15 Fotoğraf ve 1 Fragman ile Cem Yılmaz'ın Yeni Filmi 'Pek Yakında'
Yönetmenliğini ve senaristliğini Cem Yılmaz'ın yaptığı ve başrolünde olduğu filmde kendisine Tülin Özen, Zafer Algöz, Özkan Uğur, Ozan Güven, Çağlar Çorumlu, Cengiz Bozkurt, Zerrin Tekindor, Hare Sürel, Ayşen Gruda , Ülkü Duru, Emin Gürsoy, Metin Coşkun, Tuğrul Tülek ve çocuk oyuncu Ata Berk Mutlu'nun yeraldığı zengin bir oyuncu kadrosu eşlik ediyor.  'PEK YAKINDA' Ekim 2014'te tüm sinemalarda!
10 Adımda Kraliçe Olmak
Kabul edelim,hepimiz kendi içimizde birer Kraliçeyiz.Tek eksiğimiz başımızdaki tacımız. Fakat ya dışarıdaki insanlara da bunu göstermek istersek? Davranışlarımızla,sözlerimizle,bakışlarımızla erkekleri baştan çıkartarak tam bir Kraliçe olduğumuzu herkese göstermek istiyorsak..HADİ YAPALIM!
Uzay'dan Dünya'ya İlk HD Yayın
NASA, bir ilk olan denemesinde Uluslararası Uzay İstasyonu'ndan (UUİ) Dünya'ya yüksek çözünürlüklü video iletimi gerçekleştirdi. Video transferi, yeni bir lazer ileticisiyle sağlandı. SpaceX'in Dragon kapsulüyle Nisan ayında Uluslararası Uzay İstasyonu'na ulaştırılan OPALS donanımı, yörünge ile Dünya arasında lazer ışınlarıyla gerçekleştirilen ilk HD veri transferini gerçekleştirdi. 'Hello World' (Merhaba Dünya) adı verilen ilk OPALS deneyinde elde edilen başarı, derin uzay veri transferlerinde yeni bir dönemin de önünü açacak. NASA'nın Jet İtiş Gücü Laboratuvarı'nda OPALS projesi sistem mühendisi görevini yürüten Bogdan Oaida, 'Elde edilen başarı çevirmeli modemden DSL'e geçmek gibi' ifadesini kullandı. NASA, yakın gelecekte radyo sinyalleriyle iletimi sona erdirerek, çok daha hızlı ve büyük miktarda veri iletilmesini sağlayacak lazer teknolojisini kullanmayı amaçlıyor. OPALS deneyinde, California'daki Table Mountain Gözlemevi'nden UUİ'ye lazer işaretleyici ile sinyal gönderildi. OPALS alıcıları bu sayede hedefe kilitlenerek saatte 28 bin km hızla veri iletimi gerçekleştirdi. 50 Mbps hıza ulaşan veri aktarımı toplamda 148 saniye sürerken, OPALS'ın 175 megabit'lik 'Hello World' mesajının sadece 3.5 saniyede alındığı açıklandı. NASA'nın bugüne kadar kullandığı geleneksel iletişim yöntemleriyle aynı mesajı almak yaklaşık 10 dakika sürecekti. Yöründede bulunan birçok uydunun oluşturduğu uydu ağı, UUİ için iletişim sıkıntısı yaşanmamasını sağlıyor. NASA, lazer ışınlarıyla iletişim teknolojisini başlıca derin uzay görevlerinde kullanılacak keşif araçları için kullanmayı hedefliyor. Al Jazeera
Reklam
Temple Run 1 Milyar Kez İndirildi
Sonsuz koşu türündeki Temple Run oyunu, yaratıcısı Imangi Studios’un yayınladığı infografiğe göre bugüne kadar 1 milyar kez indirildi.Imangi Studios’un geliştirdiği ve sonsuz koşu türünde bir oyun olan Temple Run, büyük bir başarıya imza attı. 2011 yılının ağustos ayında ilk olarak iOS için indirilmeye sunulan oyunda şeytani maymunlardan kaçan bir kâşif kontrol ediliyor. Daha sonra Android ve Windows Phone platformları için de geliştirilen oyun, açıklanan verilere göre şimdiye kadar dünya çapında 1 milyar kez indirildi. Bu sayının yüzde 60′ını kadınlar, yüzde 40′ını ise erkekler oluşturuyor.Imangi Studios’ın paylaştığı infografiğe göre, Temple Run’da toplamda 50 trilyon metre koşuldu, 32 milyar defa ölündü, 148 trilyon altın toplandı ve 216.018 yıl geçirildi. Oyunu en çok indiren ülkeler arasında ise yüzde 36 ile Çin, yüzde 21 ile ABD, yüzde 4 ile Hindistan, yüzde 4 ile İngiltere ve yüzde 3 ile Almanya yer alıyor.Stuff
