Sahnede ‘Sürüne Sürüne Erkek Olmak’ Üzerine

 > -

Pınar Selek’in, zorunlu askerlik üzerine sosyolojik araştırma kitabı “Sürüne Sürüne Erkek Olmak” tiyatroya uyarlandı. Tiyatro Alesta ekibi tarafından aynı adla sahnelenen oyun, zorunlu askerlik hizmeti sırasında yaşananları, doğudan tanıklıklarla aktarıyor.

Orçun Ucal’ın yönettiği oyun 9 Ocak’ta Bursa’da SanatMahal’de, 14-21 Ocak’ta İstanbul’da Kumbaracı50 sahnesinde, 29 Ocak’ta ise İstanbul Kadıköy’de Theatron’da izlenebilecek. 

2014 yılında kurulan ve “Erkek Parkı” adlı oyunlarını sergilemeye devam eden Tiyatro Alesta’nın bu yeni oyununda Nevra Ayşem Savaşçı, Mehmet Şerif Tozlu, Oğuz Gülen ve Eser Cebecioğlu rol alıyor.

"Sistemin tavanı yüksek, yatakları dar koğuşlarında olup bitenlere eğiliyoruz.”

Oyun, ekip tarafından, şu sözlerle tanıtılıyor:

“Yaşayanlar olarak zorbaların, zincirin, baskının ve dayatılan kimliklerin ağır yükünün altındaki bu dünyada nefes alıyoruz. Gözümüzü açtığımız andan itibaren toplumun üstümüze yıktığı mı, yoksa bizim korunmak için devirip, altında kaldığımız bir kimlik midir bu bilinmez. Tarih boyunca süre gelen bu sistemin bir yıkım olduğunu gören ve aktaran Pınar Selek‘in araştırmasından yola çıkarak, sistemin tavanı yüksek, yatakları dar koğuşlarında olup bitenlere eğiliyoruz."

Agos Gazetesinden Karin Karakaşlı; 11 Aralık Cuma günü Kadıköy’de gerçekleşen gösterim sonrası, ekiple ve kitabı oyuna uyarlayarak yöneten Orçun Ucal'la, yan yana geldi. İşte röportajdan kısa notlar:

"Türkiye’de erkek olmanın zorlukları aslında tiyatroda çok da fazla işlenmiyor"

-Kitaptaki bütün diyalogları üç karakterde toplayan Orçun Ucal’a, sürecin başlangıcı sorulduğunda;

“Bu kitabı ilk okuduğumda, kafamda fotoğraflar belirdi. Acaba oyuna dönüştürmeyi başarabilir miyim derken, hocam dramaturg Handan Salta’nın yoğun teşvikiyle karşılaştım. Pınar Selek’le iletişime geçtim. Bana ilk söylediği şey, bu fikirden çok heyecanlandığı oldu. “Bekliyorum” demesinden yaklaşık sekiz ay sonra, metni ona yolladım. Çok duygusal bir süreç oldu. Ardından ekip olarak kitabı birlikte okumaya giriştik ve zamanla metin üzerinden gitmeye başladık. Türkiye’de erkek olmanın zorlukları aslında tiyatroda çok da fazla işlenmiyor. Bu kitap, tam bunun için yapılmış bir araştırmaydı; ben de buna bir bakalım deyip riske girmek istedim.”

"Eğlenerek geçtiğimiz şeylerdi askerlik hikâyeleri"

-Oyunda eşcinsel bir gencin askerlik sürecini canlandıran Mehmet Şerif Tozlu da kitapla kurduğu bağı şöyle anlatıyor:

 “Sürekli duyduğumuz, eğlenerek geçtiğimiz şeylerdi askerlik hikâyeleri. İlk kez bu kitapta aktarılan hikâyelerin gerçekliği ile karşılaştım. Çevremizde anlatılan hikâyeler böyle değildi. Orçun bu fikirle gelince, niye olmasın diye düşündük. Zamanla karakterler oluşmaya başladı ve onlar bütün bu yaşadıklarını anlattıysa, oyunlaştırılması da gerek diye düşündük.”

"Erkeklik otoritesi erkekliği eziyor"

-Oğuz Gülen ise canlandırdığı milliyetçi gençle serüvenini anlatıyor:

“Arkadaşlar arasında en şanslısı benim, askerlik yaptığım için. Deneyim şansı diyelim… Canlandırdığım karakteri, karşıma alıp konuştum. Benimki biraz milliyetçi bir tip. Bu çocuk nasıl bu hale geldi diye sordum. Sonuçta hepimiz o coğrafyalardan geçtik. Onun özelinde aile baskısı ve muhafazakârlık kısmını içselleştirip ‘askerlik duruşunu’ kavramaya çalıştım. Çok isteyerek gittiği, evlenmek için önkoşul olarak gördüğü askerlikte anlamsızlığın farkına vardığı ânı yakaladım. Adam, oraya hesapta erkek olmaya gidiyor. Ama yine tam da orada, başka bir erkeklik otoritesi tarafından erkekliği eziliyor ve buruş buruş mosmor bir psikolojiyle kışladan çıkıp eve döndüğünde erkek oluyor!"

"İçimizdeki hayvanın ortaya çıktığı an"

-Oyunun başında oğlu sünnet olan ve askerliğini yapan oğlu için ‘Şimdi erkek oldu’ diye sevinen anneyi canlandıran dramaturg Nevra Ayşem Savaşçı şunları aktarıyor:

“Erkin dilini en çok sorgulayan eşcinsel karakter ve dili devam ettiren askeriye ile karşıtlık oluşturan en belirgin karakter de o olduğundan, bu noktada biraz daha öne çıktı. Örneğin, milliyetçi karakter, iş bulmak için, evlenebilmek için askerliğini tamamlaması gerektiğini düşünüyor. Bunlar cebimizde olan hikâyeler… Eşcinsel karakterin verdiği duygu, bu nedenle çok fazla. Açık kimliğiyle ortaya koyuyor kendini. Ve biliriz ki, hep ben buyum denen suçlanır…”

Tiyatro Alesta - Sürüne Sürüne Erkek Olmak / Teaser

Tiyatro Alesta’nın büyüsü, tam da burada saklı. İzleyenlere dokunuyor, onlarla temasa geçip, söylenenleri de kendi oyun süreçlerinin parçası kılıyorlar.

Karin Karakaşlı'nın Agos gazetesi için gerçekleştirdiği röportajının tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

OnedioKültür Servisi & Agos

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

BursaEşcinselİstanbulKitapTiyatroonediooyun
Görüş Bildir