Görüş Bildir

Kapısı Yendi, Duvarları Kazındı... Gözümüzün Önünde Yok Edilen Ayasofya'nın Son Hali

Anasayfa
 > Gündem

Camiye çevrilmesinin ardından maruz kaldığı tahribatlarla gündeme gelen Ayasofya'daki son durum hiç de iç açıcı görünmüyor. 

Kapasitenin çok üzerinde ziyaretçiye izin verilmesi ve denetim eksikliğinin 1500 yıllık yapıyı yok edeceği belirtiliyor. 

Ayasofya'da 'kültürel miras cinayeti' işlendiğini söyleyenlere göre dünyanın bu eşsiz yapısı 2050'yi bile göremeden tarih olacak...

Gerçek Gündem'den Filiz Gazi, son dönemde ziyaretçiler tarafından kapısı kemirilen ve duvarları kazınan Ayasofya'yı gezerek izlenimlerini aktardı. Gazi, karşılaştığı manzaraları da fotoğraflayarak Ayasofya'daki son durumu şu sözlerle anlattı:

"İnanması zor, burası bir zamanlar müzeydi"

"İnanması zor, burası bir zamanlar müzeydi"

Egemenlerin ideolojisine göre kiliseden camiye, camiden müzeye ve son olarak müzeden camiye çevrilen yapının girişindeyim. İğne atsan yere düşmez bir insan seli kuyruk olmuş. X-ray cihazlarını geçtikten sonra başı açık kadınlar için örtülerin satıldığı yere yöneliyorum. Dokusu peçete gibi olan baş örtü 10 Lira. Görevli, ek olarak yağmurluğa benzer kıyafeti alıp almayacağımı soruyor. O da peçete gibi… Fiyatı 30 Lira. Hırkam var diyorum.

Cuma namazı saati. Kadınların olduğu girişte, iki kadın görevli bıkmış vaziyette içerisinin dolduğunu söylüyor, defalarca: “Bayanlar, içerisi full dolu, gerçekten çıkanlar yer bulamadığı için çıkıyor.” Ayakkabıların çıkarıldığı yerde yalınayak kadınlar bekleşiyor. Yara yara içeriye girmeye çalışanlar var ama yok mümkün değil, benim için en azından.

Şerit çekilmiş, “girilmez” tabelasının olduğu yere seccadeler seriliyor. Geri kalan hemen herkes telefonlara sarılmış. Hemen her dilden görüntülü konuşanlar, selfie çekenler, kıyıda köşede çömelenler, koşuşturan çocuklar… İnanması zor burası bir zamanlar müzeydi.

"Konuştuğum her güvenlik görevlisinin canı burnunda"

"Konuştuğum her güvenlik görevlisinin canı burnunda"
"Konuştuğum her güvenlik görevlisinin canı burnunda"

Namaz saati geçene kadar bahçede oyalanıyorum. Bir güvenlik görevlisi tarihi sütunların üzerinde oturan bir kadını uyarıyor. Dışarıda da durum aynı. Her yere şeritler çekilmiş. Konuştuğum her güvenlik görevlisinin canı burnunda. Sohbet tutturmak için her gün böyle mi diye sorduğumda kadın görevli “Ahhh ahhh” diye yanıt veriyor: “Her gün böyle, her gün.” Kısa bir sessizlikten sonra öbür güvenlik görevlisi sözleri tamamlıyor: “Parayla girilirdi buraya, seçkin insanlar gelirdi. Şimdi Sultanahmet’e her gelen burada” diyor. “Seçkin insanlar” lafını buraya yazmalı mıyım, yazmamalı mıyım emin değilim. İbadet etmeye ya da sadece meraktan gelen insanları kategorik olarak bir yere sille itmek istemediğimden.

"Korkunç bir yönetim var"

"Korkunç bir yönetim var"

Başka bir güvenlik görevlisinin yanına gidiyorum. “Maalesef.. Korkunç bir yönetim var. Buranın kapasitesi atıyorum günde 5 bin olur. Bir sayı belirlenir. Yönetim keşke bilse, görse… Burası ülkemdeki tarihi bir yapı mı? Yapı. Korunmasını isterim. Dini açıdan buranın kime ait olduğu önemli değil. Burası ülkemizde bir yer. Bitti. Görüyorsunuz. Ortam bu… Bilinçli insan sayısı çok az. Bakın görüyorsunuz… Yok anlamıyorlar…” Dedim ya, herkesin canı burnunda.

"Ayakkabılar tarihi sütunların üstüne dizilmiş"

"Ayakkabılar tarihi sütunların üstüne dizilmiş"

Cuma namazından sonra içeriye girebiliyorum. Önce daire çizerek yürüyorum. Duvarlardan parçalar koparıldığı için burada da çoğu yere şeritler çekilmiş. Boş su plastikleri her yerde. Ayakkabılar tarihi sütunların üstüne dizilmiş. __Kuytu köşelere sandalye, temizlik malzemeleri, yangın söndürme tüpü istif edilmiş.

"Üst üste yığılmış sandalyeler, masalar, karton kutular…"

"Üst üste yığılmış sandalyeler, masalar, karton kutular…"
"Üst üste yığılmış sandalyeler, masalar, karton kutular…"

Bir başka kuytu yerde üzerinde “İstanbul Recep Tayyip Erdoğan Anadolu İmam Hatip Lisesi” kürsüsü duruyor. Etrafında içi dolu poşetler, üst üste yığılmış sandalyeler, masalar, karton kutular… Bir zamanların müzesinin kilere dönüştürüleceğini kim tahmin bilebilirdi. İçerde de herkesin elinde telefon. Yatar vaziyet telefonla konuşanlar bile var. Dev ahizelerin altındaki her adımıma hiçbir şekilde müdahale edemeyeceğiniz, olağanmış gibi karşılanan bir kötülük yayılmış. Kötü bir ahenkle, geri dönüşü olmayan tahribat el birliğiyle yapılıyor.

"Namaza mı geliyorlar nereye belli değil…"

"Namaza mı geliyorlar nereye belli değil…"

Tam bu kaosun ortasında, kalabalık çekilmeye başlamışken plastik su şişelerini, yere atılmış maskeleri, yiyecek ambalajlarını toplayan görevliye gidiyor gözüm. “Kolay gelsin, bu nasıl iş!” lafımı bitirmeden hem yanıt veriyor hem işine devam ediyor: “İnsan değil bunlar. Namaza mı geliyorlar nereye belli değil…” Böyle bir yapının içinde çöp toplayan görevlinin arkasından yürümek her açıdan tuhaf.

"Ayasofya'da kültürel miras cinayeti işleniyor" 📹

Ayasofya'daki tahribatları sık sık gündeme taşıyan Sanat Tarihi Derneği (STD) Yönetim Kurulu Başkanı Şerif Yaşar, BirGün TV'ye yaptığı değerlendirmede, müze statüsünde iken Ayasofya'da bir bilim kurulu bulunduğunu ancak camiye çevrildikten sonra bunun ortadan kaldırıldığını söyledi.

Yaşar, bu kurulun son toplantısında '20 kişiden fazla ziyaretçinin aynı anda içeriye alınmaması' yönünde bir kararı ele aldığını belirterek 'Bugün binlerce kişi aynı anda içerde'' dedi.

Ayasofya'da 'kültürel miras cinayeti' işlendiğini söyleyen Yaşar, 'Böyle devam ederse Ayasofya 2050'yi görmeden yerle bir olur' dedi.

Ayrıca bakınız 👇

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
103
66
35
14
9
8
5
ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?