Reklam
'Bir Şey Yapmazsak Bütün Medeniyet Duvara Toslayacak'
Manu Chao, “Heyecan verici olan ise bir yıl geçmiş olmasına rağmen hareketin hâlâ bir arada ve güçlü olması. Buradan bakınca Türkiye’deki sol akımların bu amaç uğruna bir araya gelmiş olmalarına büyük saygı duyuyoruz. Bu her zaman böyle olmaz. Türkiye’de olanların en pozitif yanlarından biri de bu” diye konuştu. Manu Chao, Radikal’den Hakan Dedeoğlu’na konuştu. Hakan Dedeoğlu’nun Manu Chao ile yaptığı söyleşi şöyle: Merhabalar Manu, Barselona’da havalar nasıl? Hava daha iyi olabilirdi. Ama şehirde bir sürü sorun var, buradaki sosyal hava pek iyi sayılmaz. E, burada da pek iyi sayılmaz… İstanbul seyircisi seni, uzun bir aradan sonra bir kez daha canlı izleyebileceği için çok heyecanlı. İstanbul’a daha önce iki kere geldin. Şehirle ilişkin nasıldı? Bir gün gerçekten İstanbul’da yaşamayı umuyorum. Bence son kalan ilginç şehirlerden biri. Tekrar geleceğim için çok mutluyum. Sanırım ilk geldiğim sene 2002’ydi, şehrin her köşe başında içimi heyecan kaplıyordu. Şehir her saniye yeni bir maceraya davetiye çıkarır gibiydi. İnanılmazdı. Yıllardır tekrar gelmenin yollarını arıyordum... İstanbul’da takılmalık zamanın olacak mı? İstanbul turnenin ilk konseri, amacımız birkaç gün önce gelip şehirde biraz takılmak. Çalacağınız EkşiFest; Baba Zula, Hakan Vreskala gibi muhalif yönleriyle de bilinen grupların sahne aldığı, STK’ların stand açacağı, bağımsız ve bizler için önemli olan bir web sitesinin düzenlediği bir festival... Eminim geçen yıllarda da birçok teklif almışsınızdır Türkiye ’den ama bu festivali kabul ederken saydığım sebeplerin etkisi oldu mu? Tabii ki… Türkiye’de iki, üç yıldır büyük bir sosyal tansiyon ve sokağa çıkıp daha ileri bir demokrasi için protesto düzenleyen insanlar var. Onları desteklemek istiyoruz. Onlara en iyi şekilde ulaşmak, seslenmek, birleşmek istiyoruz. Bu sebeple nereye geldiğimizi, çalan isimleri biliyoruz ve hareketi destekliyoruz. Sokak hareketleri demişken... Geçen hafta Gezi’nin yıldönümüydü... Geçen sene bir Gezi mesajı yayımlamıştın. Gezi bizler için olduğu kadar dünyanın geri kalanı için de önemli miydi sence? Uzun bir süre, tüm dünyada insanlar böyle bir hareketi beklemişti... Türkiye’de insanların yaptığı herkes için çok cesurca ve önemliydi. Sadece Türkler için değil, herkes için bir örnekti bu… Heyecan verici olan ise bir yıl geçmiş olmasına rağmen hareketin hâlâ bir arada ve güçlü olması. Buradan bakınca Türkiye’deki sol akımların bu amaç uğruna bir araya gelmiş olmalarına büyük saygı duyuyoruz. Bu her zaman böyle olmaz. Türkiye’de olanların en pozitif yanlarından biri de bu... Gezi’den sonra buradaki en önemli kazanımlardan biri ortaya çıkan mahalle oluşumları, platformları oldu... Bence çözümün, kurtuluşun en önemli parçası bu. Biz de burada böyle yapıyoruz. Tüm mahalleni sosyal bir bahçe olarak görüp onunla ilgilenmen gerek. Mücadeleye mahallende organize olup başlaman gerek. Burada Barselona’da, kendi mahallemizde de öyle yapıyoruz. Ve işe