Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Teknolojik Büyümenin Önünde Ülkenin Kanayan Yarası: 'O İşler Türkiye İçin Erken' Tembelliği

 > -
4 dakikada okuyabilirsiniz

Artırılmış gerçeklik (augmented reality) kavramı, pazarlama literatüründe 90’lı yıllardan itibaren tartışılmaya başlamış ve 2000’li yılların başından itibaren de önemini giderek arttırmış bir teknolojiyi ifade ediyor. En kaba tanımıyla, gerçekliğin sanalla tamamlanmış hali; kullanıcı için sanal objeleri gerçek dünya içerisinde görme imkanı denilebilir.

"Geçtiğimiz hafta, hazırladığım bir sunumla ilgili düşüncelerini almak için bir arkadaşımla buluştum. Tartışmanın bir yerinde, “Artırılmış gerçeklik teknolojisi Türkiye için erken” dedi arkadaşım. “Yeterli teknik altyapı ve nitelikli iş gücü yok.” Hayal kırıklığına uğradım ve kendime şunu sordum: “Yine mi erken?”

Kaynak: http://www.hbrturkiye.com/blog/jenerasyo...

Wall Street Journal raporuna göre Türkiye aktif Facebook kullanımında dünya birincisi.

2015 yılında yayınlanan Wall Street Journal raporuna göre, Türkiye aktif Facebook kullanımında dünya birincisi. Ülkemizde Twitter kullanıcılarının internet kullanıclarına oranı %31.1 ve bu oranla yine dünyada ilk sırada yer alıyoruz. Y ve Z kuşağından bireylerin içinde olduğu 16-24 yaş arası kullanıcıların %84’ü sosyal medyada her gün online oluyor.

Y ve Z kuşağı nesil, bugün hemen her teknolojinin aktif kullanıcısı durumunda.

21. yüzyılda markaların en önemli vitrini sayılan sosyal medya hesapları, “sosyal medya uzmanı” ünvanına sahip 18-30 yaş arası genç çalışanlar tarafından güncelleniyor. Değişimin hızı ve yeni kuşakların adaptasyon yeteneği, yetişen yeni nesillere iş yaşamında görülmemiş bir rekabet avantajı da sunuyor.

O zaman niye Türkiye'de her teknoloji "erken"?

Ülke olarak, neden doğuşuna tanıklık ettiğimiz bir teknolojinin sunduğu fırsatları yakalayamıyoruz? Neden Türkiye üç boyutlu yazıcı kullanımında haberlere konu olacak bir sıralamaya giremiyor? Belli başlı sebepleri inceleyelim:

1. Ekonomik sebepler

Türkiye’deki girişimciler ve girişimci adaylarının ortak düşüncesi, teknoloji alanındaki girişimlere yeterli yatırım desteğinin sağlanmadığı yönünde. Bu alandaki devlet destekleri de çoğu zaman yetersiz oluyor.

2. Niceliğin değil, niteliğin önemi

2015 yılında Türkiye’de bilgi ve iletişim teknolojileri alanında kullanılmak üzere belirlenen yatırım bütçesi 3.7 milyar TL idi. Türkiye bu anlamda G8 ülkelerinin gerisinde kalsa da, OECD ülkelerinin ortalamasında seyrediyor. 

Fakat desteğin denetlenmesi ve yatırımın geri dönüşünün hesaplanması? Örneğin geçtiğimiz yıl Ar-Ge için verilen bir çok desteğin Ar-Ge alanında hiç kullanılmadığı, ve bu alanda çalışan az sayıdaki girişimin de 2 yıllık finansal tabloları baz alınarak başarısız ilan edildikleri ortaya çıkmıştı.

3. Hukukun yeni teknolojiye adaptasyon sorunu

Türkiye’de hukukun yeni teknolojiye adaptasyon sorunu bilinen bir durum. Ekonomik destek paketlerinin denetleme mevzuatları için de bu durum geçerli. Özellikle Ar-Ge teknolojileri alanında verilen hibe ve kredilerin başarı kriterlerinin bu alandaki risk faktörü göz önüne alınarak yeniden tanımlanması, ve geri ödeme planlarının da bu tanımlara göre revize edilmesi gerekiyor.

4. Pazar beklentilerini karşılama telaşı ve rekabet etme güdüsü

Konunun özel sektör tarafında ise Türkiye’deki yatırımcı profiline bakalım. 2015 yılında Türkiye’de veritabanına kayıtlı 504 melek yatırımcı bulunuyor. Ancak üretici şirketlerin pazar beklentilerini karşılama ve rekabet etme güdüsü, Ar-Ge çalışmalarını kısa-orta vadede işlere yöneltiyor. Dolayısıyla, istisnalar hariç olmak üzere, mevcut teknolojiler üzerinde küçük geliştirmeler yapmakla sınırlı kalıyoruz.

5. Aşırı güven problemi

Deloitte 2015 Y Kuşağı araştırmasına göre Türkiye’de her 2 gençten biri lider olmak istiyor, her 4 gençten biri kendi işini kurmayı hedefliyor ve her 10 gençten 7’si iki yıl içinde iş değiştirmeyi düşünüyor. Burada bizi kısıtlayan bir diğer konu da “kendine aşırı güven duygusu” olabilir. Evet, markalar için Y ve Z kuşağının teknolojiyle iç içe olması önemli. Her türlü teknolojiyi kullanıyoruz; ancak bir teknolojinin kullanıcısı olmak, o alanda söz sahibi olmak anlamına gelmiyor.

