Tevrat veya Kur'an'dan Okumuş Olabilirsiniz, Peki Büyük Tufan'ı Gılgamış Destanı'ndan Okudunuz mu?

2.3bPAYLAŞIM

Yazılı en eski destanda ve hiç de yabancısı olmadığımız bu hikayede kahraman Nuh değil Utnapiştim'dir...

Uruk Kralı Gılgamış'ın hikayesini kısaca hatırlayacak olursak, Gılgamış başlarda halkına oldukça acımasız davranan bir Tanrı-Kraldır. Genç kadınlara el koyar, onların erkeklerini de savaşa yollar.

Halk ise bu durumdan bezer ve Tanrılardan yardım ister. Tanrıça Aruru, Gılgamış'a rakip olabilecek Enkidu'yu yaratır. Enkidu ne tam olarak bir hayvan ne de insandır; ancak tam olarak Gılgamış'ın rakibidir. Uruk'ta karşı karşıya gelen bu iki rakip yenişemezler ve dost olurlar. Hem bu dostluğu pekiştirmek hem de isimlerini tarihe yazabilmek için Tanrı Enlil'in görevlendirdiği Orman koruyucusu Humbaba ile dövüşmek için bir sefere çıkarlar.

Humbaba'yı dövüşte yere seren ikiliden Enkidu onu öldürmek için Gılgamış'a ısrar eder. Halbuki Humbaba çoktan mağlubiyeti kabul etmiş ve Gılgamış'ın emrine girmeye hazırdır.

Ancak Enkidu'nun ısrarları sonuç verir ve Humbaba'nın başını kesip onu görevlendiren Tanrı Enlil'in önüne koyarlar. Enlil bu işe çok sinirlenir ve onları lanetler. Uruk şehrine dönen Gılgamış artık bir kahraman olarak lülelerini tarar, tacını giyer ve tahtına oturur. Onun bu hali Tanrıça İştar'ı baştan çıkarır ve İştar, Gılgamış ile evlenmek ister. Gılgamış'ın reddi ise İştar'ı sinirlendirir ve Tanrıça Uruk'a boğasını yollar. Gılgamış ve Enkidu ise Humbaba'dan sonra boğayı da öldürürler.

Bunun üzerine Enkidu bir rüya görür. Rüyasında Tanrılar bir toplantı yapar ve onun ölmesine karar verirler.

Gerçekten kısa bir süre sonra hastalanan Enkidu ölür. Gılgamış en iyi dostunun ölümüne çok üzülür. Ayrıca ölümün kendisinden de korkar ve ölümsüzlük arayışına girer. Bildiği kadarıyla geçmişteki "Büyük Tufan"dan sağ kurtularak ölümsüzlüğü elde etmiş Utnapiştim vardır. Utnapiştim'e ulaşmak için yola çıkan Gılgamış hedefine varır ve ölümsüzlüğün sırrını kendisine öğretmesini ister.

Bunun üzerine Utnapiştim Gılgamış'a şöyle cevap verir: "Sana bir sır vereceğim, Tanrıların bilinmeyen bir yanını anlatacağım." Ve devam eder...

Fırat'ın kıyısına kurulmuş Şurrupak kentini biliyor musun? İşte o kent zamanla eskidi ve Tanrıları da kocadı. O günlerde insanlar durmadan arttı yeryüzü dolup taştı ve yabanıl bir boğa gibi böğürdü. Bu böğürtü Tanrıları rahatsız etti ve bir toplantı yaparak insanların bu kargaşasının çekilmez hale geldiğine karar verdiler. Bu kararın sonucu ise insanlığın yok olmasıydı.

Buna karşılık Ea önceden verdiği sözü tutarak beni bir düş aracılığıyla bu karardan haberdar etti. Şöyle dedi: Ey Şurrupaklı, ey Ubara-Tutu'nun oğlu!

Evini yık, malını bırak; kendine bir tekne yap, yeryüzünün nimetlerini bir yana atıp canını kurtarmaya bak. Dediklerimi hemen uygula; evini yık, kendine tekne yap. Yapacağın teknenin ölçüleri şunlardır: Eni, boyuna eşit olsun, güvertesinin üzerindeki dam ise, dipsiz uçurumu örten çatıyı andırsın. Yapıp bitirdikten sonra, gemiye bütün canlı yaratıkların tohumunu al.

