Son Dönemlerde Adı Zulüm ve Acı İle Özdeşleşen Bir Türk Hanedanlığı: Uygurlar

-
5 dakikada okuyabilirsiniz

Uygur Türkleri, son yıllarda Çin tarafından kendilerine yapılan zulümler sebebiyle, adlarını sıkça duyduğumuz bir topluluktur. Peki bu topluluk ile tarihimiz nerede birleşmektedir? İşte bu sorunun cevabı niteliğinde, herkesin anlayarak okuyabileceği bir biçimde, Göktürklerden sonra Orta Asya'nın hakimiyetini ve mirasını devralan Uygurların tarihini ele almayı uygun gördük.

'Uygur' Adının Kökeni

Uygur adı Çin kaynaklarında 'şahin gibi hızlı dolaşan, hücum eden' manalarında kullanılmıştır. Uygur isminin, Oymak anlamına gelen Oy, veya akraba manasındaki Uy kelimesine +gur ekinin eklenmesiyle oluşmuş olabileceğini söyleyen uzmanlar da mevcuttur.

Hanedanlığın Kuruluşundan Önceki Faaliyetler

Uygurlar I.Göktürk Hakanlığı ve öncesinde, bölgedeki Türk boyları içerisinde önemli bir yere sahiptiler. I.Göktürk Hakanlığı'nın son dönemlerinde isyan eden boylar arasındaydılar. Göktürkler, Çin esaretine girdikten sonra Uygurlar bölgede pek bir faaliyet gösteremediler. Yeri geldiğinde Çin ile iyi geçindiler. 

682 yılında İlteriş Kağan önderliğinde Göktürk Hakanlığı yeniden diriltilince, Uygurlar yine Göktürklere bağlandılar. Fakat bu bağlılık bir esaret değildi. Uygurlar, diğer Türk boyları gibi Göktürk Hakanlığı içerisinde mühim bir kuvvete sahipti. Çıkarlarına ters düşen bir durum olduğunda isyan edebilirlerdi.

Göktürklerin Yıkılışı

Yeniden canlanan Göktürkler, Bilge Kağan'a kadar güçlü bir istikrar sağlamışlardı. Zira Bilge'nin kardeşi Kül Tegin de çok iyi bir savaşçı ve komutandı. Fakat önce Kül Tegin ardından Bilge Kağan'ın ölümünden sonra Göktürkler güçsüzleşmeye başladılar. Ekonomik problemler de baş göstermişti. Aynı zamanda Türk boyları Çin tarafından isyana kışkırtılıyordu.

Hal böyle iken, 742 yılında Uygurlar, 9 Oğuz boyunun, Basmılların ve Karlukların desteğini alarak 11 boydan oluşan büyük bir teşkilat oluşturarak Göktürkleri mağlup ettiler. Basmılların başında olduğu bir hanedanlık kurdular. Doğuyu  Uygurlar, batıyı Karluklar devraldı. Göktürkler kendilerine yeni hakanlar seçip tekrar güçlenmeye çalıştılarsa da 745 yılında son hakanları da Uygurlar tarafından öldürülünce, tamamen tarih sahnesinden çekildiler.

Ötüken Büyük Uygur Kağanlığı'nın Kuruluşu

Uygurların kurmuş olduğu bu üçlü birlik uzun süre barış içerisinde yaşayamadı. Uygurlar ve Karluklar müştereken Basmılları ortadan kaldırdılar. Uygurlar, 9 Oğuz boyunun desteğini aldıkları için bu koalisyondaki en güçlü ortaktı. Basmılların iktidarı yıkıldıktan sonra Kutluk Bilge Kül önderliğinde bölgede bir Uygur Kağanlığı kuruldu. Bilge Kül 747 yılına kadar yaşadı. Onun vefatından sonra yerine oğlu Bayan Çor yada Çin kaynaklarındaki adıyla Mo-Yen Çor tahta geçti.

