa karşı aşılama kampanyasıyla bebek ve çocuk ölümlerinin azaltılması hedeflenmişti. Videoya bakalım:

http://www.trtarsiv.com/izle/100313/1985-turkiye-de-uygulanan-asi-kampanyasi

Aşı karşıtlığı nedir ve nasıl ortaya çıkmıştır?

Aşıya dair tüm olumlu bilgilere, kurtarılan milyonlarca hayata rağmen yaşadığımız yüzyılda pek çok tartışma ortaya çıkmıştır. Dini, kültürel, bölgesel pek çok nedeni olsa da en alevli tartışmalar 1998 yılında, İngiliz gastroenteroloji uzmanı Dr. Andrew Wakefield’le başlıyor. Dünyanın önde gelen tıp dergilerinden biri olan Lancet’te yayınlanan makalesine göre, kızamık-kızamıkçık-kabakulak aşılarını içeren karma aşı ile otizm arasında bir bağlantı bulunuyor. Aşıda bulunan canlı virüs barsak mukozasınının geçirgenliğini artırıyor ve kana, oradan da beyine geçerek otizme neden oluyor. Bu iddiaların dayanağı ise klinik çalışmada yer alan on iki çocukta aşılama sonrası otizm bulgularına rastlanması… Tıp dünyası ve sağlık örgütleri, aşılanan elli bin çocuk içerisinde on iki rakamının çok küçük olduğu kararına varıyor ancak konu sansasyona açık olduğu için bu makale hızla yayılıyor. 2004 yılında, etik birtakım sorunlar nedeniyle bu makale yayından çekilse de bulaşıcı olan hastalıkların ölümcül olmadığı, aşılanma nedeniyle çocuklukta otizm oranının arttığı, ilaç firmalarının aşı üzerinden nemalandığı ve olası yan etkilerin ölümlere neden olduğu iddiaları hiçbir zaman gündemden düşmedi.

Peki, aşı karşıtlarının iddiaları nelerdir?

  • Aşıların işe yaramadığını iddia eden bir gruba göre, bulaşıcı hastalıklardan kaynaklanan ölüm oranı aşıları bulunmadan önce düştü.

  • Bulaşıcı hastalıkların pek çoğunun ölümcül olmadığını belirten bir başka gruba göre, onlarca yıldır milyonlarca insan boş yere aşılandı.

  • Bir kısım ebeveyne göre, aşılanma oranı arttıkça çocuklukta yaşanan otizm hastalığı oranı da arttı.

  • Başka bir grup, aşı kampanyalarının ilaç firmaları tarafından pompalandığını açıkladı.

  • "Benim çocuğum, benim kararım" diyen bir başka gruba göre de hastalıklara yakalanma ve ölüm vakaları riski oldukça düşük…

Aşı karşıtları ülkemizde ve dünyada nasıl bir yol izlemektedir?

Toplum bağışıklığını bir tarafa bırakırsak, dünyanın her yerinde aşılanmak bebekler ve çocuklar için anne ve babaların kararlarına bağlı. Aşının ortadan kaldırılabilmesi için hastalığın tamamen yok olması gerektiğini söyleyen uzmanlara göre bu karar tehlikeli olsa da, aileler otizm riski içerdiği iddia edilen ve olası yan etkilerinden ötürü aşı yaptırmak istemiyorlar. Devletlere olan sistematik güvensizlik de burada en önemli rolü oynuyor.

Son olarak, tarafsız bir gözle bakmaya çalıştığımız aşı ile ilgili Dünya Sağlık Örgütü tarafından verilen çeşitli bilgileri derleyelim:

  • Dünya Sağlık Örgütü tarafından yayınlanan makaleye göre, aşı kullanımı bırakılırsa hastalıklar geri dönebilir. Hijyen ve temiz su kaynakları hastalıkları azaltsa da yayılma devam edebilir. 

  • Aşıların yan etkileri genellikle önemsiz şeklinde değerlendirilebilir. Ciddi sağlık sorunlarına nadir olarak rastlanır ve takip sonucu hastalığın kaynağı araştırılır. Aşının yan etkileri nedeniyle yapılmaması, daha büyük hastalıklara, hatta ölümlere yol açabilir.

  • Ani bebek ölümleri sendromuyla aşı arasında bir bağ bulunmamaktadır. Aksine, bebeklerin bu sendromla karşı karşıya kaldıkları durumda ortaya çıktığından sakat kalma ve ölüm riski oranını düşürmektedir.

  • Aşıyla önlenebilir hastalıkların birçoğuna artık rastlanmasa da enfekte ajanların etkisiyle hastalıklar yeniden hortlayabilir. Aşı yaptırmanın nedenlerinden biri olan toplumsal bağışıklık bu noktada önem kazanmaktadır.