Bunun üzerine Ea'nın emirlerine uyacağını söyleyen bilge Utnapiştim, Ea'dan aldığı öğütle de kent halkına şu yalanı söyler: "Tanrı Enlil tarafından şehirden kovuldum ve bu yaptığım gemiyle Efendim Ea'nın yanında yaşamak üzere Körfez'e gideceğim."

Ev halkı ve gemi mürettebatı ile birlikte 7 günde gemi inşaatı biter. Bundan sonrasını Utnapiştim'den okuyalım. Gemiyi denize indirme işinde epey zorluk çıktı. Teknenin üçte ikisi suya gömülünceye dek aşağıdan da yukarıdan da safralar yer değiştirip durdu. Ben de olan bütün altını ve canlıları, ailemi, akrabalarımı kırların hem yabanıl hem de evcilleşmiş hayvanlarını ve zanaatçıları tekneye aldım.

Vakit gelip çatmıştı; gece bastırdı, fırtınanın binicisi (Enlil) yağmuru gönderdi. Hava gerçekten korkunçtu. Gemiye binip her tarafı sımsıkı kapadım. Ve bütün sorumluluğu başdümenciye devrettim.

Tan yeri ağarmağa başlarken ufuktan bir kara bulut ağdı. Bu bulut, fırtınanın efendisi Adad'ın bulunduğu yerde gürledi. Fırtınanın habercileri Şullat ile Haniş, dereyi tepeyi geçerek başı çektiler. Daha sonra, uçurum tanrıları ortaya çıktı. Nergal, alttaki suları tutan bentleri yıktı. Savaş tanrısı Ninurta, setleri yerle bir etti. Cehennemin yedi yargıcı, Anunnaki, meşalelerini kaldırıp ülkeyi kurşuni alevlere boğdular.

Altı gün, altı gece boyunca yeller esti; sel, bora ve su taşkınları yeryüzünü kasıp kavurdu. Yedinci gün ağardığında güneyden esen fırtına dinmeye yüz tuttu, deniz yatıştı, Tufanın da hızı kesildi.

Yeryüzüne göz attığımda her yanı sessizliğin kaplamış ve bütün insanların da çamura dönüşmüş olduğunu gördüm. Denizin yüzeyi, bir damın üstü gibi, dümdüz uzayıp gidiyordu. Ambar kapağını açtığımda yüzüme bir ışık düştü. Sonra, oturup ağlamaya başladım ve bir kara parçasını görmek için boşuna bakındım. Sonra on dört fersah ötede bir dağ görünüverdi. Gemi, o dağa oturdu.

7 gün boyunca Nisir Dağı'nda kımıldamadan duran gemiden bir güvercin saldım ancak konacak bir yer bulamayınca geri döndü.

Sonra, bir kırlangıç saldım. Kırlangıç, uçup gitti. Ama o da konacak bir yer
bulamayınca dönüp geldi. Sonra bir kuzgun saldım. Kuzgun, suların çekilmiş olduğunu gördü; orada burada bulduklarını yemeğe koyuldu; gak gak etti ve geri dönmedi. 

Bunun üzerine, tuttum, her şeyi dört bir yana savurdum; kurban sundum ve yiyecek-içecekten dağın tepesinde adak adadım. Yedi ve yine yedi kazan kurdum. Üzerine odun, kamış, sedir ve mersin ağacı yığdım. Tanrılar, tatlı kokuyu alınca, adağın başına sinekler gibi üşüştüler.

Enlil varıp gemiyi görünce küplere bindi; Tanrılara öfkelenip şöyle dedi: "Şu ölümlülerin arasından canını kurtaran çıktı mı acaba? Hiçbiri mahvolmaktan kurtulmayacaktı."

Sonra Ea, savaşçı Enlil'e şunları söyledi: 'Tanrıların en bilgesi yiğit Enlil! Tufanın kopmasına böyle düşüncesizce nasıl oldu da yol açtın? Ve sitem eder Tanrıların atası Enlil'e:

Günah işlemiş olana yükle günahını

Hizaya sok yasaya karşı çıkanı

Biraz cezalandır koparmaya kalktı mı bağlarını 

Çok sert davranma, yoksa mahvedersin cezalandırdığını; 

Bir aslan ortadan kaldırsaydı insanlığı tufan kırıp geçireceğine, 

Bir kurt ortadan kaldırsaydı insanlığı tufan kırıp geçireceğine, 

Yeryüzünü kasıp kavuran açlık belası olaydı tufan olacağına, 

Yeryüzünü kasıp kavuran veba belası olaydı tufan olacağına.