İstikrar Ve Yükselme Devri

Bayan Çor, hükümdarlığı sırasında kağanlığı sağlam temellere oturtmak için mücadele etti. Türgişler, Kırgızlar ve arta kalan Basmılları kendine bağlamaya çalıştı. Artık Uygurlar, Karlukların üstündeydi bu sebeple onlarla da savaştı. Çin ise 751'de Talas Savaşı ile büyük bir mağlubiyete uğramıştı ve eskisi gibi güçlü değildi. Türk kökenli An-lu-şan namındaki bir komutan 756-57 yıllarında Çin'deki birtakım bölgeleri zapt ederek kendisini imparator ilan etti.

Bayan Çor ise, An-lu-şan'ın isyanına karşı Çin İmparatoru Su-tsung'u destekledi. Uygurların vermiş olduğu askeri yardımlar ile isyan bastırıldı ve Bayan Çor, bu yardımlara karşılık olarak 758 yılında Çin imparatorunun kızıyla evlendi. Bütün bunların ardından Bayan Çor  759 yılında vefat etti ve yerini oğlu Bögü aldı.

Bögü Kağan Devri

Bögü Kağan, babasının Çin ile olan siyasetini devam ettirmişti. Fakat tavırları daha sertti. Çinlileri aşağılıyordu, kendisine muhtaç olduklarının farkına varmıştı. Bögü Kağan, 762 yılında Çinlilere, Tibetliler karşısında yardım etmek amacıyla bir sefer düzenledi. Hatta bu seferde mola verildiği bir sırada, bazı Çinli kumandanları tören dansı yapmadıkları gerekçesiyle aşağılayarak dövdürttü. Çinliler, Uygur desteğine ihtiyaçları olduğu için küçük düşürülmeye ses çıkartmıyorlardı.

Manihezm'in Kabulü

762 yılındaki bu Lo-yang seferinin en mühim sonuçlarından birisi de Bögü Kağan'ın Manihezm ile tanışmasıdır. Tibetli rahiplerden bu inanışı öğrenen Kağan, buradan 4 rahibi kendi ülkesine götürdü. Bunların içerisinde en etkili olan Juei-hsi adlı rahipti. Bögü Kağan Manihezm öğretilerini benimsemişti. Amacı, halka bu dini kabul ettirerek onları yerleşik ve refah seviyesi yüksek bir hayata alıştırmaktı.

Fakat bu inanış, aynı Göktürklerin Budizm'e meyletmesi gibiydi. Uygur Kağanı, dini halkına kabul ettirmekle kalmadı, Çin içerisinde de yaymak istedi. 768 yılında Çin'de bir tapınak yaptırmak istedi. Kağan'ın bu isteği hemen kabul edildi. 769 yılında bir Çin prensesiyle evlenme isteği de yerine getirildi. Çinliler şu anda gücü elinde bulunduran Uygurların bir dediğini iki etmiyordu. 778 yılına gelindiğinde ise roller değişmişti. Çin artık güçlenmiş vaziyetteydi, Bögü Kağan bir yenilgi aldıktan sonra kızmış olacak ki Çin üzerine büyük bir sefer hazırlığına başlanmıştı. O sırada vezir Tun Baga Tarkan, bu seferin yapılmasının uygun olmadığını söylüyordu. Fakat Kağan, vezirini dinlemedi. Bunun sonucunda Tun Baga Tarkan, Bögü Kağan'ı ve onun bütün ailesini öldürerek kanlı bir ihtilal ile başa geçti.

Tun Baga Tarkan Ve Sonrası

Baga Tarkan, 779-89 yılları arasında tahtta kaldı. Adaletli bir yönetim sergiledi, Çin ile arayı düzeltmeye çalıştıysa da fazla başarılı olamadı. Kırgızları mağlup etti, Çin'de Uygurlu tüccarlara yapılan zulümleri bir nebze önledi. Ondan sonra oğlu Külüg Bilge Kağan 789-90 arasında tahtta çıktı. Daha sonra Külüg Bilge'nin oğlu Kutluk Bilge ise 790-95 arasında yönetimi ele aldı. Netice itibarıyla artık eski istikrar sağlanamıyordu.

Çöküş Süreci

Artık başa geçen kağanlar kısa süre hüküm sürmeye başlamıştı. Bazı kağanları halk kabul etmeyerek isyan ediyordu, bazıları ise Çin entrikaları sonucunda öldürülüyordu. Bütün bunlara rağmen Uygur Kağanlığı, 840 yılına kadar sürdürüldü. Bu sıralarda ise Uygurlar, Manihezm'in kurallarına itibar etmek dolayısıyla artık savaşçı özelliklerini kaybetmeye başlamışlardı. Zira Manihezm et yemeyi yasaklayan, tıpkı Budizm gibi Türklerin aktif bozkır yaşamına ters olan monoton bir hayat şekli sunuyordu.

