Sinema Bir Şiir Olsaydı O, En İyi Şairlerden Biri Olurdu! Artık Ertelemeyi Bırakıp İzlemeniz Gereken 8 Andrei Tarkovsky Filmi

-

Andrey Tarkovski, Rus sineması ve hatta dünya sineması denildiğinde ilk akla gelen yönetmenlerden biri. İz Sürücü (Stalker), Ayna (Mirror) ve daha birçok unutulmaz filmin yönetmeni olan Tarkovski'nin sinemasıyla ilgili ilk akla gelen şeyler, onun güçlü sinematografisi ve kullandığı metafizik temalardır diyebiliriz.

Gelin, Tarkovski'nin mutlaka izlenmesi gereken 8 filmine hep birlikte bakalım!

1. Silindir ve Keman (1960) Katok i Skripka

IMDb: 7.5

Alexander, bir gazeteci, bir oyuncu ve bir filozoftur. Yakınlarda gerçekleşecek olan doğum gününe tüm aile bir araya gelmeye karar verir. Bu doğum günü Alexander ile oğlu arasında oldukça geniş kapsamlı bir diyaloğun başlamasına sebep olacaktır. Ancak vakit akşam olmaya başlayınca start alacak olan bir nükleer savaş bu kişisel hesaplaşmayı başka bir boyuta taşıyacaktır.

2. İvan'ın Çocukluğu (1962) Ivanovo Detstvo

IMDb: 8.1

İkinci Dünya Savaşı'nın ortasında Sovyetler'deyiz. Babası savaşta olan küçük Ivan, annesiyle birlikte yaşadığı köyün Naziler tarafından basıldığına şahit olur. Köyü talan eden Nazi askerleri, Ivan'ın annesini küçük çocuğun gözleri önünde öldürürler. Bu korkunç olaya şahitlik eden Ivan, Sovyetler Ordusu'ndan Yüzbaşı Kholin'in koruması altına alınır. İçinde yanan ateşi dinleyen Ivan ise ölümcül bir görevi üstlenerek casusluğa başlayacaktır.

3. Andrei Rublev (1969) Andrei Rublyov

IMDb: 8.2

Tarkovski’nin hem biçimsel hem de muhteva açısından en olgun filmlerinden biridir. İman ile bilgi arasındaki çatışmayı anlatması ve imanın yanında saf tutması açısından da önemlidir. 15. yüzyıl ikona ressamı Andrey Rublev’in hayatının anlatıldığı filmde hayatı hakkında pek fazla bilginin olmadığı Rublev’in “iman sarsıntısı” ve bilgi/iman çatışmasından doğan ruhsal bunalımı konu edilir. Tarkovski’nin şiirsel sinemasının en yetkin örneklerinden olan film uzun sekanslar ve planlarla bezenmiş bir yol hikayesidir..

4. Solaris (1972) Solyaris

IMDb: 8.1

Stanislaw Lem’in bilimkurgu romanından uyarladığı Solaris, Tarkovski’nin en çok sansüre uğrayan filmidir. Tarkovski bu yüzden Solaris filmini çok sevmez; ama yine de klasik bir bilimkurgu filmi olmaması Solaris’i bir adım öne çıkarır. Filmden neredeyse Hristiyanlığı anıştıran her şey çıkartılır. Bilimin yine geçmiş karşısında aciz kalması, geleneksel olanın toplumların bilinçaltını örmesi ve gelenekten kurtulmanın imkansız olması olarak okunabilir. Filmin sonunda baş karakterin babasına dönmesi, Dostoyevski’nin meşhur “baba evi” metaforuna gönderme olarak okunabilir.

5. Ayna (1975) Zerkalo

IMDb: 8.1

Tarkovsky'nin bu filminin otobiyografik özellikler taşıdığını söyleyebiliriz. Kendi çocukluğundan kalma bazı anıları ile, kırklı yaşların sonundaki bir adamın çocukluğu, annesi ve savaş ile ilgili anılarında Sovyet halkına farklı bir bakış açısı ile çocukluğun masumiyetinin savaşın dehşetine kurban gidişi anlatılıyor.

6. İz Sürücü (1979) Stalker

IMDb: 8.1

İz Sürücü, Türkiye’deki dindar sinema yazarlarının özellikle tasavvufla ilgilenenlerin tasavvufi metinlerle özellikle Mantık’ut Tayr ile ilişkilendirdikleri bir yol filmidir. Kapitalizmin güç anlayışının aksine yolu tamamlamak için zayıf olunması gerektiğini vurgular. Andrey Tarkovski kahramanlarının tamamı materyalist anlayışın aksine zayıf insanlardır. Kapitalizmin insanları güçlü olmaya çağırdığı bir çağda Tarkovski; “Maddeciliğe dayalı sıradan hayata direnen her türlü insan enerjisine hayranım. Zayıflık beni bunun için ilgilendirir,” demektedir. Tarkovski; “Hayatın yegane galibi zayıf insandır. İz Sürücü zayıflığı biricik doğru değer ve hayattaki tek umut olarak savunur,” der. Tarkovski gücü zayıflıkta görür. Kibir büyük bir günahtır. İz Sürücü’nün dilsiz ve sakat kızı ve diğer filmlerindeki çocuk karakterler zayıflığın temsili olarak varlardır; ama hepsinin doğaüstü güçleri vardır. Bu güçler zayıf olan insanoğluna Tanrı’nın bahşettiği lütuflardır. İz Sürücü çocuklar gibi çaresiz olmayı diler. Maddi dünyanın gücünü reddederek güçsüzlüğün her şey ve gücün hiçbir şey olduğunu ilan eder.

7. Nostalji (1983) Nostalghia

IMDb: 8.1

Tarkovski İtalya’da çektiği filminde maneviyata duyulan nostaljiyi anlatır. Nostalji’nin ayrıksı karakteri Domenico eski bir matematik öğretmenidir. Evinin duvarında şöyle yazar delinin: 1+1: 1. Bu matematiğin, mutlakıyetçi materyalist anlayışın Tarkovski’deki yıkılışıdır. Çünkü ona göre bir damla bir damla daha iki değil daha büyük bir damla eder. Tarkovski bu Domenico karakterini şöyle izah eder: “Acıyla yoğrulmuş aklı salt bireysel kurtuluşu peşinde değildir. Onun hedefi çağdaş uygarlığın çılgınlığı ve acımasızlığından insanlığı genel olarak kurtarmaktır.” Faydacı gerçekliğe uyum sağlayanlar Tarkovski filmlerinin karakterleri olamazlar.

8. Kurban (1986) Offret

IMDb: 8.1

Daha çok bilimin, daha çok fakirlik ve daha çok zorbalık getireceğine inanan Tarkovski’nin bu son filmi adeta yönetmenin bir manifestosu gibidir. Diğer Tarkovski filmlerinden daha “geveze” olan bu filmin açılış sekansındaki uzun vaaz adeta yönetmenin seyircisine bir deklarasyonudur. Dünyayı büyük bir yıkımdan kurtarmak için yine kendisini feda edebilecek bir çileci lazımdır tıpkı Nostalji’nin baş karakteri gibi ve Kurban’ın baş kişisi büyücü ile yatarak insanlığı kurtarır, bu fedakarlığın bedeli olarak da delirir.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın

Başlıklar

İtalyaSavaşSinema
Görüş Bildir