Ayrıca Tanrıların sırlarını kendisinin vermediğini, bilge Utnapiştim'in tufanı rüyasında gördüğünü de söyleyen Ea, bu insana nasıl bir işlem uygulanacağını Enlil'e sorar.

Bunun üzerine Enlil gemiye yönelir ve... Utnapiştim: Karımı da, beni de elimizden tutarak gemiye soktu. İkimizi de iki yanına diz çöktürdü. Alnımıza dokunup şu sözleri söyleyerek kutsadı bizi: "Geçmiş günlerde, Utnapiştim bir ölümlü kişiydi. Bundan böyle kendisi ve karısı uzaklarda ırmakların ağzında yaşayacaklar." İşte böylece Tanrılar, beni alıp burada; ırmakların ağzında ve uzakta yaşamak üzere yerleştirdiler.

Not: Gılgamış'ın bu heyecanlı hikayesinin sonunu merak edenler aşağıdaki kaynak linkine tıklayabilirler efendim.

İsterseniz Gılgamış'ın hikayesini Fransız felsefeci Luc Ferry'den de dinleyebilirsiniz.

Bu içerikler de ilginizi çekebilir.

Aşk, Entrika, İhanet! Yunan Tanrılarının Günümüz Magazin Olaylarını Bile Sollayacak Konuşmaları - onedio.com
Aşk, Entrika, İhanet! Yunan Tanrılarının Günümüz Magazin Olaylarını Bile Sollayacak Konuşmaları - onedio.com
Ütopyalar Güzel midir Gerçekten? Peki Siz Bu Ütopyalarda Yaşamak İster miydiniz? - onedio.com
Ütopyalar Güzel midir Gerçekten? Peki Siz Bu Ütopyalarda Yaşamak İster miydiniz? - onedio.com
Tarihin İlk Reklam Panosunun Efes’te Yapıldığını Üstelik de Bir 'Aşk Evi’ne Ait Olduğunu Biliyor muydunuz? - onedio.com
Tarihin İlk Reklam Panosunun Efes’te Yapıldığını Üstelik de Bir 'Aşk Evi’ne Ait Olduğunu Biliyor muydunuz? - onedio.com

Bu Haber ile İlgili Linkler

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
bookworm

Kandırılmaya alışmış bir topluma soruyorsun bu soruyu, hata ediyorsun :D Helallik ister geçeriz, olmadı şiddetli bir şekilde kınarız, baktık olmuyor en şiddetli halimizle kınarız ama yaptırmayın bunu bize!

xsantippe_06

Üniversite yıllarında okuduğum bir hikayeydi. Çoğu bilindik hikayeler aslında temeli bunun gibi çok eski kaynaklardan esinlenilmiştir. Örneğin kurban bayramımızın temeli Odysseia destanında geçer. Gelecek yanıtlara şimdiden söylemek isterim. Bu bilgileri sallamıyorum. Klasik Filoloji mezunuyum. Odysseia destanı dersinde çeviriri yaparken tanrıların kralın kızının kurban edilmesi gerektiğini belirten Kahin'den sonra kralın kızı tam kurban edilecekken gökten Athena bir geyik gönderir. Biliyorum tanıdık ama Homeros'un yaşadğı düşünülen yüzyılı ve hatta destanların yazılı hale gelmesini hesapladığınızda İslamiyet'ten çok daha önceye dayandığını kendiniz de görebilirsiniz.

basar-demirsoy

Sümerlerde de var aynı tören. Hatta " Koyun insanlığın vekilidir, insan yaşamı için bir koyun vermelidir, insan başı yerine bir koyun başı vermelidir’’. İnsan yerine koyun konması tanıdık geliyor mu?

