1627'de 'Türk Öldürmek Serbesttir' Yasasının Çıkmasına Neden Olan, Korsanların Başrolünde Olduğu İzlanda Seferi

-
Abone ol

'Türk korsanlar mı?' diye soruyorsanız neredeyse kimsenin bilmediği 1627 İzlanda Seferi'nin hikayesini duyduktan sonra çok şaşıracaksınız. Öyle bir sefer ki İzlanda'da bundan 50 yıl öncesine dek geçerli olan 'Türk öldürmek serbesttir.' yasasının çıkmasına sebep olmuş, hatta Türk karşıtlığının temelleri bu savaşa bile dayandırılır.

Çayınızı kahvenizi alın, korsanlık tarihimize bir yolculuk yapacağız.

İzlanda tarihinde 'barbar saldırısı' olarak geçen bu olay aslında hayli ilginç. Olayın başrolünde Hollanda asıllı Küçük Murat Reis var.

Hollanda asıllı birinin Osmanlı'ya nasıl dahil olduğunu merak edenler için açıklayalım. Asıl ismi Jan Janszoon olan korsan Türk denizcilere esir düşer ve İslam dinini seçip serbest bırakıldığında Murat adını alır. Korsanlık faaliyetleri tam hız devam eder fakat bu sefer amacı farklılaşır: Atlas Okyanusu'nu Osmanlı himayesine sokmak. 

Murat Reis İskandinav sularında uzun süre çarpışır fakat hakimiyet sağlaması hayli zor olduğundan başarısız geçen seferlerde son durak olarak İzlanda'yı seçer.

İzlanda dendiğinde aklınıza bir ordu geliyor mu? Pek sanmıyoruz. O zamanlar da İzlanda görece korumasız bir bölgeydi ve bu biliniyordu.

Sefer hazırlıkları başladı, Küçük Murat Reis 12'si kadırga 15 parçadan oluşan donanmasını hazırladıktan sonra önce Manş Denizi'ni, ardından Kuzey Denizi'ni geçip 20 Haziran 1627'de İzlanda kıyılarına ulaşır. Fas ve Cezayirli korsanlardan müteşekkil donanma harekata başlar...

İzlanda’nın güneybatısında Grindavik, doğusunda Berufjörður ile Breiðdalur hedeftedir.

Ayrıca güneydeki Vestmannaeyjar adaları da baskınlar için seçilmiştir. 26 gün süren istilada İzlanda'nın büyük bir kısmı yağmalanır, bölge halkının servetine el koyulur. Tabii 400'e yakın kişi de esir alınır.

Şunu netleştirmek gerek, bu baskında İstanbul'un, yani Osmanlı İmparatorluğu'nun bir emri yoktu. Küçük Murat Reis ve ekibinin planından ibaretti.

Bu tarihsel olaya fetih yerine baskın denmesinin sebebi de bu. Peki olaya dönersek, esir alınanlar neler düşünüyordu?

Bir esir, 1631'de şunu yazmıştı: “Burada köle sahipleri arasında büyük farklılıklar var. Bazı tutsak kölelerin iyi, nazik sahipleri var ancak bazı şanssızların kendilerine sürekli kötü davranan, ağır koşullarda çalıştıran, çok az yemek ve giysi veren, sabahtan akşama kadar demir zincirlere bağlayan vahşi, acımasız, kalpsiz efendileri var.”  

Tüm bunların yanında kurtarılan esirler olmakla birlikte Cezayir'de kalmayı tercih edenler de oldu.

Jan Asbjarnarson adlı esir sonraki yıllarda yüksek mevkilerde görevler almış bir İzlandalı. Onun gibi birçok örnekten bahsediliyor.

Bu seferin ardından her şey sona ermemiştir. Yakın zamanda bir baskın daha gerçekleştirilir.

Bu seferde halkın daha büyük bir kısmının malına el konulacaktır ve tabii esirlerden bahsetmiyoruz bile.

Nüfusu 100.000 bile olmayan, tarihinde büyük savaşlar yahut 'sorunlar' olmayan İzlanda için bu olay hayli trajik bir iz bıraktı, tahmin edeceğiniz üzere.

İzlanda bu olaylar sonlandığında başlarına gelenleri Tyrkjaránið olarak adlandırmaya başladı ve bir dönüm noktası oldu.

Belki trajik bir olay olarak hatıralara kazınmadı ve ülke için geri dönülemez sonuçları olmadı ama İzlanda'nın bir savunmaya ihtiyacı olduğu, ordu ve donanma sistemini güçlendirmesi gerektirdiği öğrenildi.

Hatta bu olayın ardından bir halk ezgisi bile ortaya çıkmış.

O günden bu yana bazen oyunların teması olmuş bazen de hüzünlü anmaların...

Her yıl anılan bu olay İzlanda edebiyatı için hayli önemli bir kilometre taşı olarak biliniyor. İzlanda edebiyatının en önemli yazarlarından Guðríður Símonardóttir bu baskında kaçırılanlardandı. Köle pazarlarında yıllarca kaldıktan sonra ülkesine döner ve edebiyatıyla anlatır onları.

Gelelim Türklerin öldürülmesine dair mevzuya. Bu konu tam anlamıyla bir galatımeşhur ve net bir kaynağı yok.

Bunun yanında yıllardır ortada dolaşan söylentiler hayli ciddi. Hikayelere göre baskının ardından İzlanda’da yürürlüğe giren kanuna göre o topraklarda Türk öldürmek suç olarak kayıtlara geçmeyecekti. Olayı gerçekleştiren donanmanın Türk olmaması ve Osmanlı İmparatorluğu ile bağlantısı olmaması bir yana bu yasanın 1970'lere dek yürürlükte olduğu söylentisi hayli ilginç.

Siz bu iddia ve olay hakkında ne düşünüyorsunuz?

Kaynaklar. 1, 2, 3, 4, 5

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
Dio Banner
domalt-trump

Oruspunun evlatları nası kıydınız o güzelliklere?

hakan1971

HİÇ BİR İMPARATORLUK MASUM DEĞİL, hele ortaçağ karanlığından hala kurtulamayan ortadaoğuda kurulu devletler hiç masum değil.

Görüş Bildir