Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Geçmişten Günümüze İnsanlığın Tarihi 3. Bölüm: Mezopotamya Uygarlıkları Sümer ve Akad

-
Abone ol

Serinin üçüncü bölümününde Mezopotamya topraklarında kurulan devletleri göreceğiz. Bu topraklarda oluşan dinleri, kültürleri ve toplumları öğreneceğiz.

Mezopotamya topraklarını sırasıyla; Sümer, Akad, Asur ve Babil devletleri yönetmiştir. Bu uygarlıkların hepsi köklü bir geçmişe, başarılı bir siyasal yapıya ve özgün bir kültüre sahiptir. Durum böyle olunca Mezopotamya tarihini iki kısımda incelemeyi daha uygun gördüm. İlk kısımda Sümer ve Akad medeniyetlerini, ikinci kısımda ise Asur ve Babil medeniyetlerini anlatacağım.

Bu arada serinin ilk bölümüne buradan, ikinci bölümüne ise tam buradan ulaşabilirsiniz.

Mezopotamya'nın gelişimi

Fırat ve Dicle arasında, kuzeyinde Güney Toros Dağları, güneyinde Basra Körfezi, doğuda Zağros Dağları, batıda Suriye ve Arap Çölleri olan bölgeye Mezopotamya denir. 

Fırat ve Dicle'nin toprakları beslemesi ve Güney Mezopotamya'nın ılıman bir iklime sahip olması insanların buraya yerleşmesine olanak sağlamıştır. Ayrıca Son Buzul Çağı'nın sonlarına doğru dünya üzerinde hala buzulların hakim olması insanların güneye, Irak ve çevre bölgelerine göç etmelerine de başka bir etken olmuştur. 

Mezopotamya'da genel olarak Sümerce, Akadca dilleri ve çok yoğun olmasa da Elamca konuşulmaktaydı. 

Ayrıca kayıtlara geçen en eski din Antik Mezopotamya dinidir.

Sümer Uygarlığı

Milattan önce dördüncü bin yıl içinde devlet kurdular. İlk Sümerler, İran Körfezi ile Babil arasında Sinear adı verilen bölgeye yerleştiler. Elamlılar, Akadlar ve Kasitlerle komşuydular.

Bölgeye ilk geldiklerinde bataklıkları kuruttular, nehirlerin taşmasını önlemek için kenarlarına set çektiler, setlerden suni tepe yapıp üzerilerine evler yaptılar. Kurdukları şehirlere ''site'' adı verdiler ve şehirlerinin etrafını surlar ile çevirdiler.

Sümerlilerin bölgeye tam olarak nereden geldikleri bilinmiyor ama genel görüş olarak Orta Asya'dan gelen topluluklar ve Samilerin bir karışımı olarak bölgeye geldikleri düşünülmektedir.

Bu Samiler nedir? Kimdir?

Şimdi bu Sami toplulukları daha ayrıntılı bir şekilde inceleyelim. Samiler hakkında bilgileri daha iyi kavramanız için, Samileri hem bilimsel bilgilere göre hem de dini kaynakların bilgilerine göre anlatacağım.

Tarih biliminin ışığında Samiler

Samiler milattan önce 4000 yılında Mezopotamya'ya göç ettiler. Büyük kısmı günümüzde bile Orta Doğu'da yaşayan etnik gruplardır. Araplar, İbraniler, Aramiler, Süryaniler, Maltalılar gibi halklar bu etnik gruba dahildir.

Hami-Sami Dil Ailesi'nin Sami kolunu oluştururlar. Sami diller Orta Doğu'da konuşulan antik dillerin çoğunun kapsar.

Dini kaynaklara göre Samiler

Nuh Peygamberin Ham, Sam ve Yafes adında üç oğlu vardır. Dini kaynaklara göre insanlar Nuh'un üç oğlundan çoğalmaya devam etmiştir. 

Sam; İbranilerin, Elam'ın, Assur'un, Aram'ın, Arpad'ın ve Lut'un dedesi olarak kabul edilir. Bu soydan gelenler Orta Doğu ve Doğu Akdeniz'de yaşamışlardır. Dil olarak Sami dilini kullanırlardı daha sonra Sami Dili; Arapça, İbranice, Akkatça, Habeşçe gibi farklı dillere ayrılmıştır.

Tufandan sonra Nuh Peygamber ve oğullarının tam olarak nerede yaşadıkları bilinmediği için Samilerin Orta Doğu'nun tam olarak neresinde yaşadıkları bilinmiyor.

