Kocasından Şiddet Gördükten Sonra Avukat Olan Mülteci Kadının Kimsesizler Mezarlığına Uzanan Hikayesi

-

Haberler ne kadar sıradan artık değil mii? Her gün bir kıyıda batan mülteci botlarının haberlerine alıştığınızı fark ettiniz mi? O botta bulunan insanların da bir hayat hikayesi olduğunu hiç düşündünüz mü? Souad Saleh Farran da işte o hikayesi olan hikayesiz insanlardan sadece biri. Bir kadın, bir anne, bir mülteci...

Burası İzmir Doğançay kimsesizler mezarlığı. Kimseleri olmadığı için değil, kimlikleri olmadığı için burada yatan 146 mülteci var. Tıpkı 412 numaralı adada yatan "kimsesiz kadın" gibi.

Bu kadının adı Souad Salah Farran. Yukarıdaki 412 numaralı adada bulunan 42179 mezarın sahibi. Tahmin edebileceğiniz gibi onun hikayesi de Suriye'de başlıyor...

Souad henüz bebekken gerçekleşen İsrail-Suriye savaşında asker olan babasını kaybetmiş ve akrabalarının yanında büyümek zorunda kalmış. 18 yaşında da evlenmiş ve dört çocuk sahibi olmuş.

Ancak evliliği, hayal ettiği mutlu bir yuvaya hiç dönüşememiş. Kocasından sürekli şiddet görmüş, hırpalanmış, ezilmiş...

Bu şiddete daha fazla dayanamayan Souad, dört çocuğunu da yanına alıp kocasından boşanmış. Yakınlarının anlattığına göre de hem çocukken hayalini kurduğu için hem de eşinden şiddet gördüğü için hukuk fakültesini bitirip avukat olmuş. Dört çocukla, yapayalnızken!

Ülkesinde 40 yaşında başarılı bir avukatken, üstelik hayatını yeniden inşa etmişken bir anda iç karışıklıklar baş göstermiş. 20 yaşındaki oğlunu tıpkı babası gibi savaşta kaybetmemek için Türkiye üzerinden Almanya'ya göndermiş ve iltica işlemlerini başlatmış.

Oğlunun ardından kendisi de umut yolculuğuna başlamak üzere Türkiye'ye gelmiş. Önce İstanbul'a, oradan da Dikili'ye geçeceğini, aynı gece de Midilli Adası'na açılacaklarını akrabalarına WhatsApp üzerinden haber vermiş.

Fakat işte gidiş o gidiş... Dalga boyunun çok yüksek olduğunu söyleyen ve bota binmek istemeyen mülteciler, silahlı umut tacirlerinin tehditleri ile zorla bota bindirilmişler.

Batan bottan sağ kurtulanlar, o gece göz göre göre ölüme gittiklerini anlatıyorlar. Bu umuttan geriye kalansa azgın dalgaların sahile bıraktığı 31 can...

Yakınlarına "İstanbul'dan Dikiliye geçiyorum, her şey yolunda" diye otobüsten gönderdiği son fotoğrafı bu Souad'ın. Yüzündeki gülümseme bile tedirginlikten tam değil üstelik...

Şimdi o mezarlığın sahibi ise belirsiz değil. Orada kocasından şiddet görmüş, dört çocukla hukuk fakültesini bitirip başarılı bir avukat olmuş, savaş yüzünden memleketinden kaçmış Souad Salah Farran yatıyor.

Savaşların suçlusu ülkesinde kendi halinde yaşayan vatandaşlar değildir. Politikacılar ve hırs üzerine kurulmuş sistem, savaş söz konusu olduğunda kimsenin gözünün yaşına bakmaz. Savaş kötüdür, insanlar değil!

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
Gizli Kullanıcı

interstellar film müziği açıktı...Üzüldüm çünkü kocaman evrende küçücük dünyadayız ve bazıları çok masum şeyler için yaşamını yitirmekte, aslında en temel hakkı; sadece yaşamak...

amd

Savaşların suçlusu ülkesinde kendi halinde yaşayan vatandaşlar değildir. Politikacılar ve hırs üzerine kurulmuş sistem, savaş söz konusu olduğunda kimsenin gözünün yaşına bakmaz. Savaş kötüdür, insanlar değil! Bu söz çok doğru.

cem-karaman

bu içeriğe kalp ve gülücük atan eşşoleşekler tespit edilip sahil güvenlikte k9 olarak işe başlatılmalı...

silent_angel

K9'lar bu kadar şerefsiz değildir. Lütfen K9'ları aşağılamayalım.

arslanoglu_27

hukuki boyutta da bu cezai işlem yani kaçakçı gitmek. ne gerek vardı ki.

dandanakan

Ne hayatlar var.

Görüş Bildir