yarıyor, bazı şeyleri değiştirebildiğini görüyorsun. Dünyanın dört bir yanında da farklı sebeplerden gerçekleşen ayaklanmalar var... Olup biteni takip edebiliyor musun? Her şeyi internetten takip etmek kolay gibi gözükse de birebir içlerinde olmak zor. Ama gezegenin her yerinde durum kötüye gidiyor, gezegen resmen köpürmekte. Eminim bir şeyler olacak ve değişim gelecek. İnsanlar kapitalizmin insanlığı hiçbir yere götürmediğini görmeye başladı. Bunun yansımalarını görüyor ve yaşıyoruz. Bütün medeniyet, bir şey yapmazsak duvara toslayacak... Senin bir futbol hayranı olduğunu biliyoruz... Haftaya Dünya Kupası başlıyor ve Brezilya’daki kupa etrafında da protestolar var... Bence dünyadaki tüm sosyal sorunların yanında, tüm bunlar olurken futbolun hiçbir önemi yok. Futbolu elbette seviyorum ama izlemekten çok oynamayı... Mahallemizde sürekli yaptığımız aktivitelerden biri de futbol. Haftada üç kez, çocuklarımızı da alır top oynarız… Futbol oynamak harika, hayatta en sevdiğim şeylerden biri ama hıyar gibi evde oturup televizyondan futbol izlemek… Artık o işi bıraktım, bağımlısı değilim ve bununla da gurur duyuyorum. Artık hangi müzisyenle konuşsanız, röportaj yapsanız size müzik sektörünün ne kadar kötü durumda olduğundan, internetin müziği bitirdiğinden bahsederler, haksız da sayılmazlar... Senin, sektörünün geldiği noktayla ilgili düşüncelerin neler? İyi ya da kötü yönde değiştiğini söylemek için henüz erken. Müzik sektörü değişti evet ama müzik sektörü zaten öyle matah bir şey de sayılmazdı. Bu sebeple bir değişim olacaksa iyi yönde olmasını temenni ederim. Aslına bakarsan çok bir şey de değişmedi. Sadece bütün büyük firmaların isimleri değişti. Birkaç yıl önce isimleri Sony’di, şimdi Google… Üzücü olan şu: Şirketler isimlerini, logolarını değiştirirken müzisyenler hâlâ aynı pozisyonda kalmış durumda. Şimdilerde bir müzisyen için hayat kurmak daha zor, albüm satmak falan bitti… Tüm bunlar da müzisyeni baştaki önemli noktaya geri getirdi, o da canlı çalmak. Bu da değişimin pozitif tarafı bence. Yaşayabilmek ve ailesini doyurabilmek için canlı çalmak zorunda artık gruplar. Sen de pek albüm yayımlayan bir müzisyen değilsin. Son albümün 2007’de çıkmıştı… Benzer bir sebepten mi albüm yayımlamayıp daha çok canlı çalıyorsun? Zamanımı ve kalbimi müziğimi canlı yapmaktan yana kullanmak istiyorum yıllardır… Turne yapmak istiyorum ya da bu akşam ve dün akşam yaptığım gibi gidip mahalle barımızda, mahallelilere çalacağım. Çünkü ben bu mahallenin müzisyeniyim ve beni canlı tutan şey bu… Mahallemde yapmayı en çok sevdiğim şeylerden biri komşularıma çalabilmek, onlarla paylaşabilmek. Bu yüzden bu akşam bir sürü müzisyen bir araya gelip müzik yapacağız. Ruhum ve bedenim bana hep canlı çalmam gerektiğini söylüyor. Kayıt yapmak bambaşka bir spor . Bir stüdyonun içinde birkaç kişisindir, ekranın başında oturursun. Açıkçası albüm yayımlamamamın asıl sebebi bilgisayar ekranından çabuk sıkılıyor olmam. Bir diğer sebep ise ne zaman yeni bir albüm yayımlasan, istesen de istemesen de anında her şeyin merkezinde olmak... Basın konuşmak istiyor, herkes senden bahsediyor… Bunu pek istediğimi sanmıyorum. Yeni şarkılarımızı konserlerde ya da mahalle barımızda çalıyoruz. Bazı gençler kaydedip internete koyuyor ve parça hemen dünyayı dolaşıyor. Sonra başka bir yere konsere gidiyorsun bir bakmışsın insanlar parçayı biliyor bile… Yeni düzen, organik bir şekilde böyle yürüyor. Yıllar oldu, resmi bir kayıt yayımlamadım ama bu düzeni seviyorum ve işime de yarıyor. Dünyanın her yerinde gençler beş dakikada, mahallemde barımda söylediğim bir şarkıya ulaşabiliyor. 