Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Zihinleri En Çok Meşgul Eden Sual: Zamanda Seyahat Gerçekleşecek mi?

-
5 dakikada okuyabilirsiniz

Son dönemlerde gelişen teknoloji ile birlikte zamanda yolculuk konusu da tekrar gündeme gelmeye başladı. Özellikle solucan delikleri ile ilgili ortaya atılan teori ve kuramlarla birlikte, uzay-zamanda yolculuğun gerçekleşip gerçekleşmeyeceği büyük merak konusu.

Bizler de bu konudaki şu ana kadar yapılan çalışmaları ve zamanda yolculuğun önündeki engel ve paradoksları, bu içeriğimizde bir araya getirdik!

Yerçekimi ve Elektromanyetik Çekim

Dünya üzerinde etkili olan başlıca iki kuvvet, yerçekimi ve elektromanyetik çekim. 1600’lü yılların başında Newton, yerçekimi kuvvetini keşfettiğini ve bu kuvvetin dünyadaki tüm cisimlere etki ettiğini iddia etse de; Einstein, 1905'de uzayın, uzay-zaman adlı dört boyutlu bir dokuya sahip olduğunu ve garip bir biçimde kütle veya hız arttırıldığında hem uzayın, hem de zamanın büküldüğünü ve bu bükülmelerin de çekime neden olduğu şeklinde bir açıklama ile rölativite teorisini tanıttı. 

Zamanın bükülmesinden kaynaklanan çekim kuvveti büyük kütleli cisimler söz konusu olduğunda etkili oluyor, atom altı parçacıklarda ise işlemiyor. İşte tam bu noktada devreye giren kuvvet ise elektromanyetik kuvvet.

Einstein'in Zamanın Göreliliği Kuramı

Albert Einstein'ın görelilik teorisi, ışığın hızını evrensel hızı sınırı olarak belirledi ve mesafe ve zamanın mutlak olmadığını, kişinin hareketi ile etkilendiğini gösterdi. Hareket halindeki bir saat her zaman hareketsiz bir saatten daha yavaş çalışır görünür, çünkü zaman bir cismin hareket ettiği hız ile ilişkilidir. Teoride bu gerçek zaman yolculuğunu mümkün kılıyor. En azından eğer çok hızlı bir uzay gemisine sahipseniz. 

Şunu düşünün: Eğer bir astronot ışık hızının hemen altındaki bir hızda altı ay boyunca uzayda seyahat ederse ve Dünya’ya geri dönmesi de altı ay sürerse, gelecekteki dünyaya ayak basacaktır. Astronotun ışık hızına ne kadar yakın yolculuk yaptığına bağlı olarak astronotun saatinde bir yıl geçerken, dünyada on binlerce yıl geçmiş olabilir. 

Işık hızına yakın bir hızda giden bir uzay gemisinde zaman Dünya’ya göre çok daha yavaş geçiyor. Çünkü Einstein’ın E = mc² formülüyle gösterdiği gibi “enerji” kütleye dönüşebiliyor. Çok hızlı giden bir gemi neredeyse tümüyle enerjiye dönüşüyor ve buna bağlı olarak kütlesi aşırı artıyor. Aşırı büyük kütle hem geminin daha fazla hızlanarak ışık hızına ulaşmasını önlüyor hem de zamanın yavaşlamasına yol açıyor. Ancak zaman kime göre yavaşlıyor? Görelilik teorisinde zaman mutlak olmadığı, kişisel olduğu için uzay gemisindeki zaman da “bize göre” daha yavaş akıyor. Görelilik Teorisine adını veren de bu olgu.

Solucan Delikleri

Albert Einstein’ın genel görelilik kuramının denklemlerine göre uzay-zamanın süreklilik gösteren bir yapısı var. Gezegenler ve yıldızlar gibi büyük cisimler, etraflarındaki uzayı ve zamanı yaratır. Teoriye göre bu tünellerin girişleri, her yerdedir. Ama çapları o kadar küçük ki, atomların gezegenler kadar görünmesine neden oluyorlar. Fiziksel olarak mümkün olan en küçük ebatlardalar, bir santimetrenin trilyonda birinin milyarda birinden daha büyük değiller. Dolayısıyla, hiperuzay yolculuğunu gözde canlandırmanın üç yolu var: 