xsantippe_06

işte bunu demek istiyorum yani bir mit yada bir doğru adı herne ise var pek çok farklı toplumlarda ve farklı hatta uzak coğrafyalarda benzer hatta aynı hikayeler sözkonusu. Ayrıca bilgi için teşekkürler :)

basar-demirsoy

Büyük Tufan gerçekten oldu, ve neredeyse her ılıman iklim kuşağındaki uygarlıklarda bunun etkilerini görmekteyiz. Dinlerin mitlerden pek çok hikayeyi içselleştirdiğini de bilmekteyiz, ama bunu Tanrı'nın bildirmesi gibi ucube bir fikre kapılmadan önce lütfen biraz daha geçmiş hakkında bilgilenin. Mesela Sümer'lerin hikayelerinde Büyük Tufan'da kaybolan şehirler hala sular altındadır. Hindistan'da da, Çin'de de su basan şehirler hala su altındadır. Bunun nedeni ise çok basit. Büyük Tufan denilen şey, Buzul Çağı'nın bitimidir.

basar-demirsoy

Buzçağı bittiğinde, eriyen buzullar nedeniyle deniz seviyesi ortalama 120 m. yükseldi. Bir buzul çağı haritası açıp, günümüz haritaları ile eşleştirin bir zahmet, Sümerler'in neden Basra kıyılarında bir uygarlık kurduğunu anlarsınız. Büyük tufanı, Sümerlerin daha sonra Prometheus'a da ilham verecek olan Oannes'in hikayesiyle de birleştiriverin bir zahmet. Çok zor değil yani, Allah'a filan bağlamadan hikayeler, mitler vs açıklanabiliyor.

basar-demirsoy

Sana ne yaptılar dergahta bilmiyorum ama senin ağzını bozan bozmuş ta gırtlağına kadar. İnsanların inancına saygı duyuyorum ama bilim diye bir şey var, bazen çelişiyor inançlarla. Senin Müslüman olarak görevin bilimin sunduğu gerçekleri İslam Felsefesi ile birleştirmek. Yoksa Kur'an'a kalsak meninin bel ile kaburga kemikleri arasında bir yerde üretildiğini filan kabul etmemiz gerekirdi. Umarım yarın öbürgün prostat sıkıntısı çekmezsin, yoksa bu kafayla bir de diyalize ihtiyacın olur.

oo-piti-piti-karamela-sepeti

Başar, tüm yorumlarda Nazım efendi var abuk subuk beyanları ve küfürleriyle , aklı ermiyor k.çı sakız çiğniyor bunun..balatalar yanmış, bujiler meme yapmış kim bilir daha neler olmuş :)) çok da uğraşma derim :)

basar-demirsoy

Kaybolmuş zaten. Bilemedim ki ne edeyim şimdi

oo-piti-piti-karamela-sepeti

Rüzgar gibi geçti :)

kemal-demir17

Mitolojilerin çok fazla bir miktarı gerçek olayların halk arasında anlatıla anlatıla destansı, masalsı hale gelmesiyle oluşur. Mesela Truva savaşının tarihsel olarak gerçekleştiğini hepimiz biliyoruz, İlyadayı okuduğunuzda (tavsiye ederim, güzeldir) kitabın, tanrıların nasıl savaşa müdahele ettiklerini, oradaki karakterlerin doğa üstü özelliklerini (ki baş kahramanlarından biri çeyrek tanrı olarak geçer) anlata anlata bitiremediğini göreceksiniz. Böyle yaşanmış bir çok gerçek olay gibi, gerçek olan İlahi dinin de içerikleri zamanla birçok mitolojiye veya gayri ilahi bir dine konu veya kaynak olmuştur, kısacası dinler mitolojiden değil, mitolojiler dinden esinlenmiştir.

oo-piti-piti-karamela-sepeti

Rüzgar gibi geçti :)))

oo-piti-piti-karamela-sepeti

pardon ileti yanlış yere yazılmış...Nazım efendiden bahsediyorduk biz...

kaan-ergen

Sümer/ortadoğu kökenli dinlerin hepsinin hikayelerinin, çok daha önceki destanlar, efsaneler ve olaylardan çalıntı olduğu zaten sosyal bilimler geliştiğinden beri, on yıllardır bilinen birşey. müslüman müminler sizde hıristiyanların savunmasını yapın; o destanları, tabletleri, fosilleri vs. şeytan insanın aklını karıştırmak için koydu oraya diyin, çıkıverin işin içinden

Görüş Bildir