2000 kilometre öteye gidiyorum, bir bakıyorum şarkıyı çoktan biliyorlar. Daha iyisi, parçamı gitarlarıyla çalıp söylüyorlar. Sırada neler var? Bu yaz Avrupa’da turne yapacağız... Sonrasında tekrar Hindistan’a gitmek istiyoruz. Delhi’de bedava konser ayarlamaya çalışıyoruz. Ücretsiz bir konser vermek istiyoruz ama sponsorlarla çalışmıyoruz onun için biraz zor. Sonra Arjantin’e gidip bir ressam ile birlikte bir projeye girişeceğiz. Hayatım böyle... Geziyorum, insanlarla tanışıyorum, çalıyorum... Grubumuz La Ventura gerçekten yakın ailem ve dünyayı gezmeyi seviyoruz. Amacım da La Ventura’yı hayatta tutmak ve seyahatlerimizden yeni şeyler öğrenmek. Seni bekleyenlere bir mesajın var mı? İnsanlara sevgilerimi ilet. Daha iyi bir dünya için savaşan tüm insanlara selam olsun... Onlara lütfen hepimiz için çok önemli olduklarını iletir misin? Teşekkür ediyoruz onlara. T24
Bu Hafta 9 Film Vizyonda
Tom Cruise'un oynadığı ''Yarının Sınırında'', yapımcılığını Leonardo DiCaprio'nun üstlendiği ''Kardeşim İçin'' ile Ödüllü psikoterapist Jonathan Asser'ın kaleminden uyarlanan ''Yüksek Risk'' izleyici ile buluşacak.Türkiye sinemalarında bu hafta 1'i yerli 9 film vizyona girecek.  'Yarının Sınırında'Tom Cruise, Emily Blunt, Bill Paxton ile Brendan Gleeson'un oynadığı 'Yarının Sınırında' izleyici ile buluşacak. Senaryosunu Dante Harper'ın kaleme aldığı filmin yönetmen koltuğunda Doug Liman var. Bilim-Kurgu ve aksiyon türündeki film, dünyaya saldıran uzaylılar ile savaşı konu alıyor. 'Kardeşim İçin' Scott Cooper'ın yönettiği ve Christian Bale, Zoe Saldana, Woody Harrelson, Forest Whitaker ve Willem Dafoe'un rol aldığı 'Kardeşim İçin' gerilim severleri sinema salonlarına çekmeyi hedefliyor. Senaryosu Scott Cooper ve Brad Ingelsby'e ait olan filmin yapımcılığını Leonardo DiCaprio üstlendi. ABD ve İngiltere ortak yapımı film, küçük bir kasabada yaşayan iki kardeş Russell ve Rodney'in zorluklarla dolu yaşamını beyazperdeye taşıyor. 'Yeni Başlayanlar İçin Vahşi Batı' Seth MacFarlane'nin yönettiği, kendisiyle beraber Charlize Theron, Neil Patrick Harris, Amanda Seyfried ve Liam Neeson'un rol aldığı 'Yeni Başlayanlar İçin Vahşi Batı' izleyici ile buluşacak. Komedi türündeki ABD yapımı filmin konusu özetle şöyle: 'Ürkek bir çiftçi olan Albert, kasabaya yeni taşınan gizemli kadına aşık olunca silahlı çatışmalardaki ürkek ve beceriksiz hali gider, yerine cesur bir adam gelir. Fakat kadının belalı kocası kasabaya doğru yola çıkmıştır ve çiftten intikam almayı planlıyordur.' 'Suç Şehri' Orlando Bloom, Forest Whitaker, Tanya Van Graan, Adrian Galley, Conrad Kemp'in oynadığı 'Suç Şehri'nin yönetmenliğini Jerome Salle yaptı. Dram ve gerilim türündeki film, Güney Afrika'ya illegal bir maddenin girişiyle beraber oluşan ırkçı bir katliam ile ilgili soruşturmada görevlendirilen polisler Ali Sokhela ve Brian Epkeen'in başından geçenleri anlatıyor. 