Birincisi, uzay gemisini ve mürettebatını bu boya indirmek ve bildik uzaya çıktıklarında tekrar büyütmek ki pek mümkün görünmüyor. İkincisi, alışılmamış bir mekanizmayla (örneğin çekici kütle çekiminin zıddı olan itici kütle çekimiyle) bir solucan deliğini makul bir büyüklüğe getirmek ki bu da çok zor görünüyor. Üçüncü yol ise, Princeton State Üniversitesinden John Cramer'in ortaya attığı gibi, hali hazırda var olabilecek makul büyüklükte solucan delikleri aramak. 

1945 yılında Princeton’daki ileri çalışma enstitüsünde bulunan Kurt Gödel, Einstein’ın kütle çekim alanı denklemlerinden, dönen bir evren tanımı ortaya koyan bir çözüm çıkartır. Bu evrende bir astronot, kendi geçmişine ulaşacak şekilde uzayda seyahat edebilmekteydi. Bu durum, kütle çekiminin ışığı etkileme şeklinde kaynaklanıyordu. Dönen evren ışığı (ve dolayısıyla nesneler arasındaki nedensel ilişkileri) sürükleyecek, maddesel bir nesnenin uzayda ve zamanda kapalı bir döngü içinde, herhangi bir devrede yakın çevresindeki ışık hızını aşmaksızın dönmesine izin verir. 

Tüm bunlara rağmen ve her ne kadar teoride zaman yolculuğu olası gözükse de, önümüzde aşılması gereken ciddi paradokslar da var.

Büyükbaba Paradoksu

Zaman yolculuğunu şu an için deneyimlemek bir yana, üzerine düşününce dahi felsefi olarak sorunlarla karşılaşıyoruz. Büyükbaba paradoksu, şu an için zamanda yolculuğun önünde duran en büyük engel olarak gözüküyor. Geçmişe, dedenizi o çocukken öldürmek için gittiğinizde, ve başardığınızda, siz doğmamış olacağınızdan, geçmişe gidip, dedenizi öldüremezsiniz. Bu paradoks şu an için insanoğlunun hayal gücünün önünü tıkıyor maalesef. Pekii, diyelim ki öldürdünüz dedenizi, ne olur bu durumda? İşte o zaman evren dallanır ve dedeniz başka bir evrende yaşayarak çocuğunun, dolayısıyla sizin doğmasını sağlar. Buna bağlı olarak siz de otomatik olarak başka bir evrene ait olursunuz. Buna da evren dallanması ya da paralel evren kuramı deniliyor. 

Paradoksa şöyle bir açıklama da getirebiliriz: Diyelim ki siz zaman makinesi ile geçmişe gittiniz ve babanız ile annenizin ilk tanıştığı gündesiniz. Fakat öyle bir şey yaptınız ki anne ve babanızın zamanın doğal akışındaki tanışma olayına engel oldunuz. Kısacası gelecekteki kendi varlığınızı yok etmiş oldunuz. Yapmanız gereken anne ve babanızın bir şekilde tanışmasını sağlamaktır, yoksa zamanın akışını bozmuş olursunuz ve hem kendi varlığınızı hem de sizinle aynı akışta yaşayan insanların evrenini yok etmiş olursunuz.

Kader Paradoksu

Bu paradoksta kahraman, geleceği “kurtarmak” için geçmişe gitmesi gereken bir döngüye girer; geleceğin kendi bildiği şekilde gerçekleşmesi için kendi bildiği geçmişi yaratmak zorundadır. Fakat bu durum özgür irade ile çelişir, çünkü kişinin gelecekteki varlığı geçmişteki varlığını sağlayabilmesine bağlıdır. Kader paradoksu'nda neden ve sonuç bir döngü içindedir ve hangi olayın neden, hangi olayın sonuç olduğunu anlamak mümkün değildir. 

