Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Hemşire Kılığında Seri Katil Olunamayacağının 9 Kanıtı

-
Hemşire Kılığında Seri Katil Olunamayacağının 9 Kanıtı

Charles Cullen, 16 yıllık hemşirelik hayatında 300 hastayı öldürdüğü iddia edilen, 40 cinayetini bizzat itiraf etmiş Amerikalı bir seri katil olarak, kimilerinin enteresan bir şekilde "ülkemizin bir ayıbı" olarak nitelediği Türkiye'den seri katil çıkmaması mevzusuna bambaşka bir soluk getiriyor. Zira kendisinin birazdan öğreneceğiniz bazı dikkat çekici ayrıntılarının, ülkemizdeki gündelik hayatla ne denli uyuşmayacağı, sanıyoruz hepimizin malumu. Okuyanus Yayınevi'nden çıkan ve mevzubahis Charles Cullen'ın gerçek öyküsünü işleyen İyi Hemşire adlı çarpıcı kitabından yola çıkarak sizlere, bilhassa ülkemizde, hemşire kılığında seri katil olunamayacağına dair 9 sebep sıraladık...

1. Türkiye'nin erkek hemşireye hazır olmaması

Evet, Charles Cullen isminden de anlaşılacağı üzere erkek bir hemşiredir. Belki de hemşir demeliydik, bilemiyoruz. Erkek hemşire olamayacağını bu denli kabullenmiş milletin fertleri olarak, bu ismin üzerinde düşünmedik bile. Ülkemiz balet Tan Sağtürk'e anca alışabilmişken, bir de üzerine erkek hemşire polemiğini kaldıramaz. O nedenle, Charles Cullen Türkiye'de doğsaydı büyük ihtimalle sapık olarak görülecek, mülakatları asla geçemeyecek ve bu macera başlamadan sona erecekti.

2. Hayvan öldürmenin ülkemizde normal karşılanması

Charles Cullen seri katillik kariyerine hayvanları öldürerek başlıyor. Ne yazık ki ülkemizde bu oldukça sıradan karşılanan bir durum. Hatta sokak hayvanlarına iyi davranan insan gördük mü, ambulansı arayacak kadar deneyimliyiz bu konuda. Eğer Charles Cullen Türkiye'de doğsaydı, hayvanları gizli gizli değil -bu bir suç olmadığı için- alenen öldürecek, böylece onu seri katil yapan donanımı edinemeden ilk insan cinayetinde yakayı ele verecekti.

3. Yalan makinesine sadece Flash TV stüdyolarının sahip olması

Charles Cullen hakkındaki şüpheler yoğunlaştıktan sonra düzinelerce soruşturmadan geçirilip defalarca yalan makinesine bağlanıyor. Herkesin bildiği üzere ülkemizde bu teknoloji sahip tek bir adres var; Flash TV. Türk emniyet güçleri ne yazık ki bu teknolojiye sahip olmadığı için Charles Cullen Türkiye'de doğsaydı büyük ihtimalle hiç yakalanmayacaktı ve Türkiye nihayet bir seri katile sahip olduğunu asla öğrenemeyecekti.

4. Açıköğretim fakültesi faktörü

Charles Cullen, annesinin ölümünden sonra liseden çıkıp Amerikan Deniz Kuvvetleri'nde asker olarak görev almaya başlıyor. Onu seri katilliğe yöneltecek ilk akli dengesizlikleri de burada göstermeye başlıyor. Eğer Charles Cullen Türkiye'de doğsaydı, o da hepimiz gibi askerliği mümkün mertebe erteleyebilmek için açık öğretim fakültesine kaydolacak ve böylece genç yaşta aklını kaybetmesine sebep olan şeyleri hiç yaşamayacaktı.

5. Türkiye'de pek çok şeyin fıtratında ölüm olması

Charles Cullen işe 1988 yılında ilk çalışmaya başladığı hastane olan Barnabas Medical Center'da birkaç hastayı ölürerek başlıyor. Bunlardan bazıları da AIDS hastası. Türkiye'de AIDS veya herhangi başka bir hastalık sebebiyle hastanede yatıyor olmanın fıtratında ölüm olduğu halkımızın ortak bilinci dahilinde olduğundan, kimse Charles Cullen'dan şüphelenmeyecek ve olayların tamamı ört bas edilecekti.