Buna karşılık Kırgızlar, yükseliyordu, aldıkları onca mağlubiyet sonrasında tecrübe kazanmışlardı. Artık Türk boylarının yönetimini devralmaya talip olmuşlardı. 840 yılında büyük bir akınla Uygur ülkesine girerek son kağanlarını öldürdüler. Bundan sonra Uygur halkı çeşitli bölgelere göç etti. Vu-hi Tegin önderliğinde Kan-su çevresine gidenler Sarı Uygurlar diye anılır ve günümüzde halen Batı Çin çevresinde yaşamaktadırlar. Vu-hi Tegin'in kardeşi Ngonie Tegin önderliğinde Beşbalık bölgesine göç edenler ise Beşbalık veya Turfan Uygurları adıyla anılır.

YARARLANILAN ESERLER

ARAŞTIRMALAR

  • İbrahim Kafesoğlu-Türk Milli Kültürü, Ötüken Neşriyat, İstanbul 2014

  • Bahaeddin Ögel-İslamiyetten Önce Türk Kültür Tarihi Orta Asya Kaynak ve Buluntularına Göre, TTK, Ankara 2014

  •  İlber Ortaylı, Türklerin Tarihi I, Timaş Yayınları, İstanbul 2015

  • Ahmet Taşağıl-Kök Tengri'nin Çocukları, Yeditepe Yayınevi, İstanbul 2015

MAKALELER

  • Hüseyin Nihal Atsız, Türk Tarihine Bakışımız Nasıl Olmalıdır?, Çınaraltı, 24 Temmuz 1941, syf.5

  • Ziya Gökalp, Milli Tarihimiz Nereden Başlar?, Küçük Mecmua,13 Kasım 1922, syf. 12-15

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
aslan-alperen-paksoy

Değerli Anıl Göç, içeriklerinizin hepsini zevkle takip etmekteyim. Her şartta Türklüğü, Türkiye'yi küçücük beyinleriyle yerin dibine sokmaya çalışan editörlerinizin arasında müstesna bir kişilik olarak kalmışsın. Umarım hep de böyle devam edersin. İyi çalışmalar.

lxx

İçerik çok dolu dolu ama başlık biraz yanlış anlaşılmalara müsait gibi olmuş sanki.

goruncekadam

İçerik güzel olmuş yine.Ama ben hep şunu merak etmişimdir ve çoğu yerde detaylı bir anlatımı yok ;Konu yine kültür.Türkler yerleşik hayata geçerken kimden feyz aldı, kim bunu istedi ? Neden Atilla gibi Avrupa'nın içlerine kadar Galya'yı kuşatacak kadar ileri gitmedi? Ve en önemlisi bu yerleşik hayat türklerden neler kopardı? Bence islamiyet kadar çok şey kopardığını düşünüyorum.Türk toplumunun sosyo-kültürel altyapısına resmen incir ağacı dikilmiş gibi türkleri artık türk olmaktan çıkartan nedir ? Bir toplum 5 bin yılı yakın aynı yaşayış içinde iken 2 dervişin sözü ile benliğini bıraktı .Bu mekanizma nedir ?

ayna-efendi

yerleşik göçebe kavgasının günümüzdeki yansıması Kırgız-Özbek ve Kazak-Uygur anlaşmazlığıdır yerleşik hayata geçenler tarım ticaret vs ile zengin olunca diğerlerini hor görmeye başlıyor, maddi çıkarlar baskın geliyor, tek başına bir etken değil ancak etkenlerden biri budur diye düşünüyorum, 2 derviş sözünün ardında maddi etkenler olmalı

corpse-bride

güzel galerı devamını beklerız

deli-sabit

Bu siteye sizin gibi işinin ehli, oturaklı bir editör lâzımdı zaten. Devamını bekleriz güzel içeriklerin...

Başlıklar

AnkaraÇinİstanbulTarkanet
Görüş Bildir