Mesela trafik ışıklarından geçerken dalgınlıkla yola atladınız, tam bu sırada birisi sizi paltonuzdan tutup kaldırıma geri çekti ve bu sayede ölümden döndünüz. Sizi kurtaran kişiyi göremediniz. Seneler sonra evinizin bodrumundaki gizli bir geçitte geçmişe açılan bir kapı buldunuz ve tam da olayın geçtiği zamana geri döndünüz, kendinizi gördüğünüzde aslında arkanızda sizi kurtaracak şimdiki kendinizden başka kimsenin olmadığını fark ettiniz ve müdahale etmezseniz öleceğinizi gördünüz. Geçmişteki kendinizi paltosundan çekerek arabanın altında ölmekten kurtardınız ve geçmişteki gizli kahraman aslında siz oldunuz.

Enerjinin Korunumu Yasası

Zaman yolculuğunun önündeki bir diğer engel de, enerjinin korunumu yasası. Şöyle ki, deneyimlediğimiz zamandan birisini yahut bir maddeyi, geçmişe ya da geleceğe göndermemiz durumunda, bulunduğumuz anda bir enerji eksilmesi, gidilen yerde ise bir enerji fazlalığı olur. Fakat böyle bir şey mümkün değil. Çünkü biliyoruz ki evrenin değiştirilemez kanunlarından birisi olan enerjinin korunumu yasası diyor ki: Enerji ne yok edilebilir ne de yoktan var edilebilir, sadece türü değiştirilebilir. Yani buradan çıkan sonuç: Kanlı, canlı olarak bir şeyi yahut bir maddeyi, başka bir yere gönderdiğiniz zaman, evrensel bir yasaya karşı çıkıyorsunuz ve bu yasa size bir manada engel oluyor. 

Zamanda yolculuk gelecekte mümkün olur mu bilinmez fakat bu konunun, bizleri daha çok düşündüreceği kesin gibi gözüküyor.

Back to the Future serisini Turkcell TV+ ile izlemek için tıklayın.

Onedio IQ'yu Facebook'tan takip etmeyi unutmayın!

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
viomatrix

Geçmişe gitmek mümkün değil de geleceğe çok az yaşlanarak gitmek mümkün. Işık hızında bir karadeliğin etrafında dönersek zaman çok yavaşlar. Bizim için 10 saat gecer dünya için 2 ay mesela. Kafamı kurcalayan soru zaman yavaşlayınca benim yaşlanmam da yavaşlıyo muydu? Feyk gel cevapla :D altay editörüm bu arada onediodaki en iyi editörsün bence 👊👌👍

murat-can-ozdemir

AYNI GÖRÜŞTEYİM.

Gizli Kullanıcı

yine de mümkün kütlesiz bir atom bulduğumuzda ya da enerjiyi başka bir şeye çevirebildiğimizde ya da kütlenin artmasını bir şekilde engellediğimizde mümkün olacak ama olay şu bu solucan delikleri her yerde eyvallah da bir atomu neden gönderemiyoruz bu deliklere bir soru daha zaten geleceğe gittiğimizde geleceği değiştirirsek bugüne etkisi olmaz mı bunların o hızda gidecek bir makine yapıldığında belki de kainatın düzeni değişecek ya da yerçekimi etkisini büyütebildiğimizde kara delikler kadar uzay zamanı büküp delersek mümkün neyse bu arada tam da dün konuşmuştuk bu konuyu abimle altay ya senin psişik güçlerin var ya da benm konuşmaları görüyorsun :DD bu arada konuyla alakalı bir video https://www.youtube.com/watch?v=MTY1Kje0yLg&feature=youtu.be

pheoebe

etrafa bi bakın marty falan gelmiştir

ahmetcan.oral.5

Steins;Gate bu konuya çok farklı bir yaklaşım getiriyordu. Bu konuya merakınız varsa mutlaka izleyin.

Gizli Kullanıcı

neyi izliycez anlamadım link atsana

ahmetcan.oral.5

steins;gate http://www.turkanime.tv/anime/steins-gate Biraz ağırdır ama :D

mesutcan

Etrafta gezen yolcular olmadığına göre en azından geçmişe doğru yolculuk mümkün değil denilebilir. Tabi paralel evrenleri de göz ardı etmemek lazım. Ancak geleceğe yolculuk, görelilik teorisine göre gayet mümkün ve hepimiz bir araçla belirli bir hızda giderken, duran kişilere göre zamanda daha ileri hareket etmiş oluyoruz.

Başlıklar

EinsteinTurkcellUzayanne
Görüş Bildir