6. Soğukkanlılık yerine cinnet geçirmenin daha trend olması

Türkiye'deki cinayetleri iki ana grupta toplayabiliriz. Birincisi, kız meselesi. İkincisi ise genelde maddi sıkıntılardan kaynaklanan cinnet geçirme. Ve ne yazık ki her iki kategoride de cinnet geçiren diğer insanlarla birlikte kendini de öldürmektedir. Eğer Charles Cullen Türkiye'de doğsaydı, onu cinayetlerinde soğukkanlı kılan refah düzeyi yüksek Amerika şartlarından mahrum olacak ve ekmeğinin peşine yönelecekti. İçindeki seri katillik güdüsünü ise anca bir cinnet geçirme ile tatmin edebilecek ve o esnada kendisini de öldüreceğinden olay başladığı gibi kapanacaktı.

7. Kamu personeli seçme sınavının yıldırıcı etkisi

Dexter'ın polis olduğu gibi, Charles Cullen da bir hemşire. Üstelik çalıştığı hastanelerde şüpheli ölümler olduğu halde işten çıktıktan sonra hemşire olarak başka bir yer bulmakta hiç zorlanmıyor. Zira Amerika'da hemşire açığı var. Charles Cullen Türkiye'de doğmuş olsa polis olmak için de hemşire olmak için de önce KPSS'ye başvurmak, barajı geçmek ve tıpkı onun gibi 40 kontenjanlık kamu görevi için başvuruda bulunmuş 30.000 kişiyle baş etmek zorunda kalacak ve büyük ihtimalle de "lanet olsun seri katilliğe de, soğukkanlılığa da" deyip bu sevdadan vazgeçecekti.

8. Türkiye'de kimsenin mükemmel hayata sahip olmaması

Tüm seri katiller gibi Charles Cullen da dışarıdan bakıldığında; duyarlı bir evlat, ideal bir eş, sevgi dolu bir baba ve takdir edilen bir çalışan gibi görünüyordu. Ancak maalesef Türkiye'de kimse bu kadar mükemmel olma lüksüne sahip değil. Dolayısıyla ülkemizde herkes potansiyel bir katil gibi olduğundan hal ve hareketlerimiz daha fazla dikkat çekiyor. Ara sokağa daldığımızda "hop bilader sen ne ayaksın" diye önümüzü kesecek çok adam var. O sebeple Charles Cullan Türkiye'de doğsaydı öldürmeye harcadığı enerjiyi hayatta kalmaya harcayacağından bu üne asla kavuşamazdı.

9. Hemşirelik meslek yüksekokulunun kulağa cennet gibi gelmesi

Ve elbette Charles Cullen bir erkek olarak, herhangi bir hemşirelik meslek yüksekokulunda düzinelerce kızın arasında seri katillik kariyerini oluşturacak özenli çalışma ve esnek mesai saatlerine asla sahip olamaz, yüksek olasılıkla kızların peşinde kendini harap eder ancak en sonunda annesinin bulduğu bir kızla evlenerek çoluk çocuğa karışıp giderdi.

"İyi Hemşire" kitabını merak edenlere...

Charles Cullen 16 yıllık iş yaşamında düzinelerce şikâyet ve disiplin soruşturmasıyla karşılaştı. 4 polis soruşturması, 2 yalan makinesi testi geçirdi, belki 20 kez intihar girişiminde bulundu ve 1 kez de tutuklandı… ama bunların hiçbiri mesleki sicilini lekelemeye yetmedi, başvurduğu işlerden, ilginç bir şekilde, hiçbir zaman geri çevrilmedi.

10 yıllık bir araştırma sonucunda gazeteci-yazar Charles Graeber bütün hikâyeyi kitap haline getirdi. Yüzlerce gizli polis kaydından, görüşmelerden, dinlemelerden yola çıkarak kitabı yazan Graeber, cezaevinde Cullen’la da görüştü. Graeber’ın en önemli kaynaklarından biri ise Cullen’ın yakalanması için hayatını tehlikeye atarak gizli muhbir olarak görev yapan ve ilk kez bu kitabın yayımlanmasıyla kamuoyuna duyurulmuş olan, Cullen’ın en yakın çalışma arkadaşı Amy idi.

Kitabı tüm kitapçı ve online kitap satış mağazalarında bulabilirsiniz.

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın

Başlıklar

Amerika Birleşik DevletleriCinnetİntiharKamu Personel Seçme SınavıKatilKitapPolisolaytrend
Görüş Bildir