'Aşkta Yanlış Yoktur' Jeremiah S. Chechik'in yönettiği ve Ryan Kwanten, Sara Canning, Ryan McPartlin ile Kristen Hager'in oynadığı 'Aşkta Yanlış Yoktur' romantik komedi severlerin ilgisini çekmeye aday. Filmde bir düğün gününde geline aşık olan bulaşıkçı Leo'nun giriştiği maceralar izlenebilecek. 'Paris'te Bir Hafta Sonu' Haftanın bir diğer komedi filmi Roger Michell'in yönettiği 'Paris'te Bir Hafta Sonu' adlı yapım. Parçalanan bir evliliği anlatan dokunaklı komedide, Oscar, Bafta, Emmy ve Altın Küre ödülleri sahibi Jim Broadbent ve Olivier ödüllü Lindsay Duncan rol alıyor. Film, kadın-erkek ilişkileri ve evliliğe dair söylediği sözlerle Paris sokaklarında yaramazlık peşinde koşan iki genç ihtiyarın yıl dönümlerindeki çıkmazları anlatıyor. 'Yüksek Risk' Ödüllü psikoterapist Jonathan Asser'in kaleminden beyazperdeye uyarlanan 'Yüksek Risk', 'A Prophet/Yeraltı Peygamberi' filminden sonra çekilen en iyi hapishane filmi olarak nitelendiriliyor. David Mackenzie'nin yönettiği filmde, Rupert Friend, Ben Mendelsohn, Jack O'Connell, Sam Spruell ve David Ajala gibi isimler kamera karşısına geçti. Sarsıcı ve beklenmedik olayların ardı ardına geliştiği ve genç mahkum Eric'in öyküsünün anlatıldığı filmin konusu özetle şöyle: ''Eric genç olmasına rağmen, aşırı şiddete eğiliminden dolayı, yetişkin hükümlülerin kaldığı bir hapishaneye nakledilir. Aynı zamanda babasının da gün doldurduğu bu hapishanede kendini gardiyanlardan koruması, diğer tutuklularla işbirliği yapması ve hatta babasıyla yüzleşmesi gerekecektir.'' 'Oz Efsanesi: Dorothy'nin Dönüşü' Daniel St. Pierre ile Will Finn'in yönettiği ve Dennis Quaid, Zac Efron, Alan Bates ile Kim Dickens'in oynadığı 'Oz Efsanesi: Dorothy'nin Dönüşü' haftanın tek animasyon filmi. Film, Kansas'a dönen ve büyük bir kasırga sonrası kenti darmadağın halde olduğunu gören Dorothy'nin, aniden Oz'a geri gönderilişini anlatıyor. 'Tamaya İfrit' Serkant Yaşar Kutlubay'ın yönettiği ve Su Bilgiç, Derya Aksu, La Milla ile Nicole Kuntzman'ın oynadığı 'Tamaya İfrit' vizyona giriyor. Türk yapımı korku filmi olan 'Tamaya İfrit'in konusu özetle şöyle: '1200 yıl önce etkisiz hale getirilmiş ifrit olan Tamaya, bir kolyenin içine hapsedilmiştir. Bu kolye bir polis baskını sonucu ortaya çıkar ve komiser Buket, kolyeyi ele geçirir. Filmde korku dolu dakikalar, bu andan sonra başlar ve ifrit serbest kalır.'AA
Reklam
F35 Savaş Uçaklarının Motor Parçaları Artık Türkiye'de Üretilecek
Kale Grubu şirketlerinden Kale Havacılık ile ABD'li Pratt & Whitney ortaklığıyla İzmir'de kurulan F35 uçak motoru fabrikası bugün Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün katılımıyla hizmete açıldı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün açılışını yaptığı fabrika, dünyanın en gelişmiş savaş uçağı olan F35'lerin kritik motor parçalarını üretecek. Dünyanın en büyük uçak motoru üreticilerinden Amerikalı Pratt & Whitney ile yüzde 51-49 ortaklıkla, temeli üç yıl önce yine Gül tarafından atılan fabrikanın, yaklaşık 75 milyon dolara mal olan 1. etap yatırımı tamamlandı. Ege Serbest Bölgesi'nde 2. ve 3. etap yatırımlarla büyüyecek olan Kale Pratt&Whitney Fabrikası'nda 700-750 kişinin istihdam edilmesi bekleniyor. Yatırımın devreye girmesiyle İzmir ve başka ülkelerde üretilen F35 parçaları, ABD'de montajla motor haline gelecek.teknolojioku