  • Kaçınılmaz olduğu düşünülen bu hastalıkların tamamı ciddi hastalıklardır ve beyinde hasar, körlük, ishal, rubella gibi hastalıklara yol açabilir. Bunlar, aşılarla önlenebilir.

  • Gribal enfeksiyona bağlı olarak her yıl üç yüz ila beş yüz bin insan ölmektedir. Çok tartışılan grip aşısı bu yüzden önemlidir. Çocuklar, hamileler ve yaşlılar gibi hastalığa yatkın olanların aşıyla korunmaları mümkündür.

BONUS: Ülkemizde pek çok tartışmaya neden olan Prof. Dr. Canan Karatay, yaptığı son açıklamayla gündeme damgasını vurdu.

Canan Hoca ne demiş, bakalım: “Aşıların içinde alüminyum var. Alüminyum alzheimer nedenidir. Aşı vurulmaya gerek yok. Bunun yerine D vitamini kullanımı çok önemlidir. Senelerce bize yumurtanın sarısını yedirmediler. O yüzden hepimiz aptallaştık. Meyve insülin direncini artırır. Yemeyin çatlamazsınız. Ayçiçek ve mısırözü yağı çiğ olarak tüketilebilir. Sık sık yemek yemek ve deli danalar gibi koşmak da insülin direncini yükseltir. Dünyada açlık önlenemedi ama bazı insanların ceplerinin açlığı önlendi.”

Prof. Dr. Canan Karaty'ın açıklaması sonrası aşı karşıtlığı sosyal medyada da epey ilgi çekti:

Şüpheci yaklaşımlar olsa da bilime her zaman güvenmekte fayda vardır tabii!

Dönem dönem alevlenen aşı tartışmalarında gelinen nokta kişisel kararlar içerse de bu tartışmaların uzun zaman devam edeceği kesin. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
feyk

asi oncesi devirden bir kac hatirlatma yapmakda fayda var. kara veba avrupa nufusunun 3de 1ini yok etmisti. milyonlarca insanin oldugu dunya savaslari dahil tarihde kayda gecmis dunya nufusunun azaldigi tek hadise budur. keza 1918de ispanyon gribi (kus gribinin atasi olur) birinci dunya savasinda olen insandan daha fazlasini 50milyon kisiyi oldurmustu. ayni sekilde kara cicek avrupali gocmenlerle amerika kitasina girdiginde tek basina kita nufusunun %90 nini yok etti. butun bir koyun, koca koca sehirlerin bir kac gunde yok oldugu hadiseler var. bugun kara cicegi bilmiyorsak bu yogun asi kampanyalariyla soyu tuketildigi icindir. gunumuzde asi yaptirmayanlara bir sey olmamasi nufusun cogunlugunun asili olmasi sayesinde. asi yaptirmasalarda asi hastaligin yayilmasini engelliyerek hayatlarini korumaya devam ediyor. bir sekilde amaclarina ulasip nufusun 3de 1e asi yaptirmasinlar bakalim ne olacak, cocuklari gozleri onunde olurken yada felc kalirken neler hissedecekler.

feyk

"benim cocugum benim kararim" diye bir sey yok. baskalarinin yasamina tehdit olusturdugun noktada kisisel ozgurlukler biter. bu hastaliklarin bugun olumcul olmayislarinin nedeni toplumun buyuk kismi asili oldugu icin yayilmaya alan bulamamalari. toplumun bir kismi asisiz oldugunda tikabasa kalabalik sehirlerde, okullarda bu hastaliklar hizla yayilma imkanini bulacaktir. sen cocugunla bu kumari oynamaya goze alabilirsin ama o hastalik yayildiginda alerjiden yada saglik problemlerinden oturu asi olamayan cocuklarinda yasamini riske atmis olursun. senin cehaletinin, dar kafaliliginin ne senin nede baskasinin cocugunun yasamina mal olmasi kabul edilemez.