Sümerlilerin Gılgamış destanında Nuh Tufanı'nı çok benzer bir biçimde anlatmaları ayrıca Emeş ve Enten mitinin kutsal kitaplarda anlatılan Habil ve Kabil olayıyla benzerlikler göstermesi dini kaynakları doğrular niteliktedir.

Not: Nuh'un bir diğer oğlu olan Yafes'ten zamanla Türklerin meydana geldiği yani Türklerin atasının Yafes olduğu söylenir.

Sümer tarihi

Sümerliler ilk olarak Basra Körfezi'ne yakın Ur ve Uruk şehirlerini kurdular. Onlardan önce bu yerlerde Proto-Fıratlar veya Ubaidiler denilen, milattan önce 5.900 yıl önce yerleşmiş bir halk bulunurdu. Bu halkın Obeyd kültürünü oluşturduğu sonraları Sümerlilerin gelmesiyle yok olduğu söylenir. Zaman ilerledikçe Sümerler en az on iki tane daha şehir devleti kurdular. Her şehrin kendi yöneticisi, kendi tanrısı ve ibadet hanesi vardı.

İlk Sümer devleti M.Ö. 3200 - 2800 yılları arasında hakimiyet kurmuştur. Sonraki zamanda Akadlı Sargon Hanedanı tarafından yıkılmıştır. Hanedan yöneticisinin kendisinin tanrı gibi görmesi ve bu yüzden halka eziyet etmesi insanları isyana teşvik etti böylece milattan önce 2600'lü yıllarda Lagaş sitesi hariç tekrardan bölgeye hakim oldular. Gutilerin zayıflaması ile Sümerler Gutileri topraklarından tamamen attı.

M.Ö. 2287 yıllarda Samiler'in ve Elamlılar'ın isyanı ve taarruzu sebebiyle onların hakimiyetinde yaşayan Sümerliler daha sonra farklı kültürlere karışarak yok oldular.

Sümer dili

Yazıyı milattan önce 3200 yılında Sümerler bulmuştur. Çivi yazısını kullanmışlardır. Piktogramları (bir eşya ya da objeyi resmetme yoluyla temsil eden sembol) bulunmaktadır. 

Bazı dil bilimciler Sümerce ve Eski Türkçe'nin ortak bir geçmişe sahip olduğunu savunmaktadır çünkü bu iki dil arasında 168 ortak sözcük vardır.

Sümer uygarlığında siyasal yapı

Sümerler şehirlerini surlar ile çevirir ve şehirlerine site adını verirlerdi. Her şehrin kendi yöneticisi vardı. Yöneticiler aynı zamanda din adamı sayılırdı ve onlara ''patesi'' unvanı verilirdi. 

Siteler, konfederasyon sistemiyle idare edilirdi. Mimarlıkta sütun, kemer, kubbe; inşaatta tuğla kullanırlardı. Sürekli bulunan bir ordu teşkilatları yoktu. Her Sümerli asker sayılıyordu savaş zamanı herkes savaşıyordu. 

Ayrıca Fırat ve Dicle nehirlerini kontrol etiller, kanallar ve setler ile tarım alanları oluşturdular.

Sümer dini ve Gılgamış Destanı

Sümerliler çok tanrılı bir inanca sahiptiler. Ölümden sonra yaşama inanmazlardı. En meşhur tanrıları Dingir'di. Güneş, ay ve yıldızlara taptıkları bilinmektedir.

Sümerliler tapınaklarına ''Ziggurat'' adını vermişlerdir. Zigguratlar yedi kattan oluşmaktaydı. Ziguratların ilk katı depo olarak, son katı gözlem evi olarak, ara katlar ise okul, ibadet ve benzeri işler için kullanılırdı. Her sitenin kendine özel bir tanrısı bulunmakta idi. 

Sümerlilerin bir yaratılış mitolojisi bulunmaktaydı. Ayrıca Gılgamış Destanı'nın dini kaynaklardan bildiğimiz Nuh Tufanı'na benzer bir konusu vardır.

Gılgamış Destanı'nın konusu; Tanrıların insanlara sinirlenip yok etmek istemesi ve Gılgamış'ın ölümsüzlük arayışını anlatır. Destan kısaltılmış olarak kitap haline getirilmiştir, şahsen ben okudum size de tavsiye ederim.