Reklam
Apple iPhone 4 Kullananlara Kötü Haberi Verdi
Geçtiğimiz WWDC 14 Konferansında iOS 8 işletim sistemini tanıtan Apple bugün iPhone 4 sahiplerine kötü haberi resmi ağızdan verdi. Gelen bilgilere göre Apple’nin yayınladığı bir güncelleme listesine göre iPhone 4 iOS 8 işletim sistemine güncellenemeyecek ve bu nedenden dolayıda hiçbir zaman iOS 8 güncellemesini alamayacak. Zaten kullanıcılar iOS 7′nin Apple iPhone 4 için son güncelleme olduğunu biliyorlardı, ancak bir umut belki güncelleme bizim içinde yayınlanır diyen kullanıcılar bugün bu resmi haber ile beraber yıkılmış oldu. Apple zaten yayınladığı konferansta bunun bilgisini kullanıcılara vermişti ancak karar bugün kesin olarak açıklandı ve son buldu. iOS 8 güncellemesini alacak i cihazlar şöyle, iPhone 4s, 5, 5c, 5s, iPad 2 ve üzeri. veteknoloji
Reklam
Game Of Thrones Dizisi The Sopranos'u da Geçti
Tony Soprano bir zamanlar, 'Saygısızlık etmek istemem ama bir numara olmak ne demek bilemezsiniz… Çok uğraştırıcı bir durum,' demişti. Televizyonların sevilen mafya babası artık rahatlıkla dinlenebilir çünkü The Sopranos HBO tarihinin en popüler dizisi unvanını kaybetti. Bu unvan artık Game of Thrones'a ait. Nielsen'e göre 4. sezonunun sonuna doğru yaklaşan fantastik kurgu türündeki dizi ortalama 18.4 milyon izleyiciye ulaştı. The Sopranos 2002'de bölüm başına 18.2 milyon ortalamaya ulaşmıştı. İstatistiklerin nasıl toplandığına dair birçok detay bulunuyor. Tony'nin Christopher ile Paulie'yi dövmeyi bıraktığından beri medyada bazı şeyler değişti. DVR'lar her yerde bulunabiliyor ve HBO şu an gösterdiği dizileri HBO Go'da da yayımlıyor. Artık bunların hepsi sayılıyor. Aynı zamanda Game of Thrones'un Amerika'da en çok yasadışı şekilde indirilen dizi olduğu da söylendiğinden gerçek rakamları bulmak zorlaşıyor. Tyrion Lannister ve arkadaşları henüz bitmiş değil. Dizinin bitmesine en az iki sezon daha olduğundan izlenme sayıları daha da artabilir. Geçen sene bölüm başına izleme oranları bu seneninkinden 4 milyon aşağıda seyrediyordu. Game of Thrones'un en büyük rakibi ise The Walking Dead dizisi olarak görülüyor. İzleyici sayıları bakımından bu iki başa baş gidiyor. WSJ Türkiye | SHAWN LANGLOIS
Dünya Kupasında İlk Kez Finale Kalacak Takıma 11 İpucu
Dünya kupası heyecanı geldi çattı, kendi kıtalarının elemelerinden geçip finale kalan 32 ülke takımı kıyasıya bir mücadeleye girişecek. Türkiye'nin geleneksel olarak bir kez daha katılmadığı bu finallerde finale kalacak takıma istatistikler üzerinden bir tüyo verelim istedik. Bizden söylemesi, kupayı kazanmak için bu tüyoları kulak ardı etmeyin;
Anneanne İle Babaanne Arasındaki 18 Temsili Fark
Aslında fark yoktur aralarında, sadece bizim algılarımızdır farklı olan. İşte algılarımızdaki bu farklar kafamızda anneanne ile babaanne figürlerini başka başka yerlere koyuyor. Kimine göre anneanne yakın, samimi, sevgi dolu; kimine göreyse babaanne. Yine her karşılaştırmada yaptığımız rutin uyarımızı yapalım, 'burada yazdıklarımız kesin doğrular değil, gerekiyorsa siz anneanneyi babaanne olarak okuyun lütfen'.
Reklam