erlik

Ben düz mantıklı bir insanım. Direk doktora sordum. Çocuğumuz daha 3 aylık. Geçen ay aşı yaptırmaya gittiğimde hemşire ve doktorlar ile konuştuk. Ülkemize gelen mültecilerden sonra daha da önem kazandığını anlattı. "Türkiye'de yıllardan beri yürütülen bir aşı kampanyası var. İyi veya kötü bir şekilde çocuklar düzenli şekilde aşılandığı için çiçek hastalığının kökü kazınmıştı, keza çocuk felci, boğmaca vs artık çok az görülüyordu. Ne zamanki mülteciler gelmeye başladı, sıkıntılar yeniden başladı. Bu insanlar uzun süredir toplu halde yaşadığı ve sağlık hizmeti alamadığı için hastalığın çoğalmasını kolaylaştırdı " şeklinde arttırdı. Kısaca aşı için doktora güvenmeyen, burnu aktığında koşa koşa doktora gitmesin. Soksun turpu burnuna otursun evinde

feyk

hititler suriyeyi misirdan aldikdan sonra, gelen suriyeli esirlerden veba salgini baslamisti. bu yuzden misirin iclerine ilerleyememislerdi. toplu insan hareketlerinin oldugu her yerde salgin hastalik ciddi riskdir. doktor dogru uyarida bulunmus. ozellikle bu siralar asi olmak daha onemli.

erlik

Kesinlikle. Veba salgınının etkili olmasının sebebi gene hızlı artan nüfus olmuştu. Nüfus yoğunluğu arttıkça virüs transferi, dolayısıyla mutasyonu hızlanıyor. En basit örneklerden biri çiçek hastalığı. Seninde belirttiğin gibi Amerika keşfedildiğinde çiçek hastalığı ile daha önce karşılaşmış olan Avrupalılar, yeni kıta için yıkım olmuş. Bundan yıllar sonra İngilizler soy kırım için yine bu hastalığı kullanmış. Kızılderililere bilinçli olarak çiçek hastalığı bulaştırılmış. Yıllar sonra hastalığın önüne yine aşılama ile geçilmiş. Dünya nüfusu çok hızlı artıyor. Artık basit gibi gözüken hastalıklar bile çok tehlikeli hal alıyor. Eskisi gibi 3-5 katlı evler yerine 15-20 katlı 50-60 dairelik binalarda yaşıyoruz. Asansörlerde, otobüslerde, yollarda sürekli transfer halindeyiz. Bence aşılama zorunlu hale getirilmeli.

feyk

modern tekniklerle, hizli mudahale ile simdiye kadar buyuk bir salgin engellenebildi. su anki yasam sekli buyuk bir salgin icin patlamaya hazir bomba gibi. aynen dedigigin gibi cok kalabalik sehirlerde tikis pikis yasiyorsuz uzerine ulasim hic olmadigi kadar hizli. bir ulkede basliyacak bir salgin ucak yolculugu ile bir kac gunde kitalar otesine, tum dunyaya yayilabilir.

erlik

tabi çare olabildiklerine. Düşünsene orta çağdaki vebaya çaresiz kalınması gibi modern bir mikroba karşı çaresiz kaldığımızı. Bildiğin kıyamet senaryosu. Gezegen olarak çok kısa sürede reset atarız. Muhtemelen bir tek insanlıktan uzak kabileler kurtulur. Hoş geldin taş devir 2. O değilde. Birden çok mantıklı geldi ;) Belki de daha önce yaşanmıştır.

feyk

bir an kulaga hos geldi ama hic bir hastalik %100 oldurucu degildir. genetik cesitlilik bunun icin var. her zaman hayatta kalan bir grup bagisiklik kazanmis halde yola devam ediyor. ama kiyamet senaryosu istiyorsan cok zor degi, kus gribi ciktiginda 1inci dunya savasinda ispanyol gribinde oldugu gibi bir global krize denk gelse ve hizli mudahale edilemeseydi, normal grip ile ayni ortamda gen alisverisinde bulunup mutasyon gecirerek kus gribi olduruculugunde, normal gribin yayilma hizinda yeni bir soy dogurabilirdi. kus gribinin oldurme orani %90, normal grip hizinda bulastigini dusun.

erlik

çok fark edeceğini sanmıyorum. Dünya nüfusunun %75'i yok olsa bile yeterli bence. Zira kalan nüfus dağınık olursa çok uzun bir süre yeterli iş gücü bir noktada oluşamayacağı için muhtemelen sanayi büyük ölçüde duracaktır.

kbrkrmn

grip aşısı yaptırcaktım ne güzel.şimdi yaptıramıyorum ya.daha geçen ay grip yüzünden 20 gün yattım okadar pişman olmuştumki aşı yaptırmadığıma.hayatım felç olmuştu.şimdide aşı zararlı deniyor kafam karıştı iyice.yılda bi kez vücuda alınan alümünyummu zararlı yoksa ömrümden 20 gün iptal olmakmı çözemedim.

why

Şu ilk tweeti atan arkadaşın kafasından istiyorum, o nasıl bir cahilliktir ! Ayrıca Pakistan sallaması yapan güzel insan, tamam Ortadoğu ama yamyam kabilesi değil.

Başlıklar

İngiltereannemeyve
Görüş Bildir