Sümerlerde bilim ve tekerleğin icadı

Sümerler madenleri işlemeyi, çanak-çömlek yapmayı biliyorlardı. Bir ayı 30 gün bir yılı 360 gün olarak hesaplamışlardır. Çarpma ve bölme cetvelini bulmuşlardır. Daireyi 360 dereceye bölmüşlerdir.

İlk güneş saatini Sümerler icat etmiştir. Tekerleği icat ederek insanlık için önemli bir buluşa imza atmışlardır. Ayrıca Sümerler ilk defa ay yılı esaslı takvimi icat etmiştir.

Sümer şehirlerinin gelişmiş bir alt yapısı vardı. Tarım alanlarını artırmak için Fırat ve Dicle nehirlerine kanallar yapmışlardır.

Burçları bularak astrolojinin temelini atmışlardır.

Akad uygarlığı ve siyasal yapısı

Akadlar Sami kökenli bir topluluktur. Sümerler ile birlikte Mezopotamya'ya göç etmiş daha sonra da Sümer kültürünü benimsemişlerdir. Ayrıca çivi yazısını kullanmışlar ve Sümer dinini de benimsemişlerdir.

Akad hanedanının kurucusu kral Sargon'dur. İlk olarak Agade isimli başkenti kurmuştur. 

Akadlar Sümerlerden farklı olarak bölgeyi merkezi bir idare eline geçirmiştir.

Akad tarihi (M.Ö. 2334-2154)

Akad imparatorluğunun kurucusu kral Sargon'dur. Fotoğrafta gördüğünüz miğfer ona ait olduğu düşünülen miğferdir. Kral Sargon kayıtlara göre 34 savaş yapmıştır ve sınırlarını Mezopotamya'nın dört bir yanına genişletmiştir. Sargon dünyada bilinen ilk imparatorluğu kurmuştur. İmparatorluğun sınırları Doğu Akdeniz'den Bafra Körfezi'ne, oradan Kuzey Anadolu'ya kadar uzanmaktaydı. Sargon'dan sonra yönetime sırasıyla iki oğlu Rimus ve Manishistu geçmiştir

Sargon'un torunu olan Naram-Sin ilk başta devlet sınırlarını korumuş ve topraklarını genişletmiştir. Fakat Naram-Sin'den sonra güç dengeleri değişmiştir. Yönetimde zayıflıklar meydana gelmiştir. Kısa süre içinde Gutiler işgale başlayarak yönetimi ele almıştır. 

Sonraki yıllarda kent yöneticileri devlet idaresini ele geçirmiştir. Özellikle Ur şehri yöneticisi devleti tekrardan eski gücüne döndürmek istemiştir. Böylece tarihte Ur şehri, devletin önemli bir gücü haline gelmiştir. 

Daha sonraki yıllarda başka kavimler yönetimi almıştır. Akadlar M.Ö. 2154 yılında yıkılmıştır. Devletin sonunun gelmesinin sebebi yoğun göçler, çevredeki toplulukların ve devletlerin istilasıdır.

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
goruncekadam

Yahu arkadaş şu türkleri bi rahat bırakın.Şimdi de Yafes'ten mi geldik.Yok MU'dan geldik felan filan.Zaten bizimkilerin kafasına sı*ayım , ne vardı da gelmişler bu bok çukuruna.Orası ayrı. Şu hami-samilerle akraba etmeyin bizi ne yapıyorsanız yapın.Dünyanın başına bela oldular bunlar.Biz Urallar'da,bozkırda iyiydik ya.Ne kadar Ortadoğu'dan uzak o kadar iyi.Sümerleri sömürmüş zaten bu samiler, kendi hikayelerini bile uyduramamışlar , çalmışlar başkalarından.

nebusimdi

Orta Asya'da tek düşman Çin'lilerdi. Sürekli Çinlilerle uğraşmaktan sıkılan Türkler heyecan arıyorlardı. Dünya üzerinde her türlü belanın bulunduğu Anadolu'ya gelerek heyecanın kralını buldular.

bilge-kaan

aynı paragraf ergenken okuduğum islam ilmihalinde geçiyordu, dini kaynak dediği bu sanırım

goruncekadam

Bize bir boy büyük böyle diyarlar.Konar-göçer göçebe toplumdan nasıl buralara geldik , kendimizden ne kadar öz verdik bu uğurda .Değer miydi bu kadar heyecana.Bence hiç değmez.

Görüş Bildir