6. Alfabeye yabancı kalmak

Türkiye’de Y kuşağının dijital dünyanın okuryazarı olduğunu söylemek ne yazık ki mümkün değil. Yeni teknolojilerin sadece kullanıcısı olmakla ilgili değil, daha temelinde, dijital dünyanın alfabesi olan yazılım diline yabancı olmakla ilgili bir sorun. Türkiye’de bilişim alanında detaylandırılmış eğitim ise, en erken lise çağında veriliyor ve sektörün içgörülerine göre de bu verilen eğitim, çağı yıllarca geriden takip ediyor.

Özetle “daha erken” dediğimiz her teknoloji için “daha geç” kalıyoruz.

Türkiye 13 milyona yaklaşan genç nüfusu ile yeni ekonominin fırsatlarına ardına kadar açık bir pazar. Web tabanlı uygulamaların çağı geride kalırken, mobil, giyilebilir teknoloji, artırılmış gerçeklik, mikro konum gibi alanlardaki yazılımlar Y ve Z kuşağının önünde yeni kapılar açıyor. Ve bu kapılar sanıldığı gibi üniversite sonrasındaki kurslardan değil, ilk okul sınıflarından başlıyor.

“Şimdiki gençler çok zeki” söylemi, yeni jenerasyonun adaptasyon yeteneğini açıklamak için başvurulan bir kısa yoldan ibaret olmamalı. Zekanın katma değere dönüşmesi,  global dünyanın ihtiyaçlarına çözüm getirecek yeni fikirler üretilmesi gerekiyor.

Ömer Faruk Uzun

Harvard Business Review Türkiye, Aralık 2015

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
sciencesoldier

şu an teknoloji için erken benim bildiğim yapay zekada 30 yıl öncesi için erkendi genetikte çok değil 20 yıl öncesi için erkendi ama onlar bu fırsatları değerlendirerek ileriye taşıdılar erkenden başladılar çalışmaya şurada gözümüzün önünde duruyor 3d yazıcı ve genetik hadi bir de arge diyelim şu üçüne azıcık yatırım yapsak bu alanlar için yatırım fonları oluşturulup gerçekten bu alanlar için harcansa bilim adamlarının önü açık olur ama gelgelelim burada tarafsız bir yorum yapmak gerekirse bakıyorum da dinle yönetilen hiçbir ülkede bu yok belki de bu ülkeler içinde en iyisiyiz ama tık yok o kadar bilim adamımız var isimlerini bilmiyoruz

sciencesoldier

daha anca amerikada buranın altını çiziyorum amerikada olursa duyuyoruz adını adamlar işe en baştan başlayıp önce eğitimi halletmişler bir de bize bak eğitime dini katıyoruz iyice şeriat geliyor cahil kesim bunun iyi olduğunu sanıyor halbuki değil neyse efendim bir tane din kültürü dersi yeter bize daha fazlası medrese sistemi ki en azından orada pozitif bilimler vardı neyse lafı uzatmıycam kimindi hatırlamıyorum bir söz vardı kırk akıllıyı bir delille yendim bir aptalı kırk delille yenemedim

feyk

konu gelismek ilerlemek olunca bunlar bir kac bilim adaminin lablarda mucizeler yaratmasi yada dahi bir liderin ulkeyi kalkindirmasiyla olmuyor. toplumun geneli iyi egitimli degilse, belli dunya vizyonuna, genis bakis acisina sahip degilse ataturk bile gelse bir yere kadar. o gittikden sonra toplum eski duzenine donmek icin resmen mucadele gosteriyor. avrupanin son 500yildaki yukselisinin kaynagi matbaadir. olay tum toplumun bilgiye kolay ve ucuz erisimidir, tum toplumun aydinlanip kendisi icin neyin iyi neyin kotu oldugunu gorebilmesidir. bizim hep kaybettigimiz noktada budur. osmanli zamaninda okur yazar orani %10du, simdi bugun bilisim caginda bile kitap okuma, arastirma oranlari ortada. hal boyle olunca gelismek ilerlemek icin yapilmasi gerekenler aslinda bu kadar basitken burnumuzun dibindekini goremeyip, tersi yolda ilerlemekde israr edebiliyoruz.

streetkedisi

Olaya kendi sektörümü baz alarak bir yorum yapmak istiyorum.Bilişim sektörüne genel olarak bakacak olursak ister donanım ister yazılım tarafı olsun, temeli kendi üretimimiz olan bir şey yok elimizde.Sektörün genel durumu üretimden daha ziyade hizmet ve satışa dayanıyor.Ve satış da yurt dışında büyük hacmi olan firmaların ürünleri üzerinde gelişiyor.Dolayısı ile üretici olmadığımız sürece dışa bağımlı teknoloji hizmet sağlayanı ve takipçisi olabiliriz ancak.Üretici olmak için ne gerekiyor?Öncelikle nitelikli iş gücü çok önemli bir konu ve maalesef hala eksiklerimiz var,eğitim ve alt yapı eksikliklerinin giderilmesi lazım ve gittikçe artan iş gücü talebine yönelik doğru eğitim almış , analitik düşünebilen personel bulunması sağlanmalı bu sayede..

streetkedisi

ve sektörün mevcut koşullarının iyi olmaması sebebi ile de (özel hayatınızı bile yaşayamadığınız ve artık sektörün rutini kabul edilen çok uzun mesai saatleri,yöneticilerin teknolojik bilgisizliği ve bundan kaynaklı olarak projelere,gelişmelere duydukları isteksizlik ve güvensizlik,hemen tüm sektörlerde olan taşeronluk sisteminin olumsuzlukları vs) maalesef sektörde üretici olmak seviyesine gelemiyoruz.

ozankrky

sponsorlu içerik olduğu neden belirtilmiyo

Başlıklar

FacebookGirişimciSosyal MedyaTwitterweb
Görüş Bildir